Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 13 Kasım 2016 - 15:00
Son Düzenlenme Tarihi 03 Ocak 2019 - 21:52
TÜRKİYE’DE FOLKLOR ÇALIŞMALARI VE MİLLİYETÇİLİK

TÜRKİYE’DE FOLKLOR ÇALIŞMALARI VE MİLLİYETÇİLİK

İlhan Başgöz (1972).“Folklore Studies and Nationalism in Turkey”, Indiana University Press, Journal of the Folklore Institute, Vol. 9, No. 2/3 (Aug. - Dec., 1972), pp. 162-176
Çev. Serdar UĞURLU, Dr., Sakarya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı.

Türkiye'de folklora olan ilk ilgi, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında halkın çoğunluğu tarafından anlaşılabilecek bir milli dilin oluşturulması ihtiyacı hissedildiğinde başladı. Osmanlı entellektüelleri, aydınları ve özellikle de yazarları tarafından kullanılan dil, Arapça ile Farsça'nın gramer kurallarından ve kelime hazinelerinden oluşmakta idi. Bu hâkimiyet, inançların ve eğitim sistemlerinin katılımları ile öyle bir seviyeye ulaşmıştı ki Osmanlı halkı kanun dilini, resmi yazışma dilini ve edebiyat dilini anlamıyordu. Osmanlı entellektüelleri ve yazarları aşkın hoşnutlukları ile şarabın methiyeleri ve sitayişleri ile sarayı mutlu etmeye devam ettiklerinden bu iletişim kopukluğundan etkilenmediler.

1839'da ilan edilen Tanzimat reformları Osmanlı edebiyatında fonksiyonel bir değişimi başlattı. Özellikle Fransa başta olmak üzere, Batı ile sıkı ilişkiler içerisinde olan ve Avrupa'nın ekonomik, sosyal ve eğitim kurumlarını arzu eden, örnek alan yeni nesil Osmanlı yazarları, çok geçmeden bu kurumların gelişmesinde edebiyatın önemli bir rol oynadığını fark ettiler. Onlar Türkiye'ye geri döndüler ve geçmişte Osmanlı'da bilinmeyen ve topluma bir mesaj aktaran dergileri,
oyunları, kısa hikâyeleri ve romanları topluma tanıtarak, bu Batı modellerini takip ettiler. Yeni nesil yazarlar sosyal ve politik değişimleri gerçekleştirmek maksadıyla bu yeni türleri kullanarak insanları aydınlatmayı umdular. Ancak buna rağmen insanları edebiyat yolu ile etkilemede sınırlı bir başarıya ulaştılar çünkü yazdıklarının dilini anlayabilen sadece küçük bir kitle vardı.

Böylece dili ve dil eğitimi faaliyetlerini reforme etme ihtiyacı 1860'larda bu zeminde ortaya çıkmıştır. Ahmet Midhat Efendi (1884-1913) problemi şu şekilde ortaya koymuştur:

“Edebiyat dilimiz bir milli dil değildir. Arapça, Farsça ya da Türkçe de değildir. Edebiyatımızın başyapıtları bir Arap ya da Farslı tarafından anlaşılamamaktadır. Biz de bu edebiyatın bizim edebiyatımız olduğunu iddia edemiyoruz çünkü bu edebiyatı biz de anlamıyoruz. Biz, bir dil olmaksızın bir millet olabilir miyiz? Hayır, çünkü halkımız kendi anladığı bir dile sahip. O zaman edebiyat dilimiz ile onlarınkini yer değiştirelim ve o dilin dışında bir milli dil yaratalım”

MAKALENİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN: TÜRKİYE’DE FOLKLOR ÇALIŞMALARI VE MİLLİYETÇİLİK

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+17
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.