Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 21 Haziran 2018 - 10:00
Son Düzenlenme Tarihi 21 Haziran 2018 - 06:13
Semerkand - H. H. Schaeder

Semerkand - H. H. Schaeder

SEMERKAND

SAMARKAND, Buhara [b. Bk.] ile birlikte, Maveraünnehr (Sogdiana, Sogd [b. Bk.], Ma vara’ al-Nahr)’in başlıca şehri olup, garbı Türkistan’da Soğd (vadi’l-Sogd, Zarafşan) ırmağının cenup kıyısında aynı adı taşıyan eyaletin merkezidir; şehir, gerek şarklı seyyahlar, gerek garplı seyyahlar tarafından cennet telakkı edilen bir mevkide bulunmaktadır. Şehrin adı, ikinci unsur olarak, şarkı İran dilinde şehir manasına gelen ve şarkı iran bölgesi yer adlarında sık sık geçen kand (krş buddh. Sogd knd-, hıristiyan soğd. Kaş, kanş)’i almaktadır; buna karşılık birinci kısım için tatminkar bir mana ve izah bulunamamıştır (krş. Centralasiatische Studien, I, 133 v.dd., Tomaschek’in izah teşebbüsleri). Şehirin adı önce Maracanda, Maqaxavqa şeklinde, İskender’in şark seferi hakkındaki rivayetlerde görülmektedir. Arrian (III, 30) onu şeklinde adlandırmaktadır. İskender, Spitameneslere karşı yaptığı savaşlarda şehri bir çok defalar ele geçirdi ve Strabo (XI, II, 4)’ya göre, tamamiyle tahrip etti (halbuki arap efsanesi İskender’i şehrin kurucusu olarak gösterir). Şehir Diadokhların idaresinde – 323 taksiminden sonra-, Sogdiana’nın merkezi olarka, baktria satraplığına tabi oldu, Diodotos’un istiklalini ilanından ve antiokhos II. Theos7un saltanatı devrinde Grek-Baktria kırallığının kuruluşundan sonra, baktria gibi, burası da Selevkosların eline geçti. Bu tarihten itibaren şehir, şimalli yabancı kavimlerin taarruzlarına maruz kaldı. Bu devirden müslümanların fethine kadar, her ne kadar garbı İran ile bir medeniyet bağı devam etti ise de, tarih ve iktisadı hayat bakımından, İran’dan ayrı kaldı (Maniheizmin semerkand’da yerleşmesi hakkında bk. J. Marquart, WZKM, XII, 163 v.d.; hıristiyanlar hakkında da bk. W. Barthold, bk. bibliyografya. E. West’in, Bundahişn ve Bahmanyaşt’da Çin ve Çinistan’ı Semerkand’a kadar çıkarma teşebbüsü tamamiyle şüpeli bir netıce vermiştir). Müsbet malumatı ancak çin imparatorluk vekayinamelerinde ve seyahat hikayelerinde bulmaktayız. Han devrinden itibaren devlet Khang-kü adını almıştır; devletin idare merkezi Khang Thang sal-namelerindeki Sa-mo-kian=Samarkand ile açıkça aynı gösterilmiştir. (krş. C. Ritter, Erdkunde, VII2, 657 v.dd, umumı levha). Wei’in 437S (m.)’de te’lif edilmiş (krş. F. Hirth, J. Marquart, Die Chronologie der alttürkischen Inschriften, s. 65 v. d.’dan naklen) sal-namelerin göre, Yüe-çi (Kuşan)’lerin akrabası olan Çau-vu hanedanı miladdan önceki zamanlardan beri orada hüküm sürmekte idi. Hüan-Çvanga Sa-mo-kian’ı 630’da ziyaret ile, burasını kısaca tasvir etti (St. Julien, Memoires sur les Contrees Occidentales [1857], I, 18 v.d.; Sam. Beal, Si-yu-ki, Buddhist Records [1884], I, 32 v.d., kıymetli bibliyografya kayıtları ile birlikte, s. 101).

