Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 26 Nisan 2015 - 15:28
Son Düzenlenme Tarihi 09 Eylül 2017 - 17:23
OSMANLI İMPARATORLUĞU'NUN YIKILIŞINI HAZIRLAYANLAR, "YABANCI BANKALAR"

OSMANLI İMPARATORLUĞU'NUN YIKILIŞINI HAZIRLAYANLAR, "YABANCI BANKALAR"

Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Yabancı Bankalar Osmanlı İmparatorluğu’nun, Batı ülkelerinin XVIII ve XIX. yüzyıllarda gerçekleştirdikleri Sanayi Devrimi’ni gerçekleşti-rememesi, hatta İmparatorluk’un son dönemlerinde sanayi ve ticari yaşamdaki duraklama, ekonominin dışa açık, dışa borçlu, dışa bağımlı hale gelmesi, bankacılığın oluşması, gelişmesi ve yapısı üzerinde etkilerini göstermiştir. Ülkemizde ilk bankanın kuruluş yılı olan 1847’den Cumhuriyet’in ilan edildiği 1923 yılına kadar geçen süre içinde, para ve kredi piyasasında etkili olan bankalar, daha çok yabancı sermaye tarafından veya yabancı sermaye iştiraki ile kurulmuş olanlardır. Osmanlı döneminde yabancı bankaların kuruluş ya da şube açarak faaliyette bulunmaları, amaç ve tarihsel gelişme açısından iki alt bölüme ayrılabilir:

