Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 12 Mayıs 2015 - 10:43
Son Düzenlenme Tarihi 29 Nisan 2016 - 15:11
Türk Tiyatrosu'nun Kut -Törensel  Kaynakları ve Köylü Tiyatrosu

Türk Tiyatrosu'nun Kut -Törensel Kaynakları ve Köylü Tiyatrosu

Bugün hala Türkiye' de eski çağlardan beri yapılan törenler, büyüler, oyunlar görülmektedir. Tarımla, hayvancılıkla geçinen köylü yaptığı büyüleri, törenleri oyunları şöyle açıklamakta.

  • "Oyun yaparız"

  • "Oyun çıkarırız"

  • "Bir adet yaparız"

  • "Dedelerimizden böyle gördük böyle yaparız" diyor.

Amacı için ise:

  • Bereket olsun

  • Şenlik olsun

  • Geleneğimiz bu bizim dedelerimizden böyle gördük.

  • Güneşi karşılarız.

  • Yağmur için

  • Kuzular dişi olsun, ikiz olsun diye

  • Ot bereket bololsun, vatana millete zeval gelmesin

  • Bahar geliyor, ot, yeşil oluyor

  • Kulağımızın pası gidiyor.

Bugün sanatı tanımlarken sanatın öğretici-eğitici ve eğlendirici işlevinden yola çıkar, yaşamı kolaylaştırıcı ve güzelleştirici yanlarını önde tutmak istiyoruz. İlk insandan günümüze kadar gelişen çizgi içinde, sanatın yadsınamayan ortak özelliklerini belirlerken sanatın vazgeçilemez oluşunu, insan yaşamı için zorunlu oluşunu, bugün de Anadolu köylüsünün bin yıllık geleneğinde bulabiliyoruz. Bu açıdan, yani, yaşamı güzelleştirici ve kolaylaştırıcı yanından bakıldığında köylümüzün 'oyun çıkarma', 'oyun yapma' nedenlerine bir kez daha bakabiliriz:

1- Hayvancılıkla geçinen yörelerde koyunların koçlarla çiftleşmesi için yapılan "Koçkatımı", koyunların dişi ve ikiz kuzulamaları için yapılan "Saya Gezme", koyunların sütünün bol olması için ilk sağımda yapılan "Beri" törenleri.

2- Tarımla ..geçinen yörelerde ürünün bereketli olması için 'yapılan "Hasat ünü", "Hasat Sonu" törenleri.

3- Doğaya sıkı sıkıya bağlı olan yörelerde doğa ile yandaş ve barışık olmak için 'Güneşi Karşılama', 'Baharı Karşılama' (Hıdrellez- Nevruz vb.), 'Yağmur Yağdırma', 'Kışyarısı', 'Yeni Yıl' törenleri.

4- Doğum, ölüm, hastalık tedavisi için yapılan büyüler ve törenler.

B- Eğlenmek, vakit geçirmek için çıkartılan oyunlar. Bu oyunlar da kendi içinde değişik biçimlerde bölümlenebilir.

a- Büyüsel, törensel izler taşıyan oyunlar,

b- Günlük yaşamı konu alan özgün oyunlar.

A- Törensel Büyüsel Nitelikli Oyunlar

Bugün ülkemizde yaygın olarak yapılan törenlerin başında 'Koçkatımı' , 'Saya Gezme' ve 'Beri' törenleri yapılmaktadır. Koyun besleyen, koyunculuk yapan köylü, koyunların çiftleşme zamanında Kasım ayının başında 'Koyunlarla, koçları çiftleştirir. Bu iş için 'Koçkatımı denilen' bir tören düzenlenir. Köy halkı çoluğu çocuğu ile sürüyü alıp otlağa gider hemen herkes sevinçlidir. Allı güllü giysileri içinde bir renk ve coşku seli olarak görünür. Koçlar çeşitli renklere boyamr. Boynuzlarına elma, nar gibi bereket sembolü yiyecekler takılır. Kurdeleler bağlanır, üzerlerine de özellikle küçük kız veya erkek çocuklar bindirilir bu koçun erkeklik gücünün simgesi ya da kuzulayacak koyunun dişi olmasının isteğidir. Bu kalabalığa yer yer çalgılar da eşlik eder görüntü tam bir bayram yerini andırr. Koçkatımında topluca yenilir ve eğlenilir. Koçkatımından 100 gün sonra yani kuzunun ana rahminde tüylendiği gün 'Saya Gezme' denilen tören düzenlenir. bu tören Şubat ayı ortalarına rastlar. 'Saya Gezme' törenine bazı yönlerde 'Çoban Bayramı'da denilir. Köyün çobanlarının da içinde olduğu bir grup köylü önceden kısa bir hazırlık yapar giysiler, takılar, makyaj malzemeleri, çalgıcılar bulunur, kimlerin ne rolü oynayacağı belirlenir. Ana roller şunlardır:

