Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 02 Temmuz 2015 - 12:45
Son Düzenlenme Tarihi 17 Ağustos 2017 - 23:47
ŞUPPİLULİUMA’NIN SURİYE SEFERLERİ

ŞUPPİLULİUMA’NIN SURİYE SEFERLERİ

Dr. Füruzan Kınal

Şuppiluliuma’nın siyasi icraatı arasında Suriye seferleri çok önemli bir yer alır. Zira onun yaşadığı devirlerde Suriye, milletlerarası iktisadı faaliyetlerin merkezi idi. Eti devletinin Suriye siyasetine karışması, bize onun artık büyük devletler arasına girdiğinin göstermektedir. Bu seferler aynı zamanda, ilk milletlerarası atmosferin doğduğu Amarna çağında Eti devletinin dış siyasasının mühim bir safhasını aydınlatmak bakımından da ayrıca tettike değer. Tarihi olayların, takribi de olsa, muayyen bir zaman mefhumu içinde mütelea edilmesi gerektiğinde, Boğazköy vesikalarında (andlaşmalar ve annellerde) bir düzüye adı geçen Suriye seferlerinin kronolojik bir düzüne konulması lazımdır. Şuppiluliuma Suriye’ye kaç sefer etmiş ve bunları idaresinin hangi yıllarında yapmıştır?

Gerçi bu konu üzerinde şimdiye kadar bazı çalışmalar olmuştu. Fakat bunlardan hiçbiri bu seferlerin sayısını kesin olarak tahdit ve zamanını tayin edememiş, her araştırıcı başka bir sonuca varmıştır. Mesela A. Götze, bu seferleri incelerken, Suriye hadiselerine kendi yorumuna göre, bir düzen vermeğe uğraşmıştır.

(Dr. Füruzan Kınal -Şuppiluliuma’nın Suriye Seferleri- Belleten Ocak 1947 Cilt: XI Sayı: 41 Sayfa: 1)

Onun “Büyük sefer” dediği seferle “İlk sefer! “Mitanni’nin ortadan kalktığı sefer”; “Şuphiluliuma Nuhasse’de”; “Şuppiluluuma’nın Kargamis’i muhasarası” dediği seferlerden hangisini kastettiği açık değildir. J. Sturm dahi 5 numaralı olay diye gösterdiği “Nuhasse için Eti yardımı” ile 6 ncı hadise olarak saydığı Şuppiluliuma’nın Isuua ve kuzey Suriye’ye hücumûnu ayrı ayrı seferlermiş gibi gösteriyor. Cavaignac ise bütün bu hadiseleri iki sefer halinde toplamıştır. Boğazköy vesikalarında Suriye’ye yapılan seferler pek çoktur ve bunları düzenlemek de yorucu ve zor bir iştir. Fakat KUB XXXIV de neşredilen yeni Şuppiluliuma annelleri metinlerinin bu meseleye yeni ışıklar vermesi, bizi bu konu üzerinde tekrardan çalışmaya teşvik etti. İçlerinde Eti’lerin Suriye seferlerinden bahseden bütün Boğazköy vesikalarını ve Amarna mektuplarını sabırlı bir çalışma ile gözden geçirdik. Çeşitli vesikaların anlattığı hadiseler arasında irtibatlar kurarak Suriye Hakkındaki bütün haberlerin üç ayrı sefere ait olabileceği sonucuna vardık. Eti büyük kıralı Şuppiluliuma’nın Suriye eserlerinin ve dolayısıyla de Amarna çağında kuzey Suriye siyasi olaylarının kronolojisini biz, Kargamiş şehrinin bu devirdeki siyasi tarihine dayanarak kurmağı deneyeceğiz.

Bilindiği üzere Amarna çağı denilen bu hareketli devrin tarihi, bir taraftan Firavun IV. Amenofis’in yeni idare merkezi Tel-el-Amarna (=Akhet-Aton), diğer taraftan Eti devleti başkenti Boğazköy (=Hattusas) Şehirlerindeki saray arşivlerinde meydana çıkarılan çivi yazılı mektup ve vesikalarla aydınlanmıştır. Bu vesikalar çok defa birbirlerini tamamladıkları gibi, birinin verdiği bilgiyi öteki ile kontrol etmek imkanı da mevcuttur. Şimdi biz de evvela Boğazköy, sonra Mısır olmak üzere ayrı menşeli bu vesikalarda geçen bütün Eti seferlerini görelim ve bunlarda Kargamis şehir tarihini takip edelim.
A. Boğazköy Vesikaları

Birinci Suriye Seferinden bahseden kaynaklar

a) Mattiuaza andlaşması, büyük Eti Karıla Şuppiluliuma ile Mitanni kıralı Tusratta’nın oğlu Mattiuaza arasında aktedilmiştir.

