Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 27 Haziran 2018 - 13:00
Son Düzenlenme Tarihi 26 Haziran 2018 - 08:23
Parsiler Maddesi - Ant. Pagliaro

Parsiler Maddesi - Ant. Pagliaro

PARSİLER

PARSİLER (pehl. Parsik, yeni fars. Parsi, tam manası: “Pars’lı”), arap istilasından sonra, islamiyeti kabul etmeyerek, İran’dan kaçan zerdüşti iranlılar manasına gelir; bunlar, bazı dolaşmalardansonra, Hindistan’da Gucarat’ta yerleşmişlerdir ve burada şimde 100.000 nüfustan fazla (1921 sayımına göre, 101.778) kavmi-dini bir zümre teşkil ederler. Bugün parsi tabiri İran’da kalmış zerdüştiler için de, İran’da gittikçe kuvvetlenen müsamaha fikrine uymayan ve manası bir az fena olan geber yerine [bk. mad. MECUSİ], kullanılmaktadır.

Parsilerin Hindistan’da şimdiki yerlerine gelmeden önceki muhaceretleri hakkınad bildiklerimiz iki kaynağa dayanmaktadır: bir zerdüşti rahibi olan Navsari’li Bahman Kay Kabad’ın Yazdigird takvimi ile 969 (m. 1600)’da manzum olarak yazdığı Kissa-i Sancan ve XVIII. asrın sonunadoğru Dastur Şapurci Manockci Sancana (1735-1805) tarafından yazılmış bir eser olan Kissa-i zartuştyan-i Hindustan ve bayan-i ataş bahram-i navsari.

Bu kaynaklara göre, ilk zümre sığınmış olduğu Horasan’da, arap istilasından aş.-yk. Bir asır sonra, cenuba doğru hareket edip, Basra körfezi ağzında Hürmüz adasına varan (751 m.s.) zerdüştilerden müteşekkil idi. Kısa bir ikametten sonra, Kathiavar sahilinin cenubunda, Cambay körfezinde, Diu adasına göztüler (766) ve 19 sene burada kaldılar. Seyahatlerine yeniden başlayarak, Sancan’ın yanına geldiler (785) ve mukaddes ateşi oraya yerleştirdiler. Parsi rahiplerinin rivayetine göre, memlekette yerleşme müsaadesini almadan önce, o yerin hakimi olan Cadi Ranah için, 16 şloka’lık bir takım ile dinlerinin başlıca mükellefiyetlerini ifade ettiler. Sanskritçe ve Gucarat dilinde bir çok değişik şekilleri bulunan bu şloka’larda zerdüşti dini ile hinduzim arasındaki bazı temas noktaları mahir bir şekilde tebarüz ettirilmiştir. İki defa başka zerdüşti mültecileri gelip, Sancan’da onlara iltihak ederek, sür’atle gelişen ve Cambay, Bariav, Bankaner, Anklesvar’a kadar uzanan bir cemaat teşkil ettiler. 1000 yılından sonra, yukarı Hindisatn’da da Parsilerin mevcut bulunduğuna işaret edilmiştir; fakat bu zümrelerin doğrudan-doğruya İran’dan gelen ayrı bölükler olması muhtemeldir.

1490 (m.s.) yılında Hindular ile müşterek bir hayat kurmuş olan Parsiler Sultan Mahmud Bigara’nin orduları tarafından Sancan’ı terketmeğe ve mukaddes ateş ile birlikte, barhut dağlarına sığınmağa mecbur edildiler. Müslümanların tayzikı sona ercine, zerdüşti cemati eniden inkişafa başladı. Kişşa-i Sancan’ın verdiği tarihe göre, mukaddes ateş Navsari’ye Sancan’ın tamamiyle yağma edilmesinden sonra, 1491’de yerleştirilmiştir ve Barhut ile Bansdah’ta kısa bir müddet kaldıktan sonra, 1516’da yeniden oraya nakledilmiştir.

Surat’ta mukaddes ateş. 1733’te Pindary’nin akınları neticesinde, yerleştirilmiştir; fakat bu şehirde Parsilerin yerleşmeleri XVI. asrın ikinci yarasında başlar. Parsilerin, bugün Hindistan’da zerdüşti cemaatinin başlıca merkezi olan Bombay’a gitikleri tarih hususunda hiçbir açık bilgi yoktur.