  1. Dede: Ak sakallı yüzü un ile beyazlatılmış, kambur ve göbekli bir yaşlı, eskiyi yaşlanmışı, gideni simgeler.

  2. Arap: Elleri ve kollan sıvalı tüm yüzü elleri ayaklan is ile siyaha boyalı, başında sivri siyah bir külah, külahın ucunda beyaz tüy olabilir. Bu başlık ve tip iskambil kağıtlarıdaki jokeri çağrıştınr. Arap bu haliyle kışı simgeler ama yeşerecek olan bahardır yeni ,gelecek olandır, bir anlamda bereketin ve yeninin tohumudur.

  3. Gelinler: Kadın giysileri giymiş erkek oyunculardır, toprağı, döllenecek olanı, bereketi simgelerler. Bu üç asal oyun kişisinin yanında, Muhtar, Zeybek ya da koruyucu, köpek, tilki, geyik, domuz gibi yöreden yöreye değişen azalan ya da çoğalan tören tipleri bulunur. Bu tiplerin hepsi erkek oyuncular daha doğrusu köylüler tarafından yansıtır.

Tören üç aşamalı yapılır birinci aşama söyleşili bölümün olduğu kısımdır minik bir dramatik oyun sergilenir. Köyün ortasında meydanlık bir yerde oynanır. Seyirciler (köylüler) çepeçevre seyreder ya da katılır oyuna. Köylünün toplanması için çalgılar çalar bu çalgılar yöreden yöreye değişir. Örnek verdiğim yörede davul klarnet cümbüş çalınmıştır. Oyuncu-seyirci iç içe dans edilir-halay çekilir. Sonra Çoban özel giysileri ve makyajı ile oyun yerinin ortasına doğru ilerler. Çoban, 'Dede'yi oynamaktadır. Herkes susar, Çoban, köyün muhtanm sorar. Muhtardan iş ister, pazarlık sonucu çoban köyün davarını-sığırını otlatacaktır. Çoban, aynca kendisi ve iki eşi için ev de ister Muhtar'dan. Çoban sürüyü otlatmaya gidince seyircilerden birileri kızlan kaçırır. Çoban dönünce ailesini bulamaz. Köpeği ile koku alarak kızlarını bulur. Kızlar erkeklerle tarlada çiftleşmiştir (bereket töreni). Kızlar bulununca sevinilir ve toplu dansa geçilir. Dans sırasında Dede ölür, kızlar Dede'nin başında ağıt yakarlar. Seyircilerden biri Hoca olur (din adamı) gelir ölü Dede'nin başında dua okur. Dede dirilir. Bu dirilme her yörede değişik nedenlerle olabiliyor.

Sözgelimi doktor iğnesi, para, kuruyemiş, yiyecek, su dökme vb. Dirilme sevinçle dansla kutlanır. Sonra kızlar ölür, Dede onların başucunda ağıt yakar. Hoca onlara da okur anlar da dirilir. Dirilme toplu dans ile kutlanır. Sonra oyuncu seyirci çalgı eşliğinde Törenin ikinci aşaması olan ev ev gezme bölümüne başlanır. Her evin önünde durulur maniler söylenir.

Her hayadan hayadan

Yılan bakar kayadan

Acımızdan gelmedik

Töremiz var Sayadan

Sayacı geldi duydunuz mu

Selam verdik aldınız mı

Ya verin hakkımızı

Ya kırarız kapınızı

Yağ verenin bir oğlu

Bulgur verenin kızı olsun

Her ev sahibi bu çobanlara, oyunculara çeşitli hediyeler yiyecekler verir. Törenin üçüncü aşamasında oyun çıkaran grup ve çobanlar kendi aralarında aldıkları hediyeleri paylaşırlar, yiyecekleri yerler ve topluca eğlenirler. Sezonun ilk süt sağma töreni "Beri" adını taşır, köylüler sürüyü otlağa götürürler yanlarında kovalar vardır süt sağmak için, otlağa gelinince süt sağacak olan kadınlar toprağı azıcık kazıp kuru soğan gömerler üzerine süt sağacakları kovayı koyarlar. Sağımdan önce de bereket olsun diye sürünün üzerine nohut serperler.

