Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 09 Mart 2016 - 17:00
Son Düzenlenme Tarihi 24 Ağustos 2017 - 18:25
ESKİ MEDENİYETLERİN HALK KÜLTÜR VE SANATINDA İZLERİ

ESKİ MEDENİYETLERİN HALK KÜLTÜR VE SANATINDA İZLERİ

**(***Milletlerarası I. Türk sanatları Kongresi’ne sunuldu.)

Ananevi medeniyet bizi eski tarihe ve hatta ön tarihe kadar götürür. Müstakil kültüre, belki tamamiyle tecrid edilmiş iptidai kavimlerde rastlanır. Bu dahi şüphelidir. Buna rağmen milli kültürden bahsetmek mümkündür. Bu eski ve yeni malzemenin yeni bir görüş ve sezişle işlenmesi ve ona ferdi damgasını vurması demektir.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 189)

Türkler yakın şarkın eski medeniyet ve kültürleri ile temasa gelince doğrudan doğruya veya bilvasıta birçok yeni değerler kazanmışlardır. Bunun açık delillerine halk sanat ve kültüründe de görmekteyiz. Misaller;

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 189)

Bayrağımızdaki “astral” motif olan ay ve yıldız Mezopotamya’da ve Hitit ülkesinde de kült sembolüdür. Ankara Arkeoloji Müzesi’nde Cerablus’tan gelen bir kabartmak üzerinde ay yıldız ve onun altında kanatlı güneş vardır.

Türk âlemlerinde ay ve yıldız yoksa yerini bir kurs ve onu ihata eden çift ejder almaktadır. Kursun üzerinde “Allah, Muhammed, Ali” yazılır. Bu kurs bize alaca Höyük eski bronz çağı güneş kurslarını hatırlatır. Çift ejderin yerinde Alaca’da kıvrık iki boynuz vardır.

Alaca Höyük güneş kurslarında e Hitit eserlerinde görülen gamalı haç, İzmir’den gelen ve hâlen Etnoğrafya Müzesi’nde bulunan Osmanlı devri mezar taşının şemsesi içinde ve köylü örgü ve işlemelerinde de mevcuttur.

Bereket ilâhesini temsil eden Alaca eski bronz çağı çıplak kadın “idol” i Etnoğrafya Müzesi’nde mahfuz saman çöpünden yapılmış

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 189)

nazarlıkta bulunabilir. Üsluplaşmış insan tasviri taberlerde ve kilim motiflerinde de vardır.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 190)

5-ankara Arkeoloji Müzesi’ndeki Kargamış kırsal sofrasında bir musikişinas saz çalar. Bu saz püskülüne kadar Anadolu sazlarının aynıdır.

6-Mühr-ü Süleyman adı verilen altı köşeli yıldız Osmanlı devri bakır kaplarında sevilerek kullanılan motiftir.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 190)

7-Çift başlı kartal; Alaca Hitit Sfenksli kapısında, Selçuklular da ve Etnoğrafya Müzesi’nde 825 hicri tarihli mezar taşında, bazı kimilerde ve Niğde halılarında aynen mevcuttur. Niğde halıları Sungur Bey Camii’ndeki çift başlı kartaldan mülhemdir.

8-Ashabıkehif adları gemi şeklinde Osmanlı devri yazı ve nakışlarında mebzuldur.

9-Oğuz boyu damgalarından Kayı boyu damgası Fatih’in toplarından Eymir damgası, Eymir köyündeki mezarlıkta bir mezar taşı üzerinde aynen mevcuttur.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 190)

10-Bu mukayeseler yalnız sanat eserlerine değil, bütün maddi ve manevi kültür sahalarına teşmil mümkündür. Mesela Iğdır’daki tandırlar Delaporte tarafından Malatya’nın Arslantepe höyüğü Hitit devrinde de bulunmuştur. Friglerin ortası göbekli yayvan su kapları Osmanlı devri hamam ve şifa taslarında da mevcuttur. Düz damlı eler, ocak tertibatı Hitit ve Osmanlı devrinde aynıdır.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 190)
GÖÇEBE KAVİMLERİN DOĞU’DAN BATIYA GÖÇLERİ

(* Belleten, Cilt. XXXV, sayı 138, Nisan – 1971, türk Tarih Kurumu Masımevi – ankara.)

Czegledy Karoly; Nomad nepak vandorlasa napkelettöl Napnyugatig=Göçebe kavimlerin Doğu’dan Batı’ya göçleri, (Akademi yayınevi Budapeşt 1969. Körösi Csoma Serisi No.8) 160 sah., 10 resim, 1 Harita)

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 218)

Değerli bir tarihçi olan Czegledy Karoly, bir katı kadar büyük olan Euraisa bozkırlarında çeşitli kavimlerin teşekkülünü ve bunların göçlerini Çin, Sami (sir, Arap) İran, Yunan - Latin, Ermeni ve diğer kaynaklara dayanarak yeni bir görüşle açıklamaktadır.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 218)

Esel genel heyeti ile, Türk kavimleri menşei alanında, bugüne kadar yapılan araştırmaların tenkidi bir teribi niteliğindedir. Türkler uygun yerler buldukça çok erken çağlardan itibaren hayvan besleme yanında ziraati de geliştirmişlerdir. Dilimizdeki ziraatle ilgili söz hazinesi buna tanıklık etmektedir. Ancak bozkırlar daha ziyade hayvan yetiştirmeye elverişli olduğundan bu alanda en büyük başarıyı sağlamışlardır.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 218)

Bir çok araştırıcı, Türkler’in devlet kurma ve teşkilatçılıktaki fıtri yeterliklerini onların “Nomad” hayat sürmeleri ile ilgili görmektedirler. Nomadlık bir ferilik olmayıp geni bozkırların dikte ettiği bir hayat tarzıdır. Nomadlık yalnız Türkler’e has olmayıp Eurasia bozkırlarında yaşayan diğer kavimler de aynı yaşayışı sürdürmüşlerdir.

Eser 23 sahifelik tez niteliğindeki girişten sonra aşağıdaki bölümlere ayrılır.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 218)

Asya’daki hunlar’ın Batı’ya göçlerinden önceki durum;

Bozkırın Orta alanında yaşayan As Kavmi;

M.S. I-IV. Yüzyıllarda Çinlilerin Kangkö adını verdikleri bölgenin tarihçesi;

Avarlar;

İran’ın doğu sınırında Uar-Hun oymakları tarihçesi;

Heftalit’lerin adı ile ilgili karışıklıklar;

Bozkırda yeni göçler;

Türk hakanının İmparator Maurikos’a mektubu;

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 219)

Araştırmaların tarihçesi, notlar, harf göre açıklamalar, kronoloji.

