Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 10 Eylül 2015 - 18:13
Son Düzenlenme Tarihi 03 Ocak 2019 - 21:52
Fatih Devri’nde Topçuluk-I

Fatih Devri’nde Topçuluk-I

Ateşli silâhlar, 14. yüzyılın başlarından itibaren ordularda kullanılmaya başlandı. Çap ve sayı itibariyle fazla bir değer ifade etmese de, bir harp silâhı olarak top, daha çok sesiyle düşmanı ürkütmek için kullanılan bir silâhtı.

Onun surları ve büyük kaleleri yerle bir edebileceği akıldan bile geçirilmiyordu. Sultan 1. Murad (1362-1389) devrinden itibaren ateşli silâhlar, Osmanlı ordusunda kullanılmaya başlandı. Sultan 2. Murad (1421-1451) devrinde, teknolojideki gelişmeler neticesinde Edirne’de sabit bir tophane inşa edildi. Gençlik yıllarından itibaren ateşli silâhlara ilgi duyan Fatih Sultan Mehmet’in saltanat yıllarında (1452-1481) topçuluk çok ileri bir seviyeye yükseldi.

Ateşli silâhların tahrip gücüne inanan Osmanlı hükümdarının, askerî teknolojiye merakı ve bu sahada çalışma yapanlara verdiği değer, Avrupa devletleri tarafından biliniyordu. Fatih, ateşli silâhlar hakkında Batı’da neşredilen eserleri ve yapılan deneyleri yakından takip ediyordu. Fatih’le birlikte topçuluğun ehemmiyetini daha fazla idrak eden Osmanlı ordusu, erken dönemlerden itibaren gelişmiş top imalâthanelerine sahip oldu.

Tecrübeli mühendisler ve ustalarla, irili ufaklı çok sayıda topun dökümü gerçekleştirildi ve ordu bu silâhlarla teçhiz edildi. İstanbul kuşatması öncesinde askerî hazırlıklar bütün hızıyla devam ederken, hem Fatih’in hem de ordu komutanlarının ifade ettikleri bir gerçek vardı. Şehri kuşatan muhkem surların mevcut toplarla yıkılması imkânsız göründüğünden, surların aşılması için çok daha güçlü ve uzun menzilli topların yapılması lâzımdı.

Neticede plânlarını Fatih’in çizdiği büyük çaplı topların dökümüne 1452 yılı yaz aylarında Edirne’de başlandı. Sultanın himayesinde yürütülen titiz çalışmalar sonrasında o tarihe kadar görülmemiş çapta ve ağırlıkta toplar döküldü. Bu topların neredeyse tamamı, bakır ve kalayın karışımıyla elde edilen tunçtan imal edildi. Bakır ve kalay pahalı malzeme olmasına rağmen masraftan kaçınılmadı.

Osmanlılar bakırı Kastamonu bölgesine hâkim olan Candaroğullarından, kalayı da Venedikli tüccarlardan temin ediyorlardı. Tunçtan imal edilen toplar çok dayanıklı oluyordu. Oysa aynı dönemde Avrupa’da toplar, maliyeti düşük olduğu için demirden yapılıyordu. Diğer İslâm ülkelerinde ise, kalay madeni fazla bulunmadığı için, metal silâhların yapımında tunç yerine, bakır ve çinkonun karışımından elde edilen pirinç madeni kullanılıyordu. Edirne’deki çalışmalar sırasında büyük çaptaki topların dökümünü Türk mimar Müslihiddin Efendi ve topçu mühendisi Saruca Bey ile Urban (Orban) adındaki bir Macar usta üstlendi.

Esasen Urban, Bizans Devleti adına çalışan bir top döküm ustasıydı. Ücretini alamadığı için Bizans imparatorunun hizmetinden ayrılan Urban, Osmanlı ordusunda vazife aldıktan sonra Türk ustalarla birlikte Edirne’deki çalışmalara iştirak etti. Mühendis Saruca Bey’in büyük çapta bir top dökmeyi başarmasının ardından Urban usta da, gerekli imkânlar verildiği takdirde böyle bir top dökebileceğini ifade etti. Fatih, milliyeti ne olursa olsun, tecrübeli insanlarla çalışmayı tercih eden, onların kabiliyetlerini ve sanatlarını sergilemelerine fırsat tanıyan bir liderdi.

Modern yönetim tekniklerini tatbik eden Fatih, bu yönüyle yenilikçi bir ufka sahipti. İstanbul’un fethi bir manada, Osmanlı sultanının bu ileri görüşlülüğü ve zoru başarma azim ve iradesi neticesinde gerçekleşti. Urban, gülle yapımına karışmayacağını söyleyince, Fatih bu meseleyi bizzat üzerine aldı. Döküm işini ustalar yapmakla birlikte Fatih, topların hesaplarını ve plânlamalarını en ince ayrıntısına kadar kendisi yaptı ve resimlerini çizdi.
Fatih Devri’nde Topçuluk-I
Fatih Devri’nde Topçuluk-II
Fatih Devri’nde Topçuluk-III

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+1
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.