Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 02 Şubat 2016 - 04:42
Son Düzenlenme Tarihi 02 Şubat 2016 - 04:42
KAZAKLARIN İSTİKLAL MÜCADELESİ – 2

KAZAKLARIN İSTİKLAL MÜCADELESİ – 2

Kazak Hanlarının Rus Hâkimiyetine Girmesi

Bunca hadiseden ders alınmamış olsa gerek, Küçük Cüz’ün hanı Ebül Hayr Han, çok büyük bir yanlış yapar. Yüz binlerce Kazak Türkünün canı pahasına elde ettiği bağımsızlıklarını tehlikeye düşürür. Diğer hanlardan daha güçlü olmak ve Kalmuk saldırılarından korunmak için Ruslar’dan yardım ve himaye talep eder. Ebül Hayr, kurultay kararı almadan, kendine bağlı Kazak tayfalarıyla birlikte Rus Çarlığı’nın himayesine girer. Türklerin Deli Petro, Rusların Büyük Petro diye adlandırdıkları Pyotr Velikiy Alekseyeviç (1672-1725), İran seferinden dönerken Astrahan’da Ufalı Başkurt Prensi Aleksey İvanoviç Tevkel’e şöyle der: “Her ne kadar Kazaklar ile Kırgızlara güvenmek mümkün değilse de, onların memleketini mutlaka himayemiz altına almak zorundayız. Zira Kazak ve Kırgız bozkırları, bütün Asya’ya açılan en önemli kapıdır.”. Petro, 1722 yılında yaptığı başka bir konuşmada aynı mealde şöyle der: “Kazakların ordaları (cüzleri) bütün Asya memleketlerinin anahtarı ve kapısıdır. Bu yüzden bu ordalar Rus himayesi altına alınmalı ki, bunlar vasıtasıyla diğer bü- tün Asya memleketleriyle irtibat kurulabilsin ve Rusya için faydalı ve uygun tedbirler alınabilsin.” Petro’nun bu dileğini emir telakki eden Ruslar, Ebül Hayr Han’ın teklifini hemen kabul ederler. Hem de Rusya’ya sadakatle hizmet edeceği, vergi vereceği, ülkenin bazı stratejik yerlerinde kale yapılmasını kabul edeceği ve diğer Rus tebaalarına zarar vermeyeceği taahhüt ettirilerek. Çariçe Anna İvanova 19 Şubat 1731 günü yayımladığı tamimle, Ebül Hayr Han ve maiyetindekileri Rus tebaası ilan eder. Ruslar derhal Batı Kazakistan’ın Orenburg gibi pek çok stratejik noktasında, her biri bir askerî üs niteliğinde olan kaleler inşa ederler. 1734’ten 1750’ye kadar Türkistan’ın kuzeyinde Orenburg’dan İli Nehri’ne kadar 150’ye yakın kale inşa ederek Çin Seddi’ne benzer bir set oluştururlar

1730’da Kazakların hanı seçilen Ebül Menbet Han, hanlığını gönüllü olarak, Kalmuklarla yapılan savaşlarda büyük kahramanlık gösteren Sabalak Batır’a verir. Sabalak Batır Abılay adını alarak hanlık makamına oturur (1735). Abılay Han, cüzleri bir araya getirip Kazakları bir yönetim altında toplamak ve kaybettikleri yerleri geri almak için büyük gayret gösterir. Kalmukların hâkimiyetinde bulunan Ulu Cüz’ü kurtarır. Orta ve Ulu cüzlerin tamamı ile Küçük Cüz’ün bir kısım tayfaları, Abılay Han’ın yanında yer alır. Nispeten Kazakların birliğini sağlar. Çinlilerin Kalmuklar üzerine yürüyerek onları ezmesi de Abılay Han’ın işini kolaylaştırır. Hatta Abılay Han, Rus tehdidinden korunmak için kendi kendilerini yönetmek kaydıyla Çin himayesine girer

Abılay Han 1781 yılında ölür. Kabri Türkistan’da Ahmet Yesevî külliyesi dâhilindedir. Onun ölümünden sonra oğlu Veli Han, Orta Cüz’e han olur ve Çin himayesinde kalmaya devam eder. Ancak Rus baskısının artması üzerine 1788’de Rus himayesine geçer. Neticede Ruslar, 1822’de Orta Cüz Hanlığını lağvedip yönetimi kendi ellerine alırlar ve 1802’den beri Hokant Hanlığı’nın elinde bulunan Ulu Cüz’e ait Türkistan, Sayram, Şimkent ve Talas Irmağı bölgesini istila eder.

