Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 28 Mayıs 2015 - 09:41
Son Düzenlenme Tarihi 28 Nisan 2016 - 14:08
Orta Asya Türk Dünyasında “Davul”un Önemi ve Simgesel Anlamı

Orta Asya Türk Dünyasında “Davul”un Önemi ve Simgesel Anlamı

Bir milletin kültürel dokusunun ortaya konmasında müzik ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Müzik türleri, dizgisel ve ritimsel özelliklerin yanında çalgılar ve onların kullanılış biçimleri de o millet hakkında önemli ipuçları barındırır. Türkler sahip oldukları binlerce yıllık geçmişlerinde, her zaman ve her yerde müzikle içiçe olmuşlardır. Çalgılarını yanlarında taşımışlar, acılarını, özlemlerini, sevinç ve coşkularını bu çalgılar eşliğinde dile getirmişlerdir. Ancak “davul” barındırdığı kimi simgesel değerler ve geniş kullanım alanı ile diğer çalgılardan farklı bir konumda olmuştur. Bu kullanım alanları ve uygulama şekilleri, Türk toplumunda davula verilen önemi göstermektedir. Davulun bu derece önem taşıması başlıca nedenlere bağlıdır. Aşağıda sunulan bu nedenler, önem sırası gözetilmeksizin verilmiştir.

  1. Davulun en eski Türk çalgılarında biri olması:

Davulun derin anlamlara sahip olması ve Türk coğrafyasında son derece yaygın olmasının birinci nedeni, Türklerin ilk çalgılarından biri olması ile ilişkilidir. Buna ait bilgileri arkeolojik buluntulardan edinmekteyiz. Bilindiği üzere “kurgan” kültürü Orta Asya Türklerinin kültürel yaşamında son derece önemli olmuştur. Bu kurganlardan günümüze bozulmadan gelebilenleri, tarih açısından büyük bir değere sahiptir. Ölen kişiyle birlikte ona ait değerli eşyaları içeren bu kurganlarda davullar bulunması, bu çalgının tarihsel derinliği hakkında bilgi vermektedir. Bu derinlik, davula çeşitli anlamlar yüklenmesine de vesile olan nedenler içindedir. Çünkü sahip olduğu derin tarih, zaman içinde ona çeşitli anlamlar yüklenmesine ve farklı alanlarda kullanılmasına zemin teşkil etmiştir.

  1. Davulun sahip olduğu dîni anlam:

Davulun Türk kültürü açısından önemli oluşunun ikinci nedeni ise kutsallığıdır. Eski Türk inancının hâkim olduğu Orta Asya Türklerinde, din adamları kamların başlıca araçları davullarıdır. Kamlar, yaptıkları tedavi (sağaltım) ve dualarda davullarını mutlaka yanlarında bulundurmuş, davul eşliğinde ilahiler söyleyerek törenlerini icra etmişlerdir. Bu da davula, hiçbir çalgının sahip olmadığı kutsal bir içerik yüklemiştir.

Yukarıda da belirtildiği üzere davul, Kamlık inancında kutsal kabul edilmiştir. Bu davul büyükçe bir defe benzer. Kam seanslarında davul, ruhlarla iletişime geçmek, kötü ruhları topraklardan kovmak gibi çeşitli amaçlara hizmet etmiş; kimi zaman kamın göğe yükselmesini ya da yer altına inmesini sağlayan bir aracı, bineği (atı) vazifesini görmüştür. Türk tarihi ve mitolojisinden derin izler barındıran kam davulu, alttaki fotoğrafta görüldüğü gibi, içinde tüngür eezi (davul iyesi/sahibi) adı verilen bir figür taşıyabilir. Bunun yanı sıra üzerine çizilen resimlerle kozmik âlemi yansıtır.