Tarımla geçinen yörelerde ürünün bereketli olması için Hasat önü ve Hasat Sonu törenleri yapılır. Bazı yörelerde ilk tohumu tarlasına atan köylüyü arkadaşları yakalayıp ıslatırlar bereketli olsun diye. Bazı yörelerde tüm köylü tarlanın kenarında toplanır yaşlılar dualar okur kadınlar bir gün önceden içinde lop yumurta olan özel ekmekler hazırlar. Tarlanın sürüleceği gün yanşlar eğlenceler düzenlenir tarlasını süren köylüye toprak fırlatılır. Hasat sonu ise, genellikle 'Ekin Kurtarma Duası' yapılır. Son ekin de biçildiğinde Orakçılar orak1arını mal sahibinin önüne atıp bahşişlerini isterler ve Buğday piri olan Hacıbektaş için dua ederler.

  1. Tırpancı- Düşmanın ömrü bu kadar olsun

  2. Tırpancı- Allahımız ulu

Soframız dolu

Pirimiz Hacı Bektaş-ı Veli

Hü diyelim Hü

Omuzunda heybesi

içi dolu elması

Akşpma kuzu kızartması

Bismillahirrahmanirrahim

Akşaina hürmet

Sabaha niyet

Kolumuza kuvvet

Duamıza devlet

Kesemize bereket

Kör şeytana lanet

Verelim Muhammet Mustajaya Salavat

Ekenler eker '

Biçenler biçer

Cennetin kapısını

Cömertler açar

Sallü Allahu Muhammet

'Kışyarısı', 'Yeni Yıl', 'Güneşi Karşılama', 'Bahar Törenleri', 'Yağmur Duası' gibi özel günlerde ya da belirli günlerde yapılan törenler:

'Kışyarısı' 1 Ocak'ta, gelecek yeni yıl için, bahar için yapılan bir törendir. Bu törende de 'Saya Gezme' töreninde olduğu gibi Ak-Kara karşıtlığı-çatışması işlenir. Ölüp dirilme ana motiftir. Köylü gece yapar bu töreni. Kılık değiştirmiş oyun kişileri ellerinde meşalelerle bir köyden başka köye ya da bir mahalleden başka mahalleye giderler. Çalgı ve toplu dans bu törende de vazgeçilmez ögelerden biridir. Bazı yörelerde gerçek bir kurban da kesilir.Bu kurban bir yarışma ya da çatışma sonucu kazanılmıştır. Dirilmede bu kez Hoca ve Papaz devrededir. Karasal iklimin hakim olduğu kişlann sert geçtiği yörelerde Şubat'ın sonlarına doğru 'Baca Pilavı' töreni yapılır: Köylüler bu törenin amacını "güneşi karşılama" diye cevaplıyorlar. Köyün delikanlıları büyük bir evin damına çıkıp tüten bacanın çevresinde horoz kesip pilav pişiriyorlar, güreş tutuyorlar, halay çekiyorlar. bu törende de toplu dans ve toplu yeme ögelerini görüyoruz. Aynca 'Kışyarısı' motifleri de yer almakta. töreninde olduğu gibi yarışma ya da çatışma Bahar törenleri ise: 21 Mart'ta 'Nevruz', çiğdem açtığında 'Çiğdem Bayramı', 6 Mayıs'ta Hıdırellez .olarak kutlanıyor. Nevruz'da kırlara çıkılıyor. Bayram, seyran niteliğinde kutlanıyor. Kadın, çoluk çocuk temiz ve renkli giysileriyle bütün gün kırda eğleniyorlar. Yemek ve dans bu törenin de ortak özelliği. Bazı yörelerde Nevruz, kutsal yerlerde, mezarlıklarda kutlanıyor. Bu Şaman geleneğinin günümüze kadar uzandığını gösteriyor. Ölülerin ruhunun ölmediğine başka bir canlıya ya da cisme geçtiğine inanılıyor ve bu sevinçle kutlanıyor. Eğer ölüm anında bu tören yapılmazsa Baharda, doğa canlanırken yapılıyor. 'Çiğdem Bayramı' ise çocuklar tarafından kutlanıyor. Baharda ilk çiğdemler açtığında çocuklar toplanıp dağlara, kırlara çiğdem toplamaya gidiyorlar, topladıkları çiğdemIeri başlarına çelenk. yaparak, ellerinde deste yaparak ve bir ağacın dallarına bağlayarak, güle eğlene köye dönüyorlar. Köyde kapı kapı dolaşıp maniler söylüyorlar:

Çiğdem çiğdem çiçecik

Emmim oğlu Musacık

Kolları var kısacık

Az verenin kızı olsun

Çok verenin oğlu olsun.

Ve evlerden un, bulgur yemiş, yağ vb. yiyecek toplayıp topluca yiyorlar. 'Çiğdem Bayramı'na benzer bir tören de 'Öksüz Oğlan Çiçeği' törenidir. Gene baharda yaklaşık olarak çiğdemIerin açma zamanından biraz sonra 'Öksüz Oğlan Çiçeği' denilen çiçekler açar (Ankara-Keskin). Hemen hemen çiğdem ile aynı tören yapılır. Sadece bu törende tören kahraman öksüz bir oğlan çocuğudur, toplanan yiyecek ve giyecekler bu öksüz oğlana verilir, yiyeceklerin bir kısmı da topluca yenilir.

