Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 05 Eylül 2017 - 19:32
Son Düzenlenme Tarihi 05 Eylül 2017 - 19:32
YASSI TAŞLI MEZARLAR KÜLTÜRÜ

YASSI TAŞLI MEZARLAR KÜLTÜRÜ

EMEL ESİN

Ötüken dağlarında, Selerîğe ile-Orkun ırmakları ve Baykal gölü kıyı­larında, M.Ö. ki yüzyıllarda, modern arkeologların «Yassı taşlı mezarlar kültürü» adını verdiği önemli bir kültürün merkezi idi. Mîlâddan önce VI. yüzyılda başladığı sanılan bir kültür, kırmızımtrak granit kayalardan yassı şekilde kesilmiş taşlar ile kaplı, Doğu-batı yönlü mezarlar ile teba­rüz ediyordu. Târihî kaydlara göre, bu bölgenin (kadîm «Ti»’lerden sa­yılan Basmil Türkleri ile), Uygurların ve başka Türklerin ataları olan Kuzeyli «Ting-ling» boylarının, Mîlâddan önce yaşadığı mıntıka olduğunu,
Dikov, Goxman ve Okladnikov kayd etmişlerdi. Pruşek ise, son yıl­larda yapılan kazılara işâret ile, «Yassı taşlı mezarlar» kültürünün, Mîlâd­dan önceki III. yüzyıldan önce, çok geniş bir sâhâya, Batıda Karasuk-Tagar kültürü ve Yumar (Ob) ırmağı bölgesine kadar, Doğuda, bugünki Mançurya. (eski Tunguz ili)’ya, Çin duvarını kuzeyine (bugünki Jehol ve Sui-yuan bölgeleri), Ordos’a ve hatta bugünki Sse-ch’uan’a kadar uzan­dığına dikkati çeker. O halde, «Yassı-taşlı mezarlar» kültürünün güney sınırı, «Ting-ling» lerin Doğu kolunun ve onların ataları sayılan «Ti» lerin iline varıyordu. Pruşek’e göre bu keyfiyet; Karasuk-Tagar kültüründe görülen Çin tesirlerini izâh etmekdedir. Çin sınırındaki «Ti» ve Doğulu «Ting-ling» illerinden başlayan ve Kuzeyli «Tirig-ling» illeri üzerinden geçen göçmenler, Karasuk-Tagar kültürünün kurucuları olmuşdu. Nite­kim, «Yassı-taşlı mezarlar» kültüründen çıkan eşyâ, yukarıda çizilen sı­nırlar' içindeki kültürlere ve Tagar kültürüne çok yakın bir tarzda idi. Burada da' silahlar, «kırîgırak»’lar; renkli boncuklar ile murassa altın süs eşyâsı, ve zoomorfik motifler görülüyordu. Bu illerde de güneşe tapıldığı anlaşılmaktadır. Güneş şeklinde hâlesi olan tunç maskeler (lev. XIV d) ve güneş piktogramı bulunan «geyikli taşlar» (lev. X IV /c) ,• bura­da da mevcûddu. Bu «geyikli taşlar»’da da, güneş, ok, yay ve «kınğırak» tasvirleri bulunuyor ve bunların alp mezarları olduğu anlaşılıyordu (lev. X I V /c ). Bütün İç Asyada yaygın ve kam tasviri sanılan boynuzlu mas­keler burada da bulunuyor ve aynı uslûbda, kuzeyde 60°-65°K - 120-124°D mıntıkasındaki, bugünki Yakut Türklerinin buzlu vatanına kadar yayılı­ yordu (Yakutların, Baykal bölgesindeki Kagnılı Türk boylarından, Kök-
Türk metinlerinde adı Kurıkan diye geçenlerden indikleri sanılır). Kuzeyli «Ting-ling» boylarına âid sayıian «Yassı taşlı mezarlar» kültürünün, yine «Ting-ling»’lere atfedilen erken Altay kültürü ile de bağları olabilecek Yassı Taşlar, kültürünü vücûdş. getirenlerin, mongoloid milletlerin merkezine yakın bulunmak dolayısı ile, Altay çevresine nisbeten, Mongoloidler ile karışık oldukları, hem anthropoloji araştırmalarından, hem de yukarıda sözü geçen tunç levhadan (lev. X IV b) anlaşılır. Küçük boy­da bir ata binmiş bir kişi, çıkık elmacık kemikleri ile, Mongoloidleri, fakat uzun sakallı ile Eurepoidleri hatırlatır. Bu tunç levhada, Kuşân (lev. XIX d), Tabgaç (lev .,X X V I a) ve Kök-Türk (lev. XLVÜ a) beylerinin giydiği tarzda, dize kadar inen ve devrik yakalı bir kaftan dikkati çeker.