Ruslar, Kafkasya, Kırım ve Balkanlarda uyguladığı yöntemi burada da uygular. Elçiler, tüccarlar, askerî birlikler sevk eder. İstilâ ettiği Kazak coğrafyasının stratejik merkezlerinde önce askerî koloniler oluşturur, arkasından sanayî ve ziraat kolonileri kurarak mümbit Kazak arazilerini onların hizmetine verir.26 Kazakların mümbit arazilerinin ellerinden alınıp Ruslara verilmesi, ana yurtlarına on binlerce Rus göçmeninin getirilip yerleştirilmesi, ağır vergi talebine muhatap olmaları, mahalli işbirlikçi yöneticilerin Rusları memnun etmek için halka aşırı baskı yapmaları, Kazaklarda tahammül gücü bırakmaz. Kazaklar, 1783 yılında Sırım Batur önderliğinde isyan ederler. Ruslara karşı yapılan ilk büyük isyan olan bu hareket 15 yıl sürer. Rusların her türlü baskı ve zulmüne rağmen durdurulamaz. Ancak Ruslar hileye başvururlar. Devlet ciddiyeti ile bağdaşmayan bir tavırla onlara, bundan sonra toprak ve mülkiyetlerinin ellerinden alınmayacağına, hür ve rahat yaşayacaklarına dair söz verilerek isyan durdurulur. Ne var ki kısa süre sonra verilen sözde durulmaz. İstilâ, kolonizasyon, ve kaleler inşa etmeye devam edilir.

Rus Hâkimiyetine Girmeyen Kazakların Bağımsızlık Mücadeleleri

Hürriyet ve bağımsızlıkları büyük ölçüde ellerinden giden Kazakların başlattıkları ba ğımsızlık hareketlerinden en büyüğü Abılay Han’ın torunu Kenasarı Kasım’ın başlattığı ve 11 yıl süren (1836-1847) harekettir. Bir diğeri onunla paralel cereyan eden İsatay Tayman’ın yönettiği ve 1838-1857 yılları arasında yapılan ayaklanmadır. Bir diğeri ise Kenasarı’nın ölümünden sonra oğlu Sadık’ın 1873 yılına kadar devam ettirdiği harekettir

Kenasarı Han, Kazak Hanlığı’nı yeniden kurmak niyetiyle önce kendine tabi olan Kazak tayfalarını yanına alarak mücadeleye başlar. Kısa sürede güçlü bir ordu kurar. Rusların 1836’da üzerine gönderdiği orduyu yener. Ruslar, Kazak coğrafyasındaki hâkimiyetlerini büyük ölçüde kaybeder. 1841 yılında bütün cüzler onun hanlığını tanıyıp, kendisine tabi olurlar Rusların, istiklâl mücadelesinden vazgeçmesi için kendisine yaptıkları bütün teklifleri reddeder. Ruslar Türkistan’dan çekilmedikçe hiçbir görüşmeyi kabul etmeyeceğini söyler. Üzerine defalarca gönderilen Rus birliklerini mağlup eden Kenasarı’nın üzerine KazakTürk savaşçılardan oluşan ve başlarında kendi sultanları bulunan akıncı birlikleri gönderilir. Bozkırın efsanevî kahramanı Kenasarı, 21 Temmuz 1844’te bunları da hezimete uğratır. Mayıs 1845’te Ruslar çok büyük güçlerle Karatav çevresini işgal eder. Kenasarı Han, 1846’da Kök Köl tarafına çekilir. Kenasarı’nın, Kırgız Manaplarını hâkimiyeti altına alacak şayiası üzerine Kırgız Manapları Cantay ve Orman birlikleri tarafından tuzağa düşürülerek öldürü lür. Çok hazin bir durumdur ki onlarca Rus birliğinin yenemediği Kenasarı Han, kardeşi Nevruz Han ile birlikte 1847 yazında, soydaşlarının hıyaneti ile öldürülür Manap Hoca ve Taştambeyoğlu tarafından kesilen Kenasarı’nın başının Batı Sibirya genel valisine gönderilmesi, bu olayın arkasında Rus parmağının olduğunu göstermektedir.