(Dr. Füruzan Kınal -Şuppiluliuma’nın Suriye Seferleri- Belleten Ocak 1947 Cilt: XI Sayı: 41 Sayfa: 2)

Eldeki nüsha Akadca yazılmıştır. Bu muahedenin başındaki tarihi önsözde 1-17 inci satırlar arasında Şuppiluliuma, Mitanni kıralı Tusratta ile olan mücadelesini anlatır ve memleketin hudutlarını Niblani (Lübnan) dağlarına kadar genişlettiğini söyler.

Bu vesikanın bu kısmında Birinci Suriye seferinin anlatıldığı hususunda tam bir fikir birliği vardır.

b) Tette andlaşması: Şuppiluliuma ile Nuhasse memleketleri kıralı Tette arasında imzalanan bu muahedenin birinci sütunun da ilk Suriye seferini anlattığını kabul ediyoruz. Çünkü burada da Mattiuaza muahedesinin 4 üncü satırında adı geçen Kassiari dağlarından bahsediliyor. Gerçek aynı dağdan diğer herhangi bir seferde geçmiş olabilirler. Fakat 1-11 inci satırlar arasında Mitanni kıralının o zamanki Nuhasse memleketleri kıralı Şarrupsi’yi öldürmek istediğini okuyoruz. Büyük bir kıral küçük bir kıralı ancak isyan halinde öldürmeğe kalkar. Eti kıralı da bu sırada İsuua’day yani tahminen bugünkü Elazıg civarında buluyormuş. Demek ki daha henüz Suriye’ye inmemiştir. Muahedenin de açıkça belirttiği gibi Şuppiluliuma Şarrapsi’ye yardım maksadiyle aşağıya iniyor. Muhasse, eti vesikalarında daima cemi olarak geçtiğine göre, birçok memleketleri ihtiva den bir bölge federasyonundur ve kuzey Suriye’de olduğu muhakkaktır. O halde bu vesika da birinci sefere aittir.

c) Talmisarma andlaşması: Eti kırallarından Muuatilli ile Halpa (Haleb) kıralı Talmisarma arasındaki andlaşmanın mukaddimesinde 336 ıncı satırların da birinci sefere temas ettiğinin zennediyoruz. Çünkü yine Niblani dağlarına kadar uzatılan hututtan” bahsedilir. Burada “Kargamis, Haleb, Nuhasse memleketleri (ona karış isyan ettiler), deniliyor. Sturm bu isyani Suppiluliuma’ya karış diye tefsir ediyor. Bu hadiselerin Şuppiluliuma’nın tahta yeni çıktığı sırada vuku bulduğu da yine bu fıkrada bildiriliyor. Eğer Şuppuliuma’nın babası III. tuhalia zamanında kuzey Surye Eti Hakimiyeti altında olsaydı. Böyle bir isyan düşünebilirdi. Halbuki Şuppiluliuma’nın selefleri zamanında kuzey Suriye’ye Mitanni devletinin hakim olduğunu yine ayın andlaşma ile biliyoruz. O halde buradaki “Ona” ile Şuppiluliuma değil, tusratta kastedilmiştir.

(Dr. Füruzan Kınal -Şuppiluliuma’nın Suriye Seferleri- Belleten Ocak 1947 Cilt: XI Sayı: 41 Sayfa: 3)

Görülüyor ki birinci Suriye seferine temas eden bu üç vesikadan yalnız “c” Kargamis’tan bahsediyor. Nuhasse’nin Hatti’ye birinci seferde ilhakını, adı geçen makalesinde Sturm da kabul etmektedir. O halde birinci seferde Haleb ve Nuhasse ile beraber Kargamis’in da Hatti’ye ilhakını düşünmek mantıka pek aykırı bir iş değildir. Coğrafya bakımından Kargamis Haleb yoluna gerçi biraz sapa kalıyor. Fakat İsuua memleketinin Fırat’ın Elazığ civarındaki geniş bükümü içinde olması sadece tahmine dayanmaktadır. İsuua’yı Malatya civarına koyarsak, buradan kuzey Suriye’ye inecek olan bir kimse, Malatya-Samsat-Bircik yoluyla Kargamis’a gelir ve sonra Haleb ve Nuhasse’ye gidebilir.