Maden işçiliğinde de, Yassı Taşlar kültürüne mensûb olanlar, Çinin tunç dökme tekniğinin inceliklerini öğrenmiş bulunuyor ve Türkçe «köçürme oçok» (taşınır ocak) adı verilen tarzda, çince li denen, üç ayaklı toprak çömlekler ile çince ting ve Türkçe «küzeç» denen, yine üç ayaklı, tunç kazanlar kullanıyorlar idi. Çin kaydlarına göre, M.Ö. 209’da Doğu Hunlarının aldığı «Hun-nu» (Orkun veya Selerîğe) bölgesi «Yassı Taşlar» kültürü çevresi idi. Yassı Taşlar kültürünün Hun devletine ilhâkdan sonra da, aynı veçheyi koru­duğu ve Doğu Hun kültürünün fazla bir yenilik getirmediği, Okladnikov ve Rudenko tarafından, arkeolojik araştırmalara dayanarak tesbît edilmişdir. Hatta Doğu Hun istilâsından sonra, «Yassı Taşlar» kültürünün, Doğu Hunlarından kaçan bir boy tarafından, Baykal ötesine yayıldığını
ileride anlatacağız. Bu sebebden, Doğu Hunlarına atfedilen bu bölgedeki mezarlarda da, «Ting-ling» ler ve akrabâ boyların kültür kalıntıları aran­maktadır. Bugünki Mogolistanm başkenti olan Ulan-bator’ın 100 km kadar kuzeyinde, 48°K, 106°D çevresindeki Noyn-ula mezarlarını Ruden­ko Doğu Hunlarma âid sanmakta, fakat mezarda bulunan kırmızı ile sarı saçları Kırgızlara atf etmektedir (Kırgızlar «Ting-ling» boyları ile be­ raber yaşıyorlardı ve Kök-Türk devrinden Çin kaynaklarına göre, sarışın idiler). Rudenko, belki «Ting-ling» lerin ataları «Ti» leriri M.Ö. VHI: yüz­
yılda deri göğüslük ve M.Ö. HI. yüzyılda demir zırh" giydiği ve «Ting-ling» lerin, tahtadan kolçak ve butluk gibi zırh parçaları kullandıklarını ha­tırlayarak, Doğu Hunlarının onlardan zırh kullanmağı öğrenmiş olması ihtimâli üzerinde durmaktadır. Nitekim, biz de, yukarıda (1/2. bölümde), Noyn-ula’da bulunan kurt başlı ve tös şeklinde bayrak kalıntılarının (lev. X V m / c ) , Doğu Hünlarm değil, totem’i kurt olan «Ti’ie-le» boylarına âid olması imkânından söz etmişdik. Esik, Altun-yış ve Ordos sanatlarının başlıca konularından biri olan, geyik avlayan yırtıcı kuş motifi için de,
aynı mülâhaza, geçerli olabilir. Bu motif, Noyn-ula’da, Altun-yış’da, ve Uygurların ecdâdı Kuzeyli «Ting-ling» boylarına atfedilen «Yassı-taşlar»ıri üzerindekine (lev. X IV /c), pek benzer şekilde tasvir edilmişdi. Söz konusu bölgede, Kök-Türk devri başlayıncaya kadar, Kagnılı boyların hâkim kaldığı, 357 yılı ve VI. yüzyıldan Çin kaydlarından bilinmektedir. Milâdî 357’de «Ting-ling» 1er ve «T ’ie-le» 1er, Çin şeddinin kuzeyinde,beraber yaşamakda idiler. Altıncı yüzyılda ise, Orkun bölgesinde bulunu­yorlardı.

EMEL ESİN, İSLÂMİYETTEN ÖNCEKİ TÜRK KÜLTÜR TÂRİHİ VE İSLÂMA GİRİŞ (TÜRK KÜLTÜRÜ EL-KİTAB I, II, CİLD l/b ’ DEN AYRI BASIM, EDEBİYAT FAKÜLTESİ MATBAASI İSTANBUL 1978, S. 31-33

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+1
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.