Düşman topraklarımıza bastığı günden beri içim yanıyor!

Cephane Kolları’nı ahalinin vasıtaları teşkil etmişti; bunlar esas itibariyle kağnılardır. Kağnıların ekserisi köy kadınları ve on-onbeş yaşındaki çocuklar tarafından idare olunuyordu. Bu, hakikaten asil ve ulvi bir manzaraydı. Uzun yürüyüşlerde gece ayaz, kar, yağmur altında meşakkat ve acının en fazlasını çekmiş olan bu aziz vatandaşlarımız köylülerdi. Bunların içerisinde şiddetli soğuktan yolda ölenler de olmuştu. Kütahya […]

Hattiler, Hititler ve Güneş Kursu

Ankara Belediye Başkanı Vedat Dalokay’ın başkentin Sıhhiye meydanında diktirmekte olduğu “gümüş kursu” çeşitli yorumların yapılmasına yol açtı. Bu konuda birbirine ters düşen bazı demeçler ve bunların yanı sıra büsbütün ayrı anlam taşıyan eleştirirler konuya güncel bir nitelik kazandırdı. Tartışmalara bir uzmanın katılmasında ve soruna bir arkeolog ve tarihçi olarak yaklaşmasında yarar olduğu düşüncesindeyim. Söz konusu […]

Selçuklular ve ataları

Selçuklular, eski dönemlerde Kazakistan steplerinde yaşamışlardı. Türkmenlerin bu dönemdeki hakimine yağba (yabgu) derlerdi. Yabgu, İslam yurduna askeri bir saldırı düzenlemişti. Selçuk’un atası Tokak ona karşı çıktı ve gitmemesini teklif etti. Ama yabgu kendi düşüncesini değiştirmeyince Tokak ona karşı güç kullanmak zorunda kaldı. Yabgu, Tokak’ı yaraladı. Tokak onun oğlunun yüzüne güçlü bir şekilde vurmuştu. Yabgu bundan […]

Buhara ve Kazan

Kazanlı tanınmış ıslahatçı, din adamı ve tarihçi şihab al – Din Mercanı (1818-1889)’nin Mustafad al-Ahbar fi Ahval Qazan ve Bulgar adlı eseri, Kazan Türkleri için ilk tarih eseri olduğu kadar, 18-19. yüzyıllarda Orta-Asya tarihi için çok önemli kaynaklardan biridir. Bu eserde dikkati çeken noktalardan biri, Bilad-i Bulgar yani Kazan ili ile Buhara arasındaki sıkı kültürel […]