Yükleniyor...
Hindistan’da Bhopal Devleti’nde bir Naibe ve Üç Kadın Hükümdar - Bahriye Üçok

Hindistan’da Bhopal Devleti’nde bir Naibe ve Üç Kadın Hükümdar - Bahriye Üçok

ÜÇOK, BAHRİYE (Ankara):

Hindistan’da Bhopal Devleti’nde bir Naibe ve Üç Kadın Hükümdar.

Sayın Başkan, Sayın Dinleyenler,

Konumuz:

Hindistan’da Bhopal Devleti’nde bir Naibe ve üç kadın hükümdar.

Kadınlar her yerde, hatta yeni kurulan ve kurulmakta olan Afrika devletlerinde bile haklarını elde etikeri çağımızda, dünyada halen 3 kadın hükümdarın bulunması belki yadırganmayabilir. Ancak, tarihin ilk çağlarından beri erkeklerin, kadın haklarını tanımak istememelerine rağmen, bunlar hemen her yerde, perde arkasında da olsa önemli roller oynamıştır, hatta Hükümdarlık tacını elde etmeği de başarmışlardır. Bunun örneklerini, hayatı bir esrar ve efsane perdesi ile örtülmüş bulunan ve Hazreti Süleyman’ı ziyaret ettiği rivayet sedilen (M. Ö. X.) Seba Melikesi Belkis’den başlayarak günümüze kadar uzanan yüzyıllar içinde bulmak hiç de güç değildir.

Biz burada kadın hükümdar derken, kocasının, ya da kardeşinin hükümdarlık kudretini arka planda elinde bulunduran, örneğin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki, Kösem Sultan, Turhan Sultan, yahut İlhanilerdeki Bağdad Hatun, Fatımilerdeki Sitt al-Mülk gibi nüfuz sahibi kadınları kastediyor değiliz. Amacımız Cuma hutbelerinde adını söyletmek ve adına para bastırmak gibi resmen ve hukukan hükümdarlık sembollerini taşıyan, adlarını ve hayat hikayelerini yayımladığımız 17 kadın hükümdara üç ve ayrıca 1967 de Belleten’de yayınlanan 12 Naibe’ye de 1 yenisini eklemektir.

Bu arada sayın meslekdaşlarımın hatırlarına gelebilecek olan bir soruyu da cevaplandırmakta fayda görmekteyim; o da şudur: Müslüman bir ülkede perde arkasında yaşaması veya sıkıca örtünmesi emrolunmuş bulunan kadınlar nasıl olur da bir Devletin bütün işlerini üzerine yüklenir ve yürütür? İslam kanunları buna müsait midir?

(Bahriye Üçok, VII Türk Tarih Kongresi Cilt. I, 1972, Hindistan’da Bhopal Devleti’nde Bir Naibe ve Üç Kadın Hükümdar, Sayfa. 446)

Kısaca değinmek zorundayım:

İslam devlet hukukunun ana kitaplarından biri olan El-Ahkam al-Sultaniye’de olsun, başkalarında olsun, hakimiyetin üç yol ile elde edilebileceği gösterilmiştir. Bunlar da ihtiyar, ahid, galebe; yani: Seçim, önceden tayin ve zorla üstün gelme; bu üç yoldan şevket, galebe; kargaşalık, iç savaş gibi durumlarda bir kimse veliahd gösterilmediği halde tahtı ele geçirirse geçirirse İslam devletinin menfaatı bakımından, yani kargaşalığı, iç savaşı önlemesi bakımından onun hükümdarlığının tanınması kabul ve tavsiye dere. Gerçekten de İbn-i Cemaa, Tahrir-al-ahkam’da Gazali İhya-u Ulum’da, hatta Kadi Beyzavi, Tevali ül-Enver’de bu biçimde iktidara geçmiş olan hükümdarın,bilgisiz, gayrı adil, veya sefih olsa bile onu tanımak gerektiğini açıklamışlardır. Demek ki İslam hukukuna göre tahtı kim zorla ele geçirirse (bu bir kadın bile olsa) hükümdarlık onun hakkı sayılmıştır.

1965 yılında İş Bankası tarafından yayımlanan “İslam Devletlerinde Kadın Hükümdarlar” adlı kitabımda çeşitli İslam ülkelerinde taht sahibi olmuş 17 kadının hayatını kaynakların elverdiği ölçüde gün ışığına çıkarmağa çalışmıştım.

