Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 28 Eylül 2017 - 18:59
Son Düzenlenme Tarihi 28 Eylül 2017 - 18:59
İSKİT, SARMAT VE AVRUPA HUNLARINDA "AT"

İSKİT, SARMAT VE AVRUPA HUNLARINDA "AT"

Bozkır kültüründe at en başta gelen unsurdur, bozkır insanının her şeyidir, onun ayrılmaz bir parçasıdır. Hatta at kültüre ismini verecek değere ulaşmış ve bozkır kavimlerine “atlı kavimler” onların oluşturdukları kültüre de “atlı kültür” denilmiştir. İskitler hayatlarının büyük bir bölümünü at sırtında geçirmekteydiler. Sürülerin kontrol edilmesinde ve yeni otlakların bulunmasında attan büyük ölçüde faydalanmaktaydılar. İskitler bir yerde hayvanlarına ot bulabildikleri sürece kalmakta sonra başka yerlere göç etmekteydiler.

İskitler atın yalnızca etinden, sütünden, derisinden yararlanmıyor aynı zamanda tanrıya ve atalara kurban ediyorlardı. Herodotos’un bildirdiğine göre Massegetler güneş tanrısına at kurban ediyordu. Ölen beye ait atlar beyle birlikte gömülüyordu. İskitler, beyin bunları öldüğü zamanda kullandığına inanıyordu. Herodotos ölen hükümdarın
mezarı hakkında şu bilgiyi veriyor; “Hükümdarları öldüğü zaman o bölgede eni boyu bir dörtgen kazarlar. Mezarın içine çimen yayılır. Hükümdar üzerine konulur. Mezarın içerisinde boş kalan yerlere hanımlarından birisi, elinden
içki içtiği kimse, bir aşçı, silahtarı, uşaklarından birisi, bir haberci ve atları boğulup konulur.”

İskitler atlarını hızlı bir nakil aracı olarak gördüklerinden, hem savaş sırasında hem de avlanırken binek olarak kullanmışlar ev işleriyle ilgili amaçlar ve ağır işler içinse öküzlerden yararlanmışlardır. Önce kalabalık sürüleri kollamak gibi bir ekonomik araç olan binicilik kısa zamanda askeri değer kazanarak “Bozkır savaşçılığının” temeli olmuş ve at da savaş atı tipine doğru geliştirilmiştir.

İskit atı küçük bedenli, uzunca ince bacaklı, küçük ve mağrur başlı, sert tırnaklı “bozkır cinsi” attır. Bozkır atının yele ve kuyrukları genellikle uzun, tüyleri kabadır, boyu ortalama 150 cm dir. Bozkır atı soğuğa, sıcağa, yağmura ve rüzgara karşı dayanıklıydı. Herodotos bozkır atının dayanıklı olduğunu vurgulamaktadır; “Atlar soğuğa iyi dayanırlar ama katırlar ve eşekler hiç dayanıklı değildir; oysa öbür yerlerde tersine soğukta kalan atlar kangrenden kırılırlar buna karşılık eşekler ve katırlar dayanırlar” Bozkır atı diğer kültür coğrafyalarında yaşayan atlara göre daha asil, daha güçlü ve daha uzun ömürlüydü. Ayrıca yiyeceğini karın altından toynaklarıyla karı kazıyarak elde edebiliyordu.

Herodotos İskit ülkesinde çok sayıda atın bulunduğuna ve at yetiştiriciliğine dikkat çekmektedir. Bozkır halkları savaşlara adam başı üç yada dört atla katılırdı. 161 Böylelikle her gün yeni bir ata binerek uzun mesafeleri atı yormadan katederlerdi. Bozkır halkları iğdiş edilmiş atlara ve kısraklara binerdi. Strabon İskitlerin özel at terbiyesinden bahsetmektedir; “Atları küçük olmasına rağmen oldukça çevik olduğundan, idare etmeyi kolaylaştırmak için hadım etmek İskit ve Sarmat ırkına has bir özelliktir.” Aygırlar agresiftir ve kontrol etmek zordur bu yüzden İskitler aygırları binmek için değil damızlık olarak yetiştirmişlerdir. Kuşkusuz İç Asya dışında da at yetiştirmek olanaklıydı ancak bunlar bozkır atıyla karşılaştırıldığında düşük nitelikte, sayı bakımından da yetersizdiler. Savaşlarda kullanılan atlar aynı zamanda muharebede hafif at arabalarını çekmek ve düşmanı kovalamak için eğitilmişlerdi. Herodotos Darius’un İskitlere karşı seferini tasvirinde “bu savaşlarda İskit atı Pers atını her zaman kaçırtırdı” demektedir. İskit atının yüksek kalitesi Justinus tarafından nakledilen bir olayla da görülmektedir; M.Ö. 339’da İskit kralı Atheas ile çarpışan Makedonya kralı II. Philippos “İskitya’dan 20 bin safkan kısrağı toplayarak cins at yetiştirmek için Makedonya’ya göndermiştir.” Ancak bu olay burada bitmemiştir. “Philippos İskitya’dan dönerken Triballi kabilesi İskit atlarını ele geçirebilmek için Philippos’un karşısına çıktı ve onun kendi ülkelerinden geçmesine izin vermediler. Bu yüzden önce bir kargaşa çıktı sonra da savaşa dönüştü”

İskitlerin savaştaki başarısı, büyük ölçüde onların atlı askerlerinin yaya olarak savaşan düşmanları üzerinde sağladığı avantaja bağlı idi. İskitlerin at üzerindeki savaşlardaki üstün yetenekleri, atlarının sürati ve çevikliği ve okların hedefini vurma garantisi hasımlarınca dehşetle izlenmiştir. Herodotos İskit atlılarını “hayalet atlılar” olarak tanımlamıştır.

İskit ordusunun büyük bölümü atlıların meydana getirdiği süvari sınıfından oluşmaktaydı. At manevra yeteneği savaşlarda yıldırım hızıyla delip geçme kabiliyeti ile İskit askeri teşkilatında önemli bir rol oynamıştır. İskit atlıları daha sonraki Sarmatlar gibi eyer kullanıyorlardı. Bu eyer, Grekler ve Romalılar eyer kullanmadıkları için İskitlere batı süvari sınıfı üzerinde kesin bir avantaj sağlamıştır.

İskit eyerleri deri ve keçeden yapılmıştı. Ayrıca İskitler keçe ve dokuma eyer örtüsü, yular, gem, gem ve yuların takıldığı at başlığı kullanılıyordu. Yularlar burun, alın ve yanak kayışlarından ibaretti, bunların hepsi hayvanın
başının sol tarafına yerleştirilmiş bir toka ile sağlamlaştırılmıştı. Kayışlar deridendi.

GREK VE LATİN KAYNAKLARINA GÖRE İSKİT, SARMAT VE AVRUPA HUNLARINDA ASKERİ KÜLTÜR (M.Ö.V.YY –M.S.VI. YY ), YÜKSEK LİSANS TEZİ, RUKİYE ÖZTÜRK, S. 36-39

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+13
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.