Bu makalede ancak giriş kısmı hulâsa olarak sunulmuştur.

Bozkırlar: Avrupa ile Asya arasında 1500 km. uzunluktaki Ural dağları ve Ural nehri tabii bir sınır teşkil ederse de bunlar geçilmez engeller değildir. Orman ve maki bölgesinin güneyinde, Macar ovasından Moğolistan’a,hatta Çin seddine kadar açık ve otlu bozkırlara uzanır. Ukrayna’nın tekmil güney kısmı ile Don ve Volga (İdil) arasındaki düzlük (kuzeyde Saratov ve Kuybişev’e kadar); Don aşağı mecrası; Volga ile Kafkasya’nın sınırladığı ova; Volga aşağı mecrasının doğusunda fevkalade geni Altaylara kadar uzanan Kazak Bozkarı, Kazak Bozkırı güneyinde Sir-Derya ve Amu-Derya çevresi ile bugünkü Türkmenistan’ın büyük bir kısmındaki otlu ve kumlu alanlar bozkırların, genişliği hakkında fikir vermeye yeter.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 219)

Kazak Bozkırını Altay ve Tiyanşan dağları arasındaki Cungariya kapısı, Moğolistan bozkırına bağlar. Bu bozkır Gobi çölü kuzeyinde geniş bir alanı kaplar.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 219)

Gobi çölü güneyinde ve Çin’in kuzey-batısında, Sarı nehir büyük kıvrımının çevresindeki nanşan dağları eteğinde de sürüleri otlatmaya elverişli düzlükler vardır.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 219)

İşte yukarda saydığımız bu açık ve otlu bir kıta kadar büyük bozkırlar sık sık ve büyük ölçüde kavimler göçlerine sahne olmuştur. Türk ve Moğol oymakları birliğinin altın çağında, tekmil Eurasia bozkırları tek ve muhteşem Devlet eline geçmiştir.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 219)

Tarih kaynaklara göre güney-doğu Avrupa bozkırlarının büyük bir kısmında M.Ö. XII-XIII. Yüzyıllarda Hind-Avrupalı göçebe Kimer’ler, daha sonra M.Ö. VIII-III. yüzyıllarda Skitler yerleşmişlerdi. (*Alföldi’ye göre Skitlerin hakim tabakasının Türkler olması kuvvetle muhtemeldir. H.K.) Skitlerin egemenliği Kazak Bozkırı ortalarına kadar uzanıyordu. Aral gölü ile Sir-Derya kuzeyi arasında Saka’lar; Çin’in kuzey-batı çevresinde M.Ö. II. yüzyılda Hind-Avrupa menşeli Taharlar; Karpatlar ile Sir-derya arasındaki düzlükte M.S. III. yüzyılda Sarmatlar vardı.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 221)

M.S. 30 dan- 370 yılına kadar Aral gölü ile Kafkasya arasında Alanlar tarih sahnesine çıkmışlardı. (M.S. 370 de alan hakimiyetine Hunlar son verdi.)

Bozkırlarda Türk kavimleri:

Türk menşeli Hunlar (M.S 370-470) de Avrupa göbeğine gelip yerleştiler. Avrupa’daki Hun devletinin çözülmeye yüz tuttuğu sırada

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 222)

M.S. 463 de yine Türk menşeli ancak özel bir lehçe konuşan Ongurlar; M.S. VI. yüzyıl ortasında yine Türk kavimlerinden sayılan Avar’lar, M.S. IX. Yüzyılda Macarlar Doğu Avrupa’da gözüktüler. (Macarlar 370 deki Hun akınlarına katılmamakla beraber daha sonra Onogur devletini tanıdıkları için Avrupa’da Onukur=Hungar adı ile anılmışlardır).

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 222)

Asya’da kalan Hunlar, Çin’in kuzey çevresinde M.S.V. yüzyılda yeni bir devlet kurarak, kuzey Çin’de yabancı bir çok kavimlere de boyun eğdirmişler, ancak tedricen onların arasında eriyip gitmişlerdir. Onogur’ların Batı’ya göçüşünde Asya7Da kalan Hun’ların saldırışı sebep olmuştur.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 222)

Asya’da kalan Hun’ların kurduğu devletin tarih sahnesinden silinişi sıralarında, Gobi çölü batı eteğinde tekmil İç-Asya’yı kapsayan e Avar adını alan yeni bir oymaklar birliği ortaya çıkmıştır.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 222)

Hunların Batı’ya göçleri ve Avrupada yerleşmeler Hun tarihinin 500 yıldan beri İç Asya’da süregelen kaynaşmaların bir neticesi ve sonucu safhasıdır. Hunların M.S. 370 d en önceki tarihlerinden ancak Çin kaynakları bahsederler ve Hiung-nu diye adlandırırlar, Hiung-nu İç Asya’daki ilk devleti M.Ö. III. yüzyılda Gobi çölünün kuzey ve batı eteklerinde kurulmuştur. Bu tarihten sonra Çin’e Çin’in Kuzeybatı sınırındaki ülkelere (Tiyanşan çevresine) yönelirler, Çin kaynakları, Hunlara karşı açılan müdafaa savaşlarından ve düşmanların güney-batı sibirya’yı ele geçirmek için yaptıkları akınlardan bahsederler. Batı kaynakları bu haberleri ancak XVII. Yüzyılda misyonerlerin Doğu’daki faaliyetleri sonucu öğrenebilecektir.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 222)

Asya’da zikri geçen büyük ölçüdeki Hun hareketleri M.S. 350 yılına kadar İç Asya ve Kazak Bozkırı tarihini kapsar. Hareketin başlangıcı M.S. 174 de Çin Kuzey-batı komşusundaki Tahar’lara karşı idi. Tahar’lar Hun saldırışına mukavemet edemiyerek batıda kendilerine katarak ve M.Ö. 120 de Sir-Derya’yı geçerek Sogrdiya ve Baktriya’ya yerleşirler.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 222)

Eskiden, Buhara ve Semerkant çevresi ile Zefarşan nehri vadisinde Sogd’lar ve onların güneyindeki Kuzey Afganistan Amu-Derya çevresindeki Baktriya prenslikleri vardı. Tohar akını sonu Afganistan’ın Kuzey-doğusu Hunların eline geçtiği sırada geri kalan bölgede