A.Collin Davies’in, İslam ansiklopedisinde Raziye maddesinde “İslam dünyasında Mısır’da Şecer ül Dürr ile Hindistan’da Raziye’den başka kadın hükümdar bulunmadığını” iler sürmesine rağmen, biz, Kirman’da Kutluk devlmetinde Türkan ve Padişah Hatun, Fars’da Salgurlu devletinde Ebeş Hatun

Küçük Luristanda Devlet Hatun

İlhanlı imparatorluğunda Satı Bey Hatun

Celayirli Devletinde Döndü Hatun

Maldiv Adaları Sultanlığında Hatice, Meryem, Fatma Dayin

Kasım Hanlığında Fatma Bike

Aça (Sumatrada’da) Sultanlığında Safiye

Nakiye

Zekiye

Ziynet

adlarındaki kadınların resmen hükümdarlık ettiklerini artık biliyoruz. Her birinin ilginç bir roman teşkil edecek kadar maceralarla dolu olan hayatını burada zikredecek değilim. Ancak bu kitapta yer almamış olan . üç kadın hükümdar ve bir naibe var ki, bunlar Hindistan’ın Bhopal devletinde arka arkaya tahta sahip olmuşlar ve yaşadığımız XX. Yüzyılın ilk yarısında bile saltanat sürmüşlerdir.

İşte tebliğimin konusu bu üç kadın hükümdardır.

(Bahriye Üçok, VII Türk Tarih Kongresi Cilt. I, 1972, Hindistan’da Bhopal Devleti’nde Bir Naibe ve Üç Kadın Hükümdar, Sayfa. 447)

Hindistan yarımadasının hemen hemen ortasında Güney sınırını Narbada ırmağının teşkil ettiği ve 22 – 23 enlem 76-78 boylamları arasında yer alan Bhopal devletinin başkenti Bhopal şehridir. Bu küçük devlet Hindistan’ın Haydarabat’tan sonra gelen en önemli İslam devletidir. Kurucusu, genç yaşlarında maceralara atılmaktan yılmayan, Hint-Türk hükümdarlarından Evrengizb’in hizmetine giren, Afganlı Dost Muhammed Han’dır. Evrengizb’in ölümü üzerine, hem hizmetlerine karşılık olarak kazandığı, hem de siyaset yoluyla elde ettiği topraklarda Navvab unvanı ile bağımsızlığını ilan etmiştir.

1740 sıralarında 66 yaşında öldüğü zaman kendisine halef olacak iki oğlu ve üç torunu, ya çocuk veya hükümeti idare edecek nitelikten yoksun oldukları için devlet işleri dürüst Hindu nazırların eline kalmıştı.

1778 de ölen, dost Muhammed’in üçüncü torunu zamanında, Bhopal devleti ilk defa olarak İngilizler ile münasebete girişmiş ve o zamandan beri fasılasız devam eden bir dostluğun temeli atılmıştır.

[caption id="attachment_1043" align="alignright" width="370"]bhopal haritası Bhopal haritası[/caption]

XVIII. Yüzyılın sonuna doğru Bhopal toprakları çapulcu Pinzara’ların hücumuna, akınlarına uğramış ve sonra onları ülkeden çıkarmak için çağırılan Maratha’lar tarafından istila edilmişti. 1807 – 1809 yıllarında ise Navvabın amcası oğlu olan vezir Muhammed Han kaybedilen yerlerin çoğunu geri alıp Bhopal devletini İngiltere’nin de yardımiyle yıkılmaktan kurtarmıştır. Vezir Muhammed, Bhopal’de 9 yıl hüküm sürdükten sonra 1816 de 51 yaşında öldü, yerine bir önceki hükümdar Gavs Muhammed Han’ın kızı Kutsiye Begim ile evli olan oğlu, Nazır Muhammed Han geçti. Nazır Muhammed Han, İngiliz ordusuna 300 yaya ve 600 süvari kuvveti vermek suretiyle İngiltere ile bağımsızlığını garanti eden bir anlaşma imza etti. Üç yıl sonra öldüğü zaman tek evladı olan Skandar Begüm pek küçük olduğundan niyabetin, eşi Kutsiye Begüm’e tevdi edilmesine karar verilmişti.

İşte bu, benim tesbit edebildiğim (13 üncü) Naib kadın Kutsiye Begim egemenliği uzun süre elinde tutabilmek için, kızının evlenmesini 1835 e kadar geciktirmiş, hatta onu evlendirdikten sonra bile naibliği bırakmak istememiştir. Bu tutumundan ötürü Nazar Muhammed’in yeğeni olan Damadı Cihangir Muhammed ayaklanmış, yenilgiye uğramış, kayın anasının ve karısının askerleri tarafından bir kalede kuşatılmıştır.

