Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 24 Nisan 2017 - 18:14
Son Düzenlenme Tarihi 24 Nisan 2017 - 18:14
HAREKET ORDUSU İSTANBUL'A GİRDİ

HAREKET ORDUSU İSTANBUL'A GİRDİ

SONER TURSUN

Hareket Ordusu’nun Şehre Girişi

Rumeli’deki ordu birliklerinden ve “gönüllüler”den müteşekkil Hareket Ordusu 24 Nisan 1909 tarihinde İstanbul’a girdi. Hareket Ordusuna karşı büyük çaplı ve teşkilatlı bir direnme olmadı ancak teslim olmayı reddeden bazı gruplarla

mevzii çatışmalar yaşandı.

İsyanın nispeten kansız bastırılmasında Sultan II. Abdülhamit’in tavrı belirleyici olmuştur. Padişah kan dökülmesine taraftar olmamış emri altındaki askerleri Hareket Ordusu’na karşı kullanmaya teşebbüs etmemiş hatta yaklaşmakta olan Hareket Ordusu’na erzak bile göndermiştir. Taşkışla’da bulunan Dördüncü Avcı Taburu ve Hassa Ordusu’na bağlı dört tabur Hareket Ordusu’nun teslim teklifini reddetti. Çıkan şiddetli çatışmada çok sayıda asker öldü ve geri kalanları teslim oldu.

Taksim Kışlası’ndaki isyancılar ise kuleye beyaz bayrak çektiler. Ancak Hareket Ordusu askerleri kışlayı teslim almak için yaklaşınca üzerlerine kurşun yağdırıldı. Bunun üzerine kışla toplarla dövüldü ve içindeki askerler öldürüldü.

Babıali ve Asker Kulübündeki askerler de Hareket Ordusu’na ateş açtı ancak onlarda top ateşine karşı koyamadı ve teslim oldu.

Edirnekapı’dan Harbiye Nezareti’ne doğru ilerleyen birlikler Fatih’teki Çürükçü Kapısı yanındaki karakoldaki askerlerin silahlarını teslim etmelerini istedi. Karakoldaki askerlerden bazıları silahlarını çatarak içeriye girdiler.

Ancak karakolu teslim almak isteyen Hareket Ordusu askerlerine karakol mutfağından bir kişi ve cami avlusundan bir iki kişinin ateş açması üzerine karakol yaylım ateşine tutuldu ve Hareket Ordusu’ndan birkaç kişi ve karakol askerinin tamamına yakını öldü.

Harbiye Nezareti ve Davutpaşa Kışlası’ndakiaskerler çatışmadan teslim oldular. Karaköy’den tramvay hattını takip ederek Tophane’ye ilerleyen Hareket Ordusu askerleri Tophane’deki isyancı askerle hayli çatıştı. En sonunda İstanbul’un tüm askeri noktaları ele geçirildi ve Yıldız Sarayı her yönden kuşatıldı.

Yıldız Garnizonu’ndaki askerler ile Hareket Ordusu arasında ise herhangi bir çatışma yaşanmadı. Yıldız Garnizonu’ndan 2 tabur asker 24 Nisan gecesi kısım kısım Pangaltı’ya gelerek teslim oldu. Geri kalanların tamamına yakını (1700 kişi) firar etti.

Harbiye talebeleri ise zaten daha önceden Hareket Ordusu ile işbirliği yapacağını belli etmişti. Talebeleri temsilen Ayestefanos’ta Hareket Ordusu’yla görüşen Ahmet Bedevi’ye (Kuran) okulun ve civarının güvenliğini sağlama görevi

verilmişti. Talebeler Ahmet Bedevi’nin önderliğinde bu görevi yer ine getirdiler.

Yıldız’da neredeyse hiç asker kalmadığı için muhafız birliği komutanı sultanın korunması için Mahmut Şevket Paşa’dan asker talep etti. Mahmut Şevket Paşa’nın gönderdiği dört tabur böylelikle hiçbir zorlukla karşılaşmadan Yıldız Kışlası’nı işgal etmiş oldu. İstanbul’un Avrupa yakası böylelikle tamamen kontrol altına alınmış

oluyordu ancak Anadolu yakasındaki Selimiye Kışlası ise teslim olmayı reddediyor ve eğer kendilerine saldırılırsa

Beyoğlu’nu toplarla vuracakları tehdidini yapıyorlardı.

Üsküdar’a yerleştirdikleri toplarla bunu yapabilmeleri de kesinlikle mümkündü. Mahmut Şevket Paşa Selimiye Kışlası’na doğrudan saldırmak yerine karadan ve denizden kuşatmayı tercih etti. İzmit ve Eskişehir’deki ikişer taburu

Haydarpaşa’ya kaydırdı. Başlarında Resneli Niyazi Bey’in bulunduğu gönüllüler ve çok sayıda asker Üsküdar’a sevk edildi. Feth-i Bülend zırhlısı da eğer direniş olursa 26 Nisan Sabahı Selimiye Kışlası’nı vurma emrini aldı. Ancak kuşatmanın gittikçe kuvvetlendiğini gören Selimiye Kışlası’ndaki askerler savaşmadan teslim oldular ve böylece Hareket Ordusu İstanbul’un Anadolu yakasını kansız bir şekilde ele geçirdi.

Bu arada Selimiye Kışlasındaki askerlerin kendilerine saldırıldığı takdirde Hareket Ordusu’nu neden Beyoğlu’nu topa tutmakla tehdit ettiğini düşünmek gerekir. Bilindiği gibi o yıllarda Beyoğlu neredeyse tamamen İstanbullu
gayrı Müslimler ve Avrupalı yabancıların yaşadığı bir yerdi ve Avrupalı devletler müdahale için fırsat kolluyorlardı.

Dolayısıyla Selimiye Kışlası’nın bu tehdidi aslında eğer bize saldırırsanız karşınızda Avrupalı devletleri bulursunuz manasına gelmekteydi.

Hareket Ordusu İstanbul içindeki ilerleyişi esnasında yerli halktan da destek görmüştür. Askerlerin geçişi senasında işi

Abdülhamit’e ölüm şeklinde bağırmaya kadar götürenler bile olmuştu. Ermeni erkekler topların çekilmesine yardımcı olmuş, kadınlar askerlere yiyecek ve içecek vermiş, yaralıların yarasını sarmış hatta Ermeni Patriği bir Hıristiyan olarak, öldürülen bir Müslüman komutanın -Taksim Kıtası komutanı Binbaşı Muhtar Bey- tabutu başında dua etmekte sakınca görmemişti.

Hare ket Ordusunun şehre girdiği 24 Nisan günü Beyoğlu’nda bir şapka patlaması yaşandığını devrim gözlemcisi İngiliz gazeteci aktarmaktadır. Şapka giyen sayısındaki bu artışın sebebi çatışan tarafların her ikisinin de yabancılara zarar vermekten kaçınmasıydı. Şapka giymek o dönem için Türklerde yok denecek kadar az görülen bir durum olduğu için şapka giyenler bir yanlışlığa kurban gitmekten kurtulduğu gibi aynı zamanda Avrupalı devletlerin koruması altında olduğunu da dolaylı olarak hatırlatmış oluyordu.

I. MEŞRUTİYET’İN İLANI VE 31 MART OLAYI, T.C. TRAKYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİMDALI YÜKSEK LİSANS TEZİ, S. 69-72

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+25
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.