Parsiler, bilhassa zerdüşt dininin ahlaki esaslarının son derecede mükemmel olması sayesinde, Hindistan’da mukavemetle karşılaşmadan, yerleşmişlerdir. Bu ahlaki esaslar Avesta’da bulunan üç ana kaidede (humata, huxta, hwarşta: “iyi düşünceler”, “iyi sözler” ve “iyi işler”) görülüyordu. Onlar her ne kadar kendilerini dinlerini yaymak için her türlü gösterişten daima sakınmışlar ise de, büyük imparator Ekber’i zerdüşt dinine kazanmak bahtiyarlığını gördüler. Namuslu ve çalışkan oldukarı gibi, zerdüşt akibedisinin ictimai mahiyetin onların garp hayat tarzına yaklaşmalarına mani olmadığından, bugün, şerefliliği ve yaşayış asaleti sebebi ile çok takdir edilen parlak ve iyi teşkilatlanmış bir cemaati temsil ederler.

Eski zerdüşti dini mirası Parsiler tarafından şayan-ı hayret bir dindarlık ile muhafaza edilmiştir. XVI. asırdan itibaren, dinlerinin bazı hususiyetleri hakkında İran’da kalmış olan zerdüştilerden bir takım bilgiler almak gayesi ile, Navsari’li Çanga Asa’nın teşebbüsü üzerine, murahhaslar gönderdiler. Bunun neticesinde, Avesta ve tefsirine dair eserlerin yazmalarının aranmasına daha çok çalışıldı ve bugün Parsi alimler eski metinleri basmakta ögülecek bir faaliyet göstermektedirler.

Ruhani sınıf, cemaat içinde hakim bir yer işgal etmekte devam eder; mertebe silsilesi (dastur, mobaz herbaz) irsi olarak intikal eder.

Cemaatin menfaatleri bir hey’et (pancayat, 6 dastar ile 12 mobaz’den mürekkeptir) tarafından idare edilir, fakat böyle bir hey’etin vazifeleri ingiliz Hindistanı’nın umumi hayatı içine girmeleri ile yavaş-yavaş azalmış idi.

Mü’minler kitlesi (behadin), yeni hayatın icaplarının neticesi olan bazı kolaylıklar müstesna, zerdüştiliğin bütün menasik mükellefiyetlerine uymaktadır. Doğum, dünya nimetlerinden ayrılmayı göstermek için,e vin çoplak toprağı üzerinde vukua gelmelidir. 7 yaşında, kusti (72 iplikten meydana getirilmiş olup, hayatın etrafında üç defa dönen ip, kemer) ile, dini bir kuşatma yapılır; defin merasimi cesedin akbabaların geldiği sükut kalesi (dahm) üzerine konulmasından ibarettir. İkinci derecede evlenmeler haric, kanuni evlenme (pehlevi zanih-i patihşayihah) ile git-gide tek evliliğe doğru yönelen evlenme menasikinde hindu adetleri hakim olmuştur.

Hala su, ateş ve toprağın kutsi unsurlarının bulaşıklığı hakkındaki yasaklara ile temastan temizlenmek için, en ince esaslara dikkat ve itina ile riayet olunur. Hayatın bütün tezahürlerinde zerdüşti ahlak esaslarına sadıkane uyulmaktadır: sahtekarlıktan kaçınma, işlerde namusluluk, fakirlere yardım iyi itikadın değişmez kaideleridir.

(İ.A. Parsiler Maddesi, Ant. Paglıaro, Cilt. 9, s. 511)

Hindistan zerdüşti cemaati İran’daki dindaşlarının kaderleri ile ilgilerini muhafaza etmişlerdir ve “Persian Zoroastrian Amelioration Fund” adlı bir parsi müessesesinin müdahalesi sayesined, Yezd ve Kirman’deki zerdüştilerin cizya’ksi 1882’de İran hukumeti tarafından kaldırıldı. İran’da dini müsamahasızlığın azalması nisbetinde, o zamana kadar mevcut olan zerdüşti cemaatleri ile temaslar artmış ve parsi cemaati, İran müslümanlarına, eski dinlerine dönmelerini tavsiye ederek, sık sık davetler göndermiştir.