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 222)

Kuşan sülalesi idareyi ele aldı. Kuşan’lar M.s. III. yüzyıla kadar İran ile Hindistan arasındaki ülkeyi ellerinde bulundurdular.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 223)

İç Asya kavimler kaynaşmasının son safhasında Sir-Derya orta mecrası kuzeyindeki Kangkü’de As (Yas) kavmi tarih sahnesine çıktı. Kangkü, Kazak Bozkırı güney eteği ile Çu nehri vadisine verilen addır. As’lar göçmeye mecbur olunca M.Ö. I. yüzyılda güneydeki Baktriya’yı değil, batıdaki Volga – Kafkasya arası düzlüğünü seçtiler ve Alan’larla birleştiler. As’lardan bir grup Ortaçağ’da Macaristan’a gelip yerleşti. Diğer bir grup hâlâ Kafkasya’nın merkezinde Oset (Asetin) adı altında yaşamaktadır.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 223)

Çin ve İran kaynaklarına göre Gobi çölü çevresinde yaşayan Hiung-nu’lar M.Ö. 43 ve 36 da Doğu Kangkü’yi ellerine geçirerek kısa ömürlü bir devlet kurmuşlar, M.S. 91 de ise Kazak Bozkırı’na çekilmişlerdir. Bunlar M.S. 370 de Avrupa’ya akın eden Hunların cedleridir.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 223)

Kazak Bozkırı’ndaki Hunları, M.S. 350 de Doğu’dan gelen yeni bir akın Batı’ya çekilmeye zorlamıştır. Szegledy’ye göre, bu kavim, yine Türk soyundan olan Uar-Hun oymak birliğidir.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 223)

Uar-Hun’lar (Avarlar), Hun’ları Kazak Bozkırından çıkardıktan sonra onları takip etmemişler, Güney’e yönelerek Sir-Derya ve Amu-derya’yı geçerek Afganistan kuzey doğusunu (O çağdaki Toharistanı) işgal etmişler ve Kuşan Sülalesi yerine geçen Kidarita’ları Batı Afganistan’a sürmüşlerdir.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 223)

Kiradirat’ların Hakimiyetini M.S. 467 de Persler kıracaklar, Kuzey-Doğu Afganistan’daki Uar-Hunlar ise Heftal adlı yeni bir sülaleye tabi olacaklardır. Bu yüzden 467-557 yıllar arası tarih kaynakları, Uar-Hunları heftalit adı ile anarlar.

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 223)

Bir Çin kaynağı 350 sıralarında baktirya’ya saldıran Uar-Hun’ları Juan-Juan olarak adlandırır. Halbuki diğer yandan M.S. IV. Yüzyılda Gobi çölü çevresinde ve Bozkır’ın iç Asya bölgesinde yaşayan Hun-Siempi oymaklar birliğinin adı da Juan-Juan’dır. Bizans kaynaklarına göre Avrupa’ya ulaşan Avarlar bunlardandır. Avarlar, Uar (Avar) ve Hun olmak üzere iki ayrı gruptan müteşekkil dir. Bu dağınık belgeler, Asya’daki Hiung-nu devleti çöktükten sonra da Hun kavminin büsbütün ortadan kalkmadığını, diğer oymaklarla birleşerek yeni ir görünüşle M.S. I. yüzyıldan M.S. 350 yılına kadar Kazak Bozkırı’nda yaşadıklarını ve sonradan Avrupa’ya göç

(Dr.Phil.Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 223)

ettiklerini göstermektedir. Bu harekete katılmayarak Asya’da kalan Hun’lar, Moğolistan’da kurulan yeni ve büyük, Çinlilerce Juan Juan diye adlandırılan Uar-Hun (Avar) oymaklar birliğini kurmuşlardır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 224)

Uar-Hun’lar (Avarlar) Kuzey-Doğu Afganistan’a çekildikleri sırada Kazak Bozkırı güney kısmı Çinlilerin Tingling diye adlandırdıkları oymakların eline geçiyor. Onlar daha önce Kazak Bozkırı’nın kuzeyinde İrtiş nehri çevresinde yaşamakta idiler. Ancak İrtiş’teki bu oymaklar Kuzey Moğolistan’daki esas Tingling oymaklar birliğinin ancak bir bölümünü teşkil ediyordu ve Hiung-nular’ın kuzey komşusu idiler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 224)

Çin kaynaklarına göre, Tinling’ler üç koldu;

İrtiş çevresinde yaşayan batı kolu (Bu yol yukarda zikredildiği gibi M.S. 350 de Güney’e yayılarak Avrupa’ya göç eden Hunların yerlerini işgal ederler.)

Baykal gölü güney ve güney batısında yaşayan kuzey kolu.

Gobi çölü ötesinde, sarı nehir çevresine ve Çin’in kuzey sınırına göç eden güney kolu.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 224)

M.S. IV. Yüzyılda Çin Kaynakları Tinling sözü yerine Ti-li ve Tie-lo (Tereg) i kullanırlar (Çinlilerde r olmadığından yabancı sözleri bozarak söylerler). Bu Tie-lö ilerde açıklanacağı üzere Türk adını alan Oğur ve Oğuz olmak üzere iki büyük gruptan kurulu büyük bir oymaklar birliğidir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 224)

Tie-lö (Tingling) oymaklar birliğinin bir kısım M.S. 460 da Kazak Bozkırı’ndan çıkarak Karadeniz-Kafkasya çevresine yerleşirler. Bizanslılar bunlara Ogur der. Bu açıklamaya göre Kazak bozkırlarındaki Tie-lö’ler Ogur’lardır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 224)

M.S. 460 da Gobi çölü çevresinde yaşayan Juan-juan’ların yeni saldırışı Tiyneşan’dan Batı’ya doğru İkinci bir kavimler göçünü tahrik etmiştir. Juan-Juan’ların (=Avarların-Uar-Hunların) bu ikinci yayılışları kısmen Çin ve Bizans kaynaklarında yer alır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 224)

Gobi çölünde başlayan Avar hareketi önce Savir’lere tesir eder Savirler’er Tiyenşan ve İli nehrindeki yurtlarından Kazak Bozkırı’na çekilirken orada barınmakta olan Ogur oymaklarından bir kısmını Batı’ya sürürler. Bu Ogur oymakları Volga’yı geçerek Karadeniz çevresindeki bozkırlara (Avrupa Hunlarının eski yurtlarına) konarlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 224)

Ogur’ların Avrupa’ya ulaşmalar Atilla’nın ölümünden (453) ancak yüzyıl sonra olacaktır. Ogur’ların Avrupa’ya göçüne Onogur’lar (Macarların adı Hungar) da katılırlar. Kazak Bozkırı’nda kalan Savir’ler de 506 sıralarında Ogur’ların izinden Batıya yönelerek Kafkasya kuzeyindeki bozkırlara yerleşirler. 588 tarihine kadar bu çevrede Savir’ler hakimdir. Savirlerle birlikte anılan Barsil kavmi Ogur’lardan bir zümre idi..

