Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 05 Eylül 2018 - 18:40
Son Düzenlenme Tarihi 05 Eylül 2018 - 18:40
TÜRK AT DAMGALARI

TÜRK AT DAMGALARI

Damga, Türklerin boylarını ifade eden sembollerdir. Türklerin mevsim göçleri sırasında sürülerin birbirine karışmaması için her boy, kendi hayvanlarına kendi damgalarını vurmuşlardır. Daha sonraları bu damgalar devlet sembolleri haline gelerek Türk hanedanlarının aile alâmeti olarak kullanılmıştır. Kaşgarlı Mahmud, Reşidüddin ve Yazıcıoğlu’nun eserlerinde Oğuzların 24 olan boyunun her birinin sahip olduğu damgalar hakkında bilgi vardır. Bu damgalar daha sonraki devirlerde kesilen sikkelerde de görülür (Halaçoğlu, 1993: 454-455).

Eski Türkler’de tamga, tamka ve damga kelimeleri, “el ile yapılan motif” anlamına gelmektedir (Halaçoğlu, 1993: 454-455). Damga paraların dışında özellikle Akkoyunlular ile Osmanlıların mimari eserlerinde, bayraklarında ve silahlarında da görülmektedir. Cumhuriyet döneminde Anadolu’nun birçok yöresinde halı ve kilimlerde, kapkacakta, ev duvarlarında ve mezar taşlarında çeşitli damgalara rastlanmaktadır. Ayrıca hayvanlara damga vurulmak suretiyle sahipleri belirlenmektedir (Halaçoğlu, 1993: 454-455).

Bu damgalar, hayvanların boyun veya tırnaklarına vurulurdu. “Tırnaklara vurulan damgalar madenî para büyüklüğünde olurken boyunların yan tarafına vurulan damgalar fincan ağzı büyüklüğünde, kalçaya vurulan damgalar ise at nalı büyüklüğünde (Gülensoy, 1995: 95-119)” olurdu. Tuncer Gülensoy, atların damga vurulan yerlerini beş başlıkta toplamıştır:

  1. Sağ veya sol sağrıları (nadiren her iki sağrıya da damga basılabilir),
  2. Boyun,
  3. Yanak,
  4. Baldır içi (atı çalan kişi fark edip, damgayı tahrif etmesin diye baldırın içine ve görünmeyen yerine vurulur),
  5. Boyun bitimi ile sırt başlangıcı arasındaki çıkıntı bölgesinde, kürek kemiğinin biraz gerisine (eyer basıp, damgayı tahrif etmesin veya örtmesin diye bu bölgeye vurulur)” (Gülensoy, 1995: 95-119)

Ay-Huucın destanında, “Kara-konur at”ın fiziki özellikleri arasında şekli belli olmayan bir damgadan bahsedilir:

“Halk oymak bağırmış:
At aşmaz yerden at aştı,
Yiğit Kara-konur at.
Alp inmez yerden
Alp inip geliyor.
Damgası başka Kara konur at,
Yaratılışı farklı alp kişi.” (AHUD s. 381)

Ölöştöy destanında, kahraman Ölöştöy ve Altın-Topçu kendi aralarında yaklaşan düşman üzerine konuşmaktadırlar. Altın-Topçu, “Kara aygırlı soylu attan / Dört kısrak tutup getir” der. Bunun üzerine Ölöştöy kısrakları yakalayıp getirir. Ölöştöy’ün getirdiği atlardan biri “damgalı koyu-donlu kısrak”tır:

Onu işiten Ölöştöy’üm
Kök-ölö atını eyerleyip,
Boz ceketini giyip,
Kara aygırlı at sürüsüne doğru
Hızla koşup gitti.
Altın-Topçı döner diye,
Attan hızlı koştu.
Kova gibi memeli boz kısrağı,
Damgalı koyu donlu kısrağı,
Etli iki yağız kısrağı,
At üstünde kementle yakaladı.” (ÖD s. 85)

Kan-Kapçıkay destanında “Kan-Ceeren at”ın fiziki özellikleri sayılırken onun “Ay damgası” taşıdığı belirtilmektedir:

Bütün bir dağı yüklesen
Yüklenebilirdi,
Büyük dağı sırtına vursan
Toynağı bile sürçmezdi.
Ay damgası parıldayan,
Altın yelesi ışıldayan
Güneş gibi nalı ışıldayan
Gümüş yelesi parıldayan
Gökkuşağı gibi Kan-Ceeren’im
Dörtnala koşan
Yarışçı soyundan kıymetli at
Bağırarak kişnedi.” ( KKAP s. 223-224)

Maaday-Kara destanında, kara kızıl atın binilen tarafında ay, kamçı vurulan tarafında ise güneş damgası vardır:

“İnce otlarını otlayan
Karışık-kulak denilen kara kızıl değerli at
...
Binilen tarafında
Ay’a benzer damga vardır.
Kamçı vurulan tarafında
Güneş’e benzer damga vardır.” (MKD s. 353)

KABA ALİ, ALTAY, TUVA, HAKAS ve ŞOR DESTANLARINDA AT MOTİFİ ÜZERİNE BİR İNCELEME, YÜKSEK LİSANS TEZİ TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI ANABİLİM DALI, T.C. AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, S. 55 - 58

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+100
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.