Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 06 Şubat 2016 - 20:08
Son Düzenlenme Tarihi 03 Ocak 2019 - 21:52
HAKİMİYET-İ MİLLİYE GAZETESİNDE BÜYÜK TAARRUZ

HAKİMİYET-İ MİLLİYE GAZETESİNDE BÜYÜK TAARRUZ

Mustafa MÜJDECİ

Yrd. Doç. Dr. Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Türkiye Cumhuriyeti Tarihi

Türk Millî Mücadelesinin askerî safhasının son halkasını teşkil eden Büyük Taarruz, kamuoyunda sadece askerî olarak değil sosyo-ekonomik olarak da derin etkiler bırakmıştır. Dönem basınının en önemli unsuru gazetelerdir. Gazeteler arasında da hiç şüphesiz Hakimiyet-i Milliye’nin farklı bir yeri vardır. Zira “devlet gazetesi”, “resmi gazete”, “yarı resmi gazete” şeklinde nitelemelere maruz kalan gazete, esasen yer yer bu sıfatların hepsini haiz bir politika takip etmiştir. Kesin olan bir şey var ki, o da Hakimiyet-i Milliye’nin kurulduğu 10 Ocak 1920’den beri Ankara’nın yanında yer almış olmasıdır. Yazarları arasında milletvekillerinin de yer aldığı gazete, bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından kurdurulmuştur. Yeni devletin bakış açısını, Millî Mücadele hareketinin dayandığı fikrî temelleri, görüş ve kararları halka yaymak üzere çıkarılan gazete, Millî Mücadele’nin sözcüsü olması bakımından da “Anadolu’nun millî vicdanına tercüman” olmuştur.

Millî Mücadele’nin en önemli aşamalarından biri olan Büyük Taarruz’u Hakimiyet-i Milliye gazetesinin nokta-i nazarından değerlendirmek ve bir kez daha bu bakış açısıyla dönemi hatırlamak en azından bir vefa borcunu ifa etmek olacaktır. Gazete incelendiğinde taarruzun başladığı ilk iki günde çıkan haber ve yorumların arka planında bir endişe gözden kaçmamaktadır.

Çünkü –her ne kadar bir sene önce Sakarya Zaferi kazanılmış olsa da- yakın zamanda yaşanmış bir Kütahya-Eskişehir yenilgisi vardır. Meclis’in bayram tebriği için cepheye milletvekillerini göndermesinden kutlama telgraflarına kadar askere moral ve motivasyon vermek noktasında elinden geleni yapmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Taarruzun zamanı, planı ve başkumandanın yetkileri gibi konularda bir kısım muhalif mebusların Meclis’in çalışma şartlarını zorlaştırması cepheye aksettirilmemeye çalışılmıştır. Taarruzun genişlemesi, Türk ilerleyişinin mütemadiyen devam etmesi ve bunun da Yunan kaynaklarından teyit edilmesi Hakimiyet-i Milliye gazetesinde zafere olan inancı arttırmıştır. Cepheden gelen olumlu haberlerle birlikte taarruzun detayları da gazetede yer bulmaya başlamıştır. Hakimiyet-i Milliye, Türk milletinin varlık-yokluk mücadelesinin yaşandığı bu döneme şahitlik ederken “devletin gazetesi” veya “Meclis’in gazetesi” olma vazifesini hakkıyla yerine getirmiş, bir yandan haber vermeye bir yandan da “millete azim, inanç ve moral vermeye” çalışmıştır. Hakimiyet-i Milliye’nin savaşlar döneminde takip ettiği politikayı incelediğimizde günümüzde anlaşılan/algılan gazeteciliğin ötesinde yeri geldiğinde “cephede asker”, yeri geldiğinde “Meclis’te mebus”, yer geldiğinde de “barış sözcüsü/diplomat/siyasetçi” gibi bir duruş sergilediği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte gazetenin bu dönem duruşu ile ilgili “psikolojik harbin bir unsuru gibi davranma” şeklinde bir yayın stratejisi takip ettiği rahatlıkla söylenebilir. Esasen bu çalışmada yapılanın da baştan sona bir muharebe analizinden ziyade “devlet gazetesi”nin nokta-i nazarından yeni devletin varlık-yokluk mücadelesindeki algıyı ortaya koyma çalışması olduğu düşünülmektedir.

Makalenin tamamını okumak için: HAKİMİYET-İ MİLLİYE GAZETESİNDE BÜYÜK TAARRUZ

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+6
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.