Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 15 Nisan 2015 - 22:02
Son Düzenlenme Tarihi 11 Ağustos 2017 - 19:46
Türk Halk İnançlarında Nevruz Motifi

Türk Halk İnançlarında Nevruz Motifi

Ali Rıza GÖNÜLLÜ

Türk milleti, tarihten günümüze sosyal ve dini hayatındaki bazı önemli zamanları bayram olarak kutlamaktadır. Bunlardan birisi de “nevruz”dur.

Nevruz; Farsça bir kelimedir. Manası ise; nev: Yeni, ruz: gün, nevruz: yeni gün demektir. Bugün, Güneşin Koç burcuna girdiği vakit olup, Rumi Takvimde Martın dokuzuna, Miladi Takvimde ise, Martın yirmi birine tekabül etmektedir.

Kelimemiz bu manada olmak üzere, orta Türkçe Devrinde Dilimize girmiş ve bu devirden itibaren de kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde de bütün Türk Lehçelerinde küçük farklılıklarla yaşamaktadır (Mesela: Nevruz (Türkiye Türkçe’si) Novruz (Azerbaycan Türkçe’si), Navruz (Başkurt Türkçe’si) Navruz (Kazak Türkçe’si), Noruz (Kırgız Türkçe’si), Novroz (Özbek Türkçe’si) Navruz (Tatar Türkçe’si), Novruz (Türkmen Türkçe’si), Noruz (Uygur Türkçe’si) Narez (Çuvaş Türkçe’si) gibi.

Bilindiği gibi, Tarihi vesikalara göre 21 Mart Türk Milleti’nin Ergenekon’dan çıktığı gündür. Ayrıca, bugün 12 Hayvanlı Türk Takviminde ve Büyük Selçuklu Hükümdarı, Sultan Melihşah’a (1055-1092) izafeten yapılan ve Celaliye (Tarih-i Celali, Tarih-i Melik’i) ismini alan Takvimde de yılbaşı olarak kabul edilmiştir.

Böylece 21 Mart başlangıçta Ergenekon daha sonrada Nevruz Bayramının (sultan Nevruz) kutlandığı gün olmuş ve bu bayram Göktürk-Selçuklu-Osmanlı hattında varlığını devam ettirmiştir. Bugün de bütün Türk Dünyasında canlı olarak kutlanmaktadır.

(Ali Rıza Gönüllü, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Mart 1997, Türk Halk İnançlarında Nevruz Motifi, Cilt: XXXV, Sayı: 407, S. 187)

Nevruz; Türk Cemiyetinde önemli bir bayram olması yanında, Türk Folklarına, Türk Musikisine, Türk İsim Bilimine ve Türk Halk İnançlarına da yansımış ve bu kültür değerlerinde önemli bir motif olarak yer almaştır.

Biz de burada Türk Halk İnançlarında nevruz motifinin yerini göstermeye çalışacağız. Konuşu şu başlıklar altında toplayarak değerlendireceğiz::

1- Nevruz’un Bereket sembolü olarak kullanılması.

2- Nevruz’un Dilek sembolü olarak kullanılması ,

3- Nevruz’un Koruma Sembolü Olarak Kullanılması

4- Nevruz’un Şifa Sembolü Olarak Kullanılması

1- NEVRUZ’UN BEREKET SEMBOLÜ OLARAK KULLANILMASI

Nevruz günü tarladan elde edilecek ürünlerin, yiyecek ve içeceklerin bol ve bereketli olması için muhtelif pratikler uygulanmaktadır. Şöyle ki; Edirne’de Nevruz günü karınca yuvalarından-bazı köylerde kırk bir karınca yuvasından alınan toprak, küçük bir torbacık içinde kapı arkasına asılarak veya serpilerek eve bereket gelmesi beklenir.

Konya’da ise, aileler, Nevruz günü kıra çıkarlar ve daha önceden hazırladıkları yemek, pasta ve börekle birlikte, yeni yılda ürünlerin bereketli olması için burada haşladıkları bulgur ve nohutu yerler.

Azerbaycan’da da eve bereket gelmesi gayesi ile Nevruz’dan önceki Çarşamba günü (Ahir Çarşamba) bol miktarda yemek pişirilir ve bu yemek akraba ve komşularla birlikte yenir. Ayrıca, eve gelen her misafire sofra kurulur.

