Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 25 Haziran 2018 - 09:00
Son Düzenlenme Tarihi 25 Haziran 2018 - 08:26
Kuhistan - J.H. Kramers

Kuhistan - J.H. Kramers

KUHİSTAN

KUHİSTAN veya KUHİSTAN, Farsça’da dağlık memleket manasına gelen Kuhistan (< küh “dağ”, -istan eki ile) mürekkep kelimesinin Arapça şekli olup, bu dildeki al-Cibal’in karşılığıdır. İran yaylasında dağlar çok olduğundan, burada Yakut (Iv, 204)’un da işaret etmiş olduğu gibi, Kuhistan ismi verilmiş az-çok geniş bir çok yerler bulunmaktadır. Bu yer adlarının bir çokları sonradan ortadan kalkmıştır. Msl. Kazvini (nşr. Wüstenfeld, s. 228) Med ülkesi için Kuhistan tabirinin de kullanıldığını söyler ise de, başka coğrafyacılar buraya hep al-Cibal derler. Hatta Firdavsi’nin Şah-nama (nşr. Vullers, s. 531)’sinde Maveraünnehr’in eski adı olarak, Kuhistan mevcut ise de, bu hususta Firdavsi’nin yanılmış olması muhtemeldir (ayrıca bk. Vullers, Lexicon, mad. KUH).

Kuhistan ismini taşıyan veya taşımış olan başlıca coğrafi mevkiler aşağıda gösterilmiştir:

  1. Horasan Kuhistan’ı (Kuhistan-i Hurasan) Nişapur’un cenubunda bulunan ve cenub-i şarkide Sistan’a kadar uzanan kısmen ekilmiş olan bir memlekettir. İran’ın merkez yaylasındaki büyük tuzlu çölün kuşattığı bu bölge, oldukça dağınık vahalardan müteşekkil olup, coğrafi birliği çölü kuşatan medeniyet merkezlerinden tecrit edilmiş olması ile tebarüz eder. Bu medeniyet merkezleri şimalde – NişApur, şimal-i şarkide – Herat, cenub-i şarkide – Sistan, cenub-i garbide – Yczd ile beraber Kirman, garpta – Med ülkesidir. Her ne kadar Kuhistan bu merkezlere Öteden beri kervan yolları ile bağlı ve bu suretde bir geçit memleket vaziyetindE bulunmakta ise de, ücra bir durumda olması ve topraklarının nispeten az verimli bulunması yüzünden, az bilinen ve Éhmale uğrayan bir memleket olarak kalmıştır. Nüfusu ekseriyetle bir takım müstakil beylerin hükmü altında yaşayan bu meeleketin Horasan’a tabi sayıìması NişapuR ve Herat merkezlerinin nispeten yaëın olmasından ileri gelmiştir. Kuhistan, coğrafi bakımından, başlı-başına bir tabir değildir. Nitekim İran’ın muhtelif bölgelerini tasvir efen zamanımız seqyahlarından Curzon bunun adını bile anmaz.

1.000 m.den daha yüksek irtifada geçitleri bulunan dağlar arasında bir takım ekileiş sahalar vardır ki, bunlar arasında şimalden itibaren Turşiz, Turbat-i Haydari (b.bk.; şimdi Turbat-i Şayh İshak) ve şarka doğru Cam, bundan sonra Cunabad (evvelce Yunabid), daha şarkta Hvaf (kadim Zavzan şehri ile) arazisi, ondan sonra Tün (garba doğru uzanan Tabas arazisi ile), daha cenupta Kayin ve Bircand arazisi sayılabilir. Bu bölgede ehemmiyetli akar-sular bulunmayıp, sulama işleri kanal ve kahriz’ler vasıtası ile yapılır. Kuhistan’ın muhtelif mahallerinin İslamiyet’ten evvelki zamanlara kadar uzanan tarihi bulunması mümkün ise de, şimdiye kadar bu devre ait bilgi edinilememiştir. (krş. Herzfeld, Des Islam, IX, Horasan makalesinin ikinci haritası). Bu vaziyet, Herzfeld’in 1925’te yaptığı seyahat ile de teeyyüd etmiş bulunmaktadır. Horenli Moses de coğrafyasında bu bölgeleri zikretmiyor.