'Yağmur Duası': Kırsal kesimde yaşayanlar için yağmur vazgeçilmezdir. Yağmurun yağmasını gecikmesi koca bir yıl aç kalınması demek olduğundan köylü dini liderleri 'Hoca' ile birlikte kutsal bir yere ya da su kenarına gider bu gidiş tüm köy canlıları ile birliktedir, özellikle hayvanlar ve çocuklar da götürülür. Bu tören diğerlerinin aksine yoksulluk, kıtlık ve acı çekme gösterisi halindedir. Çocuklar ağlatılır. Koyunlar, kuzular meletilir. Ceketler, şapkalar ters giyilir, büyük bir vaveyla kopartılır ki acınası hallerine 'Allah' yardım etsin yağmur yağdırsın. Köylü, başlarında Hoca saf saf dizilir eller yere doğru parmaklar yağmurun yağmasını taklit eder gibi bir aşağı bir yukarı dua ile hareket ettirilir. Tören toplu yemek ile biter.

Bazı yörelerde kadınlar kurbağalar ile yağmur töreni düzenler. 4-5 kurbağayı ayaklarından birbirlerine bağlayıp bir elek içine koyarlar ve maniler söylerler. Kurbağalar kaçmaya kurtulmaya çalışır ama baş aramazlar bağırıp dururlar, amaç bir önceki ile aynıdır. Tanrı kurbağaların haline acıyıp yağmur yağdırsın diye düşünülür.

Bazı yörelerde yağmur yağdırma törenini çocuklar yapar. Bir grup çocuk kukla bir bebek yapıp maniler söyleyerek ev ev dolaşırlar-yağ yağmur yağ- tarlada ekinler yandı, ev sahipleri kuklayı ve çocukları ıslatır. Çocuklara yiyecekler verir. Çocuklar da sonunda toplanıp birlikte topladıkları yiyecekleri yerler. Bir başka yörede kadınlar başka bir köyün dağdaki sürüsünü çalarlar, çobanları bağlayıp köylerine dönerler. Bunun anlamı ise yağmur yağmazsa herkes hırsız olur. Bir başka yörede çocuklar çamurdan bebekler yaparlar yağmur yağdırmak için. Eğer yağmur yağmazsa çamur bebekler kuruyacak ve dağılacaktır-ölecektir.

6 Mayıs'ta kutlanan 'Hıdırellez' ise gelen bahan kutlamak için yapılır, bayramlık giysiler giyilerek kırlara gidilir, niyetler çekilir, şarkılar söylenir, oyunlar oynanır ve gruplar halinde yemekler yenilir. Doğum, ölüm, hastalık tedavisi için yapılan büyüler:

Bu törenler de genellikle İslam öncesinden beri süregelmektedir. Orta Asya' daki Şamanist Türkler hastalık tedavisi, doğum ve ölüm için düzenledikleri törenlerin uzantılarını bugün Anadolu' da görmekteyiz. Ayrıca Türklerden önce Anadolu'da yaşayan toplumların da benzer törenleri karışarak, kaynaşarak değişerek, dönüşerek bugüne kadar gelmiştir.

B- Eğlenmek,

Vakit Geçirmek İçin Çıkartılan Oyunlar Yeni düzenlenen oyunların en önemli yanı, köylümüzün tiyatro yapma ya da seyretme isteğini ortaya koyması, tiyatro gereksinmesini içinde duymasıdır. Köylünün yaşama koşullan geliştikçe, doğaya karşı büyü yapmama gereksinmesi azaldıkça, seyirlik oyunların amaç değiştirerek sürdürüldüğünü görüyoruz. Amaç, artık doğa ile barışık olma değildir. Köylü doğayı büyü ile etkileyemeyeceğinin bilincindedir, ama aynı alışkanlığı seyirlik oyun çıkarma alışkanlığını, bu kez de bir etap ötede eğlence kökenli de olsa, kendi yaşamım gene daha iyi sürdürebilmek için oyun çıkartıyor. Bu durum, köylünün yaygın bir biçimde kendi tiyatrolarım, kendi yaşamlarını daha kolaylaştırmak için yapabileceği tohumunu ortaya koyuyor. Bu da tiyatronun işlevi, sanatın işlevi konusunda güncel bir yorum getiriyor. Tiyatro: toplum yaşantısını eleştirmek,değiştirmek, kolaylaştırmak, güzelleştirmek için gereksinme duyulan bir sanat dalı olmalıdır.

Nurhan KARADAG

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+37
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.