Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 05 Temmuz 2017 - 18:00
Son Düzenlenme Tarihi 05 Temmuz 2017 - 18:00
TÜRK MİTOLOJİSİNDE "YIRTICI KUŞLAR"

TÜRK MİTOLOJİSİNDE "YIRTICI KUŞLAR"

JEAN PAUL ROUX

Yırtıcı Kuşlar, eski Türk dünyasında kendilerinden beklenilen yeri pek alamamışlardır. Ancak bunun nedeni şüphesiz, bibliyografya malzememizin ulaşılmaz oluşudur. Arkeolojik buluntular çürütülemez bir şekilde, bu Hayvanlara karşı özel bir eğilimi olan Selçuklu ikonografisinin Türkiye'de sanıldığının aksine Hitit kaynaklarından yararlanmadığı, bilakis Orta Asya'ya ilişkin sözlü geleneklerden yararlandığını ortaya koymaktadır. Sarı Nehrinin kıvrımlarında, çift başlı kartal biçiminde göçerlere ait muskalar bulunmuştur. Kara Yüs'deki büyük kayada, ufak bir kartal kendisini tehdit eder gibi görünen bir Devenin karşısında durmaktadır. En ilginç eserlerden biri, Kül Tigin'in ölü heykelidir: Başında yüksek bir taç veya kesik koni biçiminde bir miğfer bulunmaktadır. Bunun üst kısmının tamamında, armalarda görülen, kanatlarını açmış bir kuş un rölyefi yer almaktadır: Eğer bu, hükümdarın yırtıcı kuşla özdeşleştirilmesi değilse veya bir boy söylenini sorunsallaştırıyorsa, bu durumda bu kuş en azından çok önemli bir simge olarak işlev görür. Eski Türk yazıtları bize bu kuşlar hakkında hiçbir şey aktarmazlar. Bununla birlikte biz Çinlilerden, 809-810 yıllarında Uygur kağanının, tımar beyinden halkının adını "Huei Hu" olarak değiştirmesini rica ettiğini öğreniyoruz. Bu sözcük anlamım, "bu kuşların daireler çizerken ulaştıkları yüksek hızdan ve bir doğan gibi dalıyor olmalarından" almaktaydı. Burada şüphesiz, bir Boy Söylenine yapılmış bir anıştırma söz konusudur. Bu söylen, Oğuzname'nin anıştırma yaptığı ve ayrıca henüz yayımlanmamış Uygur metinlerinde de (bkz. Pelliot, 2988, Ulusal Kütüphane) geçen söylenlere benzemektedir. Sonradan müslümanların müstakbel "Horasan kahramanı" diye adlandıracakları doğan için kullanılan isim olan togan veya toğrul, görünüşe göre, "doğmak" anlamına gelen tog- kökünden türetilmiş ve aynı söylene dayanmaktadır.

Irk Bitig'de yırtıcı kuşlar birkaç kez anılmaktadır. Bu yazının üçüncü metninde bir Kara Kuş geçer. Bu, gönlünce denizde avlanıp, canının çektiğini yiyen, altın kanatlı [...] bir dövüş kartalı olabilir. Bu kuş gücünü ilân eder ve müdahalesi şans anlamına gelmektedir. Aynı yazının 51. paragrafında "tahrip eden" biri olarak geçer ve sırasiyle bir yeşil, bir kırmızı kaya üstüne tüner ve mutludur. Üçüncü bir metinde (par. 43) kötü bir rol üstlenir, zira nehirdeki fakları yakalamak isteyen doğanla çatışır. Bu doğan (togan) bizim yazımızda fevkalade hayırsever biri görünümündedir. Gökten aşağı inmektedir. Eğer başına bir felaket gelirse, bu uğursuzluk sayılır. Rengi Mavi (kök) olup, beyaz benekleri bulunmaktadır. Yazı sık yapraklı bir kavak ağacının üstünde geçirir ve bu "müthiş iyi bir şey"dir. Yazının bir başka yerinde ise, beyaz benekli haliyle bir sandal ağacının üstüne oturmuş ve keyfi gayet yerindedir. Biz burada çok açık seçik bir şekilde, ağaç üstündeki büyük "kartal" simgesiyle karşı karşıyayız. Bu simgeye Selçuklu ikonografisinde sıkça rastlamaktayız. Bu simge sadece Türk söylerılerinde değil, ayrıca İran söylenlerinde de yer almaktadır (bkz. özellikle Ehl-i Hak söylenleri).

Kâşgarlı Mahmud'un değişik yırtıcı kuşlar olan toğrul, turmutay ve lacin için belirttiği üzere, birçok insan, özellikle
doğu bölgelerinde yaşayan insanlar bu kuşların adını alır. Oğuzlarda ise, itinalı bir şekilde türlerine, alt türlerine, yaşlarına ve cinsiyetlerine göre ayrılan yırtıcı kuşlar, yirmidört boyun armasını (Ongun) oluştururlar.

JEAN PAUL ROUX, ESKİ TÜRK MİTOLOJİSİ, BİLGESU YAYINCILIK, 1.BASKI - 2011, s. 143-145

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+31
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.