Kuhistan Arapların ilk fütuhatı sırasında Eftalitlerin elide bulunuyordu. Tarihi ananeye göre, ilk defa olarak, halife Omar zamanında, Abd Allah b. Budayl al-Huza7i tarafından, fethedildi. Bu kumandan Kirman’dan gelerek, Tabasayn arazisini (bu tesniye, Balazuri’ye göre, Tabas ve Kurin’e delalet eder; Araplar bu isim ile Tabas arazisini kasdederler ki, buraya daha sonra “Horasan’ın iki kapısı” denilmiştir, Tabari, I, 2704) zaptetti. Halkın gönderdiği elçiler Omar ile sulh akdetmişlerdi (Balazuri, s. 403). Daha sonra 31 (653)’de, İbn Amir Horasan’ın fethine teşebbüs ettiği sırada, al-Ahnaf kumandasındaki öncü kuvvetleri Kunhistan’ı geçerek, Eftalitleri yendiler (Tabari, I, 2885; daha sonra başka rivayetler zikreden Balazuri, s. 403). Müteakip senelerde Kuhistan, Karen isimli bir reisin idare ettiği büyük bir isyana sahne oldu (burada aynı ismi taşıyan bir köy vardır). Bu isyan İbn Hazim tarafından bir köy vardır). Bu isyan, İbn Hazim tarafından bastırıldı. (Tabari, 2905; Marquart, Eranşahr, s. 135). Nihayet memleketin 51 (671)’de yeniden fethedilmesi lazım geldi: burada “Türklere”, daha doğrusu eftalit Türklerine karşı gönderilen kuvvetlerin başında al-Rabi b. Ziyad bulunuyordu (Tabari, II, 156). Bu devirden itibaren Kuhistan, idare bakımından, Horasan eyaleti dahilinde, merkezi Nişapur olan Abarşahr vilayeti içinde yer aldı (bk. bilhassa Ya’kubi, Kitab al-buldan, BGA, VII, 278). Böyle olmakla beraber, bu uzak ülkeler, İslamiyet’in ilk asırlarında, yeni dinin yayılması ile yerlerinden kovulan Zerdüşt dini mensupları için başlıca sığınak hizmetini görüyordu. (bu hususta bk. bilhassa İnostrantsev’in bibliyografyada zikredilen tetkiki). IX. Ve X. Asır Arap coğrafyacıları burayı oldukça iyi tanırlar. Merkezi Kayin olan Kuhistan, bilhassa Kirman ve Horasan arasında, transit ticareti bakımından ehemmiyetli idi ve ayrıca Abu Nuvas’ın Kuhiya ismi ile zikrettiği gayet makbul ince keten dokumaları var idi (krş. Al-Cahiz, Kitab al-bayan, Kahire, 1332, s. 179). Burada namaz seccadeleri dokunuyordu. 1052 senesinde buradan geçen Naşir-i Husrav, Tabas, Tün, Kayin ve Sarhs gibi şehirleri, büyük ve mamur yerler olarak, zikreder. Nihayet Selçuklular devrine gelince, Zerdüştilerin eski sığınağı olan Kuhistan bu sefer de isma’ililere sığınak oldu ki, bu yüzden bunlara al-malahidat al-kuhiya denilmiştir. Bunlar memlekette maruf Alamut kalesine benzer kaleler inşa ettiler ki, harabelerinin bir çoğu henüz tetkik edilememiştir. (Herzfeld, Reisebericht, s. 273). Hvraizmşahlar, bu malahida’yi yola getirmek için, bir çok defalar buraya askeri kuvvetler göndermek zorunda kaldılar (bk. msl. Cuvayni, Tarih-i Cihanguşay, II, 47, 49). Nihayet moğulların gelmesi ile hem isma’ililer imha edildi, hem de bütün Kuhistan harabeye döndü. Memleket yeniden ehemmiyetini kaybetti ki, bu devirde Abu l’Fida gibi coğrafyacılar, birkaç asır evvelki seleflerinin verdikleri bilgileri tekrardan başka bir yapmıyorlar. Böyle olduğuna göre, Marco Polo’nun Tunocain ismi ile tanıdığı memleketin, G. Le Strange (s. 352) tarafından yapıldığı gibi, Tunu Kayin olarak tefsir edilmesi doğru değildir. Sonraki asırlarda memleket, muhtemel olarak, umumiyetle karışıklık içinde kaldı (bk. İdrisi, trc. Jaubernt, I, 430). Safeviler bir az hükümlerini geçirdiler ise de, onların devrinden sonra, hakimiyeti bilhassa Tabas ve Kayin emirlerinin elinde bulunuyordu. Bu sırada memleket, XIX. Asır ortalarına doğru Kaçarlar burayı hakimiyetleri altına alıncaya kadar, İran’dan ziyade Efganistan’a yönelmiş vaziyette idi. Mahalli sergerdeler bundan sonra, şahtan tumturaklı unvanlar almak suretiyle, onun valileri durumuna geçtiler. 1900’e doru, Kayin emirleri artık bu şehirde değil, Bircand’de oturuyorlardı. Bunlar Huzayma Arap kabilesinden geldiklerini ileri sürmekte idiler. Bu aile mensupları aynı zamanda Sistan’ı da idare etmişlerdir. Tabas valileri aynı zamanda Cunabad (merkezi Cunayn) bölgesini de hükümleri altında bulunduruyorlardı.

