Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 16 Kasım 2015 - 21:23
Son Düzenlenme Tarihi 03 Ocak 2019 - 21:52
OSMANLI İDARESİNDE KIBRIS

OSMANLI İDARESİNDE KIBRIS

Osmanlı Devleti, fethettiği her yerde Türk adalet ve idare sistemini tesis etmek için bir takım tedbirler almıştır. Bunların başında ise fethedilen yerin arazi ve nüfus sayımının yapılması, kanunlarının düzenlenmesi ve vergi sisteminin ıslah edilmesi gelmektedir.

1571 yılında Kıbrıs'ın fethinden hemen sonra adada Osmanlı hâkimiyetinin sağlanması, adanın şenlendirilmesi ve ekonomik yönden geliştirilmesi için gerekli tedbirler alınmaya başlanmıştır. Türklerin 1571 yılından itibaren adaya gelişleri ile beraber adalet tesis edilmiş, fetihle birlikte Kıbrıs'ın tüm yerli halkına başta dinî sahada olmak üzere tam bir serbestîlik tanınmış, Türklerle diğer toplumların siyasal ve sosyal eşitliğinin korunması için gayret sarfedilmiştir. Kıbrıs, Anadolu'nun bölünmez ve ayrılmaz bir parçası, adeta Anadolu Türkleri'nin bir yavru vatanıdır. Anadolu ve Kıbrıs Türkleri, maddî kültür unsurları bakımından da birbirlerinden ayrılmaz bir bütündür. Kıbrıs, son yüzyılda sadece üzerinde yaşayanları değil, içinde bulunduğu bölgeyi, hatta uluslararası sistemi etkileyen çok boyutlu sorunların adası olmuştur. Uluslararası alanda, Kıbrıs gerçeklerinin anlaşılamamış ve anlatılamamış olması, tek yanlı yaklaşımlarla bütün meşruluğunu yitirmiş olan Güney Kıbrıs Rum yönetiminin hâlâ Kıbrıs Cumhuriyeti Hükûmeti olarak kabul edilmesi, günümüzde Kıbrıs sorununun kalıcı bir çözüme kavuşturulamamasında en önemli etkendir.

Bu gerçek, bugün bütün anayasal ve demokratik kurumlarıyla bir siyasal varlık olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ve Kıbrıs Türk halkının uluslararası ilişkilerde haksız ve adaletsiz bir ayırımcılığa tâbi tutulmasına ve Kıbrıs'taki Türk varlığı ve gerçeklerin dünya kamuoyunca anlaşılamamasına sebep olmaktadır. Kuşkusuz bu durumun temelinde Kıbrıs'taki gerçeklerin yeterince bilinmemesi ile KKTC'nin tanınmaması ve tanıtılmaması hususu yatmaktadır. Bu durumdan yararlanan Rum-Yunan ikilisi de uluslararası alanda KKTC'nin ve Türkiye'nin Kıbrıs'ta kalıcı çözümü sağlayacak bir antlaşmadan ve barıştan yana olmadığı iddialarıyla geniş çaplı bir propaganda yürütmektedir. Kıbrıs davasının bugün geldiği aşamada temel sorun, adadaki gerçeklerin tam ve doğru bir şekilde bilinmemesidir. Adadaki Türk varlığını belgelerle, ilmî gerçeklere dayalı olarak anlatan, özellikle Osmanlı Devleti tarafından Kıbrıs'a verilen önemi gözler önüne seren yayınların, Kıbrıs gerçeklerinin bilinmesi açısından büyük faydaları olacaktır.

Osmanlı Devleti döneminde Kıbrıs'ta yapılan arazi ve nüfus sayımları ile ilgili TC Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı'nda bulunan temettuât ve nüfus defterleri ile KKTC Vakıflar İdaresi Genel Müdürlüğü'nde bulunan vakfiyeler üzerinde yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkan bilgiler, Kıbrıs Türkleri'nin adanın gerçek sahipleri olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Kıbrıs davasının daha iyi anlaşılabilmesi açısından bu belge ve bilgilerin çok büyük önemi vardır. Böylece Kıbrıs davası milletlerarası platformda ve ilim âleminde daha iyi anlaşılacak, objektif kıstaslara göre yeniden gözden geçirilecektir. Bu vesile ile geçmişimize ışık tutacak olan ve Kıbrıs tarihi açısından çok önemli bilgileri ihtiva eden belgeleri yayına hazırlayan TC Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı uzmanlarına sonsuz teşekkür ederim. Eserin Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs meselesi hakkında araştırma yapacak olan ilim adamlarına yararlı olmasını temennî ediyorum.

Rauf DENKTAŞ
KKTC Cumhurbaşkanı

Devamını okumak için: OSMANLI İDARESİNDE KIBRIS

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+6
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.