İkinci Suriye Seferi Hakkındaki Vesikalar

a) Mattiuaza Andlaşması'nın 17-48 inci satırları arasında anlatılan hadiseleri de ikinci sefer olarak kabul ediyoruz. Amarna mektuplarında Etiler tarafından zaptedildiği bildirilen birçok şehirler burada da sayılır. Öyle anlaşılıyor ki, Şuppiluliuma bu seferinde Kinza’ya (Suriye’deki Kadeş’e) kadar ilerlemiş, tusratta’yı bu seferde mağlup ve firara mecbur etmişti. Mitanni devleti gibi büük bir siyasi kuvveti ortadan kaldıran bu ikinci sefere Büyük Suriye seferi demekte bunun için kendimizi haklı buluyoruz. Gariptir ki bu muahedenin ne birinci, ne de ikinci seferi anlatan bölümlerinde Kargamis ve Nuhasse’den bahsedilmez. Fakat bunu bir Argumentum ex andlaşmasının arka yüzünde Mattiuaza, Suppiluliuma’nın Kargamis kıralı olan oğlu Biasilis ile işbirliğinden ve dostluktan bahseder. Mattiuaza’nın Babil’e ve oradan da Hatti’ye kaçması şüphesiz ikinci Suriye seferinde Mitanni devletinin yıkılmasından sonradır. Mattiuaza’nın Babil’de ne kadar uzaman kaldığını bilmiyoruz. Fakat kendisi Şuppiluliuma’ya Marasantia (Kızılırmak?) nehri dolaylarında iken sığınıyor, demekki büyük kıral Anadolu’ya dönmüştür. Şuppululiuma Mattiuza’ya Kargamsi kıralı olan oğlu Biasilis ile iyi geçinmelerini emir ettiğine göre, Kargamis ve Halep kırallıkları ikinci seferden sonra mevcut bulunuyorlardı.

(Dr. Füruzan Kınal -Şuppiluliuma’nın Suriye Seferleri- Belleten Ocak 1947 Cilt: XI Sayı: 41 Sayfa: 4)

b) 2 Bo TU 44 (=KUB XIX 13): Bu tabletin I inci sütunu muhtemelen Gaşka seferlerini anlatır. II inci sütundu Harran’dan, Kargamiş ve Wassukanni’den ve Usurların Suttarna’ya yardım etmelerinden bahsedildiğine göre, bu kısımda yine büyük sefere ait olmalıdır. Forrer ise bunu Kbo V 6’dan sonraya koymaktadır. (2 Bo TU s. 34.) Burada 36 ncı satırda zikredilen Kargamis kıralının isminin kırık olması büyük bir ihtiyatla Biasilis diye tamamlayabileceğimiz zannediyoruz.

c) KUB XXXIV 23 Öy (?) I ve II: Son zamanlarda yayınlanan bu metnin de dördüncü paragrafında ilkin Kargamis’in, sonra da Wassukanni’nin muhtemelen tahribinden bahsedilmektedir. Umumi bir yanlış olarak şimdiye kadar kabul edildiği gibi Kargamis III üncü seferde zabtedilmiş olsaydı, başka bir deyimle bu metin III üncü seferi anlatsaydı, Wassukanni’den artık hiç bahsedilmemesi icabederdi. Çünkü evvela II inci ve III üncü seferler arasında en az 20 yıl olduğunun KUBXIX 9,1,8 ile biliyoruz. Sonra da III üncü seferin en mufassal vesikasını teşkil eden KBO V’6Wassukanni’(den hiç bahsedilmez. Öyle ise KUBXXXIV 23’ün de II inci seferden bahsettiğine ve Kargamis’in birinci seferde değilse, mutlak olarak bu seferde zabtedildiğine artık şüphe yoktur.

Üçüncü sefere ait vesikalar

a) Kbo V6 Öy. II 108 (=2 Bo TU 41 s7) de Haleb kıralı Telepinus’un Sutu’ları yenilgiye uğratması anlatılırken “bütün arzi[a] ve Kargamis memleketleri onunla sulh yaptılar” denildikten sonra arkasından; “ve Kargamis memleketinde yalnız Kargamis şehir onunla sulh yapmadı” denmesi, Kargamis’in III üncü seferde zabtedildiği yanlışlığı yol açmıştır. Bize göre bu ifade ile sadece bu şehirin ikinci bir isyanı kastedilmiştir.

S 11 de de Şuppiluliuma’nın Kargamis’ı muhasara ettiği sırada, generallerinden Luppakis ile Du-zalmas’ı amka memleketlerini yağmalamak için gönderildiği , bunun üzerine Mısırlı’ların korktukları ve mısır kıraliçesi Dahamunins’ten kocam Piphururias öldü, oğlum da yok, bana oğullarından birini koca olarak gönder. Yollu bir mektup geldiği anlatırılır.