Aynı tarz kültür kodu Kars’ta da mevcuttur.

Bilecik’te ise kadınlar; Nevruz günü, bereketli olsun diye ekin tarlalarının üzerinde yuvarlanırlar.

(Ali Rıza Gönüllü, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Mart 1997, Türk Halk İnançlarında Nevruz Motifi, Cilt: XXXV, Sayı: 407, S. 188)

2- NEVRUZ’UN DİLEK SEMBOLÜ OLARAK KULLANILMASI

Nevruz, ferdi ve sosyal hayatla ilgili dileklerin yerine gelmesinin istendiği günlerden birisidir. Mesela; Yozgat’ta, Nevruz günü nişanlı ailelerden oğlan tarafı, kız tarafına giyecek, yiyecek, ve içecek gibi çeşitli türde hediyeler götürür. Kız tarafı da hazırlık yapar ve oğlan evi ile birlikte yerler içerler ve eğlenirler. Daha sonra da hep beraber akarsu veya göl kenarına giderler. Burada besmele çekerek üç defa İhlas suresini, bir defa Ayetel Kürsü’yü okurlar ve suya dileklerini söyleyerek dokuz taş atarlar. Bundan sonra evlerine dönerler.

Iğdır’da ise Ahir Çarşamba gecesi derede ve ark da genç kız ve erkekler Tanrı’dan dilek dileyip soğuk suya girerler. Bunlar en az üç defa vücutlarını suya daldırırlar. Sonra dileklerinin yerine gelmesini beklerler.

Batı Trakya’da da Nevruz günü, küçük çocukları, çabuk büyüsünler diye çimenlerin üzerinde yuvarlarlar. Buradan dönüşte ise, yazın bol yağmur yağması için, dereden geçerken birbirlerini ıslatırlar. Ayrıca topladıkları menekşeleri, evde kalmış, onlarla gelmemişlere verirler. Bu şahıslar da menekşeleri alıp üç kere koklarlar ve üç kez gözlerine sürerler. Böylece kokularının menekşe kadar hoş, gözlerinin de menekşe kadar güzel olacağına inanırlar.

Kafkasya’da yaşayan Nogay Türkleri ise Nevruz ve diğer bayramlarda inekleri, kısrakları ve develeri sağıp çevredekilere süt dağıtır, birbirlerine süt ile saygı gösterisi yaparlar. Şöyle ki; sütü alan şahıs, süt tasını iki eli ile tutarak küne (güneş) bakar ve “Yere sıcaklığını versin, vaktinden önce kavurtsun” diye dua eder. Birkaç süt damlasını yere damlatır. Sonra sütten bir miktarını içerek, geri kalanını etrafında bulunanlara ikram eder.

(Ali Rıza Gönüllü, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Mart 1997, Türk Halk İnançlarında Nevruz Motifi, Cilt: XXXV, Sayı: 407, S. 189)

3- NEVRUZ’UN KORUMA SEMBOLÜ OLARAK KULLANILMASI

Nevruz gecesi ve günü maddi ve manevi hastalıklar ile muhtelif hayvanların zararlarından korunmak için şunlar yapılmaktadır. Osmanlılarda, Nevruz gecesi özel baharatla hazırlanmış bir macun (Nevruziye) yenilirse, bir sene yılan ve akrep sokmalarından korunulacağına inanılırdı.

Alanya’da da Nevruz günü, ayva yenirse, o sene yılan görülmeyeceği telakkisi mevcuttur. Bunun için Alanya halkı Nevruza kadar evlerinde ayva saklar.

Aralık’ta (Iğdır’ın Bir ilçesi) ise, Nevruz, haftasını ilk günü sayılan Salı Akşamı, genç kızlar evlerinde bulunan kullanılmamış kumaş parçalarından ve bir makas alarak dereye (Karasu Çayına) giderler. Burada, Nevruzla ilgili maniler söyler, atışmalar yaparlar. Ayrıca, yanlarına aldıkları kumaş parçalarının üzerine kırkar delik açarlar. Buna “Kırk göz” denir. Daha sonra, bunları gelinler çocuklarının, kızlar ise çeyiz sandıklarının üzerine nazar değmesin diye takarlar.