  1. Hazineye borç verme bankacılığı,

  2. Yabancı sermaye girişimlerini destekleyen bankacılık.

Borç Verme Bankacılığı

Osmanlı Devleti, ilk kez 1840 yılında çıkardığı kağıt paranın, daha doğru bir deyişle bir tür devlet bonosunun değerini ve paranın İngiliz Sterlini’ne karşı kurunu sabit tutmak amacıyla, 1844 yılında Galata’da faaliyet gösteren J. Alléon ve Th. Baltazzi isimli iki bankerle anlaşma yapmıştır. 1847’de, sözü edilen bankerlerle anlaşma yenilenirken, Osmanlı Hükümeti Bank-ı Dersaadet (İstanbul Bankası – Banque de Constantinople) unvanı ile ülkemizde ilk bankanın kurulmasına izin vermiştir. Ancak Banka uzun ömürlü olamamış, 1848 Fransız devrim hareketi ar-dından Osmanlı Devleti’nin Banka’dan yapmış olduğu 130 milyon kuruşluk kısa vadeli istikrazın geri ödemesindeki gecikmeler, mali açıdan Banka’yı zor duruma düşürmüştür. Buna karşın Banka 1852 yılına, Kırım Harbi öncesine kadar faaliyetini sürdürmüştür. Anılan yıl iflas eden Banka’nın Osmanlı Hazine’sine yükü 600 bin lira olmuştur. Kırım Savaşı sonrası 1856-1875 yılları arasında, Osmanlı Devleti’ne borç vermek ya da borç bulmak amacıyla yabancı sermayeli 11 banka kurulmuştur. Bu dönemde kurulan ya da ülkemizde faaliyet gösteren yabancı bankaların en önemlisi Osmanlı Bankası’dır. 1856-1875 döneminde kurulan bankaların bir bölümü de izleyen yıllarda Osmanlı Bankası A.Ş.’ne katılmışlardır. Bank-ı Derssadet (İstanbul Bankası – Banque de Constantinople) kapandıktan sonra, Osmanlı Devleti’nin daha çok İngiliz sermayesi kanalıyla borçlanmaya yönelme-sinin de etkisiyle, bir İngiliz girişimi olan Bank-ı Osmani (Ottoman Bank) İngiltere Kralı’nın fermanı ile 1856 yılında kurul-muştur. Banka’nın merkezi Londra’da ol-makla beraber, esas iş merkezi İstanbul’da olup, Banka İmparatorluk’un her yerinde, Mısır hariç, şube açmak yetkisine sahip bu-lunuyordu. Sözü edilen Banka, bir ticaret bankası olarak yedi yıl faaliyetini sürdür-dükten sonra, 1863 yılında bir devlet bankası özelliklerini taşıyarak kurulan Bank-ı Osmani-i Şahane’ye katılmıştır. Bank-ı Osmani-i Şahane (Osmanlı Bankası), İmparatorluk’un yabancı piyasalardan, özellikle Londra ve Paris mali piyasalarından borçlanmak için yapacağı girişimlerde aracı rolünü üstlenmek, ayrıca devletin gelir ve giderleri arasındaki dengesizlik nedeniyle Hazine’ye kısa süreli avans vermek üzere, Osmanlı Devleti yasalarına göre, merkezi İstanbul olarak kurul-muştur. Başlangıçta Banka’nın imtiyaz süresi otuz yıl olarak belirlenmişti. Hükümet, 30 yıl sonunda Banka’nın feshini istedi-ğinde, önelsiz (muaccel) hale gelmiş anapara ve faiz borçlarının tamamını ödemek zorunda kalacaktı. Buna karşı Banka da, imtiyaz süresi sonunda tüm taahhütleri yerine getirmeyi ve çıkarmış olduğu banknotları altına çevirmeyi kabul ediyordu. Banka’ya bir merkez ya da devlet bankasına özgü bazı yetki ve imtiyazlar tanınmıştı. Banka’ya 1/3 oranında altın karşılığında banknot çıkarma imtiyaz ve tekeli veriliyordu. Hükümet, imtiyaz süresince hiçbir evrak-ı nakdiye (kağıt para) çıkarmamayı ve ayrıca emisyon yetkisine sahip banka kuruluşuna izin vermemeyi de kabul ediyordu. Banka, devletin hazinedarlığını da yapacak, devlet gelirlerini toplayacak ve Hazine’nin Banka