Rus Çarlığının Kazak Topraklarını Sahiplenmesi

Kenasarı’nın öldürülmesi ile Rusların önündeki en büyük engel kalkmış olur. Çar I. Nikola Güney Kafkasya’da yaptığı gibi Kazak coğrafyasında Kazak Türk nüfusunu azınlık durumuna düşürmek, soydaşlarının ve dindaşlarının nüfusunu ve nüfuzunu artırmak için 22 Haziran 1854’te bir ferman yayımlayarak bütün Kazak topraklarının Rusya hâkimiyeti altına alındığını ve Kazakların Rus kanunlarına tâbi edildiğini ilan eder.31 1853’ten 1865’e kadar Kazakistan’ın en önemli merkezleri olan Akmescit, Tokmak, Pişkek, Jumğol, Kurtka, Türkistan, Şimkent ve Taşkent şehirleri Rusların eline geçer. Ruslar bütün kaleleri, tarihî ve dinî mekânları yerle bir eder. Kazakların bütün mal varlıklarını talan ederler. Bütün direnişçiler öldürülür

Rusların uluslararası hukuku hiçe sayan bu işgalci tavrına tepki, ancak kendisi gibi emperyalist bir devlet olan İngiltere’den gelir. İngilizlerin baskısı ile Rusya dış işleri bakanı Gorçakov 3 Aralık 1864’de dünya kamuoyuna şu açıklamayı yapar: “Rusya’nın Orta Asya’da karşılaştığı durum, hiçbir sosyal organizasyonu olmayan, yarı vahşi ve göçebe halklar karşı sındaki bütün medenî devletlerin problemleriyle aynıdır. Bu tip durumlarda daha medenî olan devletler kendi sınırlarını ve menfaatlerini müdafaa etmek zorunda kalmışlardır. Hudut bölgesinde huzursuzluğu yaratan gruplar cezalandırıldıktan sonra kuvvetlerimizi geri çekmek mümkün olmamıştır. Verilen ceza çabuk unutulmuş ve geri çekilmemiz bir nevi zayıflık addedilmiştir. Çünkü Asyalılar, görünür ve hissedilir kaba kuvvetin haricinde hiçbir şeye hürmet göstermemişlerdir. Onun içindir ki, biz, şu iki şıktan birini seçmek durumunda kaldık: Ya verdiğimiz bütün emekler, elde ettiğimiz ticarî menfaatler ve sınır boylarında kurduğumuz emniyet tertibatlarını unutup her şeyden vazgeçecektik veya bu vahşi Orta Asya memleketlerinin derinliklerine yürüyecektik. Rusya bu ikinci şıkkı tercih mecburiyetinde kaldı, tıpkı Amerika Birleşik Devletleri’nin kuzey Amerika’da, İngiltere’nin Hindistan’da, Fransa’nın Cezayir’de ve Hollanda’nın kolonilerinde yaptıkları gibi.”

Gerekli iskân ve plânlama yapıldıktan sonra 1893’ten itibaren Rusya içlerinden büyük göçler hâlinde Rus aileler getirilerek Kazakistan’ın en verimli arazilerine ve en önemli yerle şim yerlerine yerleştirilir. 1905-1907 Devrimi yıllarında Rusya’dan 438 bin Rus aile (yakla şık üç milyon Rus) getirilerek Kazakların elinden alınan arsa, mülk ve arazilere yerleştirilir. 1897 yılında Kazakistan’da % 15 civarında Rus veya Slav varken, bu sayı 1916’da % 41’e çıkar 1905’e kadar 5.144.115 hektar 1906’ya kadar ise 30.327.940 hektar arazi Rus göçmenlerine dağıtılır. Rus askerlerine verilen 11 milyon hektar arazi ile birlikte 46.472.055 hektar arazi, ki bu arazi ülkenin işlenebilir arazisinin yarısına tekabül etmektedir, Rus göçmenlere dağıtılır 4.425.000 hektar olan ekili arazinin tamamı Rus kolonilerince işletilir. Mal, mülk ve arazileri ellerinden alınan Kazaklar bozkırlara itilir. Ülkenin ekseriyetini teşkil eden Kazaklar özellikle merkezî yerlerde azınlık durumuna düşürülür 1896-1916 yılları arasında Rusya’nın çeşitli bölgelerinden, bilhassa batı bölgelerinden Sibir Bölgesi ve Orta Asya’ya 6.500.000 Rus asıllı göçmen getirilir. Bunların üçte biri Kazakistan’a yerleştirilir.38 Kazakistan’a yerleştirilen bu 2.300.000 Rus nüfustan sadece 260 bini geri yurtlarına döner.39 1916 yılına gelindiğinde Rusların nüfusu 3 katından fazla arttığı hâlde Kazak Türklerinin nüfusu %14 artmıştır. Hatta bazı yerlerde Kazak nüfusu azalmıştır.40 Rusların bütün bu emperyalist ve istilacı faaliyetleri Kazakların tahammül sınırlarını aşar ve isyan etmelerine sebep olur.

Ali KAFKASYALI - Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies, XII/1 (Yaz 2012), s.167-192.

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+46
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.