Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 01 Mayıs 2018 - 18:01
Son Düzenlenme Tarihi 01 Mayıs 2018 - 18:01
TÜRK İHTİLALİNİN DÜSTURLARI  III - MAHMUD ESAD BOZKURT

TÜRK İHTİLALİNİN DÜSTURLARI III - MAHMUD ESAD BOZKURT

"Halkın bizzat ve bilfiil mukad­deratına, hakimiyetine sahib ol­madığı bir memleketde ne milli­yet esasatı' dahilinde bir devlet ne de bir halk hükümeti teessüs ede­mez. ihtilal bu yüksek mefkure­sinden hiçbir fedakarlık kabul et­mez. Aksine hareketi behemehal imhası lazım gelen bir irtica telak­ki eder.

Hakimiyet bilakayd u şart mille­tindir. İdare usulü milletin bizzat ve bilfiil mukadderatını idare et­mesi esasına müsteniddir. Düstu­ru, inkılabın veçhesini göstermiş, onun vasıl olması icab eden netice­leri ihzar etmişti, ilk (Teşkilat-ı Esasiye kanunu) nun bu maddesini İslam ve Türk (Hukuk-u Esasiye) telakkiyatına tevafuk etdiği kadar,
asr-ı hazırın en son hukuk nazari­yatını da tam ve kamil bir suretde ifade ediyordu. Türk ve İslam hukukiyatı, devlet teşkilini, hükümet tesisini ancak bu esaslar dahilinde izah ve tebellür etdirmişdi. ihtila­lin, temiz ve çok kuvvetli bir ana­neyi ve asr-ı hazırı ifade eden bu esası, Türk halkını memleketin hürriyet tacidarlığı makamına çı­karıyordu. Halk işlerini bizzat ve bilfiil görmeğe karar veriyordu. Mukadderatını kendisi tayin edecek, kendi eliyle yazacakdı. Hilkatında ezeli ve yüksek bir tacidar olan Türk halkı, ferdlerin fuzuli tac taşımasına artık nihayet veriyordu. Halkın hakim ve efen­di olduğu bir memleketde salta­nat makamı lüzumsuz ve gasıb bir müessesedir, ihtilal tarihinin tahammül edemeyeceği bir leke idi. Herhalde silinmesi lazımdı.

Bu inkılabın dönmez ve yılmaz bir kararı halinde tecelli etdi. Halkın bizzat ve bilfiil mukad­deratına, hakimiyetine sahip ol­madığı bir memleketde ne milli­yet esasatı dahilinde bir devlet ne de bir halk hükümeti teessüs ede­mez. ihtilal bu yüksek mefkure­sinden hiçbir fedakarlık kabul et­mez. Aksine hareketi behemehal imhası lazım gelen bir irtica telak­ki eder.

Orada mutlaka bir inhisar siya­seti, mutlaka bir inhisar devleti, bir oligarşi vardır. Tahakküm ve esaret vardır. Türk ihtilali işte bu­nu yıkacak yedi asrı kıracakdı. Bu esası büyük bir aşk ve imanla Türk tarihini geniş bir görüşle
kavrayarak tesbit eden, muarızla­rın, hadisatın ve hakikatin belagatiyle iskat eyleyen Türkün dahi mürşidi büyük Gazi oldu. Hükü­met idaresini halkın eline verme­ği kabus ve telakki edecek kadar ileri gidenler de bulundu. En iyi idarenin (Münevverler Hükümeti) olacağı da iddia edildi. Fakat memleketin ateşli temayülatı hal­kın heyecan ve aşk içindeki hare­ketleri bunların fikirlerinde ne ka­dar hata etdiklerini Türk tarihi ve Türkü ne kadar az tanıdıklarını çok geçmeden kendilerine göster­di ve öğretti. Kurun-u ulada (Efla­tunun asr-ı ahirde (Ogüst Kont)un müdafaa etdiği (Münev­verler Diktatörlüğü) kitap yap­raklarından dışarı çıkamıyan bir tutam nazariye halinde kalmışdı.

Tatbik kabiliyetini tarihin hiçbir safhasında gösterememiş bir fel­sefe safsatası idi. Tarihde bir müstebid tacidar, mütegallibe göstere­bilir mi ki kendisini dünyanın, hatta dünyaların en münevveri olarak takdim etmemiş olsun?.
(Neron) gibi bir zalim bile kendi­­ sini kainatın dahisi olarak gör­müş bilmişdi.

Tarihin meşhur müstebidleri, el­leri satirli zalimleri mülkleri mü­nevverlik namına, dindarlık adı­na idare etdiler. Bizde (Münev­verler Hükümeti)nin mikyası ne olacakdı? Bunu, bunları kim tayin ve tefrik edecekdi? Herkes kendi
kendisine mi gelin güveği olacak, yoksa şeyhin kerameti kendindenmi menkul bulunacakdı?!... Bir sürü sual ki bunların içinden hu­kuk-u esasiye tarihi bile çıkama­dı. Ve bunları milletler ve memle­ketler için manasız ve tehlikeli
müddeiyat arasında bırakdı. Ve mimledi. Düşünülmemişdi ki (Halk Hükümeti), hakiki münev­verlerin ve liyakat sahihlerinin iş başına gelmeleri için bir engel de­ğil, en asri bir vasıta, bir yoldu.

Bütün ananatında memleketine ve mukadderatına sahib olan Türk halkı bundan başka bir dev­let şekliyle idare olunamaz. Türk ihtilali asr-ı hazır huzuruna bun­dan başka bir çehre ile çıkamazdı. Milletin iradesiyle iş başına gelmeyenler ne olursa olsunlar bir müstebidler idaresinden başka bir şey tesis edemezler. İhtilal bunda da muvaffak oldu. Türkün en bü­yük inkılabçısı "Türk köylüsü memleketin efendisidir." hitabe­sinde ihtilalin bu en vakur ve şerefli düsturunu izah ve tetvic et­di. Bunun fiiliyatda tecellisini inkılab bekliyor ve bekleyecektir.

MAHMUD ESAD BOZKURT, SADAY-I HAK, 27 MAYIS 1924

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+1
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.