(Dr. Füruzan Kınal -Şuppiluliuma’nın Suriye Seferleri- Belleten Ocak 1947 Cilt: XI Sayı: 41 Sayfa: 5)

Bu vesikadaki kıral ve kıraliçenin hangi firavunla karısı olduğu tesbit edilirse, Şuppiluliuma’nın Kargamis’i yeniden muhasarasını veyahut III üncü Suriye seferini kesin olarak tarihlemek mümkün olacaktır. Bunun için de evvela Mısır kaynaklarını görmemiz lazımdır.
B- Amarna Mektupları

Birinci Suriye Seferinden bahseden Mektuplar

a) EA 17: Bu mektupta Mitanni kıralı Tusratta, III. Amenofis’e Hatti’lere karşı kazandığı zaferi bildirir. Bunu Mattiuaza andlaşmasının başında iyi tercüme edilemeyen “Tusratta büyük kırala karşı korkunçluk yaptı” sözüyle mukayese edebiliriz. Bu mektubu Mısır-Mitanni münasebetlerinin başına koyduğumuz göre, ilk Mitanni-Hattı çarpışması veya I inci Suriye seferi III. Amonofis zamanında yapılmış demektir.

b)EA 3715: Byblos’lu Rib-Addi III. Amenofis’e “Amurru memleketinin, bir kudretlinin elinde bulunduğu yere doğru döndüğünü, haber veriyor. Rib-Addi bu kudretlinin adını muhakkak ki kasten zikretmiyor, yani bu kudretliyi firavun da tanımaktadır. Rib-Addi başka bir mektubunda (7533) ise, “Hati kıralının Mitta kıralının mülkünü (?) zabtettiğini” bildiriyor. Buradaki mülk ekilmesi şüphesiz Vassukanni’nin zaptçı demek değildir. çünkü mektup III. Amaneofis’e yollanmıştır ve Tusratta daha uzun zaman IV. Amenofis’le mektuplaşmıştır Demek ki Mattiuaza andlaşmasında Şuppiluliuma’nın anlattığı “Fıratın bu tarafı (?) ve Niblani (Lübnan) dağlarına kadar” uzatılan sınır meselesi de doğrudur ve bu arazı Mitanni kıralından, eski Hatti devleti haklarına dayanılarak geri alınmıştır.

İkinci Suriye seferini İyma eden mektuplar

**A) EA 53:**Katna prensi Akizzi tarafından IV. Amenofis’e “Kinza’lı Aytakkama’nın Hatti tarafına geçtiği” bildirir. Mattiuaza andlaşmasında da Aytakkama’nın babası Şutatarra ile birlikte esir edilip Hatti’ye götürüldüğü anlatıldığına göre, bu mektup II inci Suriye seferinden sonra ait olmalıdır.

B)EA 5540: Akizzi, aynı Firavuna “Hatti kıralının Katna’yı yaktığını tanrıları alıp götürdüğünü” söylüyor. Bunu Mattiuaza andlaşmasının ikinci seferden bahseden kısmı da (satır: 37) tasdik etmektedir. Aynı zamana ait olan bu mektupta bildirilen hadise, şüphesiz geçmişi anlatmaktadır.

(Dr. Füruzan Kınal -Şuppiluliuma’nın Suriye Seferleri- Belleten Ocak 1947 Cilt: XI Sayı: 41 Sayfa: 6)

Ç)EA 1265: Bu mektupta Rib-Addi Ugurit’e artık gemi göndermediğinin bildiriyor. Demek ki Ugarit Şuppiluliuma tarafından zaptedilmiştir. 51 inci satırda ise Hatti’lerin memleketleri yaktıkları, Gubla’yı (Byblos) da almak istedikleri ve Abdi-Aşirta oğullarının vergilerini artık kudretli bir kırala verdikleri söyleniyor. Abdi Aşirta oğullarından bahsedildiğine göre, mektup IV. Amenofis’e yollanmıştır. Memleketlerin Hatti’ler tarafından yakılması da II inci seferi anlatıyor d emektir.

D)EA 15155: Tyrus’lu Abi-milki, Firavuna Ugarit’in yanarak mahvolduğunun, fakat hatti ordusunun şimdi orada bulunmadığını bildiriyor ki, bu da EA 126’yı destekliyor. Mattiuaza andlaşmasında II inci seferde zaptedilen yerler arasında Ugarit’in yokluğu, ancak katibin unutkanlığı ile izah edilebilir. Zira son ugarit kazıları buna şüphe bırakmamıştır.
Üçüncü Suriye seferinden bahseden Mektuplar

a) EA 170: Bu mektupda (Kbo V, 6’da adı Lupakkis şeklinde geçen) Hatti general Lupakku’nun büyük bir ordu ile harekesinden bahsedilmesi, mektubunun III üncü sefere ait olduğunu hükmünü verdirmektedir. Fakat ayrı menşeli bu iki kaynak acaba aynı olayı mı anlatıyor, yoksa Sturm’un dediği gibi bunlar yanı generalin muhtelif zamanlardan yaptığı iki ayrı sefer midir? Vesikanın sinkronizma bakımından değeri büyük olduğu için, mektubu dikkatle inceleyeceğiz:

EA 170 in 12, 13 üncü satırlarıyile EA 169’un 13 üncü satırı (ina asranu la duahirsu=onu orada alıkoyma) ayın maksatla ve tamamen aynı ifade ile yazılmıştır. Amurru mektuplarından olan bu EA 169 un Knudtzon’un da şüphe ile gösterdiği gibi, Mısırlı büyük memurlardan biri olan Haia’ya gönderilmiş olacağını zannetmiyoruz. Çünkü diğer Mısırlı büyüklere ve mesela Dudu’ya gönderilen mektuplarda (EA 158, 164, 167) hiçbir zaman EA 1697,8 de gördüğümüz “Bana hayatı ve ölümü sen verirsin, ibaresi görülmez. Bu ifade tarzı ancak bir kırala karşı kullanılmış olabilir.

(Dr. Füruzan Kınal -Şuppiluliuma’nın Suriye Seferleri- Belleten Ocak 1947 Cilt: XI Sayı: 41 Sayfa: 7)

EA 170’in 14 üncü satırındaki failin 12 inci satırdaki zamirle ifade edilmiş olması, yani S. Simth’in kabul ettiği gibi bir Anticipation” ihtimalini daha uzaktır. 12 inci satırdaki zamirle 11 inci satırdaki Hurrice “zuliman” kelimesi arasında bir ilgi olması akla daha yakın geliyor. Zuzilaman ile de S. Simith’in zannettiği gibi ordu değil, Mısırlı büyükler kastedilmiş olmalıdır.

EA 170 de mütemadiyen endişe ve üzüntü içinde olan biri teselli edilmektedir. S. Simth’in zannettiği gibi eğer Aziru bir seyahatte veya seferde olsaydı, bu teselliye ne lüzum vardı.?

Bu mektubun Aziru’nun Mısır’dan nasıl ve ne zaman kurtulduğu sorusuna da cevap verdiğinin zannediyoruz. Öncü Lupakku kuvvetlerinden başka 90,000 kişilik bir piyade kuvvetiyle daha arkadan Hatti prenslerinden zitana gelmektedir. Belki de bu haber Aziru’nun kardeşleri tarafından Mısır’a gözdağı vermek amacı ile kasten yazılmış ve uumulan endişe ve telaşı da sağlamış olmalı ki, bu kuvvetlere karış koyması için, Azru yine mısır dostu sıfatiyle memleketine süratle geri gönderilmişti. Bütün bu deliller EA 170’in tıpkı aynı maksatla yazılan EA 169 gibi IV. Amenofis’in son yıllarında, yani III üncü Suriye seferi sıralarında Mısır’da bulunan Aziru’ya gönderildiğinin isbat eder.

BEA 140-Gubla’lı İlirabih’in mektupları (EA 139, 140) Rib Addi’nin ölümünden sonra yazılmıştır. EA +1140’ın 16 ıncı satırında Yalnız Gablu kırala kaldı” demekle bir sadakat ifade edilmek istenmiştir. Zira aynı mektubun 25-30 üncu satırlarında bildirilen Amki memleketlerinin zaptı da bu mektupların EA 170 in yazıldığı sıralardaki olaylara uygun düşmektedir. Nitekim 14,22 de Aziru’nun Mısır’a gittiğine bir iyma da vardır. O halde bu mektuplar da III üncü sefere ait olmalıdır.

EA 170’in Mısır’da bulunan Aziru’ya gönderildiğini böylece tesbit ettikten sonra, şimdi Aziru’nun Mısır’a ne zaman gittiğini sorabiliriz. ? III inci Suriye seferinden haylı bir zaman (Puppilulima’nın X memleketlerinde uğraştığı 20 yıl) geçtikten sonra kuzey Suriye’de Hatti nüfuzunun yeniden sarsıldığı anlaşılıyor. Katna’lı Akizzi’nin mektupları, Aziru’nun Tunip’ten yolladığı bütün muhaberat hep bu arada geçen 20 yılın son zamanlarına aittir. Aziru ikinci Suriye seferinden sonra Hatti’lerle birleştiği için Aitakkama gibi Mısır sarayı nezdinde suçludur. (EA 162,25) Firavun önceleri Amurru’nun sadakatinin rehini olarak Aziru’nun oğullarının gelmesini istediği halde

