Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 28 Haziran 2018 - 17:00
Son Düzenlenme Tarihi 27 Haziran 2018 - 20:19
KOMÜNİZMLE MÜCADELE - DR. FETHİ TEVETOĞLU

KOMÜNİZMLE MÜCADELE - DR. FETHİ TEVETOĞLU

Bu küçük kitabı, basın yolu ile yapacağımız komü­nizm mücadelesinin bir habercisi, bir davetiyesi olarak sunmaktayız.

Bütün insanları hak ve hürriyetlerinden mahrum et­mek suretiyle birbirlerine müsavi « sürüler ve yığınlar » haline getirrneğe çabalayan kızıl tehlike komünizmle mücadele, hür ve müstakil yaşamak isteyen her insanın ve her milletin birinci vazifesidir.

Bugün, bütün esir milletleri kurtarmak, her yerdeki hür insanların refahını artırmak, Doğu' da ve Batı' da, Kuzey' de ve Güney' de kin ve nefretleri ortadan kaldıra­rak büyük bir insanlık ailesi gibi ( Hür ve Bağımsız Mil­letlerin Barış Dünyası ) nı gerçekleştirmek yolunda olan
demokrat cephe mensupları, 4 Temmuz 1 776'da neşredil­miş İstiklal Beyannamesi'nin prensiplerine hep birlikte inanmaktadırlar:

« - Biz şu gerçeklerin aşikar olduğunu kabul ediyo­ruz: Bütün insanlar eşit yaratılmışlardır; Yaratan tarafından bütün insanlara devir edilemez ve vazgeçilemez bazı haklar bahşolunmuştur. Hayat, hürriyet ve saadete erişmek hakları bunlar arasındadır.»

İşte bu hakları mukaddes, bu gayeleri hedef bilen in­sanlar ve milletler, tek düşman komünizm karşısında bir­leşmişler, hak ve hürriyet cephesinin mücahitleri olmuş­lardır. Fakat, itiraf edilmelidir ki, bu demokrasi koruyu­cularının komünist kuvvetlerle mücadeleleri hemen hemen yalnız askeri sahaya münhasır kalmıştır.

Milletlerarası komünizm ise, dünyanın her tarafın­da, açık ve gizli teşekkülleri, satın alınmış uşak ve ajan­ları vasıtasıyla:, sistemli ve programlı bir şekilde yıkıcı faaliyetlerini aralıksız devam ettirmektedir.

Dünya komünistlerinin Moskova'da yaptıklan «Mu­harrirler Kongresi » nde, komünist yazarların memleket­lerinde· takip edecekleri hareket tarzı kendilerine 18 mad­delik bir talimatla bildirilmiştir. Bu maddelerden başlı­lcalarının memleketimizde nasıl uygulanmak istendiğini,
gaflet uykusundan ayılarak, dikkatle incelemeğe mecburuz

"Memleketinizde komünist ve sosyalist partilerin kurulmasını teşvik ediniz. Komünizmi açıkça müdafaa etmediğiniz takdirde sosyalizmi, onu da yapamadığınız zaman işçi meselelerini savunur görününüz.»

Milliyetçi yazar Ahmet Kabaklı Bey'in de belirttik­leri gibi: bazı gazetelerde, devrimci zırhına bürünen kim­seler tarafından, bizde demokrasinin yürüyemiyeceği, çün­kü komünist ve sosyalist partilerin olmadığı, ayrıca Mec­Iiste, çalışan kitlelerin temsilcisi bulunmadığı fikirleri yayılmaktadır.

Cumhuriyet Senatosu kürsüsünden Cumhurbaşkanı tarafından seçilmiş bir hatip, solcu partilerin kurul­ması lüzumunu açıkça belirtebilmiş ve bazı kimseler sos­yalist adı altında teşkilatlanmağa koyulmuşlardır.

"Memleketinizi, mümkün olduğu kadar, sınıf zümrelerre bölünüz. Patron ve işçi arasında sürekli anlaşmazlıklar çıkarınız."

