Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 22 Haziran 2018 - 09:00
Son Düzenlenme Tarihi 21 Haziran 2018 - 09:06
Samaniler Maddesi - V. F. Büchner,

Samaniler Maddesi - V. F. Büchner,

SAMANİLER

SAMANİ, Saman-Hudat adlı bir şahsın soundan gelen İranlı sülale Hanedanın gerçekten müstakil ilk hükümdarı İsma’il’e kadar şeceresi şudur:

Saman – Hudat

Asad

N uh Ahmed Yahya İlyas

N aşr Yahya İsma’il Humayd

Ya’kub Asad İshak

Muhammed

Ailesini meşhur Bahram Çubin’e, yani Rey şehrinin asil bir ailesine kadar çıkaran Saman-Hudat (İbn al-Aşir, nşr. Ternberg, VII, 192), adının gösterdiği gibi, Saman köyünün (Belh waldt, s. 237; Barbier de Meynard, Dict. Geogr... de la Perse, s. 297) sahibi idi. oradan kaçmağa mecbur olunca, Horasan valisi Asad b. ‘Abd Allah al-Kasri’nin yanına sığında [bk. mad. ESED]. Asad onu düşmanlarına karşı korudu, Saman-Hudat bu sırada islamiyeti kabul etti. Oğluna hamisinin adı Descr... de Boukhara, s. 57 v.d.). Tarih-i guzida (bk. Schefer, ayn. esr., s. 99 v.d.)’de Saman-Hudat hakkında diğer anlatılan şeyler tamamiyle bir efsanedir. Bir şiiri dinledikten sonra, kendisinde ikbal hırsının uyandığına dair hikaye ancak sonraları ona izafe edilmiştir (GMS, XI, 26, 123 v.d.). Tarih-i guzida, bundan başka, onun Aşnas’ı mülkiyetine geçirmiş olduğunu bize bildirir.

Asad b. Saman-Hubat’ın dört oğlu var idi ki, unlar, daha Harun al-Raşid hayatta iken, hilafetin şar kısımlarının tarihinde rol oynamış görünmektedirler; sonralır halife olacak olan alMa’mun asi Rafi b. Lays’e kadşı emir Harşama’ye yardım etmelerini Asad’ın oğullarına emretmiş ve Samaniler de o zaman Harşama ile Rafi arasında bir anlaşma te’min etmeğe muvaffak olmuş görünüyorlar (al-Naşrahi, s. 74). Ma’mun babasının yerine halife olunca, Horasan valisi tayin ettiği Cassan b. ‘Abbad’a Asad’ın oğullarına resmi vazifeler vermesini emretti (al-Narşahi, s. 75; krş. İbn al-Aşir, VII, 192 Hamza al-İsfahani, s. 237). Gassan 204 (819)’te Nuh b. Asad’ı Semerkand’a, Ahmed’i Fergana’ye, Yahya’yı Şaş ve Uşrusana’ye ve İlyas’ı Herat’a tayin etti. Daha sonraki Horasan valisi Tahir b. AlHusayn bu tayinleri tasdik etti. Böylece Samaniler Tahirilerin bir nevi kaim-makamı oldular. Daha eski bir kaynak, Hamza al-İsfahani, Nuh’un birkaç yıl Ma’mun’un sarayında kaldığını ve sonra kendisine, Ma’mun tarafında, Tahirilere tabi olmak üzere (min kibal al-Tahiriya), Maveraünner valiliği verdiğini kısaca nakleder (s. 237). Kardeşlerden önce İlyas öldü ve onun ölümü ‘Abd Allah b. Tahir’in valiliği zamanında vukua geldi. bu da Herat’a onun yerine İlyas’ın oğlu Muhammed’i tayin etti (ibn al-Aşir, VII, 193).

