Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 27 Temmuz 2017 - 18:10
Son Düzenlenme Tarihi 27 Temmuz 2017 - 18:10
"KAYUDAN KELİR MEN?" (BEN NERDEN GELİYORUM?)

"KAYUDAN KELİR MEN?" (BEN NERDEN GELİYORUM?)

EMEL ESİN

«Kayudan kelir men? Kayuya yolum?»
(Kutadğu-bilig, beyt 1135)

Bu yazının konusu başlangıçdan, Hâkânî Türk (Hakanlı, Kara-hanlı) devri sonuna (M. .1220 sıraları) kadar, Türk kültür târihi olacakdır. «Baş­langıç» tabirini kullanmakdayız. Böylece, M. XI. yüzyıl Türk şâiri Yûsuf Hâşş Hâcib’in, tabîat-üstü manâdaki suâlini, târih öncesi araştırmaların teşmil ederek, biz de sormuş olmakdayız. Yûsuf Hâşş Hâcib’in sorusu şu idi :

«Kayudan kelir men?» (Ben nereden geliyorum?).

Biz de bu suâle mümâsil olarak soruyoruz : «Biz Türkler, nereden geliyoruz? Türkçe dilimiz, fikri, manevî, maddî tezâhürleri ile Türk kül­türümüz, nerede, ne zaman başladı? Hangi safhalardan geçerek gelişdi?» Bu suâllere ceva.b verebilmek için, şübhesiz ki her araştırıcı gibi, kül­tür târîhçisi de, modern târih ilminin usûllerinden birini intihâb mecbûriyetindedir. Kültür târihi usûlu ise son zamanlarda çok inkişâf etmiş bulunmakdadır. Zamanımız kültür târîhçisinin erişilmesi zor maksadı, çok boyutlu bir levha çizmekdir. Bir siyâsî târih, veya bir sosyal târih, veya
bir sanatlar, târihi veya bir âbideler listesi değil, muhtasaren bunların hepsini ihtivâ eden ve geçmiş devirleri, mâzînin karanlıklarından sıyıra­rak, mücessem şekilde gözlerde canlandıran bir levha vücûda getirmek gerekmekdedir.

O halde, ilk iş, seçilen kronolojik çerçeve içinde, imkân dâhilindeki bütün vesikaları taramak ve malzeme toplamak olacakdır. Daha sonra, bu dağınık malzeme, kısmen kronolojik, kısmen coğrafî bir çerçeve için­de, tasnif edilecekdir. En sonra da, elde edilen levhayı tefsire' uğraşılacakdır.

Bu vasıfları hâiz olmak isteyen bir çalışmayı hazırlarken, güçlük çekdiğimi itirâf ederim. Filhakika, târihi kaydlar ve arkeolojik malzeme çok sayıda, hatta pek zengindir. Fakat bunlar muhtelif dillerdeki kaynaklar arasında gizli, dünyânın nice illerinde ve müzelerinde dağılmış ve nâdiren Türk kültür târihi çerçevesinde tefsir olmuşdur. Mevcûd malzemeyi im­kânlarım nisbetinde toplamak ve yeni bir zâviyeden bakmak icâb etmekde idi. Eldeki malzemeye Türk gözü ile bakarken, başka göz ile bakanların vardığı neticeler ile mukayeseyi unutmamam gerekiyordu.

Aslında, kronolojik çerçevemiz sınırlı olmakla beraber, böyle çok veç­heli çalışmalar bir insanın değil, bir heyetin başarabileceği bir vazifedir.

Fakat kültür târihimizin, hiç olmazsa birbirine bağlı bir kaç safhasını bir bütün olarak göz önünde tutmak istenince, bu bütünün tefsirini tek bir insana tevdi etmenin de, mü'tecânis bir eser çıkması bakımından, belki fâideleri olabilir.

Birbiri ile tezad teşkil eden bu güçlükler karşısında şöyle bir çâre düşündüm. 1955-75 arasında muhtelif dillerde kaynaklardan, seyahatlerde ve müzelerde toplamış olduğum ilmi malzemenin bir hulâsasını, notlar ve bibliografyada vermekdeyim. Metin, bu vesikalara dayanarak vardığım neticelerden ve tefsirlerden ibaret olacakdır.

Vardığım neticeleri değiştirebilecek fikirler ve bilmediğim vesikalar, başka araştırıcılar tarafından, bu denemeye ilâve oldukça, seçtiğimiz mahdûd kronolojik çerçeve içinde, Türk kültür târihi hakkında daha emin sonuçlara varmak imkânı doğacakdır.

Bu çalışmada bana yardımlarını ibzâl buyuran âlîcenâb kimselere en derin şükrânımı arz ederim. Eser, daha hazırlık safhasında iken, Uy­gur ve Sûfî edebiyâtı konularında istişâre ricâmı lütfen kabûl eden Prof. Bn. A. von Gabain ve Prof. Bn A. Schimmel; Kök-Türk ve Uygur devri metinlerini son araştırmalar ışığında tashih eden, ve yazı dilimi, benden genç nesillerin kullandıığı şekilde sâdeleşdirmekde tavsiyelerde bulunan DR’. O. Sertkaya; arabça kaynaklardan tercemelerin zorluklarını halletmekde bana yol gösteren Prof. M. Hamidullah ve Dr. Y. Kavakçı; Yesevî
Dîvânından alınan beytlerin transkripsionu zahmetine katlanan Ur. K. Eraslan; basılma safhasında, nâşirlik vazifesinin yükünü benim ile pay­laşmak lutfunda bulunan Prof. M.K. Özergin ve Dr. H.D. Yıldız bilhassa medyûn olduğum kimselerdir. Edebiyat Fakültesi. Matbaasının değerli idârecileri ve mütehassıslarına da ayrıca minnetdârım.

Emel Esin, İstanbul, Şubat 1977, İSLÂMİYETTEN ÖNCEKİ TÜRK KÜLTÜR TÂRİHİ VE İSLÂMA GİRİŞ
(TÜRK KÜLTÜRÜ EL-KİTAB I, II, CİLD l/b ’ DEN AYRI BASIM) Edebiyat Fakültesi Matbaası, İstanbul 1978

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+2
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.