Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 05 Mayıs 2017 - 19:02
Son Düzenlenme Tarihi 05 Mayıs 2017 - 19:02
TÜRK MİTOLOJİSİNDE "KUT"

TÜRK MİTOLOJİSİNDE "KUT"

JEAN PAUL ROUX

Genellikle "servet", "şans" diye tercüme edilen kut sözcüğünün asıl anlamı çok tartışmalıydı. Kimi metinlerde, kut
aynı zamanda —uyarlık (tanrısal buyruk) ve şans (ülüg) ile birlikte çağrılmakta, daha başka metinlerde ise onunla birlikte aynı anda Tengrinin gücü (küc) zikredilmektedir. Dolayısıyla belirsiz olan bir şey yok. Metinlerin incelenmesi
sonucu kut sözcüğünün anlamı belirginleşmekte ve insana gelen ve içine yerleşen gücün, insan kaynaklı olmayan özel
bir güç olduğu anlaşılmaktadır: bir çeşit yaşam iksiri. Belli yapıtlar hiç ayrım yapmadan, hem kut sözcüğünü hem de
Moğolca'da sıkça kullanılan ve aynı anlamı taşıyan su sözcüğünü kullanmaktadır. Kohvicz bunun, Tengrinin kağana
özel bir lütfü olduğunu, F. W. K. Müller ise, bunun "haşmetli hükümdarı" yansıttığım düşünmektedir. Bu iki varsayım pek geçerli değildir. Elbette Orhon Yazıtlarından, kutun gök tanrı tarafından verildiğini ve hükümdarı etkilediğini
anlamaktayız. Kut sayesinde hayatta kalmakta ve zafere ulaşmaktadır. Eğer gök "kutu onaylamazsa" hükümdarlık
gücü son bulur, yani seçilmiş halkın egemenliği ve hanedanlığın kaderi. Irk Bitig'de bir insan tanrıya rastlar ve ondan kutu diler. Böylece onun yardımıyla, kaybettiği gücüne tekrar kavuşur, uzun bir yaşama ve büyüyen hayvan sürülerine sahip olur. Fakat aynı Irk Bitig'de, Tengri kutu sadece sıradan bir insan oğluna vermiyor, ayrıca bir karaca
yavrusu ve küçük bir kuşa da veriyor. Bu metinde yolun tanrısı da (Yol Tengri) belirir. Kendisi bir insan oğluyla
karşılaşır ve ona şöyle der: "Hiçbir şeyden korkma, ben ona kutu vereceğim." Oğuzname'nin bir bölümünde, Urus Beyin oğlu Saklab hükümdarın huzuruna çıkar ve ona bağlı kalacağına yemin eder. Ona şöyle der: "Bizim kutumuz Sizin de kutunuz oldu." Kâşgarlı Mahmud birçok açıklamada bulunur ve kutun olası anlamlarını açıklığa kavuşturur: "Eğer tanrı kuluna kutu ve saadeti bahşederse, bu durumda onun işleri hep rast gider." - "Yüce tanrı onu rahmetine boğmuştur. Onun inayetiyle gökten kut ve saadet yağmıştır." Bir başka yerde ise, işleri rast gitmeyen bir insanın kut sahibi olmadığını söylemektedir.

Kut gökyüzünden "aşağı indiğinden", uçup gitmek suretiyle de yok olur. Kâşgarlı Mahmud bir yerde böyle derken,
diğer bir yerde sönmüş olan bir kuttan söz eder. Kâşgarlı Mahmud'un sözlüğünde bazen karşılaştığımız âhlâki görüş
açısının sonradan sözlüğe girmiş olması muhtemeldir. Kendisi, bir misafir ağırlandığında veya büyüklere saygı gösterildiğinde, kutun geldiğini söyler. Kut gövdesinden kutlu sözcüğü yapılmıştır. Bu sözcük, kut sahibi kişiyi nitelendirmektedir. Orta Çağ'a ait sözlüklerin neredeyse hepsi bu sözcüğü tanımakta ve onu "mutlu", "sevinçli" olarak tercüme etmekteler. Uygur beyi iduk kut sıfatını taşımakta ve birçok tarihi şahsiyet, kut sözcüğüne isimlerinde yer vermişlerdir.

Şüphesiz, bu kavram Orta Asya'da çok eskidir. Belki de, Jordanus'un Attila'ya dayandırdığı üzere, "felicitas"da bir
kamt bulmak mümkündür. Her halükârda, bu kavram Hiung-nuların unvanında tcheng-li kutu chan-yu (Tengri kutu Chanyu) biçiminde geçer. Bu kavram belki de Farsça'daki chavernah (hvarnah veya xvarenah) ile bir sebep sonuç ilişkisi ya da bir bağlantı içindedir veya içindeydi. Corbin, bu Farsça kavramın "galip devlet" ve "şan şöhret"i içerdiğini belirtmektedir.

Yabancı etkisiyle, kut sözcüğüne daha başka farklı anlamlar da yüklenmiştir. Örneğin Uygur döneminde, bu sözcük Çin sözlü geleneğinin beş öğesini belirlemek için kullanılırdı.

JEAN PAUL ROUX, ESKİ TÜRK MİTOLOJİSİ, BİLGESU YAYINCILIK, 1.BASKI - 2011, s. 90-92

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+29
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.