Fakat ailenin bu kolu asıl Samani sülalesinin başı olan Ahmed’in soyu kadar mühim değildir. Halife al-Mu’tasım’ın emri ile, o zaman gözden düşmüş olan meşhur türk kumandanının oğlu al-Hasan b. al-Afşin’ı tuzağa düşürmek için, ‘Abd Allah b. Tahir’e yardım eden al-Tabari, III, 1307 v.d.) ve Tahirilerin sadık bir bendesi gibi görünen Nuh varis bırakmadan ölünce, Tahir b. ‘Abd Allah Maveraünnehr’de kaim-makamlığı onun kardeşleri Yahya ile Aşmed’e verdi. Muahhar kaynaklar, sülale kurucusu bahis mevzuu olduğu için, mutad olduğu üzere, Ahmed’in ali-cenaplığını ve diğer meziyetlerini överler (ibn al-Aşir, VII, 192). Ahmed’in yedi oğlundan en büyüğü olan Naşr Maveraünnehr valiliğinde babasının yerine geçti (Yahya hakında bundan sonra bilgi yoktur; Almed’den önce ölmüş olabilir; Hamza al-İşfahani esasen Nuh’un halefi olarka yalnız Ahmed’i göstermektedir). Nasr 261 (874/875) yılından itibaren, müstakil bir hükümdar telakki edilebilir; bu tarihte halife Maveaünnehr’i ona ikta olarak vermiştir (al-Tabari, III, 1889; krş. İbn al-Aşir 261’de ıkta verilmesinden sonra Naşr’ı yalnız Abbasi halifeliğine bağlı, muhtar bir val telakki ettiği gibi, Hamza al-Isfahani (s. 237) de yalnız ismail’i gerçek bir hükümdar kabul etmektedir (fa-kanat vilayat man takaddama İsa’il... min kibal al-Tahir). Keza 261 yılında Naşr kardeşi İsmail’i Buhara valisi tayin etti. Bu şehirde bir dereceye kadar asayişsizlik hüküm sürüyordu. Nasr’ın Saffarilerden Ya’kub al-Lays’e karşı gönderdiği bir ordu onun kumandanını öldürmüş ve Buhara’yı almıştır; o zaman şehirdeki inzibatsız askerler, Naşr’ın naibi Ahmed b. Omar’ın kaçmasından sonra, istedikleri gibi, vak değiştiriyorlardı. İbn al-Aşir’in verdiği bilgi böyledir; al-Narşahi (s. 76) hvarizmlerin bir istilasından (rebiülahur 260 = 874) bahseder; bu sırada Buharad’da büyük tahribat olmuştur. Hvarizmlerin reisi Husayn b. Tahir al-Ta’i az sonra kaçmak mecburiyetinde kalmış ise de, karaşıklıklar devam etmiştir. İşte o zaman, asayişi yeniden te’sis etmek gayesi ile, fakih Abu ‘Abd Allah b. Abi Hafs, bir vali göndermesi için Nasr’a müracaatte bulundu; o da kardeşi İsma’il’i gönderdi. al-Narşahi’ye göre, 260 ramazanının ilk cumasından (26 Haziran 874) itibaren, Buhara’da hutba’de, Ya’kub b. al-Lays’in adı yerine, Nasr’ın adı okunmuştur. İsma’il Buhara’da ele geçirdiği Harici Husayn b. Muhammed’i, hıyanet yolu ile, ziyan vermeyecek bir hale koydu. İsma’il Buhara’da haydutluklara son verdi: hvarizmli Husyan b. Tahir’i yendi ve serkeş üst-tabakayı itaate mecbur etti. Bundan başka, Horasan valisi Rafi’ b. Harşama ile bir ittifak yaparak, mevkiini kuvvetlendirmeğe çalıştı. Rafi’ Hvarizm’in idaresini de ona vermiş idi (İbn al-Aşir, VII, 193) ki, bu İsma’il ile Naşr arasında patlak veren savaştan (272 = 885/886) az önce olmalıdır; zira hülife al-Mu’tamid Muhammed b. Tahir’i ancak 271’de ‘amr b. al-Lays’in yerine, Horasan valisi tayin etmiş, sonra Muhammed d buraya, kendi naibi olarak, Rafi’ b. Harşama’yi yerleştirmiş idi (İbn al-Aşir, VII, 290). Samani iktidarının Horasan’daki mevkii bu hadiselerin sarsamayacağı kadar kuvvetli idi. İsma’il’in Raf’ b. Harşama ile yaptığı andlaşma Naşr’a karşı bir tecavüz ittifakı idi. 272’e patlak veren ilk savaşta (al-Narşahi, sebep olarak İsma’il’in yıllık vergiyi hemen göndermediğini gösterir; İbn-al-Aşir umumiyetle desiselerden bahseder) Rafi’ büyük bir iş göremedi. İsma’il’in skumandanı Hamvayh b. ‘Ali onu, gayretle savaş yapmaktansa, Nasr ile isma’il arasında bir uzlaşma te’minine ikna etmiş görünmektedir) İbn al Aşir, VII, 194). İki kardeş arasında hemen sulh yapıldı. 275 (888)’te yeniden çıkan savaş İsma’il’in lehine neticelendi ve İsma’il Naşr’ı esir etti; fakat onu, kendisine karşı göstermeğe mecbur olduğu saygı ve itibar ile, semerkand’a iade etmek kiyasetini gösterdi. Naşr, 276 (892’da ölünceye kadar, burada hakim oldu (al-Tabari, III, 2133. Bu sırada İsma’il, kardeşinin yerini alıncaya kadar, Buhara’da onun naibi olarak kaldı. İsma’il sülalenin ilk hakiki hükümdarı (emir) sayılır. Hükümdarların cedveli şudur:

İsma’il b. Ahmed 279-295 (892-907)

Ahmed b. İsma’il 295-301 (907-913)

Naşr b. Ahmed 301-331 (913-943)

Nuh I. .b. Naşr 331-343 (943-954)

‘Abd al-Malik I. b. Nuh 343-350 (954-961)

Mansur I. b. Nuh 350-365 (961-976)

Nuh II. b. Mansur 365-387 (976-997)

Mansur II. b. Nuh 387-389 (997-999)

‘Abd al-Maluk II. b. Nuh 389-(999)

İsma’il [b. bk.] öldüğü zaman, Şaffarilerden ‘Amr’e karşı kazandığı zaferden sonra kendisine isabet eden Maveraünnehr ve Horasan dışında, ülkesini bir hayil genişletmiş idi. Kendisinin sülalesinin en dirayetli hükümdarlarından biri olduğu söylenebilir. Kudretli idi; fakat dur endiş değil idi. Abbasilere karşı sadakati metholunur (al-Narşahi, s. 90); esasen Samaniler daha sonra da bu tutumlarını muhfaza etmişlerdir; eğer ‘Utbi kayıtlarında haklı ise, yalnız bu sülalenin hükümdarları Vali amiria’l-mu’minin unvanını taşımışlardır (bk. Schefer, Descpription, s. 190). İsma’il’in dindarlığı ve şefkati hakkındaki fırkalar için bk. ibn al-Aşir, VII, 194 v.d.; VIII, 4 v.d.

Daha ikinci hükümdar Ahmed zamanında, sülalenin inhitatına çok te’sir etmiş olan bir amil, yani ileri gelenlerin isyanı ve iktidarı ele geçirmek teşebbüsü kendisini gösterir. Ahmed daha valiliğinin başlangıcında amcası Ishak’ı hapsetmek mecburiyetinde kalmış idi; bir başka ileri gelen Bars al-Kabir yanında mühim mıkdardı para ile Bagdad’a kaçtı. Yeni emir kararlı bir seceyere sahip görünmektedir. İbn al-Aşir (VIII, 89) bundan başka ona salim bir muhakeme ve hükümdarlar için zaruri olan bir insani itidal isnat eder; Narşahi adaletini tebarüz ettirir; yalnız muahhar derleme bir eserde (bk. Schefer, Description, s. 98) onun hakkıda verelin hükümler pek iyi değilidr. 298 (910/911)’de Ahmed’in kumandanı al-Husayn b. ‘Ali Sistan’ı zaptetti; bu sefere çıkan kumandanlar arasında Simcur al-Davati bulunmakta idi ki, bu Samaniler zamanında Horasan valiliğini ellerinde bulunduran kudretli ailenin kurucusudur. Sistan o zaman al-Mu’addal b. ‘Ali b. al-Lays adli bir Saffari’nin mülkiyetinde idi; bu şahıs mağlup edildikten sonra, ‘Amr b. al-Lays’in Fars’ta yaralanmış olan bir eski kölesi ile birlikte, Bagdad’a gönderildi; fakat memleketi itaat altına alınamadı. 300 (912/913) yılında, bir şaffari müddeisi olan ‘Amr b. Ya’kub b. Muhammed b. ‘Amr b. al-Leys lehinde, Muhammed b. Hurmuz al-Harici tarafından körüklenen bir isyan çıktı ise de, al-Husayn b. ‘Ali Sistan’ı yeniden Samaniler devletine bağladı; bununla beraber, Ahmed’in ölümünden sonra yeni karışıklıklar oldu. 301 (913/914)’de ‘Ali ailesine mensup biri Taberistan valisini memleketten çıkardı; bu haberin gelmesinden az sonra Ahmed bir kısım köleleri tarafından katledildi (İbn al-Aşir, VIII, 46, 52, 58). Bu kudretli emirin öldürülmesinde ondan usanmış olan ileri gelenlerin dahli bulunması muhtemeldir. İbn al-Aşir (VIII, 58)’in Ahmed’in oğlu Nasr’a isnat ettiği sözler, bu bakımdan, dikkate değer. Fakat muahhar derleme eserlerdeki Ahmed’in kölelerin kıskanacağı kadar alimlere teveccüh göstermesi her halde uydurmadır (Schefer, Description, s. 92; krş. s. 101.)