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 225)

Savirlerin 506 boş bıraktıkları Kazak Bozkırı güneyine İrani bir kavim olan Choalit’ler yerleşir. Sir-Derya orta ve aşağı mecrasında kurulan ticaret şehirleri hun, Ogur ve daha sonra Türklerin İranlılarla temas yeri olmuştur. Cholit-Hvalis-Halis-Kalis adları ile anılan bu tüccar kavmi VIII. yüzyılda Müslüman olduktan sonra XII ve XIII. Yüzyıllarda Macaristan’a kadar uzanarak ücretli askerlik, para basma ve vergi toplama işlerinde Macar kırallarına hizmet etmişlerdir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 225)

Avarların Batı’ya doğru üçüncü göçleri:

Avarlar Volga ötesindeki Bozkırlardan Ogur ve Savir’leri attıktan sonra onların izinden yürüyerek 557 de İç Asya’da vukua gelen yeni kaynaşmalarla ilgilidir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 225)

Türkler (Göktürkler):

Gobi çölü kuzeyinde, Altay dağları çevresinde yaşayan ve daha önce Avar’lara tabi olan Türkler 546 da önce doğu Tie-lö omaklarını yenerek 550 den sonra eski efendileri (Juan-Juan, uar-hun devletini yıktılar. Bu suretle iç Asya hakimiyeti Türkler’in eline geçti. Türkler Preslerle ittifak akdederek 557 de Heftalit devletine taarruz ettiler. İki yönden gelen taarruz üzerine Heftalit devleti yıkıldı. Türkler önünden 557 de batı’ya çekilen Avar (Uar-Hun) oymakları kışın buz üzerinden Volga’yı geçince Kafkasya yolu ile yırdım istemek için Bizans’a elçi heyeti gönderdiler. Elçi heyeti 558 de Bizans’a ulaştı. Avarlar bizans’ın da yardımcıları ile Volga ve Kafkasya arasında yerleşen göçebe kavimleri ve bunlar arasında Savirleri ve Onogur’ları yenerek bozkıra yerleştiler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 225)

Ancak aradan 10 yıl geçer geçmez 567 de, çok çekindikleri eski düşmanları Türkler’in de yaklaşmakta oldukları haberini aldılar. Bu tehlike karşısında Avarların iki şıktan birini seçmeleri gerekiyordu;

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 225)

1-Kendilerini 15 yıl öne İç Asyada ağır yenilgiye uğratan düşmanlarının gelişini bekleyerek savaşa göze almak:

2-Önlerinden daha uzaklara, Batı’ya çekilmek

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 226)

Avarlar bu son şıkkı tercih ederek Don nehrini geçtiler ve Batı’ya yöneldiler. Volga, Don ve Kafkasya arasındaki bütün kavimler Türkler’e tabi oldular. Bunlar arasında Ogurlar kendi istekleri ile Türkler’e tabi olurken Onogur’lar ve alanlar silah gücü karşısında boyun eğdiler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 226)

Türkler’in Batıya yaptıkları bu sefer ancak bir akın niteliğinde idi. Türkler kendilerini tanıyan Savir, Ogur ve Onogur oymaklarını birleştirerek Kazar adı altında Batı türk devletine tabi yeni bir birlik kurdular.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 226)

Kazarlar:

Çin kaynaklarına göre Kazar ülkesi, Batı Türk devletinin bölünmez bir parçasıdır. Ermeni kaynaklarında Kazar’ların Batı Türkleri ile münasebetleri daha teferruatlı olarak anlatılmıştır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 226)

M.S. 603 de Tie-lö oymaklar birliğinde çıkan kargaşalıklar yüzünden Batı Türk Devleti ve İç Asya ile Kazar ili arasındaki bağlar bir aralık kopmuş ve Tie-lö’den ayrılan oymaklar da ayrı devletler kurmuşlardır. Doğu kolu, Kuzey Moğolistan’da bir müddet varlığın sürdürmüştür. Orta kol, Kazak Bozkırı güneyinde 350 de aldığı toprakların ancak bir kısmını sahip olabilmiştir. Diğer batı koluna tabi oymaklar Kafkasya kuzeyinde ve Karadeniz doğu kıyılarında kerç boğazından Kırım yarımadasına kadar yayılarak dağılmışlardır. Aslında Batı’daki bu zümreyi Ogur’lar teşkil ediyordu. Nitekim Bizans kaynakları, M.S. 603 de Kuban Nehri boyundaki Ogur-Bugar ve Onogur’ların Kazar’lardan ayrılarak Kuban’da Onogur-Bulgar devleti kurduklarını bildirmekte ve Çin kaynakları da bunu teyit etmektedir. Tie-lö oymaklar birliğine Ogur Türkler’i de dahil idi. Doğu Tie-lö de büyük nüfuz Dokuz Oğuz’lar ve yine Dokuz oymaktan ibaret Uygur’lar elinde toplanmıştı.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 226)

Ogurlar ise Tie-lö diye adlandırılan büyük oymaklar birliğinin en batıdaki Kafkas çevresi kolunu teşkil etmektedir. (Çin kaynakları) zamanımıza kadar kalan belgelere göre bu oymaklar birliğine dahil her iki zümre Türkçe konuşmakta idiler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 226)

Oğur’lar:

Türk oymaklar birliğinin batı konulun teşkil eden Ogur’lar Batı Türk devletinin kuruluşundan bir yüzyıl önce 460 sıralarında Doğu

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 226)

Avrupa’da görünürler. Çinliler’in Han Sülalesi belgelerine göre M.Ö. III. yüzyıla kadar onları takip etmek mümkündür. Ogur Türkleri diğer Oğuz Türkleri ağzından (z)ye karşı ; (Ş) ye karşı (1) telaffuzu ile ayrılıyorlardı. Yurt kuran Macarlar’a Bulgar Türk ağzından geçen iare kelimelerde de bu ayrıntı vardır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 227)