Kam davulu, Eski Türk inancında çok değerlidir. Bu nedenle gelişigüzel malzemelerle yapılamaz. Gerek yapıldığı malzemeler gerekse üzerine takılan cisimler ve çizilen resimler, Türk mitolojisinde büyük yere sahip kutlu kabul edilen nesnelerden seçilmiştir. Örneğin Kam davulunun malzemesi genellikle kutsal sayılan ağaçlardan yapılır.

Türklerde davul kasnağının yapıldığı ağaç, genel olarak kayın ve sedir ağacıdır. Bunun nedenini, kayın ağacının Türk kültür ve mitolojisinin en önemli ağacı olmasıdır. Aynı şekilde davula gerilen deri de kutsal nitelikli hayvanlardan seçilir. Davul tokmağı dahi bu özeni yansıtır. (Konu ile ilgili detaylı bilgi için bkz. Feyzan Göher Vural - İslamiyet’ten Önce Türklerde Kültür ve Müzik) Eski Türk İnancı ve onların din uluları kamların başlıca aleti olan davul, bugün dahi sahip olduğu kutsal içeriği barındırmaktadır.

  1. Davulun hâkimiyet sembolü olması:

Davulu Türk kültüründe önemli bir yere koyan üçüncü neden, davulun hâkimiyet ve devletin simgesi oluşudur. Eski Türk devletlerinde hâkimiyet sembolleri otağ veya hakanın çadırı, kotuz (şapka tüyü), yay, tuğ ve davuldu. Örneğin Büyük Hun Devleti’nde “davul”, tuğ ile eş anlamdaydı ve devletin, bağımsızlığın simgesiydi. Eski Türk kağanları, yeni tayin edilen komutan ve beylerine, belirli sayıda tuğ ve davul verirlerdi. Her komutanın rütbesi, aldığı tuğ sayısına göre değişirdi. Bu anlamda davul, siyasi açıdan “tanıma” manasına gelmekteydi. Bu geleneği öğrenen Çinliler, daha sonraları kendi bünyelerindeki Türk boylarına tuğ ve davul göndererek, onları teskin ve idare yoluna girmişlerdir. Bir boyun otağına tuğ ve davul dikmesine izin verilmesi, onların siyasi bir birlik olarak tanınması anlamına geliyordu. M.Ö.123 yılında Hunları yenen Çin generali için Çin kayıtlarında “Hunların büyük sol generalini yendi ve Hun generalinin davulu ile bayrağını aldı” ifadesi geçer. Davulun ve tuğun kaybedilmesi, savaşın da kaybedildiği anlamına geldiği için, Çinliler Hun başkomutanının davulunun elde edilmesini büyük bir başarı olarak kabul etmektedir. M.S.407 yılında, Çin kaynaklarında T’ung-Wan Ch’eng olarak anılan Hun başkentinin girişinde, üzerinde altından deve, ejderha gibi motifler bulunan devâsa davul da yine aynı anlamı içermektedir. yer almaktadır. Şehir girişindeki bu davul, hanın hâkimiyetini, hem halka hem de ziyaretçilere hatırlatan bir heykel gibi dikilmiştir. Türk tarihinde bu örnekleri arttırmak mümkündür.