Son yıllarda memleketimizin sürüklenmek istendiği siyasi buhranların yaratılmasında, komünistlerin ve ko­müinistlere hizmet edenlerin bu esaslara uygun ne büyük faaliyetler gösterdikleri aşikardır. 6 - 7 Eylül hadiselerin­den tutunuz da, Ordumuzu politikaya itmek isteyen gayreterin, halkımıza Ordu düşmanlığı aşılamanın, milliyetçi fikir ve kalem erbabına (ırkçı, inkılap ve Atatürk düşmanı), din ve ahlak kaidelerine, milli gelenek ve gö­reneğimize bağlı vatandaşlara ( yobaz, gerici, nurcu) ve komünizıne karşı olan politikacılara ( düşük, kuyruk) de­mek suretiyle yaratılan ayrılıkların hep bu talimatın tat­bikatı cümlesinden olduğu bilinmelidir.

«- Komünist rejim gerçekleşinceye kadar, bir aşırı sol tehlikesi olmadığına herkesi inandıracaksınız. Sizin çalışmanızı açığa vurmak isteyenleri vehimli ve iftiracı olmakla suçlayacaksınız.»

Bizdeki malum ve mahutlann en güzel uyguladıkları Moskova emri budur. Yıllardanberi, türlü kızıl faaliyet­lerini en ulvl:, en mukaddes, en milli teşekkül ve müesse­selerimize sokarak oralarda çöreklenip bu vatan ve mil­leti bir anda çökertmeğe çalışanlar, daima Türkiye'de komünizm tehlikesi olmadığı propagandasını yaymışlardır ve yaymaktadırlar. Hatta, daha ileri gidip, kahraman Türk Donanmasına sokulmağa uğraşmış Moskova uşağı kızıl şair Nazım Hikmet'in «bir vatansever» olduğunu id­dia edecek kadar küstahlaşan, onun affını ve kaçmasını sağlayan kimseler, Bulgar hududunda gebertilen kızıl komünist Sabahattin Ali'yi, Türk maarif müesseselerine sokan ve «vatansever büyük sanatçı » diye himaye edenler ve bu kızıl kuduzların hala içimizde yaşayan ortakları, daima Türkiye ' de komünist ve komünizm faaliyeti ol­madığını yaymağa, herkesi buna inandırıp uyuşturmağa, böylece mücadele ve mukabele cephesinin kurulmasını
önlemeğe çalışmışlardır;

Komünistleri ve alçaklıklarını vak'a ve vesikalarla Türk umumi efkarına haber veren, bütün çıplaklığı ile açıklayan, bunlarla fikir sahasında basın ve konferans yolu ile mücadele eden kimselere, milliyetçi mücahidelere türlü küçültücü isnad, iftira ve yalanların tertip ve yakıştınlması işte bu sebebe bağlıdır ve bu kaynaktan gelmek­tedir. Bir çok safdil sözümona aydınların, hatta resmi, mesul şahsiyetlerin dikkatini gerçek komünist tehlikesi yerine, asılsız «aşırı sağcılık» yalanına çekmek gayretlerileri bu kötü gaflet ve kasıdların sonucudur.
Aldatılabilen kimselerin heyecanları kötüye kullanı­Iarak milliyetçi çevrelere karşı yaptırılan hücumlar, ko­münist tehlikesini açıklayanları
iftiracılıkla suçlamak gayretleri, hep bu Moskova emrinin yerine getirilmesidir.

«- Din düşmanlığı yapınız . Halkı, türlü mezheb ve tarikatlara mensup göstererek kınayınız. Milli davalara karşı ilgisiz kalınız. Mümkünse önleyici yazılar çıkararak millet maneviyatını yıkınız.»

Bu Moskof'çuluk taktiği büsbütün ortamalı olmuş­ Oruç tutanlar, namaz kılanlar, Hacca gidenler ve sö­zünde- yazısında Allah'ın büyük adını ananlar ( gerici, softa, yobaz, Nurcu) diye medeniyyet düşmanı kara teh like olarak vasıflandırılmış, kötülenmiş, tahkir edilmeğe yeltenilmiştir.