üzerine yaptığı havaleleri de ödeyecekti. Banka, Hazine Bonolarını da ıskonto edebilecekti. Devletin iç ve dış borçlarına ilişkin faiz ve anapara ödemeleri yalnız Banka aracılığıyla yapılacaktı. Buna karşı Banka, devlete koşulları ve miktarı özel sözleşme ile belirlenecek kredi açacaktı. Bank-ı Osmani-i Şahane bir devlet bankası olarak her türlü resim ve harçtan bağışık tutuluyordu. Devlet, merkez binası için gerekli arsayı bir bedel almadan verecek, ayrıca şube binaları için de arsa temininde yardımcı olacaktı. Banka ile devlet arasındaki uyuşmazlıklar hakem eliyle çözülecekti. Osmanlı Devleti’nin borçlarının özellikle 1870’li yıllardan sonra sürekli olarak artması ve ödemelerin düzensiz bir şekilde yapılmasının dış ülkelerde doğurduğu tepkiler üzerine Hükümet, 1875 yılında Bank-ı Osmani-i Şahane ile yeni bir sözleşme yapmak zorunda kalmıştır. Banka’ya yeni ayrıcalıklar tanıyan, devletin mali işlerinde Banka’ya yeni denetim hakları veren anlaşmayı Hükümet önce kabul etmek istememişse de, 40 milyon sterlin tutarında yeni bir borç karşılığında sözleşmeyi imzalamak zorunda kalmıştır. 1875 Sözleşmesi ve imtiyaznamesi ile Osmanlı Bankası’nın statüsü daha da güçlendirilmiştir. Banka’ya tanınan ayrıcalıklar ve verilen yetkilerin başlıcaları şöyle özetlenebilir:

Banka’nın imtiyaz süresi uzatılabiliyor ve Banka’nın illerde açacağı şubeler için gerekli bina arsalarının hükümetçe bedelsiz olarak verilmesi kabul ediliyordu. Hükümet, 1863 sözleşmesine göre, Banka’yı denetlemek için doğrudan atadığı nazırı, artık Banka’nın idare meclisi ve komiteleri ile anlaşarak atayabilecekti. Banka, devletin bütçesi üzerinde denetim yetkisi elde ediyor ve Osmanlı İmparatorluğu’nda yabancı alacaklıların haklarının koruyucusu rolünü üstleniyordu. Banka, bütçe komisyonunda temsilci bulundurma hakkına sahip oluyordu. Devletin gerek içeride, gerek dışarıda çıkaracağı tahvil, bono ve diğer kıymetli evrakın satışı Banka’nın tekeline bırakılıyordu. Hükümet ayrıca, Banka’nın çıkaracağı banknotların dolanımını kolaylaştırmak üzere, dolanımdaki mağşuş (karışık) sikkelerin piyasadan çekilmesini taahhüt ediyordu. Banka, devletten alacaklı olan Galata bankerleri ile birleşerek, tütün ve tuz inhisarlarının (tekelinin) idaresini; pul, müskirat (içki), saydiye (balık avı) ve ipek öşürünün toplanmasını üstlenmiş, bunun yerine getirilmesi için de Rüsum-u Sitte İdaresi’ni kurmuştur. 1881 yılında, Muharrem Kararnamesi ile Düyun-u Umumiye İdaresi kurulunca, Rüsum-u Site İdaresi sona ermiş, söz konusu gelirler, Düyun-u Umumiye İdaresi’ne bırakılmıştır. Görülüyor ki Banka, 1875 sözleşmesi ile daha güçlü ve etkili bir konuma gelmiştir. Düyun-u Umumiye İdaresi kurulduktan sonra da, Osmanlı Bankası söz konusu idarenin yönetim kurulunda temsilci bulundurma hakkını sağlamış ve idarenin bankerlik görevini de üstlenmiştir. Osmanlı Bankası, borçlu bir ülkede yabancı bir bankanın, dış denetim mekaniz-masının ne denli güçlü bir aracı haline geldiğinin tipik bir örneğini oluşturmaktadır. Osmanlı Bankası’nın konumu, Lozan Kon-feransı’nda da “İmtiyazlı Şirketler” sorunu içinde özel bir önem taşımış, konferans’ta Banka’nın sözleşmesinin uzatılması konusunda istekler ortaya atılmıştır.