Kuhistan’ın mütemekkin nüfusu çok eski bir kökten gelmedir. Meskenler de çok eski şekiller arzeder. Halkın bugünkü lehçelerinde kayda değer hususiyetler görülmüyor. İvanov, Kuhistan’da Turşiz, Cunabad, Kayin lehçe gurubu ile Tun ve Bircand lehçe guruplarını birbirinden ayırt ediyor. Kayin ve Bircand civarında bir çok köyler yalnız Saydiler ile meskundur. Ayrıca bazı yerlerde ise, isma’ililerin nesli vardır ki, bunlar kendilerini Ağa Han’ın nüfuzu altında saymaktadırlar. Nihayet bazı küçük Baha’i zümreleri de bulunur. Buna karşılık Sünni Efgan unsuru epeyce ehemmiyetlidir. Göçebelerin çoğu hala Arapça konuşan Sünni Araplardır. Türk kabileleri şimalde, takriben Turbat-i Haydari’ye kadar olan sahada yaşarlar. Nihayet, cenupta, yazın Sistan’a çekilen Beluclar bulunmaktadır.

Kuhistan şehirleri bugün küçük kasabalar vaziyetindedir. Eski payitaht olan Kayin’in 1900 senesine doğru takriben 4.000 nüfusu var idi (Sykes); bu şehrin civarı Bircand [b.bk.] havalisinden çok daha verimlidir. Basra körfezi istikametinde olan ticari münasebetler, Meşhed istikametinde yapılan alış-verişlere nispetle, daha faaldir. Memleketten bilhassa ipek, afyon, safran ve deri ihraç edilir. Kuhistan’ın Tabas, Tabas Sunnihana, Turbat-i Haydari, Turşiz ve Zavzan gibi diğer şehirleri için bunların isimlerini taşıyan makalelere bakılmalıdır.

Bibliyografya: BGA’daki bütün Arap müellifleri; Naşir-i Husrav, Safarnama (nşr. Schefer), s. 95; İbn Battüta (nşr. Defremery ve sanguineti), III, 79; Abu l-Fida, Takvim al-buldan (nşr. Reinaud ve de Slane), Paris, 1840, s. 444; Barbier de Meynard, Dictionnaire de la Perse (Paris, 1861), s. 466; G. Le Strange, The Land of the Eastern Caliphate (Cambridge, 1905), s. 352-363; C. Ritter, Erdkunde, VIII, 260 v.dd.; Goldsmid, Eastern Persia, I, 341; Curzon, Parsia (London, 1892); I, 199-203; Yate, Khurasan and Sistan (Edinbourg, 1900); Sykes, Twenty Thousand Miles in Persia (London, 1902), s. 28 v.dd., 394 v.dd.; E. Herzfeld, Reisebericht (ZDMG, 1926, LXXX, 272 v.dd.); J. V. Hammer, Geschichte der Assassinen (Stuttgart, 1818), s. 99 ve tür. Yer.; Inostrantsew, The Emigration of the Parsis to India and the Musluman World in the Middle of the 8th Century (trc. L. Bogdanow, Journal of the K. R. Kama Institute, nr. I, Bombay, 1922), s. 33, 71; W. Ivanov, Nctes on the Ethnology of Khurasan (GJ, 1926, LXVII, 143-157); Niedermayer, Unter der Glutsonne Irans (München, 1925), fasıl VII-IX.