Bilecik’te de Nevruz sabahı, gün doğmadan önce, bütün aile dışarıdan getirdikleri su ile hasta olmamak için banyo yaparlar.

Batı Trakya Türkleri de Nevruz günü piknikte yumurta kabukları ile dereden pınardan su içerler. Böylece boğazlarının ağrımayacağına inanırlar. Bunun anında, yazın işlerken (çalışırken) belleri ağrımasın diye, çimenlerin üzerinde yuvarlanırlar.

4- NEVRUZ’UN ŞİFA SÖMBOLÜ OLARAK KULLANILMASI

Nevruz’da maddi ve manevi hastalıklardan, uğursuzluklardan ve talihsizliklerden kurtulmak ve şifa bulmak için değişik uygulamalar yapılmaktadır. İşte bunlardan bazıları:

a- Alanya’da Nevruz zamanı, karların kalkması ile birlikte, Yörüklerin deveye su verme vakti olarak andıkları dönemde, Gödüre, Asar, Kırkgeçit ve Tokar gibi yaylalarda güzel kokulu Nevruz Çiçeği (Navruz Çiçeği) yetişir. Bu çiçeği ilk gören şahıs, üç tanesini şifa niyetine yutar.

(Ali Rıza Gönüllü, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Mart 1997, Türk Halk İnançlarında Nevruz Motifi, Cilt: XXXV, Sayı: 407, S. 190)

Iğdır’da ise Ahir Çarşamba (Salıyı Çarşambaya bağlayan akşam) akşamı, “Tongar/Tonkal” adı verelin ateşler yakılır. Odunlar kalanır. “Ağırlığım, uğurluğum tökülsün bu od-un üstüne” diyerek ateşin üzerinden atlanır.

Türkistan Türkleri de Nevruz günü, ev duvarlarına veya eşyalar üzerine kil kapları atarak kırarlar ve ateş üzerinden atarlar, Böylece, hem geçen yılın hastalık ve talihsizliklerinden sıyrıldıklarına, hem de gelecek yıla iyi hazırlanıldığına inanırlar.

b- İstanbul’da Nevruz sabahı, aç karna alınacak olan, bir kaşık nevruziye’nin (baharatlı macun) körlükten kötürümlüğe, sıtmadan romatizmaya kadar iyi gelen bir ilaç olduğu düşüncesi hakimdir.

Azerbaycan Türkleri de, topraklarında, yetişen Navruz Gülü isimli çiçeğin tazesini veya kurutulmuşunu çay gibi demleyip, göğüs yumuşatıcı (Balgam getirici) olarak içerler.

Alanya’da ise Nevruz’da at çayıra çakılır. Burada onun güneş almasına, bahar yağmurunu ve tabiattaki acı otları yemesine imkan verilir. Böyle yapıldığı zaman atın içindeki hastalık ve zehirlerin yok olması ve onun sıhhata kavuşması sağlanmaktadır.

Görüldüğü gibi bu pratiklerde;

a- Eski Türk İnanç Sisteminde önemli bir yeri olan toprak, taş, su, gün (Güneş) ve ateş kültünün izlerini,

b- Türk Mitolojisinde var olduğunu bildiğimiz 3, 9, 40 ve 41 gibi sayıları.

c- Kansız kurban verme ile ilgili değişik misalleri (Saçı-libation); (Mesela; toprak serpilmesi, kil kapların kırılması, yere birkaç damla süt dökülmesi gibi).

ç- İslam Dininin çeşitli unsurlarını (Mesela: dua etmek gibi)

d- Nevruz ismini taşıyan bitki ve yiyeceklerin önemini,

e- İnsan ile ulaşmayı düşündüğü gaye arasındaki rabıtayı sağlayan yiyecek (Mesela; Nevruziye vs. gibi) içecek (Mesela; Süt vs. gibi) Hayvan (Mesela; Karınca vs. gibi) Meyve (Mesela; Ayva vs. gibi) araş (Mesela makas vs. gibi) ve atmosfer olaylarını (Mesela; yağmur vs. gibi) görmekteyiz.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; Nevruz, Türk Cemiyetinde kutsal kabul edilen öneli günler arasındadır.

(Ali Rıza Gönüllü, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Mart 1997, Türk Halk İnançlarında Nevruz Motifi, Cilt: XXXV, Sayı: 407, S. 192)

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+4
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.