Hükümdarların teferrüatlı tarihleri ‘ABD AL MALİK, MANŞUR, NAŞR ve Nuh maddelerined bulunmaktadır. İsma’il’den itibaren payitahtları Buhara olan sülale hakkında umumi olarak, şunlar söylenebilir:

Maveraünneh’in tabi bir valiliğinden doğmuş olan Samani devleti en fazla genişlemesi zamanında (Maveraünnehr ve Horasan’ın dışında) Sistan, Kirman, Cürcan, Rey ve Taberistan’ı içine alıyordu. Bu sülalenin en yüksek devri Rudaki’nin hamisi olan Naşr b. Ahmed (301-331) devri sayılır; fakat bu durum bu hükümdarın kudreti şahsiyetinden ziyade (bu bakımdan İsma’il’in çok dunundadır), ölümünden sonra devletin inhitatının gözle görülebilir bir hal almağa başlaması dolayısı iledir: İranlı sülalelir içni mukadder olan aynı amiller ileri gelenlerin (yani yüksek askeri zümrenin) isyanları ve şimaldeki tür kabilelerinedng elen tehlike İsma’il ve Ahmed gibi kudretli simalar artık mevcut olmadıklarından, kuvvet kazandı ve sonunda felaket getirdi. Ahmed olurölmez, oğlu Naşr’ın halfe olmasına amcası İshak itiraz etti; Nuh I. tacını akrabası İbrahim b. Ahmed’e karşı müdafaa etmeğe mecbur kaldı. Sonraları Horasan valiliğinden Mansur I. tarafından atılmış olup, yerine Abu ‘l-Husayn Simcur getirilen ve Gazne’yi zaptederek, Gazneliler sülalesinin kurucusu olan Alp-Tigin [b. bk.]’in ilk teşebbüsleri Nuh I. zamanında yapılmıştır. Manşur I.’un sona erdirdiği, Büveybilere karşı pek faydalı olmayan mücadele sülalenin dahilde ve bharicde itibarının artmasına fazla yardım etmemiştir. Nuh II. zamanında işler daha iyi gitmedi; kendisi Sistan’nın asi valisini, Halaf b. Ahmed’i boş yere itaat altına almağa çalıştı.

Horasan valiliğine yükseltmiş ve Halaf’e karşı göndermiş olduğu al-Husayn Simcur, Halaf ile birleşti. Bu Abu ‘l-Husayn’in ölmesi hiç de sükunet bulmayan bir sıra karışıklıkların başlangıcı oldu; oğlu Abu ‘ali Simcur da aynı şekiled itimada şayan olmayan bir tabi idi ev sonunda türk hükümdarı bugra Han [b. bk.)’ı Samanilere karşı teşvik etti. Evvela Samanilere hücum eden ve İsma’il tarafından durdurulan türkler (al-Tabari, III, 2138, 2249) yeniden göründüler ve Nuh’un orduları mağlup edildi. Bizzat kaçmak zorunda kalan Nuh’un bu mağlubiyetinde kenid kumandanlarından birinin ihaneti müessir olmuştur. Ancak türk hükümdarının vakitsiz ölümü üzerine, Samani hükümdarı payitahtına döndü. Türklere kasden yenilmiş olan ordu kumandanı Fa’ik’ın, Nuh’u tahtından indirmek gayesi ile, Abu ‘Ali Simcur ile birleştiği söylenir: Memleketinin ileri gelenlerine güvenemeyen emir Gaznelilerden yardım istedi ve yardım aldı. Nuh’a karşı cephe almış olan hasmı Büveyhilerden Fahr al-Davla’nin himayesini istemeğe mecbur kaldı. Nuh Horasan valiliğini Gazneli Sebük-Tigin’e verdi; ayrıca Sebük-Tigin Naşir al-Din ve oğlu Mahmud Sayf al-Davla lekaplarını aldılar (384=994).