Kutaybe b. Muslim’in Horasan valiliğine tayininden itibaren, Maveraünnehr’de muntazam bir şekilde ilerleyen araplar, Semerkand’ı bir Tarhun (çince to-hoen)’un idaresinde buldular. Al-Biruni, Aşur, nşr. Sachau, s. 101, 20 (krş İbn Hordazbih, BGA, VI, 40, 5)’ye inanılırsa, Semerkand’ın yerli hukümdarları türkçe meşhur tarhan (Orhun kitabelerinde: tarkan) unvanını taşıyorlardı; bu kelime arap kaynaklarına bakılarak, zannedildiği gibi bir has isim değil, bir nvan olmalıdır. Burada islamiyete tekaddüm eden son asırlarda, Maveraünnehr’de Eftalitler hakimiyetini bertaraf eden mahallı bahis mevzuudur. Tarhun, bir vergi ve rehinler vermek (al-Tabari, II; 1204) sureti ile, 91 (709)’de Kutayba ile sulh yaptı; fakat Tarhun, bu anlaşmaya kızan tebeası tarafından devrildi. Yerine İhsez Gurak (çince U-le-kia) geçirildi (al-Tabari, II, 1229); Kutayba, uzun bir muhasaradan sonra 93 (712)’de şehri teslim olmağa mecbur etti (ayn. Esr., s. 1247). Eski hukümdar muhafaza edildi ise de, şehre bir arap vali ile kuvvetli bir askerı birlik yerleştirildi ve burası, Buhara ile birlikte, sonraki fetihler ve bölgenin islamştırılması için bir üss oldu; bununla beraber, şehir valilerin zalimena idarelerinin sebebiyet verdiği ve Emevıler devrinin son senelerinde Maveraünnher’i harekete getiren isyanlar ile sarsıldı. Semerkand’ı Himyarılerin efsanevı hukümdarları ile münasebette gösteren, Çin’e yaptıı sefer esnasında Şimar tarafından tahrip edildiğine (“Şimar-kand”=”Şimar [onu] tahrip etti”) ve İskender tarafından yeniden yapıldığına (krş. J. Marquart, Eranşahr, 1901, s. 261) dair efsane hakkındaki Yakut’un kayıtlarına al-Tabari, I, 890 v.dd. iel al-Kazvini, Aşar (nşr. Wüstenfeld, s. 360) v. b.’ınkileri de ilave etmek lazımdır. Bu efsane bütünü ile tetkike muhtaçtır.

Abbası halıfesi Ma’mun, 204 (819)’ten itibaren, Maveraünnehr ve hususiyle Semerkand valiliğini Asad b. Saman’ın oğullarına tevdı etti ve b tarihten itibaren şehir, tahirilerin ve Şaffarilerin yükselmelerinden her hangi bir değişikliğe uğramaksazın, İsma’il b. Ahmed’in Şaffari hakimiyetini devirerek Samani [bk. mad. SAMANILER] hukümdarlığını kurduğu 287 (900) tarihine kadar Saman ailesinin elinde kaldı. Bu hükümdarlığın kurulması ile, Maveraünnehr ancak 500 yıl sora Timur ve halefleri zamanında erişeceği devirde olduğu gibi, çok parlak bir devir yaşamıştır. Hakikatte idare merkezi Buhara’ya nakledilmekle beraber, Semerkand bir medeniyet merkezi olduğu kadar iktisadı sahada ve ayrıca islam dünyasının umumi içinde birinci derecedeki mevkiini muhafaza etti.