Akide ile ilgili hususlarda mükemmel bir ahenk dokunulmamış bir halde muhafaza edilmeş ise de, menasik ile ilgili hususlarda münakaşalar cemaat içinde eksik değil idi ve değildir. 1686 yılında Navsari rahipleri ile Sancan rahiplerinin hangisinin daha üstün olduğu meselesi ortaya atıldı. XVIII. asırdan beri münakaşa edilmekte olan diğer bir mesele padan – yani mukaddes ateşin nefes ile bulaşmasından sakınmak için, ağzın önüne konulan bir nevi peçe – kullanılmasının ölmek üzere bulunan ve bu suretle dindarlık kaidelerine tecavüz eden kimseler için de tatbik edilip-edilmeyeceği meselesidir.

Takvim ile ilgili olup, XVIII. asrın başlarına kadar çıkan bir münakaşa daha da ciddidir; bu münakaşa parsi cemaatini iki fırkaya bölmüştür: Şahenşahiler fırkası ile Kadimiler fırkası.

Parsiler tarafından kabul edilmiş olan Avesta takvimine uygun olarak, her yıl bir çeyrek gün kaybedilmesini telafi etmek için, her 120 yılda bir ay ilave olunuyordu, fakat müslüman fethi neticesinde, takibat devrinde, bu usule riayet edilmemiştir. 1745’te bir mü’minler zümresi takvimde islah ihtiyacını duydu; fakat Kadimi adını alan bu zümreye ayları Hindu tarzında hesap etme usulüne sadık kalmak isteyenler ve Şahenşahi adını alanlar karşı koydular. Bunun neticesi olarak bu sonuncular tarafından kabul edilmiş olan takvim Kadimiler tarafından kabul edilmiş olandan bir ay geç bulunmaktadır. Parsiler son Sasani hukumdarının tahta çıkışından (16 haziran 632) başlayan Yezdigird tarihini takip ederler.

Bibliyografya: Kissa-i Sancan için bk. E. B. Eastwick (JRAS, Bombay Branch, 1842, I, 167 – 191) ve J. J. Modi, A few Events in the Early History of the Parsis and their Dates (Zartoşti, 1273, Yazdagird tarihi I; 1274, Yazdigird tarihi II) – Kissa-i zartuştyan-i Hindustan için bk. J. J. Modi (Journal of the K. R. Cama Oriental Institute, 1930, XVII, I-63; 1931, XIX, 45-57; 1933, XXV, I-155); Bomanci Byramci Patell, Pari Prakash, being a Racord of important Events in the Growth of the Parsi Community in Western India (Bombay, 1878 – 1888, gücerati dilinde, seri II, 1891); The Gujarat Parsis from their Earliest Settlement to the Present Time (Bombay, 1898); D. Menant, Les Parsis: histoire des communautes zoroastriennes de l’Inde (Annales du Musee Guimet, Paris, 1898); Parsis et Parsisme (ayn. esr., Paris, 1904); Hastings, Encyclop. Of Rel. A. Ethics, bk. mad. Parsis; J. J. Modi, Parsees at the Court of Akbar and Dastur Meherji Rana (Bombay, 1903); Menant, Les Parsis a la Cour d’Akbar (RHR, 1904, L, 38 v.dd.); G. Bonet-Maury, La religion d’Akbar et ses rapports avec l’islamisme et le parsisme (RHR, 1905, LI, 153 v.dd.); K. İnostrantsev, The Emigration of the Parsis to India and the Musul man World in the midst of the VIIIth century (trc. L. Bagdanov, Journal of the K. R. Cama Oriental Institute, 1922, I, 33 v. dd.); J. J. Modi, A Parsee High Priest (Dastur Azar Kaiwan 1529 – 1614 a.D.) with his Zoroastrian Disciples i Patna, in the 16th and 17th Century a. C. (ayn. esr., 1932, XX, I. v. dd.).)

(ANT. PAGLIARO.)

(İ.A. Parsiler Maddesi, Ant. Pagliaro, Cilt. 9, s. 510-512 sayfaları arasından alınmıştır.)

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+1
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.