  1. Arap coğrafyacılarını Kirman eyaletinde iki şehri Kuhistan ismi altında tanımış olmaları muhtemeldir ki, bunardan biri Kuhistan Abi Ganim ismi ile, Ciruft arazisi dahilinde, Ciruft ile Cabal al-Kafs arasında (Makdisi, s. 52, 461, 467; Yakut, IV, 206; G. Le Strange, s. 318); diğeri ise, Sircan ile Bam arasında, birinciden 6 fersah mesafede (İbn Hurdazbeh, s. 49; Kudama, s. 196; Makdisi, s. 473; G. Le Strange, s. 311) bulunuyordu.

  2. Kabil Kuhistanı, Efganistan’da Kabil şehrini şimal-i şarkisinde bir memleket olup, Paneşir, Niczan, Tagan vb. bölümler ihtiva eder. Memleketin nüfusu Farsça ve peştu konuşan ve tacik denilen bir unsur ile bir Dard lehçesi olan peşai ve irani lehçe olan peraçi konuşan Kuhistanilerden terekküp eder (krş. Imperial Gazetteer of India, Oxford, 1908, XIV, 241).

  3. Hindistan (şimdi Pakistan)’ın şimal-i garbisinde Svat yerli devletini şimal kısmına da Kuhistan ismi verilir. Burası Svat ırmağının yukarı mecrası etrafında bulunan dağlık memleket olup şarkta – Sind (İndus) nehrine ve garpta – Panckora’ya kadar devam eder. Bazen Svat ve Panckora Kuhistan’ları birbirinden ayrı olarak zikredilir. Vadilerde yaşayan ve sayısı 20.000 civarında olarak tahmin edilen halk, XV. Asırdan beri tecavüz eden efganlıların tesiri altında kalmış ve bunların hakimiyeti altında gayet mütekki Sünni Müslüman olmuştur. Dini reislerin (ahund) bu memlekette hala büyük bir nüfuzları vardır. Efgan istilasının başka bir tesiri de peştu dilinin bütün bölgeye yayılması olmuş ve bu dil eski mahalli lehçeleri buradan söküp çıkartmıştır. Umumiyetle kuhistani ismi verilen bu lehçeler çok sayıda olup, Dard grubuna dahil bulunur ve Morgenstierne’in araştırmalarına göre, Hind kökünden iştikak etmektedir. Başlıca lehçeler Garvi (Svat Küh), Törvali (Svat ve Pançkora Kuh) ve Mayya (İndus Kuh)’dır.

Bibliyografya: Biddulph, Tribes of the Hindookoosh (Kalküte, 1880); The Imperial Gazetteer of India (Oxford, 1908), XXIII, 183 v.dd. Diller hakkında bk. Grierson, Linguistic Survey of India, VIII/II, 507; G. Morgenstierne, Report on a Linguistic Mission to Afghanistan, Oslo, 1929 (Institutet for sammenlignende Kulturforskning, seri C, 1-2).

  1. Nihayet Kuhistan bir de Karaşi arazisiniæ şark kısmında az münbit bir sahanın adıdır. Yakın vakte kadar göçebe olan nüfusu Sind ve Beluclardan mürekkeptir (The Imperial Gazetteer of India, Oxford, 1908 XV, 353). (J.H. KRAMERS).

(İ.A, Kuhistan, J.H. Kramers, Cilt 6, s. 970-972 sayfaları arasından alınmıştır.)

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+4
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.