Yükleniyor...

Yasemin Gül

Öğretmen

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 30 Ağustos 2016 - 17:00
Son Düzenlenme Tarihi 30 Ağustos 2016 - 16:49
TARİHTEN GELEN SESE KULAK VER!

TARİHTEN GELEN SESE KULAK VER!

Vurulduğunda arzı ve arşı titreten, yürüdüğünde ölümü bile korkutan, heybetiyle düşmanın yüreğine korku salan ve savaşa bayram havasında gidenlerin öncüsü; bizi tarihe götüren, tarihi bize getiren bir coşkudur mehteran.

Estergon Kalesi’nden Viyana Kapısı’na, Kırım’dan Sivastopol’a, Tuna’dan Yemen’e bir hasret ve serhat türküsüdür. Türklerde Otağ, sancak ve mehter üç önemli semboldür. Hunlar zamanında adı Tuğ olan vurmalı sazlarla, nefesli sazlardan oluşan Askeri Mızıka Okulu’nun Fatih’ten sonra aldığı isim “Mehterhane”dir. Geçmişi en eski yazılı kaynak Orhun yazıtlarına kadar uzanır. XI.yy.da Divan-ı Lügat-it Türk’te Hakanların huzurunda askeri bandonun müzik yaptığı anlatılır. Mehterin Osmanlıya Selçuklulardan geçtiği bilinir. Selçuklu Sultanı Uç Beyi Osman Gazi’ye Saltanat ve bağımsızlık simgesi olarak ”Tabl-u Alem” (Davul ve Sancak) gönderdiği söylenenler arasındadır. Osmanlı Mehterinde; zurna, boru, kurrenay ve mehter düdüğü gibi nefesli-üflemeli, kös, davul, nakkare, zil ve çevgan vurmalı çalgılar yer alır. Tüm çalgıların sayısı eşit tutulmuş ve bu sayıya dayanarak mehteranın kaç katlı olduğu belirlenmiştir. Padişahın 12 katlı(her bir sazan 12’şer tane), sadrazamın 9, Vezir ve paşaların 7 katlı mehterleri vardır. İcra düzeni, savaşta saf, normal zamanda yarım ay biçimindedir.

Mehterhane, Hunlardan beri vurmalı ve nefesli sazlardan oluşan bir askeri müzik okulu niteliğindedir.Askeri müzik, Türk savaş tekniğinin vazgeçilmez bir unsuru sayılırdı. Savaşlarda tören ve oyun(spor) amaçları için Hünkar Peşrevi, At Peşrevi, Alay/Düzen Peşrevi, Elçi peşrevi, saat peşrevi, rakkas peşrevi gibi özel müzik eserleri bestelenirdi. Savaşlarda çalınan mehter havalarının gündelik şehir hayatındaki karşılığı, namaz vakitleri ile önemli resmi münasebetlerde vurulan Nevbet’ti. Osmanlıda müzik kullanıldığı alana göre, askeri müzik, dini müzik, klasik müzik, halk müziği, eğlence müziği; icra edildiği mekana göre ordu müziği, saray müziği, cami müziği, tekke müziği, şehir müziği, köy müziği olarak icra edilirdi.

Mehter takımının kendine has bir yürüyüş şekli vardır. Yürüyüşe daima Besmele ve sağ ayak ile başlanır, yürüyüş yapılırken her üç adımda sağa ve sola dönülerek yürünür. Mehter takımının sağa ve sola RAHİMALLAH-KERİMALLAH manasına gelen selamlama şekli vardır. Osmanlı Devleti’nde mehterhane Yeniçeri Ocağı’nın bir parçasıydı. Evliya Çelebi’nin yazdığına göre, XVII.yy.’ın ortalarında İstanbul’daki Mehterhane-i Hümayun’da 300 sanatkar vardı ve bunların hepsi askerdi.

Mehter Müziği, klasik Türk müziğindeki makam ve usüllerin kullanıldığı tek sesli bir müziktir. Saz başları kırmızı cübbe, kırmızı kavuk, kırmızı şalvar, sarı üç etek ve sarı yemeni giyerlerdi. Diğer sazlar lacivert cübbe, kavuk, şalvar, ve renkli üç etekle kırmızı yemeni giyerlerdi. Çevganlar saz başları gibi giyinirlerdi.

Batı müziğinde şah eserler yazmış olan W.A.Mozart, Bizet gibi besteciler mehter müziğinin etkisinde kalarak Türk Tarzında (Ala Turka) denilen besteler yapmışlardır. Gluck, Beethoven, Weber, Brahms, Lully gibi besteciler de mehterden etkilenen müzik yapıtları vermişlerdir. Mozart’ın Türk Marşı, Bizet’in Arleziyen Süiti, Mozart’ın “Saray’dan Kız Kaçırma Operası” K 384 ve Piyano Sonatı NO:11, K331 Bölüm 3(Alaturka) örnektir. Osmanlı Hükümdarları mehterhane teşrifat ve kaidelerine umumiyetle hürmet ederlerdi. İstanbul’un fethinde 300 kişilik mehter takımı vardı. Gök gürültüsünü andıran ve insanın içini ürperten sesler çıkartıyorlar, topların seslerini bile susturuyorlardı. Kanuni Sultan Süleyman devrinde genişleyen Osmanlı İmparatorluğunun topraklarına nizam verilirken, devletin şanına layık bir mehterhanenin yetiştirilmesi ve onun hükümeti debdebe ve şaşaası ile temsil edecek bir seviyeye ulaştırılması için düzenlemeler yapılmıştır. Osmanlı Sultanlarının hakimiyet simgesi haline gelmiş mehter müziği, Türklerle özdeşleşmiş, kulakların aranan sedası olmayı başarmıştır. En yakın ezgilerle zaman ötesini anlatan derinliğiyle insanı sonsuza kanatlandıran bir müziktir. Türk’ün kendine özgü sazları ve musikisi olarak var olmuştur.

KAYNAKLAR

-HAYDAR SANAL, Mehter Musikisi, Milli eğitim basımevi İstanbul 1964,S.3

-Evliya Çelebi Seyahatname, c.II Kardeş Matbaası İstanbul 1969. S 296

-Top.Sar.Ar.No.D.9625 Vr.28

-Tsma(Topkapı sarayı müzesi arşivi) D.9623

-Seyit Yöre/ “Osmanlı/Türk Müzik Kültüründe Levanten Müzikçiler”

-Türkiyat Araştırma Dergisi s 413415

-Karadeniz Araştırmaları, S.14 (yaz.2007)

-Osmanlı Musikisi ve Mehter/ Süleyman Sırrı Güner

-Ahmet Say-Müzik Ansiklopedisi (c.2-3)

-Osmanlı Dönemi Mehter Teşkilatı/Timur Vural

-İslamiyetten Önce Türklerde Kültür ve Müzik / Feyzan Göher Vural

  • T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI TÜRKİYE KÜLTÜR PORTALI PROJESİ / Osmanlı Müzik Kültürü/ Ünüşan Kuloğlu-Süreyya Gülmemed /2009-Ankara
+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+4
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.