İştahri ile İbn Havkal’ın ve al-Makdisi’nin tasvirleri bu devre aittir. Bunların şehadetlerinden Semerkand’ın İran şehirlerinin kendilerine has (krş. Barthold, I, 810) üç kısımlı taksim tarzını temsil ettiği anlaşılmaktadır: Kale (kuhandiz, arapçalaşmış şekli kuhandiz ve bir de kal’a), asıl şehir (şahristan, şaristan, madina) ve kenar mahalleler (rabaz). Üç kısım burada cenuptan şimale doğru sıralanmıştır. Kale, şehrin cenubunda yüksekçe bir yerde olup, idari binalar (dar al-imara)’ı ve hapishane (habs)’yi içine alır. Yakın zamanlara kadar evleri kerpiç, toprak ve ahşaptan yapılış (krş. E. Herzfeld, Isl., XI, 162 ve bir de bk. E. Diez, Persien, I [Kulturen der Erde, Hagen-Darmstadt, XX, 1923], s. 20) olan şehir de yüksekce bir yerde bulunmaktadır; her tarafında, toprağı şehri çevreleyen surun inşasında kullanılmış olan derin bir hendek (handak) kazılmıştır. Şehrin her yirende akar su vardır. Şehirn suyu tamamile bir set üzerinde ve kurşun ile kaplı bir kanal (veya tamamiyle kurşun borular) ile cenupta Ra’s al-tak denilen yüksekçe yerden getirilen bir akar su ile te’min edilmiştir. Bu kanal galiba islamdan önceki devre aittir, zira açıkça rivayet edildiğiöne göre, bu kanalın nezaretçiliği, bu hizmet karşılığında, cizyeden muaf tutulan Zerdüştilere tevdi olunmuş idi. Bu kanal tertibatı şehirde bulunan geniş ve bol bahçelerin sulanmasını sağlıyordu. Şehrin başlıca 4 kapısı vardır: Şarkta Bab al-Şin – Çinliler ile ipek ticaretine istinat eden eski münasebetlerin hatırası olarak - ; şimalde Bab Buhara; garpta Bab al-Navbahar – Bu kapının isminden, Buhara ve Balh’ta olduğu gibi, bir budist manastırının mevcudiyeti istidlal edilebilir-; cenupta, Bab al-Kabir veya Bab Kişş (bab’ın yerini sonradan farsça darvaza alınmıştır). Şehre, Sogd istikametine doğru yayılan daha alçak bir arazi üzerinde, 8 kapılı bir sur ile çevrili kenar mahalleler bağlanmaktadır. Asıl şehirde daha nadir bulunan başlıca pazarlar, kervansaraylar, anbarlar buradadır. Samanilere ait resmi yapılar ve Cuma namazı kılınan büyük cami de burada bulunmaktadır. Semerkand’ın en büyük imar devri Timurlular saltanatı ile başlar. Yerli mamulat arasında imali çinlilerden öğrenilen kağıt, Babur’un da işaret ettiği gibi, ahususi bir şöhrete mazhar olmuş idi. Şehrin en meşhur mukaddes mahalli, babur’un da bilhassa işaret ettiği gibi, hususi bir şöhrete mazhar olmuş idi. Şehrin en meşhur mukaddes mahalli, Babur’un da bilhassa işaret ettiği ve bugün de çok saygı gösterilen Kasim b. ‘Abbas’ın medfun bulunduğu camidir ki, denildiğine göre, bu zat ‘Osman zamanında şehri islamiyete kazandırmıştır (krş. Goldziher, Vorlesungen über das Islam2, s. 218; frans. Trc. Le dogme et la loi de l’Islam, s. 183). Bu devirde Semerkand’ın meşhurları arasında hiç olmazsa birini, Abu Mansur al-Maturidi [b.bk.]’yi zikretmek lazımdır. Bu zat, şark sünni akidesinin gelişmesi üzerinde kat’i bir te’sir icra etmiştir (Maturidi, 333=944’te Semerkand’da ölmüştür; Maturid veya Maturit Semerkand’ın bir mahallesidir; krş. Sam’ani, Ansab, 498a).