"- Politika, san t ve kültür kollarında komünist te­mayüllü olmayanların bütün şöhret ve otoritelerini yık­mağa çalışacakssınız."

diyen Moskova talimatını yerine getirmekle vazifeli kızıl şer kuvvetleri bize saldırmakta­dırlar. Bunun tipik bir örneğini ve vesikasını burada su­nacağız.

Tam otuz yıldanberi komünist düşmanıyım ve komü­nizmle mücadele etmekteyim. Bundan böyle de son nefe­sine kadar bütün ömrümü ve bütün varlığını komünizm­Ie mücadeleye harcayacağım. Hakkımızda tertiplenen ya­lan ve iftiraların tek sebebi, komünizm mücadelecisi olu­şumuzdur.

(22 Şubat hareketini Harbiye'de konferanslar vere­rek kimler hazırlarnıştı ?) şeklindeki gerçekle en ufak ilgisi bulunmayan tezvir yazıları Köy Enstisüsünden ye­tişen öğretmenlere komünist dedi » diye çıkarılan yayga­ralar, tertiplenen yürüyüş ve yalan propagandalar, protestolar hep bu kızıl kasıtlıların tertiplerine alet olan ga­iillerin eser ve davranışlarıdır.

Milli Eğitim bütçesinin Cumhuriyet Senatosunda gö­rüşülmesi sırasında yaptığımız konuşmayı virgülüne ka­dar aynen harfi - harfine tetkikinize sunuyoruz. Bu sözler­de asil, idealist, vatansever Türk Öğretmenlerine - başa ­komünistlik izafe eden bir cümle mevcut mudur ? Bizi, Atatürk'ün izindeki milliyetçi Türk Öğretmenlerine kötü­ ve menfur insanlar olarak tanıtmak isteyen çabacılar, şu vesika karşısında zaten malum olan hüviyetlerini bir kere daha meydana koymuş bulunmıyacaklar mı ?

İşte, Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi'nin 6.2.1962 Salı günkü 32 nci birleşiminde yaptığımız konuş­manın ( Shf. 206- 208) tam metni :

BAŞKAN
-Sayın ,Fethi Tevetoğlu.

FETHi TEVETOGLU
(Samsun)
-Sayın Başkan, sa­yın senatörler, sayın Maarif Vekili ve sayın maarif er­kanı. Bu kadar tahdidedilmiş bir zamanda, bu kadar bü­yük bir davanın üzerine eğilmek mümkün, olamayacağı için en hayati olan bir hususa kısaca dokunmakla yetine­ceğim. Bütün milletimizin ve kuruluşundanberi milli katakteri, milli rengi her şeyinin üstünde olan T. B. M. Mec­lisinin arzu ettiği tek şey, vatansever maarifçlerimizden
ve idealist öğretmenlerimizden istediğimiz tek husus, Mil­li Eğitim Bakanlığını, adına yakışır şekilde, mutlak manasiyle (milli) bir bakanlık haline getirmeleri ve milli bir bakanlık olarak bu memlekete büyük hizmet­ Ierini temin etmeleridir. (Bravo sesleri ve alkışlar).