Kazarlar M.S. 650 sıralarında ikinci defa ve bu sefer kesin olarak Kunban’daki Onogur-Bulgar devletine son verdiler ve bir buçuk sarı boyunca Güney’den saldıran Arap’lara, Kazak Bozkırı’nda kendilerini rahatsız eden Oğuz’lara ve Ural çevresinde göçebe hayatı süren Peçenek’lere karşı koydular.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 227)

Kuban’da Kazarlar’a yenilen Onogur-Bulgarlar, galiplere katılırken bir kısmı Karadeniz’i dolaşarak Bizans’a komşu oldular ve 680 de Tuna boyundaki Türk Bulgar devletini kurdular. (Daha sonra İslav çoğunluğuna karışarak İslavlaştılar.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 227)

Volga orta mecrasının doğusunda devlet kuran ve Moğol istilasına kadar hürriyetlerini koruyan Onogur’ların diğer bir kolu Doğu’dan gelen diğer (z) ile konuşan Türk boyları ile karışarak onların arasında idiler (yalnız Volga batısında kalan küçük bir zümre Çuvaş adı altında zamanımıza kadar Onogur-Bulgar Türkçesini yaşattılar). Volga ‘daki Onogur’lar komşularındaki Finn-ugur kavimlerini de idarelerine almışlar ve onlardan bir zümre olan Macarlar Türkler’e ve daha sonra da pek çok Türk takvimleri ile karıştıkları için Batı’da Onogur (Hungar) ve Türk olarak tanınmışlardır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 227)

Czegledy’nin eseri, Türk tarihinin menşede hayli karanlık olan ve ancak bozkırlarda cereyan eden hareketlerine ışık tutmak ister. Türkler’in daha sonra Asya’da, İran’da, Hind’de, Kuzey Çin’de, Mezopotamya’da, Anadolu’da ve Doğu Avrupa’da kurdukları büyük devletler ve temsil ettikleri medeniyetler hatırlanırsa onların dünya tarihindeki yapıcı rolleri açıkça belirir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 227)

Geriye bir sorunun daha aydınlatılması kalıyor; Tarih boyunca çeşitli adlarla adlandırılan, daha bidayette hayvan yetiştirici, çiftçi ve teşkilatçı olan bu ulus (ırk) tarihinin daha eski çağlarında da elbette mevcut idi. eski Bronz ve Neolitik çağlar kavimler hareketine onları katılmadıkları düşünülemez.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 227)

Bir gün antropoloji, lengustik, etnoloji ve arkeoloji alanında yapılacak mukayeseli incelemelerle bu sorunun da cevaplandırılacağı umulur.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 227)

TERCÜMELER: (*Kossaniy Bela’dan çevrii, Belletne, c. VIII. S. 29, s. 119-136 TTK, Ankara – 1944)

XI – XII. NCİ ASIRLARDA UZ’LAR VE KOMAN’LARIN TARİHİNE DAİR(** Bu mübahesemizde “Uz” ifadesini, Bizans kaynaklarındaki şeklinde geçen halk adını XI. nci asır manasında kullanıyorum. Bu suretle şark müelliflerinde görülen guz halk adına, ne kemiyet ne de keyfiyet bakımından tamamen tekabül etmiyor.)

Macar edebiyatında uzun müddet, Bizans müelliflerinde görülen halk adlarını aynı halka aid sandılar. (1- Buna dair toplanmış edebiyatı Miskolczy Gyula’nın (a. Kunok ethni kumahoz. Törteneti Szemle, 1918 VII. evi 28) de çıkan makalesinde bulmak mümkündür.) J. Marqurt Kun’ların ethnikum’unun tetkikinde bu örüşün yanlış olduğunu katiyetle ifade etti. (2-J. Marquart; Über des Volkstum der Komanen. Ost. Osttürkische Dialektsutdien V. W. Bang u.j. Marquart, Berlin. 1911. Abhandlungen d.k. Geselischarft der wissenschaften zu Göttingen. Bd. XIII/I, 38.) Ancak Marquart Kun meselesinin bu münasebetlerini göstermekte daha ileri gitmeyerek yalnız tesbitle kaldı. Aşağıdaki yazılarında bu sahada yol açıcılık yapan değerli Rus araştırmalarının (3- Burada bilhassa iki mübaheseyi kasdediyorum. Bunlar J. Samçevskyi; Torki, Berendei i çernie Klobuki N. Kalaçove. Arhiv İstoriko-yuridiçeskih, svedeniy., otnosyasçihsya do Rossii. Moskova 1855. Otd. III. 83-106.v e P. Golubovskij; Peçeği, Torki i Plovtsi Üniversitetskiya Izevstiya Kiev, God, XXIII 1883 No. 1, 3, 5-6, 9-10. God, XXIV 1884 No. 4.) neticelerinden de faydalanarak, bu kabilelerin XI-XII nci asırlardaki tarihlerine dayanarak, yekdiğerine olan münasebetlerini daha yakından aydınlatmaya çalışacağım. (4-Esas kaynaklarımız mahilli alakaları hasebiyle bu bakımdan başta eski Rus Chronikaları “Povest, Vremennih, let”, (İhtisarla; Povesti) ve onun devamı olan Kiev ve Haliç-Volodimer salnameleri olacaktır. Povesti I. işareti (İpattius) el yazmasında kalan ibare kasd olunmaktadır. Zikri geçen üç salname Rus archeographie komisyonu tarafından Letopis poıpatskomu spisku. Sent-Petersburg 1871 de neşredilmiştir.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 228)

Kazar-Guz ittifakını müteakip harekete geçen kavimler göçü IX. ncu asır sonunda Peçenek halkını Kiev ve ona mücavir prensliklerle hemhudut Don ve Dinyester yöresindeki steplere sürükledi. Peçenekler ile defa olarak 915 de Rus sahasına girdiler. (5- Povest (I.) 26.) Daha sonra Bulgar devleti tedenniye yüz tutunca çabucak Aşağı Tuna yöresini istila ettiler. (6- V. Vasilevskij; Bizantiya i Peçeneği, Jurn. Minist. Nardon. Prosveşçeniya 1872 Çast CLXIV.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 229)