Asiler ile yapılan mücadele, Abu ‘Ali ölünceye ve Fa’ik türk hükümdarı Naşr b. ‘Ali İlig-Han. [b. bk.]’ın yanına kaçıncaya kadar, devam ettii Sonra anlaştılar ve Fa’ik’a Semerkand valiliğ verildi. Manşur II.’un kısa hükümdarlığı da aynı manzarayı gösterir; askeri yüksek sınıftan bazı kimselerin teşviki ile İlig-Han Buhara’yı zaptetti ve Manşur’u uzaklaştırdı. Mansur az sonra Fa’ik’in yardımı ile geri döndü. Abu’l-Kasim Simcur ile Bektüzün arasında Horasan valiliği için mücadele çıktı. Buna Gazneli Mahmud da karıştı ise de, Horasan’ı zaptetmeğe muvaffak olamadı. Fa’ik ile Bektüzün Manşur’u tahttan indirip, gözlerine mil çektiler ve kardeşi ‘Abd al-Malik’i tahta çıkardılar. O zaman tekrar müdahale eden Mahmud, ‘Abd al-Malik’i Horasan’dan uzaklaştırdı. Bu hadiseler ve Maveraünnehr’in İlig-Han tarafından 389 (999) yılında işgali ve bu sırada ‘Abd al-Malik’in hapsedilmesi için bk. I, 97. Sülalenin tarihi burada sona erer; Bu aileden olup, türkler tarafından bertaraf edilen İsma’il b. Nuh al-Muntaşir’ın mukadderatı için bk. V/II, 1112.

Samanilerin bir çok diğer şark devletlerindekine benzeyen siyasi kusurlarnıdan bir başka cihet daha mühimdir ki, burada ancak bilmünasebe tebarüz ettirilebilir. Bu hükümdarların himayesi altında yalnız ilimler inkişaf etmiş (al-Tabari’nin Tarih’ini tercüme etmiş olan Bal’ami hatırlansın, bk. II, 465) olmayıp, aynı zamanda İran edebiyatı ilk ilerilemeyi onların devrinde kaydetmiştir. Yalnız Rudaki [b. bk.] gibi bir ismi hatırlamak kafidir; aynı şekilde Firdavsi’nin ilk çalışmaları da Samaniler zamanında olmuştur. Nadir bir şey olarak, bu hükümdarlardan birinin, Manşur II.’un şiirlerinden bazı parçalar bilindiği zikrolunabilir (bk. ‘Avfi, Lubab, nşr. Browne, I, 23).

Bibliyografya: Hamza İsfahani (nşr. Gottwaldt), s. 236 v.dd. (‘Abd al Malik I.’e kadar; al-Tabari, şahıs sadları fihristi (301 yılına kadar); İbn al-Aşir (nşr. Tornberg), bk. fihrist; al-Gardizi, Zayn al-ahbar (JA, IV, 766); bazı parçalar için bk. W. Barthold, Turkestan; Description topographique et historique de Boukhara par Moh. Nerchakhy... (nşr. Ch. Schefer), Paris 1892 (bu eser al-Narşahi’nin, Tarih-i Buhara’sının kısaltılmış farsçaya tercümesi ile Kazvini’nin Tarih-i guzida’sinin Samaniler tarihine ait kısmını, ‘Utbi’nin Tarih-i Yamini’sinin Samaniler ile ilgili muahhar derleme bir eserde bulunan kısmının farsça tercümesini v.s. ihtiva eder); Defremery, Histoire des Samanides par Mirkhond (Paris, 1845).

(V. F. BÜCHNER.)

(İ.A. Samaniler Maddesi, V. F. Büchner, Cilt. 10, s. 142-143)

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+6
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.