Bugün hür dünyanın her tarafında ve bilhassa genç, dinamik Başkanlan Kennedy'nin, komünizmin yurtları­na sızmasına dahi som derece dikkat gösterdiği Amerika Birleşik Devletlerinde kızıl tehlikeyle mücadele, maddi silahlar kullanmadan önce manevi silahlardan faydalanmak suretiyledir. 1914 ten bu yana komünizmin doğuşu ve yayılmasıyle birlikte bütün dünyada müşahede edilen korkunç bir ahlak düşüşünü önlemek, komünizmle mücadelenin ilk merhalesidıir. Dünyada komünizm lle mücadele eden en mühim teşekküllerden biri olan (Moral Re Aımament = Yeniden Ahlak Silahlanması) teşekkülünün bütün dünyada açtığı ahlak seferberliğinin bayraktarlanndan Prof. Dr. Buclman: «Bütün ahlak prensipleri ayaklar altına alınmış bir milletin vatanını komünizmin silahsız işgal etmesi işten değildir ve gün meselesidir.» diyor. Bugün en çok milli silkiniş ve milli ahlak silahlanmasına muhtaç bir millet varsa o da biz Türkleriz. Biz, en az Milli Savunma kadar, Milli Eğitim BakanIığımızın bu vatanın ve bu milletin bekası için gerekli vazifeyi yapacak en mühim bir bakanlık olduğuna inanı­yoruz. Bu münasebetle bu sabah konuşan senatörlerden bir tanesinin, Köy Enstitülerinin yeniden ihyası hakkında zikrettikleri hususa temas etmeden geçemiyeceğim. Arkadaşımız konuşurken Köy Enstitülerinin eski nakisariyle ihya edilmesini istemiyoruz, dediler. Eski oturumlardan birindeki konuşmasında solcu partilerin kurulmasını ve komünistleri cezalandırmaya yarıyan 141 ve 142 nci maddelerin Türk Ceza Kanunu'ndan çıkarılmasını istemiş bu hatibin bu yeni teklifi ve Enstitülerde işaret ettiği «nakısalar»dan kasıtlan acaba nedir ? Köy Enstitülerinin yalnız içinde cereyan eden korkunç, feci ve bu milletin hakikaten zararına olan taraflariyle değil. bir eğitim müessesesi olarak da kifayetsiz, antidemokratik ve iyi neticeler vermiyen bir müessese olduğu kanaati, daha 1946 da hasıl olmuş, bugüne kadarki bütün Maarif
araştırmalarının, müfettişlerinin ve Vekillerinin de kabul ve ifade ettikleri sebeplerle bunların bünyeleri değiştirilmiş ve bugünkü Öğretmen Okulları haline getirilmişlerdir.

Kapatılmamış, tadil görmüşlerdir. Köyümüzün eğitimi ve kalkınması bu vatanda, «Ne mutlu Türküm diyen» her Türk evladının başta gelen isteği ve idealidir. Yalnız bu istek ve ideal, asla kökü dışarda olan bir ideale vasıta olacak değildir. Köylümüze kazandıracağımız milli eğitim, milletimizin her şeyin üstünde tuttuğu gerçek milli eğitimi kucaklıyacak milli müesseselerde yapılacaktır.

( Bravo sesleri, sürekli alkışlar) .

BAŞKAN - Bir dakikanızı rica edeceğim. Arkadaşımız beş dakika konuşmuşlardır. Fakat Sayın SarıgöIIü hemen arayı takiben hatiptir. Kendileri sırayı sayın Tevetoğlu'na bıraktıkları için devam edeceklerdir. Devam edin efendim.

FETHi TEVETOGLU
( Devamla )

-Bu münasebetle bir tipik örnek teşkil ettiği için sabahki oturumda bahis konusu olan ve sapıklığı aşikar, bir Köy Enstitülü tarafından yazılmış bulunan bir eserin, bugün bütçesi görülecek Devlet Tiyatrosunda temsil edilmek istenmesi üze­rinde durmak istiyorum.
Güya köy kalkınmasını; köy gerçeğini savunan bu eser ( Yılanların Öcü) adını taşıyan bu sanat şahikası, huzurunuzda içinden pasajlar
okuyamıyacağım kadar insan ahlakına, terbiyesine, ede­bine aykırı küfürler, galiz sözler ve cinsi sapıklıklarla do­lu bir eserdir.

Bunu hangi insanlar bu memleketin tiyat­rosunda ve bu fakir milletin parasiyle işleyen ve gerçek yüksek sanatı halkıımıza getirecek olan bir müessesede temsile cesaret ediyorlar, doğrusu hayret içindeyiz. ( Bra­vo sesi, sürekli alkışlar).