X ncu asır devamınca ve XI inci asır ilk yarısında Rus prensleri, taarruzu karşılayan taraf veya mütearrız sıfatiyle onlarla kanlı muharebelere giriştiler. Bir taraftan daimi savaş, diğer taraftan şark komşularının X uncu asır sonlarına doğru yeniden üzerlerine çöken tazyiki dolayısiyle güçleri bölündü ve tükendi. Yeniden göç etmeğe mecbur kullandıklarından, Don ve Aşağı tuna hattı arasında daha evvelce kurdukları devlet de sukut etti. 036 da son defa olarak Peçenek halkı Kiev’e karşı büyük ölçüde yapılan ve bütün kabilelerin ehemmiyetli kuvvetini istilzam eden sefer vesilesiyle birleştiler. (7-Povesti Laurentius el yazması Polnoe sobranie russkih, Letopisel Izd. Arheograpfiçevkoi Kommisii Tom ı. Sntpetersburg 1846. 65 sh.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 229)

Göç sırasında ayrılarak geri kalan eski yurtların işgal eden müstevlilerin hakimiyeti altına giren küçük kabilelerin mevcudiyetinden bir asır sonra dahi Rus salnameleri bahsediyorlar. Sade bu tarihten itibaren kalabalık kitleler halinde Rus ülkesinde gözüküyorlar. Ancak Bizans kaynakları onların Dnyeper havalisinden ancak adı geçen asır ortalarına doğru ayrıldıklarını bildiriyorlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 229)

Rus prensliklerinin doğu hududunda XI.inci asır ilk yarısında, Peçeneklerle akraba sanılan (8- Povestinin henüz bilinmeyen müellifi Türkmenlerle birlikte her üçünü İncil’deki İsmail’den neşet ettiriyor. Povesti (I) 163 sah.) fakat, onlardan daha güçlü düşmanlar göründü. Bnuları Torky, Torci adlariyle anıyorlar. Ruslar Tork’ları dah eskiden tanıyorlardı. 985 de onlar Volga havalisinde otururlarken, Volodimir müttefik sıfatiyle Volga Bulgarlarına karşı birlikte harp etti. (9- Aynı yerde. 56 sah.) Peçenekleri önü sıra katan Tork halı zamanla batıya doğru ilerledi. 1055 de artık Dnyeper hattına ulaşmış, hatta daha ilerisine yayılmış bulunuyorlardı. Tork’

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 229)

lar Rus prensliklerini ilgilendiren ve daha önce Peçenekler tarafından işgal edilmiş bulunan Dnyeper havzasındaki stepleri işgal edince menfaatleri hâleldar edilen prenslikleri derhal müşterek müdafaaya icbar ettiler. (10- Ayni yerde 114 sah.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 230)

Bu sebeple 1060 da hep birlikte hücuma kalkıştılar. (11-Ayni yerde.) Rus prensliklerinin beklenmedik hücumları onu takip eden sefaletler. Sari hastalıklar, şiddetli kış ve onun neticesi olan sefalet (12- Ayni yerde 114-115 sah) hasebiyle Tork’laryeniden göç etmeğe mecbur kaldılar. Peçenekler’le yapılan mücadeleden sonra 1065 de Bizans devletine yeni, şimdiye kadar orada adı geçmeyen Bizans kaynaklarına ??= Uzoi tesmiye edilen bir halk hücum etti.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 230)

Evvelce de zikrettiğimiz gibi Marquart’ın eyni nazariyesine kadar garp tarih kitapları az istisna ile Uz’ları Bizans kaynaklarında daha geç adı geçen Komanoi ile aynı manada kabul ediyordu. Çünkü bu kaynaklardan bu iki halk adı hakkında kat’i, temyiz edici bir hüküm çıkarmak mümkün olmuyordu.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 230)

Marquart bu nazariyeyi geniş ölçüde vesikalara dayanarak tamamiyle ikna edici bir şeklinde yıkıldı. Uz ve Koman’ların ayrı iki halk kitlesi olduğuna dair Marquart’ın işhat ettiği Ermeni Urha’lı Mattheos’ın kronikasından başka (13-Marquart 54-55 sah.) iki halkı açık bir şekilde yekdiğerinden tefrik eden diğer kaynak (14- Raimundi de Aglies canonici Podiensis Historia Francorum qui ceperunt Jerusalem. Migne; Patrologiae Cursus Completus etc. Series Latnia. T. CLV. 593 sah. Nam ante et retro, dextrosum et snistrorsum Turci, Comani, Husi et Tenaces Pincenati et bulgari Nobit insidaibantur.”. Bu satırlar Bizans devletinden geçişi tasvir deer. Ayni veçhile Petri Tudebodi sacerotis Siureensis Historia dae Hyersololymitano itinere (ayni yerde 769 sah.) Uz’lar ve Koman’ları tefrik eder.) mevcut olup bu Rus salnamelerindeki vesikalara istinaden bütün meseleyi tek başına halletmektedir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 230)

İlerde göreceğiniz vecihle (15- Bak. 527 nci sahifededir.) Bizans kaynaklarına ve Rus salnamelerine istinaden tam kanat bahş bir şekilde ??? ve

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 230)

Polovcy halk adlarını ayniyeti isbat edilebilmektedir. Buna nazaran halk adları aynı olsa idi yerine ??? halk adları aynı olsa idi yerine ??? ve ve Polovcy ifadeleri bu halkları kasdetmek üzere ikame olunabilirdi. Halbuki bunun imkansızlığına Bizanz kaynaklarının Uz’ların Bizans’a karşı yaptıkları hücuma müttefikan 1065 senesini koymaları ve Povesti tanıklığına Polovetz’lerin bu tarihte henüz balkan yarımadasına ulaşmamış olmaları delildir. (16- Tafsilat için daha sonra gelecek izahata bakınız.) Piskopus Bamberg’li Günther de yalnız Uz’ları zikretmektedir. (17- annales Altahenses maiores. Scriptores Rerum germanicirum. MG. Ed. İn. Us Schol, 1891. 67. Sah.).