Samanilerin sukutundan sonra, Semerkand Karahanlılar [b. bk[‘ın hakimiyeti altına girdi. 495 (1102)’de Karahanlılardan Arslan Han Selçuklu sultanı Sencer’e tabi oldu. Arslan Han’ın halefleri de hukümdarlıklarını muhafaza ettiler; 40 yıl sonra 536 (1141)’da Karahitaylıların Katvan’da Sencer’i yenmeleri üzerine Gurhanlar Maveraünnehr’in sahibi oldulra. 1170’e doğru Semerkand’dan geçen Tudele’li Benjamin bu şehirde 50.000 yahudi olduğunu kaydetmektedir (M. N. Adler, The Itinerary of B. of T., London, 1907, s. 59). Gurhanlar, 6/06 a(1209)’da Hvarizmşanh Muhammed b. Tekiş tarafından devrildiler. Muhammed’in müthiş hasmı Cengiz han [b. bk], birkaç ay sonra, tamamiyle tahrip ettiği Buhara’dan Sırderya’yı geçtikten sonra, Semerkand önüne geldi. Şehir rebiülevvel 617 (mayıs 1220)’de kendiliğinden teslim oldu; gerçi tam manası ile yağma edildi ve sakinlerinedn bir çoğu şehirden sürüldü, fakat halkın bir kısmı Moğul valinin idaresi altında, yerlerinde kalabildi. Bu tarihten itibaren, şehir bir buçuk asır kadar bir müddet sönük kaldı. İbn Battuta (III, 52) v.dd.) 1350 tarihinde burada harabeler arasında ancak az mikdarda meskun ev bulmuş idi.

Semerkand’ın yeniden imarı takriben 771 (1369)’den sonra başlar, bu tarihte Timur Maveraünnehr’de hakimiyetini te’sis etti ve Semerkand’ı devamlı surette büyüyen bir devletin idare merkezi yaptı. İspanyol elçisi Ruy Gonzales de Clavijo, şehri 808 (1405) deki yeni şa’şaası içinde gördü (krş. L. Sreznewskiy tarafından yayınlanan seyahat namesinin, kıymetli fransızca bir fihristi ile birlikte. İspanyolca rusca tabı, Sbornik otd. Russk. Yaz., 1881, XXIII, 325 v.dd. ile başka yerler). Bu seyyah, şehre, mahalli bir ad olarak aldea gruesa büyük (harfiyyen yağlı) köy diye izah ettiği Cimesquiente adını vermektedir ki, burada bu ismin, Türkçe semiz (“yağlı, besili”) kelimesi ile karışması sureti ile, halk iştikakına dayanan bir istihalesi görünmektedir. Timur’un torunu Uluğ Bey ]ölm. 853=1449), Çihilsutun adlı sarayını inşa ettirmek ve ayrıca meşhur rasad-hanesini te’sis etmek sureti ile, şehri tezyin etti; bu hususta krş W. Barthold, Ulugbey i yego vremya (Ross. Akad. Nauk, 1918, trk. Trc. A. N. Kurat, İstanbul, 1930) Sonra Babur’un hatıratı (Babur-nama, nşr. İlminski, s. 55 v.dd.; nşr. Beveridge, s. 54b v.dd.; trc v. Pavet de Courteil, I, 96 v.dd.; trc. R. R. Arat, TTK yayınlarından, bk. fihrist)’ında Timur’un şehrinin etraflı ve örnek teşkil edebilecek bir tasviri bulunmaktadır. Babur, ilk defa olarak, 903) (1497)’de, birkaç ay için şehri ele geçirdi. Şehir 906 (1500)’da hasmı Özbek hanı Şaybani tarafından işgal edildi. Bu sonuncunun ölümünden sonra, Babur, Safevilerden Şah İsmail’in müttefiki olarak, 916 (1510)’da muzafferane Maveraünnehr’e döndü ve Semerkand’ı yeniden ele geçirdi; fakat ertesi yoldan itibaren, tamamiyle Hind’deki fakat ertesi yoldan itibaren, tamamiyle Hind’deki imparatorluğuna çekilmek ve meydanı Özbeklere bırakmak mecburiyetinde kaldı. Semerkand için yeni bir durum hasıl oldu. 14 mayıs 1868’de general Kaufmann, Timurluların eski idare merkezine girdi ve Buhara emiri Muzaffar al-Din (1860-1885) için, şehir bu tarihten itibaren, kat’i surette kaybedilmiş oldu. 1871’den beri şehrin garbında yeni bir şehir yükselmiştir; burası daha sonra Hazar-denizi ötesi demir yoluna bağlandı. 1882’de kale yeni hale getirildi. 1900’de şehrin bütünnüfusu 58.000 kişi idi. Şehrin, 1917’den beri istihaleleri hakkında ve mimari eserlerine dair doğru ve tam bir tarihi araştırma da yoktur (krş. W. Barthold, Die geogr. U. Hist. Erforschung d. Orients, s. 17, 179). Şehrin V. Hugues Krafft, A travers le Turkestan russe (Paris, 1902)’de bol mikdarda nefis fotografları bulunmaktadır.

