Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 01 Ağustos 2016 - 15:00
Son Düzenlenme Tarihi 31 Temmuz 2016 - 22:39
KAPDAN-I DERYALIĞIM - BARBAROS HAYRETTİN PAŞA

KAPDAN-I DERYALIĞIM - BARBAROS HAYRETTİN PAŞA

Güzel bir kış günü İstanbul'a vardık. Soğuğa rağmen İstanbul'un zarif ve bahtiyar halkı, göz alabildiğine sahillere yığılmıştı. Belki 200.000 kişi vardı. Bütün toplarımı saatlerce müddet ateşleyerek Cihan Hakanı'nı, Cihan'ın Taht Şehri ve bu şehrin bilgi, nezaket ve efendilikleri bütün dünyada meşhur halkını selamladım. 18 namlı reis, çavuşlarım ve sair maiyetimle baştardamdan süslü bir kayığa binip sahile çıktım. Alkış tutan halkı sevinç ve sevgiyle selamladım. Alayın başında 200 esir yürüyordu. Ellerinde gümüş ve altından yapılmış ve her biri Avrupa'nın namlı saraylarından çıkmış ganimet eşyası taşıyordu. Sonra 30 frenk asilzadesi geliyordu. Bunlar, Avrupa'nın şöhret sahibi amiralleri, generalleri, valileri, ilerigelenleriydi. İçlerinde kral akrabası olanlar vardı. Bunlardan sonra altın ve gümüş parayla dolu torbaları sırtlarında taşıyan 200 köle, daha sonra 200 esir çocuk geçti. Çocukların başları ve boyunları mücevhere boğulmuştu. Omuzlarında zer (altın) ve sim (gümüş) teller çekilmiş pek değerli kumaş topları vardı. Bu kafileyi, Avrupa'nın çeşitli milletlerine mensup en güzel 200 kızı takip ediyordu. En kıymetli kumaşlardan urbalar giymişler, pek değerli mücevherler takmışlardı. Daha sonra gelen 100 develik kervan, ağırlığınca ganimet eşyası yüklüydü. Bu kervanı, Afrika'nın en nadir hayvanlarından müteşekkil bir kervan takip diyordu. Altın ve gümüş zincirlere vurulmuş zürafaları, aslanları, parsları ve daha nece hayvanı, bakıcıları sevkediyordu.

Bütün bu alaydan sonra ben ve reislerim ve maiyetimiz yürüyorduk. Gayet sade
giyinmiştik. Bu suretle Topkapı Sarayı'na kadar geldik. Cihan Saltanatı'nın saray kapısına eriştiğim için bahtiyardım. Söylendiğine ve işittiğime göre, hayatları zafer alayı görmekle geçen İstanbul halkı bile, benim gösterdiğim kadar zengin, canlı ve renkli bir alaya şahit olmamışlar. Doğrusunu Tanrı bilir! Ertesi sabah ben ve 18 reisim, Cihan Hakanı Kanuni Sultan Süleyman Han Hazretleri tarafından huzur-ı hümayunlarına kabul olunduk. Süleyman Han, bana ve 18 reisime teker teker el öptürmek suretiyle bize görülmemiş, bir iltifatta bulundu. Bunun ne büyük bir iltifat olduğunu kestirebilmek için, Avrupa krallarının vezir-i azamı eteklediklerini hatırlamak icap eder.

Kabul merasimi muhteşem oldu. Divan-ı Hümayun, merasimlere mahsus şekilde toplanmıştı. Bütün vezirler hazırdı. Padişahın iki yanına dizilmişlerdi. Yalnız Halep’te bulunan Vezir-i azam Damat İbrahim Paşa yoktu. 68 gün önce, İran seferine çıkmak üzere İstanbul’dan ayrılmış. Cihan’ın Hakanı, getirdiğim acizane hediyelere teşekkür etmek tenezzülünde bulundu. Bana ve reislerime muhteşem hıl’atler giydirildi. Bu yaşa geldim, bugünkü kadar sevindiğimi
hatırlamam. Padişahımız efendimiz:

"Baka Paşa, dedi; "seni kapdan-ı derya yapmak isterim. Göreyim donanmay-ı
hümayunumu nasıl idare eder; ne zaferler kazandırırsın! Cezayir beylerbeyliğini de senden almıyorum. Dilediğin kimseyi vekil yap, Cezayir’i senin adına idare etsin! Ancak bütün bu işleri Halep’te bulunan vezir-i azamım İbrahim Paşa ile görüşmek gerek. Tez ata atla, Halep’e git. Avdette gene görüşürüz!"

Merasimden sonra tek başıma Süleyman Han’la görüştüm. İspanya’nın Batı Akdeniz’de vurulmasını irade buyurdu. Bir ara Doria’dan bahsedince nefsimi zaptedemedim:

"Padişahım, dedim; "Doria ne köpek olur da mübarek ağzınıza alırsız?"

Birden yaptığım terbiyesizliği anladım ve çok mahcup oldum. Cihan Padişahı’na karşı böyle konuşulamazdı. Çok nazik olan Süleyman Han, tebessüm etti ve kusuruma bakmadığını ima buyurdu. Rahatladım. Huzurdan çıktım. Birkaç gün İstanbul’da kaldım. Çok yürük bir ata atladım. 10 günde Halep’e geldim. Söylendiğine göre şimdiye kadar İstanbul - Halep yolunu kış içinde 10 günde alan süvari işitilmemiş. Yalnız Bursa ve Konya’da birer gece geçirdim. Diğer geceler, çok yorulunca atımdan inip münasip bir yerde bir-iki saat uyur,
kalkardım. Konya'ya vardığımda Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri'nin mübarek makamlarını ziyaret ettim. 10 günün hitamında Halep'e geldim. Vezir-i azam Damat İbrahim Paşa'nın kaldığı saraya indim. Paşa, padişahımızla akran, 40 yaşlarında, zarif, nazik, çok zeki bir adamdı. Halep'te kaldığım 2 gün boyunca kendisiyle Avrupa'nın siyasi vaziyetini ve Donanmay-ı Hümayun'un harekatını konuştuk. Elime kapdan-ı derya olduğum hakkında bir ferman verdi; sırtıma bir hıl'at giydirip beni selametledi.

GAZAVAT-I HAYRETTİN PAŞA

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+4
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.