Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 01 Mayıs 2016 - 15:00
Son Düzenlenme Tarihi 01 Mayıs 2016 - 02:31
Timur’un Günlüğü - Beyin Askere Muammele Tüzüğü

Timur’un Günlüğü - Beyin Askere Muammele Tüzüğü

ASKERİN BEYİNE KARŞI VE BEYİN ASKERİNE MUAMELE TÜZÜĞÜ

Doğru asker bilmeli ki, o eğer kendi askeri olduğunda ondan neyi isterse, aynen şunu beyi de ondan bekler. Bundan dolayı kendini bey hizmetinden muaf saymasın. Eğer önceleri beyi ona merhametli olup, sonra iltifatsız olmuşsa, bunun nedenini asker kendinde arayıp, beyini şikâyet etmesin. Doğru asker beyine ihlâslı olup, halis hizmet etmeli. Hangi asker beyine ihlâs yoksunluğundan gönlünde kin beslerse, elbette bu, ona horluk getirir. Askerin beyine gösterdiği ihlâslı hizmetinden dolayı günden güne onu nimeti artıp, mertebesi yükselir. Beyine ihlâslı olan asker onun ağır, sert sözlerinden rencide olup gönlünde kin beslemez. Beyinden gördüğü eksikliği özünden görür. İşte böyle asker terbiyeye layıktır. Hangi askerin himmeti sadece yeme, içme, iyi geçinmeye bağlanırken, öyle asker hizmet hakkını unutarak, iş vaktinde yüz çevirir. Onun yüzüne ikinci defa bakmamalıdır. Hangi asker iş vaktinde bahane ararsa, savaş günleri ruhsat sorup yere bakıp durursa, bugünkü işi yarma bırakırsa, bu gibi askerlerin adı bile ağza alınmaya değmez. Şöyle ki, Polat ve Timur Oğlan bana böyle yaptılar, iş üstünde beni bırakıp gitmişlerdi. Böyle kişileri Tanrı ya havâle etmek gerekir.

Yine hakikî padişahlara lâzımdır ki, bir askeri kendileri büyütüp yükseltmiş olsalar, hemen onu horlayıp dibe düşürmesinler. Kendi yetiştirdikleri kişileri bırakmasınlar. Kimi tanımış, bilmiş olsalar onu unutmasınlar. Eğer bir defalık horlamış olsalar, ikinci defasında çok izzet gösterip gönlünü alsınlar. Hangi asker beyine olan inancını kaybedip gönlünde kin beslerse, ekmeğine hıyânet etse, onun horlukta kalması kesindir. Her askerin beyinin gönlünde onun iyiliği yer almış olursa, bir gün iyilik görecektir. Bir sipahi isteyerek veya istemeyerek ayrılıp gitmiş olup sonradan geri dönüp gelirse, ona hürmet etsinler ki, yaptığı işinden pişman olacaktır.

Yine emrettim; düşman tarafından bir sipahi bize karşı kılıç çekip savaşa katılmış ise, o öz devletinin tuz hakkını saklamıştır. Eğer böyle kişilerden ele düşerse veya öz devletinden ümidi kesilip bizegelerek hizmet isterse, onu aziz tutsunlar. Bunun vefakârlığını dikkate alıp, mertebesini artırsınlar. Şöyle ki; Mengli Boğa, Haydar Andahoyi, Emir Ebû Sa'îd, bunlar altı bin askerleriyle Belh nehri boyunda benimle savaştılar. Sonra Tuğluk Timur Han'dan ümitleri kesilince geri dönüp benim penâhıma girdiklerinde onları hürmet edip bu üçlüye Hisar-ı Şadman, Endican ve Türkistan vilâyetlerini verdim.

Şöyle emrettim ki; her asker düşman nezdinde kıymetli olup, lâkin savaş vaktinde beyine hıyânet ederek, tuz hakkını vermeden, onun düşmanından yana olursa, bu gibi askere sakın yüz vermesinler ki bu tür kişilerden kimseye iyilik gelmez. Hangi asker iş vaktinde öz büyüğünden yüz çevirip giderse, bövle kişiye inanılmaz. Lâkin uzun bir müddet zarfında hizmet edip vefâkârlığım is- bât ederse, o zaman kabul edilebilir. Fakat savaş-baskın vaktinde gönüllü olarak gelenleri hürmet gösterip kabul etmek lâzımdır.

Eğer vezirler veya askerlerden herhangi biri savaş günlerinde öz devletinin işini düzeltmek için düşmanla alâka bağlayıp, ona ahbabca davranıp bize faydalı bir hizmet gösterirse, öyle kişileri akıllı dostlardan saymaları gerekir. Eğer bir asker düşmanla anlaşarak öz büyüğüne münâfıklık etse, böyle askeri o düşmana vermek lâzımdır. Eğer bir asker savaş günlerinde canını esirgemeden kılıçla dövüşerek düşmanı kırarsa onun hakkında garazlı kişilerin sözlerine kulak vermesinler. Onun hizmeti kapalı kalmasın. Belki birini on kılıp mertebesini artırsınlar ki, bunu gören başkaları da canını esirgemeyeceklerdir.

Emirlerden ve asker bölüklerinden biri vefasızlık yaparak arkadaşlıktan yüz çevirip düşman tarafına katılsalar, onları sürgün edip hiçbir yer vermesinler. Bunun misali, Keş leşkerinin serdarları benden yüz çevirip, Emir Hacı Barlas'a katılınca ikinci defa onlara inanmadım.

Eğer bir sipahiyi bir şehre hâkim yapmışsalar, o vefasızlıktan düşmanla anlaşarak mülkü ona teslim ederse, buna ölüm cezasıversinler. Mülkü koruyup düşmanı yaklaştırmayan askeri yüksek mertebeye çıkarıp hürmet göstersinler. Hangi emir savaş günlerinde sıkışıp kalındığında muharebe meydanında ihlâs adımını sabit tutup yoldaşlık hakkını saklamış ise onu öz kardeşleri gibi görsünler. Şöyle ki, Keş leşkeri benden tamamen yüz çevirdiyse de Emir Caku Barlas'tan başka kimse yanımda kalmadı. Sonra ben onu öz ağamdan da değerli görüp, kendi devletime şerik yaptım. Mertebesini büyük emirliğe yükseltip, Belh ve Hisar memleketlerini ona bağışladım.

Sahibkıran Emir Timur , Muhammed Tarağay Bahadıroğlu

Çevirmen: Adnan Aslan

Çevirmen: Kutlukhan Şakirov

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+12
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.