Semerkand bugün Özbekistan Sovyet cumhuriyetine bağlı bir eyalet ve bu cumhuriyetin merkezidir. Şehir hakkındason bilgiyi veren 1939 sayımına göre, nüfusu 134.350 kişidir. Semerkand eyaleti 35.007 km2’dir. Eyaletin en çok meskun kısmı zarafşan vadisi olup, burada kilometre kareye 68 kişi düşmektedir. Eyalet bilhassa hububat ve pamuk yetiştirir. Burada bağcılık ve hayvancılık da çok gelişmiştir. Semerkand şehrinde Ali Şir Neva’i [bk. mad. AŞİ ŞİR]adını taşıyan bir üniversite bulunaktadır.

Bibliyografya: W. Tomaschek, Centralasiatische Studien, I; Sogdiana (S. B. Ak. Wien, 1877, LXXXVII, 79 v.d., 120 v.d., 125-143); J. Marquart, Die Chronologie der alttürkischen ınschriften (1898), s. 7 v.d., 33 v.d., 56 v.dd.; J. Wellhausen, Das arabische Reich und sein Sturz (1902), s. 268 v.dd., 284 v.dd.; G. van Vloten, Recherches sur la domination arabe (Werh, Ak. Amst., I, nr. 3, 1894); W. Barthold, Zur Geschichte des Christentums in Mittelasien (1901), s. 8, II v.d., 21 not I, 22, 30, 51 v.d.; BGA, I (al-İstahri), 316 v.dd.; II (İbn Havkal), 365 v.dd.; III (al-Makdisi), 278 v.dd.; Yakut, Mu’cam (nşr. Wüstenfeld), II, 133 v.dd.; al-Kazvini, Aşar al-bilad (nşr. Wüstenfeld), s. 359 v.dd.; İbn Battuta (nşr. Wüstenfeld), s. 359 v.dd.; İbn Battuta (nşr. Defremery-Sanguinetti), II, 52 v.dd.; Guy Le Strange, The Lands of the Eastern Caliphate (1905), s. 460, 463 v.dd.; bunlardan başka tarih kitapları arasında al-Nasafi’nin hususi tarihi (Tarih Samarkand) henüz neşredilmemiştir. Muahhar devir için, Buhara maddesined zikredilenlerden başka, bk. Henry Yule, The Book of ser Marco Polo, I, 191 v.dd.; Val. Lagmantel, Hans Schiltbergers Reisebuch (Bibl. Des litterar. Vereins in Stuttgart, 1885, CLXXII), s. 61; H. Vambery, Geschichte Bocharas oder transoxaniens, I/II (1872, A. von Gutschmid, Kleine Schriften, II’deki tenkit ile birlikte); W. Radloff, Das mittle Serafschantal (Z. G. Erdk. Berl., 1871, VI, 401 v.d.; 497 v.dd.; V. Masal’skiy’nin rusça Brockhaus (Enciklopediçeskiy slovar, XXVIII, 181 v.dd., mad. Samarkand); von schubert soldern, Die Baudenkmaler von Samarkand (Wien, 1898/1899); Les Mosquess de samarcande (Petersburg, 1905 v.dd.). W. Barthold, Die geogr. u. Histor. Erforschung des Orients (1913), s. 217, 220 v.d.’da rusça eserler için daha mufassal ve esas itibariyle daha yeni bibliyografya bulunmaktadır.

(H. H. SCHAEDER.)

(İ.A. Semerkand Maddesi, H. H. Schaeder, Cilt. 10 s. 469-471 sayfalarından alınmıştır.)

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+5
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.