Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 21 Haziran 2016 - 13:00
Son Düzenlenme Tarihi 23 Mart 2017 - 14:47
ZİYA GÖKALP, "TURANCILIKTAN TÜRKÇÜLÜĞE"

ZİYA GÖKALP, "TURANCILIKTAN TÜRKÇÜLÜĞE"

Gökalp’in Türkçülük, İslam ve muasırlaşma (medeniyet) sorunu etrafında geliştirdiği çözümlemeler günümüzde süregelen tartışmaların tarihsel arka planına ışık tutar niteliktedir. Gökalp’in fikirleri Turancılıktan Türkçülüğe evrildiğinde, ortak dil, din, kültür, geçmiş ve gelecek temaları öne çıkmış, dilde ve dinde birlik esasına dayanan ulusal kültür kavramı ise geliştirdiği Türkçülük anlayışının merkezine taşınmıştır. Gökalp, o dönemde etkili olan Pantürkçülük (Turan), (Pan)Osmanlıcılık (imparatorluk) ve Panislamcılık (ümmet) ideolojilerini bu anlayış çerçevesinde reddetmektedir. Sözü geçen ideolojiler geniş kapsamlıdır ve ona göre, zamanın gerçeklerine uymamaktadır. Aynı zamanda bu üç ideolojinin sınırlarının ve birleştirici öğelerinin net olmaması, vatan kavramının gelişmesini engelleyen bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Gökalp’e göre Türkiye’nin ulusal kültürüne sahip çıkarak Batı medeniyeti içinde yer alması mümkündür.

1920’lerde Batı merkezli dünya görüşüne alternatif olarak geliştiği düşünülen Pantürkçülük ve Turancılık tartışmaları Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra farklı bir eksende tekrar gündeme gelmiştir. Yine 1920’lerde ilk defa Rusya göçmenleri tarafından dile getirilen, 1930’ların sonlarında unutulan; fakat Sovyetler Birliği’nin son on yıllık döneminde Lev Gumilev141 tarafından yeniden canlandırılan Avrasyacılık akımı, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, eski Sovyetler Birliği’ni oluşturan ülkelerin aydınları tarafından yeni bir jeopolitik söyleme dönüştürülmüştür.142 Yeni bir siyasi hareket olarak değerlendirilen Avrasyacılık, Türkiye’de “Kemalist Avrasyacılık” olarak adlandırılmaktadır. Her ne kadar Türkiye’nin resmî dış politikası statüsünde olmasa da Türk iş dünyasında giderek daha çok yandaş bulmuştur. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile Türkiye Türkleri ve Sovyetler Birliği sonrasında kurulan Cumhuriyetler arasında ekonomik ve kültürel iş birliği temelinde doğrudan temaslar kurulmuştur. Bu gelişme Avrasyacılığın yeniden gündeme gelmesi olarak değerlendirilse de, Pantürkçülüğün yeniden canlanması olarak yorumlayanlar da bulunmaktadır. Azerbaycan’da ve Tatarlar arasında bu eğilim Türkiye’de olduğundan daha kuvvetlidir. Büyük Türk Dünyası fikri etrafında Türk kökenli tüm grupların siyasi, kültürel ve ekonomik birliğini savunan geniş ve etkili çevreler bulunmaktadır. Yeniden biçimlenmekte olan Türklük üst kimliği, Ziya Gökalp’in zamanında savunduklarını doğrular niteliktedir. Dış Türklerle etkileşim hâlinde olan Gökalp, ümmet topluluğunun birleştirici, manevî bağı olan din yerine (ortak) Türk kültürü değerlerini koyarak, ümmet topluluğu algısından Turan topluluğu algısına (sosyo-kültürel birlik anlamında) geçişi sağlamıştır. Bugün, esas ilişki boyutunu enerji oluştursa bile, ticari, ekonomik ve askerî iş birliği olarak ifade bulan ve bölgedeki güçlü aktörlere karşı bir kalkan olarak kullanılan Büyük Türk Dünyası ideali, Turan fikrinin ortaya çıktığı dönemin koşullarında geliştirilmeye çalışılan pragmatik çözüm arayışlarına da ışık tutmaktadır.

KAYNAK:

Ceylan TOKLUOĞLU

Doç. Dr., Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+1
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.