(Dr. Füruzan Kınal -Şuppiluliuma’nın Suriye Seferleri- Belleten Ocak 1947 Cilt: XI Sayı: 41 Sayfa: 8)

(EA 16252) son mektuplarda bizzat kendisinin gelmesini emretmektedir (EA 164165) Aziru Hatti’ler tarafından bir hareket göremeyince, Mısır’a gitmeğe mecbur oluyor. duppi-Tesup andlaşmasında “senin büyük babanı babam tabalığa döndürdü” ifadesiyle de bu isyan kastedilmektedir. Onun hareketinden az sonra Hatti’ler, Nuhasse, Amurru, Kargamiş gibi isyan eden şehir beylerini tedip için tekrar güneye dönüyorlar. İşte EA 170 bu zamanda yazılıyor. Öyleyse bu mektup da Kbo V, 6 gibi III üncü Suriye seferinden bahsetmektedir. Sturm’un bu iki kaynağın başka başka seferlere aidiyetine delil olarak ileri sürdüğü komutan isimlerinin başkalığı fikri, tatmin edici bir isbat değildir. Zira 90,000 kişilik bir orduda Lupakkis, Zitana, DU-zalmas ve Arnuuandas gibi dröt komutan bulunabileceği gibi, EA 170’i gönderen Aziru’nun kardeşleri iyi malumat almamış veya komutanlardan yalnız en meşhurlarının isimlerini yazmış olabilirler. Neticeside bu iki kaynak, yani Kbo V6 ve EA 170 aynı zamana aittir ve aynı olayı anlatmaktadır. Vesikaların zamanını böylece tayin ettikten sonra, şimdiki Kbo V 6 daki Piphururia isminin hangi firavuna ait olabileceğinin bir de Mısır tarihi bilgimizi içinde araştıralım:

Bu isim Amarna çağı firavunlarının taht isimlerinde hiçbirine uymamaktadır. Firavununu tayininde bize yadım edece bir vasıta da kıraliçenen adıdır. Kbo V6 kıraliçenin ismin tanır Amon’lu bir teofor ad olarak gösteriyor. Amon dinini yıkan bir kıralın karısı, böyle bir ismi nasıl taşıyabilir? Piphururias’ın tutankhamon olduğu kabul edilirse, mektubunun Amarna’da terkedilen akhanaton arşivi arasında bulunuşu nasıl izah edilir. Sonra her iki firavunun da oğulları yoktur. Bundan başka Iv. Anenofis daha hayatta iken büyük damadı Semenkhare’yi veliaht seçmiş, hatta onu idareye iştirak ettirmiştir fakat bu bahtsız naib kayın babasından az evvel, veya az sonra ölünce yerine küçük damadı Tutankhamon geçmişti.

Semenkhare’nin zevcesinin adı Meritaton’dur ki, unun Amarna mektuplarındaki yazılışı “salMaiatu” şeklinde olduğunun biliyoruz. Tutankhamon’un karısını adı da Ankhesenamen’dir. Bu kızların annesi olan IV. Amenofis’in zevcesi ise, Amarna’da şaheser büstü bulunan kıraliçe Nefertiti’dir. Bu üç kadından yalnız Ankhesenamen ismi Kbo V 6’da Dahamunnis şeklindeki kraliçe adına yaklaşmaktadır. Fakat yeni metinde kraliçenin adı veya ona ait sıfat [u] a-an-nu-um-mi-ia-as şeklindedir ve tabletin kenarında SAL (kadın) tederminatifi için yer yoktur. O halde bu ismin Tutankhamon’un duluna ati olduğuna hükmedemeyiz. Gerçi Tunankhamon yeni idare merkezinde üç yıl oturmuştur, nitekim amaramon yeni idare merkezinde üç yıl oturmuştur, nitekim Amarna’da kendisinin ve karısı Ankhesenamen’in isimlerini taşıyan kartuşlar bulundu. Tutankhamon’da gençliğine rağmen, tahta ancak altı yıl kalabilmiştir. Ondan sonra tahtı ele geçiren rahip Eye gelince, bu da ancak dört sene kırallık etmiştir. Kısa fasılalarla ölen bu firavunlardan hangisinin Piphururias olduğunu ayırmak hakikaten güçtür.