Yabancı Sermaye Girişimlerini Destekleyen Bankacılık

1880 sonrasında, Osmanlı İmparatorluğu’nda yabancı bankaların işlev ve nitelik değiştirmesinin iç ve dış nedenleri vardır. Bu değişikliğin iç nedeni 1881 Muharrem Kararnamesi ile oluşturulan Düyun-u Umumiye İdaresi ile emperyalist dış denetimin yeni bir örgütlenmeye kavuşması ve yabancı sermayenin gelişi için daha güvenli bir ortamın sağlanmasıdır. Gelişmelerin dış dinamiği ise, dünya kapitalizminin büyük güçleri arasındaki dengede 1870’li yıllar sonrasında oluşan değişimdir. Birliğini sağlayan Almanya yeni bir emperyalist güç olarak belirmiş, yeni pazarlar, yeni yatırım alanları elde etmek için diğer emperyalist, yayılmacı güçlerle yarışmaya girmiştir. Bu yarışma ile eşanlı olarak, İngiltere’nin dış politikasındaki değişme de Osmanlı Devleti’ni yeni dış denge aramaya yöneltmiştir. İngiltere, 1870’li yıllardan sonra artık tüm dünya pazarlarını denetlemek eğiliminden vazgeçmiş, daha çok kendi sömürgeleri ile ilgilenmeye ve yatırımlarını bu bölgelerde yoğunlaştırmaya başlamıştır. Bu politika değişikliği sonucu, İngiltere açısından Osmanlı İmparator-luğu’nun bütünlüğünün korunması önemini yitirdiğinden, İngiltere 1876–1877 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ni desteklememiştir. Dış dengelerde bu değişme, 1880’li yılların başlarından sonra Osmanlı İmparatorluğu üzerinde etkinliğini arttıran dış gücün Almanya olmasına yol açmıştır. Sözü edilen iç ve dış dinamikler, Os-manlı İmparatorluğu’nda yabancı bankaların işlevleri, örgütlenme şekli ve niteliği üzerinde etkili olmuştur. 1881 Öncesi, daha çok devlete borç vermek, devlet tahvillerini dış sermaye piyasalarına sürmek, pazarlamasını yapmak, spekülatif hareketlerden yararlanmak için kurulmuş çoğu tek şubeli, daha çok Galata bankerlerinin girişimi ile oluşturulan küçük bankaların yerini Avrupa’daki büyük bankaların Osmanlı İmparatorluğu’nda açtıkları şubeler almaya başlamış, bankacılık alanına gelen yabancı sermayede de Almanya’nın ağırlığı artmaya başlamıştır. Bu dönemde açılan yabancı banka şubeleri Avrupa’daki büyük devletlerin kendi etki alanı olarak seçtikleri bölgelerde yoğunlaşmış, daha çok kendi ülkelerinin firmalarını destekleyerek, kendi ülke çıkarları doğrultusunda faaliyet göstermişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu’nda şube açarak faaliyet gösteren yabancı bankalar; Fransız kökenli Crédit Lyonnais ve Banque Française Des Pays Orient (Memalik-i Şarkiye Fransız Bankası); Almanya kökenli Deutsche Palestina Bank, Deutsche Orient Bank, Deutsche Bank; İngiliz kökenli British Oriental Bank (İngiliz Şark Bankası), Anglo Palestina Company (Şark-ı Karip Ticaret Bankası), Ionian Bank Ltd.; İtalya kökenli Societa Commerciale d’Oriente (Şark Ticaret Bankası), Banco Di Roma, Banca Commerciale İtaliana; Yunanistan kökenli Atina Bankası ve Şark Bankası; ABD kökenli Guarantee Trust Co. Of New York ve American Express Co.; Avusturya kökenli Wiener Bankverein; Romanya kökenli Marmaras Blank ve Şürekası; Hollanda kökenli Hollantse Bank Uni. N.V. (Banque Hollandaise Pour La Méditer-ranée – Felemenk Bahrisefit Bankası)’dır. Bank-ı Osmani-i Şahane’nin elde ettiği imtiyazlar, güçlü yabancı bankaların şube açmaları, temel uğraşı devlet hazinesiyle yapılan işlemler olan Galata Sermayesi’nin kurmuş olduğu çoğu tek şubeli bankaların tasfiyesine, faaliyetlerini durdurmalarına ya da Osmanlı Bankası ile birleşmelerine yol açmıştır. Bu bankalar arasında Şirket-i Umumiye-i Osmaniye (Société Générale de L’Empire Ottoman), Şirket-i Maliyeyi Os-maniye (The Ottoman Financial Associ-ation), İtibar-ı Umumi-i Osmani Şirketi (Crédit Général Ottoman), İstanbul Ban-kası (The Bank of Constantinople), Kam-biyo ve Esham Şirket-i Osmaniye (Le Société Ottoman Change et de Valeurs) sayılabilir. 1870 Fransız-Alman Savaşı sonucu Fransa’nın savaşı yitiren taraf olması, Osmanlı borçlanmasının yöneldiği Fransız sermaye piyasasının bir süre için kapanmasına ve Osmanlı Devleti’nin yeni finansal pazarlar aramasına neden olmuştur. Os-manlı Devleti, özellikle Rumeli demir yolunun finansmanı için, dönemin en etkin finansal merkezlerinden biri olan Viyana’ya yönelmiştir. Bu amaçla Viyana’da Avusturya-Osmanlı Bankası ile Avusturya-Türk Bankası unvanlı iki banka kurulmuştur. Sözü edilen bankaların merkezlerinin Viyana’da bulunmasına karşın faaliyet alanları İstanbul olmuştur. Anılan bankalar da uzun ömürlü olmamış, bu bankalardan Avusturya-Osmanlı Bankası, Bank-ı Osmanî-i Şahane ile birleşmek zorunda kalmıştır. 1880 Sonrası Osmanlı döneminin bankacılık açısından özelliği, yabancı bankaların şube açarak kendi ülkelerinin nüfus, etki alanı olarak seçtikleri bölgelerde faaliyetlerini yoğunlaştırmaları olmakla bera-ber, bu dönemde de yabancı sermayeli bankaların kurulduğu görülmektedir. Bu bankaların en uzun ömürlü olanı, daha sonra unvanı Uluslararası Endüstri ve Ticaret Bankası ve 1990 yılında da İnterbank olarak değiştirilmiş olan, 1888 yılında kurulmuş Selanik Bankası’dır. Selanik Bankası dışında 1880’li yıllardan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nda kurulan yabancı sermayeli bankalar, Midilli Bankası (Bank of Mytilene); unvanında milli sözcüğü bulunmasına karşın İngiliz yatırımlarını desteklemek amacıyla kurulmuş olan Türkiye Milli Bankası; Fransız sermayesi kontrolündeki İtibarı Mali Osmanlı Şirketi; Strasbourg’da bir yabancı sermaye grubunun desteklediği Türkiye Ticaret ve Sanayi Bankası; Osmanlı Devleti uyruğundaki Ermeniler tarafından kurulan Osmanlı Ticaret Bankası; karma bir sermaye yapısına sahip Şirket-i Ticariyye, Sınaiyye ve Maliyye olmuştur. Ancak bu sayılan bankalardan Selanik Bankası dışında olanlar, yine İmparatorluk döneminde tasfiye edilmişlerdir.

Kaynak:

Türkiye’de Yabancı Bankalar

Dr. Öztin Akgüç

İstanbul Üniversitesi, İşletme Fakültesi Emekli Öğr. Üyesi

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+7
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.