Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 07 Temmuz 2018 - 19:04
Son Düzenlenme Tarihi 07 Temmuz 2018 - 19:04
TÜRK DİLİNİN KORUNMASI 1 - ORD. PROF. DR. ZEKİ VELİDİ TOGAN

TÜRK DİLİNİN KORUNMASI 1 - ORD. PROF. DR. ZEKİ VELİDİ TOGAN

Sovyet hâkimiyetinin ilk devirlerinde komü­nistlerin Şark kültür siyasetinde sözcüleri ve «Yeni Şark» dergisinin müdürü olan Pavloviç 1920 de Komintern'in İkinci Kongresi sırasında yazıp teksir et­ttği ve bir nüshası Turar Ryskolov'un eline geçen raporunda Şarkta çalışacak komünistlere yol göste­rerek: «Komünistler, Şarkta burjua kültürünün ya­şamasına yardım edecek hiç bir muvazaada buluna­mazlar» dedikten sonra İslâm milletlerinin dillerin­de istikrar olmamasını ve mezhep farklarını bahis konusu etmiş ve bu milletlerin dillerinde hâkim
arkayizmle mücadeleyi ve lisanı halka yaklaştırma hareketlerini ele geçirmek için çalışmayı ve temel­leri çürük saydığı bu dillerde istikrarsızlık yaratma­yı, mezhep ihtilâflarım körükleyip bunu Şarkta mevcut olmıyan sınıf mücadelesi verine geçirmeyi tavsiye etmişti. Bu yazı komünistlerin Rusya'ya komşu olan milletlere karşı kafiyen samimî olma­dıklarını pek açık olarak göstermişti. Bu yazıda dil
meselesine dair ortaya atılan fikirleri Prof. E. Polivanov 1927 de «inkılâpçı Şark» (Revolutsiyonnyy Vostok) dergisinde «Sovyetler Birliğine dahil mil­letlerin yazı dilleri ve inkılâp» unvaniyle neşrettiği yön gösterici makalesinde ve diğer yazılarında ge­nişçe izah etti. O, imlâ, grafik ıslahının siyasî gâyeler için nasıl istifade edileceğini ve ayrı edebî dillerin nasıl yaradılacağını, Arapça ve Farsçayı atın­ca yerine hemen Rusça ıstılâhların. nasıl getirilece­ğini fakat bu işlerin «Russitsizm» tesmiye ettiği tarzda, yâni göze çarpan bir Ruslaştırıcılık gayreti
şeklinde yapılmayıp, fikrin bu ayrı dillerde konu­şan kavimlerin aydın mümessilleri eliyle işletilme­sini ve komünist üniversitelerinde «ana dilleri sek­siyonları» vücuda getirerek bunlarda bir taraftan bu dillere karşı feragat gösterisinde bulunmayı, fa­kat bunlar vasıtasiyle yapılacak Ruslaştırmanın edebî dilleri «Garplaştırma» (yâni Ruslaştırma) nın kaçınılmaz bir zaruret olduğuna ve «grafik ıslahat»ta «fonetik imlâ»nın esas edilmesi gerektiğine kan­dırma usûlünün tatbikinin şart olduğunu ileri sür­dü. Polivanov'un nazariyeleri riyâkâr «hüsnüteveccüh» le Şarklı talebeye telkin edildi. Moskova'da tahsilde bulunan Türkiyeli talebeden bu fikirleri temelli olarak benimseyen birisi Ahmed Cevad Em­re idi . O, 1928 de İstanbul'da yayınladığı «Muhtaç Olduğumuz Lisan İnkılâbı» unvanlı kitabında o se­ne kabul edilecek olan yeni Türk alfabesinin tatbi­katında Polivanov'un edebî dillerin telâffuz «fone­tik imlâ» esasında kurulması gerektiğini,
«lisanın mütemadi değişmesi» nazariyesini benimsemiş oldu­ğundan bu fikri Şark edebiyatından misaller geti­rerek dilde istikrarsızlığın tabiîliğini gayet mâsum bir fikirmiş gibi anlattı. alfabesinde yer vermemek suretiyle tedricen berta­raf edilmeleri, «H» harfi bulunmıyan Rusça vasıta­siyle Türk lehçelerine geçen ' Garblı kelimelerin Rus diline uygun şekilde «G» ile yazılması (meselâ Holanda, Hegel, Hitler, yerine Gollanda, Gagel, Gitler), Türkçeye geçen Rusça kelimelerinin Rus imlâsı ile yazılması ileri sürüldü. Devrik cümle «Türk
dillerinde, Garba aykırı olmakla yok olmaya mah­kûm olan gayritabiî hal» olarak telkin olundu.