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 231)

???= Uzoi halk adı Bizans yazıcılarınca XI inci asır torlarından önce de meçhul değildi. Konstantinos Porphyrongennetos eserinde artık bu adla muasir müelliflerin bahsettiği kudretli Guz halkını kasdediyor. Şu halde 1065 de Bizans’a akın eden halk ismine göre hüküm vermek icabederse, bir zamanlar kudretli ve geniş araziye sahip ve dolayısiyle etnik bakımdan heterogen Guzlar’ın confederation’ından ayrılmıştır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 231)

Uz’ların Bizans devleti karşısına çıkışı zaman itibariyle evvelce de gördüğümüz vecihle Peçenek ve Koman’ların orada rol oynadıkları zaman arasına müsadiftir. Rus kaynaklarından öğrendiğimize göre ise, Rus steplerinden sıra ile Peçenek, tork ve Poloveç halkı gelip geçti. (18-Golubovskij XXIII No. 3. 139 ve 154 üncü sahifeler.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 231)

Bu çağda sınırları boynuca cereyan eden halkların hareketinden çok iyi haberler alan Rus salnamelerinin Uz halk adını bir kerre olsun zikretmeyişleri ve tork halkından başka bu sıralarda batıya doğru göç geden diğer bir halkı tahattur etmeyişlerini nazarı itibare alınırsa Torkv e ??? halk adlariyle aynı halkı kasdetmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Şu da kayda şayandır ki Golubovskiy bu nazariyeyi müdafaa edeliden beri Rus ihtisasi eserlerinde aksini

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 231)

iddia eden yok gibidir. (19- Macarların Bizanslılarda kullanıla gelen ??? adına istinaden Tork’ları Macarların şarkta kalan kısmı sanan nazariye ile uğraşmak zaruridir. Ayni veçhile N.P. Barsov’un Tork’leri peçenek kabileleri ile alâkadar sayan düşüncesi de doğru değildir. Ocerki russkoi istoriçeskoi gegorafii II. tabı. Varşova 1885 136 ncı sahife). Rus salnameleri Tork’leri Peçenek’lerden her vesile ile ayrı gösteriyorlar. Povesti de geçen İncik geneologisi de buna delildir. Peçenekler Tork’ları ancak Polovec’ler gibi ve o nisbette akraba saymaktadırlar.) Tork – Uz ayniyetini isbat hususunda diğer delilleri de gösterebiliriz.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 232)

X uncu asırda Povesti Tork’ların yerleştikleri yeri Guz’ların oturdukları sahada gösteriyor. (20- Guz’ların X uncu asırdaki yerleşmeleri hakkında bakınız; J. Marquart; osteuropaische und Ostasiatische Streifzüge.e Leipzing. 1903. 337-341.) XI inci asır ortasında ise bu halk yeniden Dnyeper boyunda Kedrenos’un bahsettiği (21- Georg. Edrenos. Corp Script. Hist Bizantinae. Bonn. 1839 II. tabı 582.) Uz’larla Peçenekler arasında harbin vuku bulduğu sahada görünüyorlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 232)

Tork’lara mütealik Rus ve Uz’lara müteallik Bizans kaynaklarının yekdiğerini mükemmel surette itmam ederek aynı halk tarihinden bahseder, görünmeleri Tork – uz ayniyetini isbat sahasında hepsinden ziyade muknidir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 232)

Polovets’lerin yayılışına uyarak, Tork’lar, Don yöresine çekilen kabileler müstesna, 1060 senelerine doğru Balkan yarımadasına doğu çekildiler ve burada daha önce de tekerrür ettiği gibi, Peçenekler’in muzaffer akınlarına karşı koyamadılar. Tork kabilelerinin keşif iskan sahasını bu sıralarda göç sebebiyle Rus prensliklerinin cenubi garbi, kısmen cenup ve Bizans devletinin şimal sınırları arasında Seret nehri boylarında aramak lazımdır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 232)

Rus salnamelerini 1060 dan 1080 e kadar artık Tork’lardan bahsetmeyişini buna atfetmek icabeder. Diğer taraftan Bizans kaynakları Uz ordularının ilk defa ancak 1065 de Aşaı Tuna’yı geçtiklerini bildirmektedirler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 232)

Tork akınlarının bu yeni istasyonu ile rol oynadıkları sahne de değişti. Bizans devleti ile bilâvasıta temasa geçtikleri için, tarihlerinin bu kısa devresinde münhasıran Bizans kaynaklarına muhtacız.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 232)

Tork’lar aşağı Tuna’ya ulaştığı zaman Peçenek kabilelerinin çoğunun cenup hattı arkasına ulaşmıştı. Bizans hükümdarları XI. İnci asır ortalarında Peçenek kabileleri arasında çıkan dahili tefrika ve parti kavgalarından istifade ederek onları kitle halinde Balkanların sathı maillerine ve Tuna cenup sahillerine iskan ettiler. Bu iskanlar bilhassa müdafaa hedefini gözetiyordu.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 233)

Bir akıncı halk kuvvetini, diğerine karşı kullanarak devletin sınırlarını yeni düşmanlardan masun bulundurmayı tecrübe ettiler. Fakat bu pek işe yaramadı. Zira ne bunlar ve nede sonradan içeri alınana haklar fazla sadakat göstermediler. Peçenekler yeni muhitlerinde de alıştıkları eski hayat tarzlarından vazgeçmediler tahripkâr akınlariyle uçun müddet şimalden tehdit edilen yeni düşmanlara karşı koyarak yerde, kendilerini kabul eden devlete karşı hayli müşkülat çıkardılar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 233)

Peçenekler’in Bizans devletine bu toplu iskanı Tork’ların cenuba doğru yolunu serbest bıraktı. Bunlar 1065 de Bulgar mukavemetini kırarak Bizans kaynaklarında geçen Uz adını taşıyarak Aşağı Tuna’yı geçtiler ve ayaklarını onun cenup sahiline mücavir sahaya bastılar. Çapulcu orduları buradan hareketle Balkan yarımadasını baştan aşağı yağma ettiler. Kostantinos Dukas yeni düşmandan titreyerek onlarla açık surette mücadeleyi göze almadı, sonradan da buna sıra gelmedi. Hükümdara pek az sonra, Uz’ların bir kısmının Tuna şimal hattı arkasına geri çekildikleri, geri kalanların Peçenekler, Bulgarlar, soğuk, kış, sari hastalıklar ve açlık yüzünden kırıldığı haberi getirildi. Bilhassa açlık Uz’lar arasında müthiş tahribat yapmıştı. Vaktinde Tuna’yı geçenlerin bile büyük bir kısmı açlığa kurban gitti. Ancak bu sahayı bırakıp kaçan cüzi bir kısmı kurtulabildi. Onlar sonra kısmen (myrmidon)ların prensliğine, kısmen Bizans devletine kabul edildi. (22-Uz’ların bu kısmı Bizans devletinin diğer kavimleri içinde çabucak temessül etti. Corp. Script. Hst. Byzantinae. Bonn, 1839. I. tabı. 354 sahife.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 233)