Kitabın içinden pasajlar okuyamıyacağım; çünkü ne şahsi terbiyem ve ne de nezih Senatonun yüksek huzuru bu çirkin, tefessüh etmiş mahsulün burada tekrarına mü­saittir. Vatanperverliğinden miilletseverliğinden son de­rece emin bulunduğumuz
Sayın Vekilimizden istirhamım Bu eseri hakikaten tetkik buyursunlar ve bu­nu yazan bir insanın teftiş için asil ve temiz öğretmenlerimizin sınıflarına maarif müfettişi olarak veya yavrularımızın karşısına öğretmen olarak çıkıp çıkmayacağı hususunda da bir karar ittihaz buyursunlar.

Bu eserin Türk tiyatrosunda oynanmasına asla ve asla Türk Cumhuri­yet Senatosu ve Türk umumi efkarı razı olamaz. Bu bir sanat skandalı değildir. Bu doğrudan doğruya bir kültür bolşevizminin bu memlekette tatbiki için sarf edilen za­rarlı gayretler ve direnmelerdir. Buna müsaade etmiyeceğiz (Alkışlar) .

Şimdi sözlerimi Anayasamızca büyük Azası sayılan Atatürk'ün 1920 de bu numaralı Senatonun bir ilk Reisicumhurumuz rahmetlinin kürsüden söylediği sözlerle bitir­iyorum, belki birçok muhterem arkadaşlarımızın okumadıkları, görme­dikleri uyarıcı vecizelerdir. Atatürk diyor ki:

«Efendiler; her münasebet düştükçe arz etmiştim ve bu münasebetle de bir defa daha tekrar ve teyidetmek isterim ki, biz memleket ve milletimizin mevcudiyetini ve istiklalini kurtarmak için karar verdiğimiz zaman, kendi nokta-i nazarımıza tabi bulunuyorduk ve kendi
kuvvetimize istinad ediyorduk. Hiç kimseden bir ders al­madık, hiç kimsenin muğfil mevaidine aldanarak işe girişmedik. Bizim noktai nazarlarımız, bizim prensiplerimiz cümlece malümdur ki Bolşevik prensipleri değildir ve Bolşevik prensiplerini milletimize kabul ettirmek
için de şimdiye kadar hiç düşünmedik ve teşebbüste bu­lunmadık. Bizim itikadımıza göre milletimizin temini hayat ve tealisi kendi kabiliyetl milliyesiyle mütenasib olan noktai nazarlardır.»

Atatürk'ü sevenler ve Atatürk'ün izinde olanlar, başta vatan ve milletsever fedakar öğretmenlerlmlz, başöğ­retmen Atatürk'ün bize öğrettiği, malettiği düsturu milli eğitimimizin bünyesinde ve tatbikatında yerine getirecekIerdir. Hepinizi hürmetle selamlarım. ( Bravo sesleri ve
sürekli alkışlar) .

Yalnız şu vesika, bizi de, bize düşman olanları da her sağduyu sahibine gerçeği ile tanıtmağa yeter sanırım. Bizi tanıyacaklar vatansever, komünizm düşmanı iseler mücadelemizi, bir çok aziz vatandaşların telgraf ve mektuplarla yaptıkları gibi, ( takdir, tebrik, ve teşçi )
edeceklerdir. Yok vatansevmez iseler, tıpkı Nazım, Saba­hattin Ali misali kendilerini bünyemizden tasfiye ile def­ olacaklar, içimizde kalıp melanetlerine devam ederlerse imanlı Türk milliyetçilerinin Atatürk'ün emrini yerine getirdikleri komünizm mücadelesi neticesi kahrolacaklardır.

Komünizmle mücadelede dileğimiz, milliyetçilerin bir ve beraber olmalarıdır:

« Bütün Türkler bir ordu, katılmayan kaçaktır.
Yasamızda yazılı harpten kaçan alçaktır.»

Kavaklıdere ( Ankara ): 6 / Ağustos / 1962, Dr. TEVETOĞLU

FAŞİST YOK KOMÜNİST VAR, DR. FETHİ TEVETOĞLU, KOMÜNiZMLE MÜCADELE
YAYlNLARI: 1, 3. BASKI, ANKARA -1963, S. 24-31

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+3
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.