Kazakistanda ve Azerbaycanda Türkler bu si­yasetle ciddî ve şuurlu olarak mücadele ettiler. 1963'te Frankfurt'ta toplanan Milletlerarası Petrol Kon­gresine Rus delegeleriyle bir çok mühendisi de gel­mişti. Bunlardan birine bir Türkiyeli talebe anlıyor musunuz diyerek «Cumhuriyet» gazetesini sundu­ğunda Azerbaycanlı mühendis gazeteyi evirmiş çe­virmiş ve nihayet «Pek anlayamıyorum ama bir şey
anladım: bizim sekiz sene savaşarak yendiğimiz dev­rik cümleleri şimdi size satmaya çalışıyorlar, bu manat (yâni para) geçmez, siz dilin bünyesinin dev­rilmesinin nereye kadar gideceğini' bilemezsiniz, bizise biliyoruz» demiştir.

Rus siyasî dilcilerinin Rusya'nın doğulu kom­şularına hululleri hiç bir yerde bizzat Rusların mü­dahale şeklinde yapılmaz, bunu yerliler eliyle ya­parlar. İran'da Tüde zamanında Lâhutî'nin dil ve imlâ siyaseti,. Komünist Çin'de Moskova'da terbiye gören Çinliler eliyle Çin dilini Rus alfabesi tatbiki yoluyle bir çok dillere ayırmak siyaseti malûmdur. İran'dakileri Senatör Seyyid Hasan Takizade «Ya­digâr» mecmuasında neşrettiği mükemmel yazıları ile yere serdi. Çin'de yapılan Rus dil siyasetinin 1950 ye kadarki safhalarını John Hopkins Üniversite­sinde Dr. John de Francis «Çin'de milliyetçilik ve dil ıslahatı» ismindeki eserinde, daha. sonraki gelişme­leri Prof. R. Michail (Seattle) yazılarında anlatmış­lardır.

Bu Rus siyasetine karşı ve Lâtince lehine gü­reşen Çu - Çiu - Pay muvaffak olmuş ve 1956 da Lâ­tin taraftarları efkârı kendi lehlerine çevirebilmişlerdir. Prof. Michail'in anlattığına göre şimdiki Rus - Çin ihtilâflarında Rusların Çin'de takibetmek is­tedikleri dil ve kültür siyaseti de mühim rol oyna­mıştır.

Türkiye'de Rus siyasetini yerlilerin eliyle tat­bik etme tecrübelerinden birisine bizzat kendim de şahid oldum: 1940 ta İslâm Ansiklopedisinin Türkçesinin neşrine başlarken Maarif Vekili Hasan Ali Beyin idaresinde toplanan idare heyeti Adnan Adıvar Beyle benim, teklif ettiğimiz Müsteşrikler trans­kripsiyonu kabul etmişti. Bu da 1935 te Roma'da toplanmış olan 19 uncu Müsteşrikler Kongresinde
Alman bilginleri tarafından teklif olunan matbu bir transkripsiyon sistemi idi. Bunu memnuniyetle kabul eden Hasan Âli Yücel bir kaç gün sonra Adnan Beye telefon ederek Müsteşrikler transkripsiyo­nunu kendisi İstanbul'a gelişine kadar tatbik etmememiz gerektiğini emretmiş. Geldi, nedense vekil bey fikirlerini tam olarak değiştirmiş «Q» ve diğer bir iki harf yerine o sene Sovyetlerin Türk dilleri için cebren tatbikatına başladıkları alfabedeki iki şekli gayet âmirane bir şekilde işte bunları tatbik edeceksiniz, dedi. «Q» yerine Rusların kabul ettik­
leri kuyruklu «K» idi. Vekil bey bunları güya ken­di fikri imiş gibi ortaya koyduğundan ben bunun Rusların alfabelerinden alınmış olduğunu o toplan­tıda söylemedim. Fakat Adnan Bey bunu biliyordu, o da «O halde «K» nın altına bir nokta koyalım, öyle yazanlar var» dedi. Burada Hasan Âli Beye bu işaretleri birer solcu arkadaşı vasıtasiyle kabul et­tirmiş olabilirler. Kazakistanda «Q» harfi aleyhine «K» kabul olunması uğrunda mücadele eden Rus dilcisi Prof. Smirnova ve emsali zevat Garpte ve Arap âleminde, İran'da ve Hindistan'da kabul olu­nan «Q» nun karşısına dikilmeleri Türk kavimlerini Lâtin harfinde dahi diğer İslâm milletlerinden ayrı bulundurmak olduğunu gizlemiyorlardı. Bir de Rus
dilinde bulunmıyan bu harf Türk lehçelerini Rus­laştırma siyasetine karşı koyan bir düşman telâkki olunuyordu.

Şarklıların kendi elleriyle tatbik olunmak yo­lunu tutan yeni siyaset te Rusların Şarklı komü­nistlere kabul ettirdikleri diğer bir prensip te «Dvuyzaiç'ye» (iki dillik) dir.

TÜRKLÜĞÜN MUKADDERATI ÜZERİNE, ZEKİ VELİDİ TOGAN, YAĞMUR YAYINEVİ, (29.10.1951'DE ANKARA'DA VERİLEN BİR KONFRERANS), S. 57-61

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+0
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.