(Bahriye Üçok, VII Türk Tarih Kongresi Cilt. I, 1972, Hindistan’da Bhopal Devleti’nde Bir Naibe ve Üç Kadın Hükümdar, Sayfa. 448)

1837 de İngiltere’nen aracılığı ile devletin idaresi Cihangir Muhammed’e bırakılmış, Kutsiye Begim’e bir tahsisat ile iktidardan el çektirilmiştir. 1844 yılında damat Cihangir Muhammed ölünce yerine eşi Kutsiye Begim’in kızı Sakandar Begim geçip 1868 yılına kadar Bhopal’ı büyük bir dirayet ve maharetle idare etti. SEmsaline güç rastlanan bir idare yeteneğine sahip olan Skandar Begim her alanda büyük gayretler sarfederek, adını kendi ülkesinde, kendi zamanındakilere saygıyle andırdığı gibi, kedinden sonra gelenlere de örnek teşkil edecek başarılarla süsledi. O, 6 yılda devletinbütün borçlarını ödedi, vergilerin, mültezimlere ihalesi sistemini kaldırdı. Köy ve şehir ağaları ile doğrudan doğruya kendisi anlaştı. Ticaret ve el sanatları tekellerini lağvetti. Polisi düzene soktu ve daha birçok ıslahat yaptı. Bu işleri yaparken de halkın arasına erken kıyafeti ile çıktı. Tek evladı olan Şah Cihan Begim’i kendisine veliahd tayin etti. 1857 de Sepoy’ların ayaklanması sırasında değme erkek hükümdarın göstermiyeceği bir cesaretle ayaklananları şiddetle cezalandırıp ülkesinde asayişi temin etti. Bu esnada İngiliz subaylarını koruduğu için İngiltere, onun sınırlarını genişletmesine yardımcı olmuştur.

1864 de Hac için Mekke’ye gitmiş, dönüşünde bir de seyahatname yazmıştır: Skandar Begim ve Sarayının ahvali hakkında. bk. L. Rouoselet, L’Inde des Rajahs, Paris 1877; 1868 de hayata veda eden Skandar Begim ile, benim üzerinde durduğum Müslüman kadın hükümdarların sayısı 18’e çıkmış bulunuyor.

  1. kadın hükümdar ise Skandar Begim’in kızı Şah Cihan Begim’dir. O, Nevvab Şah Cihan Begim adiyle tahta oturdu. İlk eşi 1867 de ölünce, idari görevini hakkiyle yerine getirebilmek için serbestçe herkesle görüşmüş fakat içinci eşi Muhammed Sıddik Hasan Han ile evlenince perde arkasına çekilmiştir. Annesi gibi çalışkan, başarılı bir kadın olan Şah Cihan 16 Haziran 1901 de ölünce kızı Sultan Cihan Begim tahtın tek ve rakipsiz varisi olarak başa geçti.

1874 yılından beri evli idi. Sultan Cihan Begim eğitim ve kadınlara tıbbı yardım alanlarına ilgi duymuş, sanayi ve tarımın gelişmesini olaylaştırmıştır. Sultan Cihan Begim veya Bibia Begim 1908 den önce II. Abdülhamid ile, ikinci gelişimde V. Mehmet Reşad ile görüşmüş, 1911-1925 yıllarında Avrupa’yı ziyaret etmiş ve bu gezileriyle oğlunun kendisine varis olabilmesini sağlamıştır.

O, ülkesi için 21, ülke dışında 19 pare top atışı ile selamlanmak hakkını sahip bir hükümdardı.

(Bahriye Üçok, VII Türk Tarih Kongresi Cilt. I, 1972, Hindistan’da Bhopal Devleti’nde Bir Naibe ve Üç Kadın Hükümdar, Sayfa. 449)

18 mayıs 1926 da oğlu lehine tahtından feragat eden (Sultan Cihan Begim)in de, desteği ile 1927 de Hindistan imparatorluğu bu hanedanda erkek varis bulunmadığı zaman verasetin kadınlara geçmesi hakkını bir kere daha kabul etmiştir.

18 Mayıs 1930’a kadar yaşayan Sultan Cihan Begim ile, yüz yıllardan beri tarihin karanlıkları içinde kaybolmuş bir halde bulunan Müslüman kadın hükümdarların sayılarının 20’ye yükseldiğini burada ilk kez, siz sayın bilginlere duyurmak fırsatını bulmuş olduğum için çok sevinçliyim.

Teşekkür ederim.

(Bahriye Üçok, VII Türk Tarih Kongresi Cilt. I, 1972, Hindistan’da Bhopal Devleti’nde Bir Naibe ve Üç Kadın Hükümdar, Sayfa. 450)

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+7
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.