(Dr. Füruzan Kınal -Şuppiluliuma’nın Suriye Seferleri- Belleten Ocak 1947 Cilt: XI Sayı: 41 Sayfa: 9)

Hemen bütün filolog ve tarihçiler bu isimlerin tayini el uğraştılar. Ve umumiyetle bunu Iv. Amenofis olarak kabul ettiler. Bilâhare Sturm “Piphururias kimdir” adlı makalesinde bu çalışmaların tarihini yaptı ve Piphururias adındaki unsurları IV. Amenofism ile damad ve halefleri Semenkhare, Tutankhamon ve Eye’nin taht isimleriyle karşılaştırdı. Hatta Tutankhamon’un mezarında bulanan ciceklerin kuzey Suriye’de harap mevsimine uyğun olduğunu söyleyecek kadar ileri giden fantazik mukayeselerden sonra, Piphururias’ın Tutankhamon olduğu neticesini neticesine vardı. Fakat bütün bunlar rağmen Sturm’un deliller bilginler arasında bir fikir birliği sağlayamadı. Kendisinden sonra sırasiyle De Buck De Koning ve S. Simth ayın konu üzerinde çalıştılar ve eski faraziyenin doğru olduğunun kabul ettiler. Ben de “Amarna çağında Mısır’ın Önasya münasebetleri ismi altında, dissertation mevzuu olarak bu devrin kaynaklarını incelerken, bu mesele ile pek çok uğraşmama rağmen kaynakların yetersizliği karşısında kesin bir sonuca varamamıştım. Fakat yeni yayınlanan KUB XXXIV 24’de Şuppiluliuma annellerine ati ufak bir parça üzerinde Otten’in de işaret ettiği gibi, Firavun’un isminin Niphude, Otten’in de işarete ettiği gibi, Firavun’un isminin Niphururias şeklinde yazılmış olması, bütün tartışmalara bir son vermiş oldu. Çünkü Asur kıralı Asuruballit tarafından Amarna’ya gönderilen bir mektupda da Firavuna Nihpururia diye hatip edilir. Bilabel bunun Tutankhamon’a gönderilmiş olduğunu zannetmişti. Fakat Amarna’da gerek kazılarla, gereken satın alma yoluyla elde edilen bütün muhaberat içinde Tutankhamon’a ait bir tek vesika yoktur ve olmaması da lazımdır. Zira arşiv Tutankhamon zamanında tekrar Tep’e götürülürken, yaşayan bir Firavun’un nüfuzu icabı kendi evrakının birlikte alınması zaruridir. Asuruballit’in mektubunun III. Amenofis’e gönderilmesi is zaman bakımından imkansızdır. Zira o IV. Amenonofis’le bile pek kısa bir zaman için çağdaş olmuştur. Böylece, Niphururia’nın IV. Amenofis olduğuna ve Hatti’li katibin Kbo V6’da bir imla yanlışı yaptığına hiç şüphe kalmamıştır.

(Dr. Füruzan Kınal -Şuppiluliuma’nın Suriye Seferleri- Belleten Ocak 1947 Cilt: XI Sayı: 41 Sayfa: 10)

Demekki Şuppiluliuma’nın Suriye seferlerini tarihlemek için elde mevcut bu tek Kbo V6-EA 170 sinkronizması ile yalnız III üncü seferin IV. Amenofis’in ölümüne rastladığını tesbit edebiliyoruz. O halde şimdi IV. Amenofgis’in hangi yılda öldüğünü sorabiliriz.

Mısırın Amarna çağı kronolojisi için umumiyetle hareket noktası III. Amenofis’in ölüm yılı olan M.Ö. 1380 tarihi kabul edilir. IV. Amenofis 17 sene hüküm sürdüğüne göre 1363 de ölmüştür. Bu tarih aynı zamanda III üncü seferin vukubulduğu yıldır. II üncü seferle ikinci arasında 20 yıl geçtiği malum olduğuna göre (KUB XIX9 I21) II’inci sefer 1363+20= 1383 yıllarına raslar ki bu zamanda Mısırda henüz III. Amenofis yaşıyordu. Halbuki II inci sefer iyma eden mektupların IV. Amenofis’e yollanmış olduğunu gördük, öyle is e bu mektupların seferden sonraki 20 yılın muhtelif gördük, öyle ise bu mektupların seferden sonraki 20 yılın muhtelif zamanlarında yazıldıklarını kabul etmek zorundayız. İkinci seferle birincisi arasında kaç yıl geçtiğine dair şimdilik bir yakıt yoktur, fakat Şuppiluliuma’nın III. Amenafis’le mektuplaştığını kendi ifadesiyle biliyoruz. (EA 41). Bundan başka henüz aslı ele geçmeyen, fakat Boğazköy vesikalarında zikredilen bir Kurustama andlaşması vardır.

