Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 17 Mayıs 2017 - 19:00
Son Düzenlenme Tarihi 17 Mayıs 2017 - 18:39
TÜRK MİTOLOJİSİNDE "MAĞARA"

TÜRK MİTOLOJİSİNDE "MAĞARA"

JEAN PAUL ROUX

Mağara eski Türklerin kültüründe ve söylenlerinde fevkalade önem taşımaktadır, çünkü özellikle T'u-küelerde, fakat daha başkalarında da, örneğin Tabgaçlarda, burası ata hayvanının doğurduğu ve birbirini takip eden kuşaklar boyunca yaşamın yavaş yavaş oluştuğu yerdir. Çin yıllıklarına göre, "birkaç kuşak sonra oyuklarından dışarı çıkmış ve Juan-juanların buyruğu altına girmişlerdir". Tabgaçlar ve T'u-küeler atalarının bu mağarasına hacca giderler, yeniden doğmak için kurban sunar ve düzenli olarak burayı hep ziyaret ederler. T'u-küelere ait bu söylenin, kovuk simgesini
diğer daha başka Türk halklarına zorla kabul ettirip ettirmediğini söylemek mümkün değildir. Kırgız geleneğine göre, bu kesin olarak geçerli değildir; o boyun babası "bir mağarada bir inek ile birlikte yaşamıştır". Oysa kovuk simgesi
tam aksine, daha çok o geleneksel karanlık, nemli mağara simgesine karşılık gelmektedir; bu ise anne rahmiyle özdeş
görülmektedir. Örneğin, Kabil'in Türk krallan hakkındaki al-Biruni'ye ait anlatı: aralarından ilki elleri ve dizleri üzerinde sürünerek içi su dolu bir mağaraya girer; aynı şekilde Ebu Bekir İbn-Abdallah'a ait anlatıya göre ise, bir kovuğun içine sızan suyun, beraberinde kovuktaki bir çukurun içine insan biçiminde bir balçığı taşıması sonucu, ilk insan Çin sınırlarında dünyaya gelmiş.

JEAN PAUL ROUX, ESKİ TÜRK MİTOLOJİSİ, BİLGESU YAYINCILIK, 1.BASKI - 2011, s. 95

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+14
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.