  1. Davulun tuğ takımlarının başlıca çalgısı olması:

Davulun önemine ilişkin sıraladığımız üçüncü neden, dördüncü nedenle iç içedir. Davulun devletin simgesi olması, devletin diğer bir sembolü olan tuğ takımlarında (askeri müzik takımlarında) başlıca çalgı olmasına neden olmuştur. Elbette davulun sahip olduğu güçlü ve etkili sesin askeri müziğe olan uyumu da bunun diğer ana nedenidir. Mehterin temelini teşkil eden “tuğ takımı”, Hunlarda bayrak (sancak) ile davul, boru ve zil gibi çalgılardan kuruluydu. Tuğ müziği, Türk askerlerine güç ve şevk verirken, karşı tarafı korkutmuştur. Türklerin savaşta haykırışlarının davul sesine karıştığı ve bunun karşı tarafı ürküttüğü çeşitli kayıtlarda geçer. Bu kayıtların başında Çin kaynakları gelir. Nitekim Türklerin ordularında kullandıkları davul ve diğer çalgılar, başta Çin olmak üzere diğer devletleri de etkilemiş, onların da benzer uygulamalar yapmasına neden olmuştur. Türk destanlarında da davul askeri müzik takımlarında yer alışına ilişkin örnekler vardır. Örneğin Manas Destanı’nda bu durum sıkça işlenir: “Manas ordusuna hareket emri verdi. Toz toprağı havaya kaldırıp, davul, zurna sesleri arasında Kalmuk Hanı Keselik’in barındığı Aranik Kalesi’ne doğru yola düzüldüler” Tuğ takımlarında büyük bir yere sahip olan davul, İslamiyet’ten sonra Tabılhanelerde, Osmanlıdan itibaren ise Mehter takımında önemini korumuştur. Bu askeri müzik takımları namaz vaktinden, hac yolculuklarına kadar hükümdarın hep yanında olmuş, onun hâkimiyetini ve gücünü en başta davulun debdebeli sesi ile duyurmuştur.

  1. Davulun orduda haberleşme aracı olması:

Davul askerî müzik takımlarında yer almakla beraber, savaş başlangıcında, savaş esnasında ve bitişinde önemli bir haberleşme aracısıdır. Öyle ki davulun doğru şekilde çalınması savaşın neticesini etkileyecek öneme sahiptir. Bu nedenlerle Orhun Kitabelerinde savaş araç gereçleri arasında sayılmıştır. Davulun savaşlar sırasındaki haberleşme aracı olarak büyük yere sahip olması beşinci nedeni oluşturmaktadır. Hem hükümdarın savaşın başlangıcını, geri çekilmeyi, savaşın bitişini emreden davulu, hem de birliklerin haberleşmesini sağlayan küçük davullar bu anlamda önemli olmuştur. Türk tarihine ilişkin önemli izler barındıran Manas Destanı’nda ordunun toplanması, harekete geçmesi, çeşitli savaş taktiklerinin verilmesi, saldırı anı, geri çekilme ve savaşın sonu gibi duyuruların davulla yapıldığı görülür. Türk tarihini anlatan çeşitli kaynaklarda görülen bu durum, gelişmiş bir “davul dili” olduğunu göstermektedir. Bu emirlerin doğru şekilde verilmesi ve askerlerce de doğru şekilde anlaşılması hayati bir öneme haiz olduğu için, davul çalan kişinin bu konuda ehil olması, aynı zamanda ordudaki herkesin de bu dili bilmesi gereklidir.

  1. Davulun halk içinde duyuru aracı olması:

Davulun farklı çalınış biçimleri, halkın iyi ya da kötü bir haber almak üzere toplanmasına, savaşa karşı uyarılmasına, yarışma ve eğlencelerin duyurulmasına kadar pek çok anlamı içermekteydi. Yine Manas Destanı’ndan bu konuya ilişkin örnekler vermek mümkündür: “Manas’ın karargâhında altı yıldan beri kötülükten haber veren davul çalınmamıştı. Bugün davul çalındı” Bir diğer örnekte: “Püsküllü Kalpak giyen Iraman’ın Irçı oğlu yanına tercümanı Caş Aydar’ı alıp kalabalık halka at yarışı yapılacağını duyurdu.... Davul çalınıp, atlar alana, köknar ağacının bulunduğu yere toplandılar”. Bunlar ve benzeri örnekler, sadece ordu içinde değil halk arasında da davul dilinin iyi bilindiği, hangi çalınış biçiminin hangi anlama geldiğinin net olduğunu göstermektedir.