(Dr. Füruzan Kınal -Şuppiluliuma’nın Suriye Seferleri- Belleten Ocak 1947 Cilt: XI Sayı: 41 Sayfa: 11)

Mısır-Hatti arasında aktedilen bu andlaşma hükümlerinin ancak birinden Veba dualarında bahsedilir. bU da Kurustama halkının kuzey Suriye yerleştirilmesi hakkındadır. Meşhur Ramses II. –Hattusil II barış muahedesinin önsözünün de “Hatti büyük prensi Spararuru (Şuppiluliuma) zamanında bir andlaşma vardı” deniliyor. Burada adı geçen andlaşma Kurustama muahedesi olmalıdır, çünkü Puppiluliumanın mısırla yaptığı başka bir andlaşma tanımıyoruz. Amarna mektupların de böyle bir kayıt yoktur.

Yalnız bir mektupta (EA 3550) Alasia (Kıbrıs) kralı Firavuna “Hatti ve Şanhar krallariyle ittifak yapmamasını,” rica etmektedir. Ve herhangi bir ittifak da ancak bu dostlukla kabil ise de, Alasia kralının bahsettiği bu ittifakın Kurustama andlaşmasına dayandığın isbat edecek hiçbir tutum noktası yoktur. Zira evvela Kunudtzon, bu mektuplarda bir tahta çıkmadan bahsedildiği için (EA 3810) bunları IV. Amenofis’in ilk zamanlarına koyuyor; sonra da mektuplarda Lukka’ların Alasia’dan her sene bir şehir almaları” ndan şikayet edilmesi, Ege göçlerinin başlangıcına bir işarettir. Keza adada bir veba salgından bahsedilmesi de bizi, bu mektupları Amarna çağına koymağa zorlamaktadır. Zira bilindiği üzere hatti’ye veba salgını Şuppiluliuma’nın son Suriye seferi ile gelmiştir. O halde Alasia mektuplarında zikredilen bu ittifak ve dostluğun Kursutama andlaşması ile hiçi bir ilgisi yoktur ve Alasia Mektupları IV. Amenofis’in ilk yıllarına, yani EA 41’in yazıldığı yıllara ait olmalıdır.

Fakat Mita'nin kıralı Tusratta’nın, III. Amennofis’e gönderdiği ilk mektupta (EA 17), Hatti kırlaı ile yaptığı bir savaşta kendi zaferin müjdelediğini gördük. Demek ki birinci Suriye seferi de III. Amenofis zamanında yapılmıştır. Kurustama andlaşmasının bu sefere tekaddüm etmesi lazımdır, çünkü Şuppiluliuma, Mısır gibi kuvvetli bir dostla Mitanni’ye yapılacak herhangi bir yardımı önledikten sonra Suriye seferlerine başlamayı düşünebilecek kadar siyasi görüşü sahib bir devlet adamıdır. Nitekim bu andlaşma hükümleri arasına kuzey Suriye’nin Kurustama’lılarla iskanı maddesinin konulması da bu fikri desteklemektedir. Şu halde Rusustama andlaşması III. Amenofis ile Şuppiluliuma arasında imzalanmış ve Suriye eserlerine bundan sonra başlanmıştır

(Dr. Füruzan Kınal -Şuppiluliuma’nın Suriye Seferleri- Belleten Ocak 1947 Cilt: XI Sayı: 41 Sayfa: 12)

Neticede Şuppiluliuma Suriye’ye üç sefer yapmıştır. Bunlardan birci ve ikinci seferler III. Amenofis zamanında Mitanin’ye karşı yöneltilmiştir. İlk seferler akın mahiyetinde olup kıral İsuua da iken kuzey Suriye’deki Nuhasse’ye yardım maksediyle hazırlıksız olarak inmiş ve bunu için de pek müsbet bir kazanç sağlıyamamıştır. İkinci sefer ise Vassukanni’nin zaptını ve Mitanni devletinin çökmesini intaç eden büyük seferdir. Üçüncü Suriye seferine Hurri memleketlerinin ve kuzey Suriye beyliklerinin (Kargamış, Halpa, Amurru) ayaklanmalarını bastırmak maksadiyle başlanmış, farasta muhasarasında iken, büyük bir avantaj vaadeden IV. Amenofis’in dul kıraliçesinin izdivaç teklifi üzerine, damat olarak Mısır’a gönderilen Hatti’li prens öldürülünce, hatti-mısır barışı ilk defa olarak bozulmuş ve iki memleket arasında ilk defa bir Casus Belli hasıl olmuştur. Bu durum ise III. Hattusil-III. Ramses barışına kadar devam edecektir.

(Dr. Füruzan Kınal -Şuppiluliuma’nın Suriye Seferleri- Belleten Ocak 1947 Cilt: XI Sayı: 41 Sayfa: 13.)

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+15
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.