  1. Davulun avcılıkta kullanılması:

Yedinci madde ise davulun (özellikle gök davul adı verilen küçük davulların) avcılıkta kullanılmasıdır. Av esnasında hayvanları ürküterek tuzak bölgesine çekmek için davullar kullanılmıştır. Bu davulların aynı zamanda haberleşme amacıyla da çalındığı düşünülmektedir. Türklerin farklı kullanım amaçları için farklı boylarda ve şekillerde davul kullandıklarını bilmekteyiz. Burada kullanılan ise Hunların çaldığı “gubing” isimli küçük davulgibi bir çalgı olmalıdır.

  1. Davulun eğlence aracı olması:

Sekizinci madde, davulun eğlencelerin vazgeçilmez parçası olmasıdır. Davul, önceleri boru ile daha sonra zurna ile Türk düğünlerinin, festival ve diğer eğlencelerinin başlıca çalgısı olmuştur. Bu anlamıyla da Türk kültür yaşantısında büyük bir öneme haizdir. Davul, güçlü sesi ile debdebe amaçlı olarak hem hükümdar saraylarında hem de halk içinde kullanılmıştır. Bu şekilde coşkunun ve bazen de gösterişin dili olmuştur. Günümüzde de Türklerin bulunduğu her yer de davullu zurnalı eğlenceler bu kültürün devamı olarak yaşamaktadır. Bu eğlenceli müzik, halk oyunlarının da başlıca eşlikçisidir.

  1. Davulun yug/yog törenlerinde çalınması:

Davul sadece eğlenceli anların değil, acının da dili olmuştur. Nitekim yug/yog (cenaze) törenlerinde de davul yer almıştır. Davulun Türk yaşamındaki önemine ilişkin dokuzuncu madde olarak kabul edebileceğimiz bu yanına ilişkin bir örnek aşağıda sunulmuştur:

Asya Hunlarının devamı niteliğindeki Avrupa Hunlarının ünlü hükümdarı Ata İllig’in (Atilla) ölümü sırasında yapılan yoğ töreninde, onun macerasını anlatan ağıtlar çalınıp söylenirken, dinleyenlerin yüzlerini yırtıp kanattıkları, atlarıyla ölünün etrafında dolaştıkları, düdüklerin, davulların, çalıp-söyleyen ozanların ağıtları ile acılarını ve gözyaşlarını akıttıkları söylenmektedir. Bu örnekleri arttırmak mümkündür.

SONUÇ

Bu çalışmada davulun İslamiyet’ten önce Orta Asya Türk kültüründeki yeri maddeleştirilerek sunulmaya çalışılmış, sahip olduğu kültürel, siyasî, askerî konum vurgulanmıştır. Buna göre davul, Türklerin en eski çalgılarından biri olması, Eski Türk İnancı’na bağı olarak dîni bir mahiyete sahip olması, hâkimiyet sembolü oluşu, tuğ takımlarının başlıca çalgısı olması, orduda haberleşme, halk içinde duyuru aracı olması, avcılıkta kullanılması, düğünlerde, festivallerde ve törenlerde eğlenceyi, cenaze törenlerinde acıyı anlatması nedenleri ile Türk kültüründe ayrıcalıklı bir yere sahiptir ve farklı yansımaları ile kısmen de olsa bu önemini korumaktadır.

Bir çalgının hem kuvvetli bir dîni simge, hem kesin bir hâkimiyet sembolü, hem de günlük yaşamda çok çeşitli kullanım alanına sahip olma özelliğini bir arada toplaması, eşine rastlanmayan özel bir durumdur. Davul, tek başına Türk kültür dokusuna ilişkin önemli değerler barındıran bir çalgı olarak, Türk tarihi, kültürü ve Türk müzik kültürü için son derece önemli bir yere sahiptir.

ORTA ASYA TÜRK DÜNYASINDA “DAVUL”UN ÖNEMİ ve SİMGESEL ANLAMI

Feyzan GÖHER VURAL

Doç. Dr. , Niğde Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı, Niğde

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+259
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.