Muasır Bizans müverrihi Mihail Attaliates Uz’ların 1065 deki seferleri ve başlarına gelen fel3aketler hakkında bunları yazıyor. (23- M.Attaliates; ???. Aynı yerde 1853. 83-87. Attaliates’e istinaden aynı hadiseleri Skylitzes’de tekrarlar. Ayni yerde 1836. 605 inci sahifede.) Attaliates’in hikâyelerindeki bazı parçalar ezcümle Uz’ların kırılışından

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 233)

bahseden kısmın mübalâğalı olduğunu, bu halkın daha sonraki tarihi göstermektedir. Bu tarz tasvirlerin o devir tarihlerinin mümeyyiz vasfını teşkil ettiğinin nazarı itibare almakla beraber hadiselerden bahis kısmının Uz’ların tarihlerinin daha sonraki inkişafı ile ilgisini göz önünde tutarsak, esasa müteallik kısımları üzerinde şüpheye mahal kalmaz.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 234)

Peçenek kabilelerinin esas kitlesinin XI. İnci asır ortalarında bugünkü Moldava yöresinden alelacele göçüşüne Bizans kaynaklarındaki Uz’ların zuhurundan ve nüfusundan bahis haberlere bakarak şu kanaate geldik ki, 1065 de Bizans devletine, daha önce Aşağı Tuna civarına Uz’lardan ayrılmış küçük bir kitle değil, belki 1060 mağlubiyeti ve Polovets istilası sebebiyle yeni yurt aramaya mecbur olan esas kitle akın etmiştir. Bu halkın Bizans devleti içinde büyük bir kısmının kalmadığı nazarı itibara alınırsa Atttaliates’in iddiası hilafına olarak, Myrmidon’ların prensine iltica eden kısım oldukça kalabalık olması icab eder. Buna rağmen Uz’ların bir zamanlar ortalığı dehşete salan kudretli siyasi vahdeti kısa bir zamanda tamamen çözüldü, zira Attaliates’in kaydettiği gibi Myrmidon’ların hükümdarı kendisine iltica eden Uz’ları dağıtarak etrafındaki şehirlere iskan etti. (24- 87 nci sahife.) Attaliates hikâyelerinde kendi devrinin kaynaklarında meçhul olan ve kendisinde de ancak bir defa geçen efsanevi “Myrmidon” adının hangi halka taalluk ettiğini işaret etmiyor. Fakat eserinde Bizans devleti hududundan göç eden Uz’lara müteallik kısmındaki izahları “Myrmidon” halk adı muhtevasını daha yakından tayine hizmet ediyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 234)

1060 da sonra Tork’lar 1080 de (25- Povesti (I.) 143 üncü sahifede) Rus salnamelerinde tekrar mevzu bahs olduğu zaman, Rus prensliklerine lan eski münasebetlerinde esaslı değişiklik husule geliyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 234)

Bu tarihten itibaren Tork’lar, birkaç vaka müstesna, Rus prenslikleriyle barış içinde yaşıyorlar. Daha ziyade Kiev ve Preyaslav prenslikleri toprağına “Ros” nehri yanında geniş “Prose” adlı sınır mıntıkasından itibaren Torçeks, Pereyasav ve diğer yek diğerinden uzak şehir yanına yerleşiyorlar. Bu suretle iki prensliği step tarafından müdafaa kuşağı ittihaz ediyorlar. (26- J Samçevskij 90 ınıncı sahife. P. Guloboskij XXIII. No. 9, 418, İN.P. Barsov, 136 ıncı sahife. Mukayese ediniz, M. Hruşevskyj: İstoriya ukrainu Rusi II. cilt II. basım. Lemberg 1905, 55 sah.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 234)

Tork’ların Rus prenslikleri hudutların iskan edişlerinin ve ne suretle vukua geldiği hakkında malümatımız yoktur. 1080 de Rus salnameleri Vsevolod’a hücum eden Tork’lara Pereyaslavlılar tabilerini kullanıyorlar. (27-Povesti (I.) 143 üncü sahife.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 235)

Şu halde bu tarihten önce Tork’ların hiç olmazsa bir kısmının Rus prensliklerne tabi olduklarını kabul icabeder. Bizans devleti sınrılarında sığınan Uz’ların tabii yol istikametlerini daha önceden malum Rus prensliklerine doğru götürdüğü nazarı itibare alınırsa ve XI. İnci asır ikinci yarısında Attaliates’in zikrettiği şartlar dairesinde vaki yabancı halk göçüne yalnız burada gösterilen bu müellifte adı geçen “Myrmidon” halk adı olsa olsa bu Rus Prensliği sekenesine taallük edebilir. (28- Golubovskij bu şeklide anlıyor. (138 inci sah.) ve Hruşevskij (55 sah. 3.j.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 235)

Uz’ları Aşağı Tuna şimal yöresinde Rus steplerine doğru avdete Polovec kabilelerinin akını icbar etti. Etelköz’ün mahsuldar sahalarında eski hayat şartlarına uygun ikametgâh bulabilecekleri cihetle Attaliates’in zikrettiği açlık tehlikesini ilticaları için ancak tabiki bir sebep olarak gösterebiliriz.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 235)

Polovec’ler daha evvelce de zikrettiğimiz veçhile, Tork’larla aynı zamanda XI. İnci asır ortalarında Rus prenslikleri topraklarında gözüktüler. Piştarları 1055 de onların sınırlarına ulaştılarsa da (29- Povesti (I.) 114 sahife.) Ruslar’la ilk defa savaşa 1061 de giriştiler. (30- Aynı yerde 115. sahife.) 1068 de orduları üç Rus prensini kanıl mağlubiyete uğrattılar. (31- Aynı yerde 118. Sahife.) ve bunun neticesi olarak Çernigov yöresini istila ettiler, fakat aynı ene içinde Snoveks yanında Prens Svjatosav onları mağlup etti. (32-aynı yerde 121. Sahife.) Bu dağınık vesikalar 1060 senesine doğru Polovets’lerin daimi surette daha evvelce Tork’lar gibi şimaldeki Rus ülkelerine hücum ettiklerin ve ancak asrın sonuna doğru, cenuba doğru bunların eski yurtları olan Dnyeper yöresine doğru kıvrıldıklarını göstermektedir. 1071 de artık orduları Kiev prensliğinin güney batı sınırlarındaki Pastoec ve Neyatin yanında çarpışıyorlar. (33- Aynı yerde 122. Sahife.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 235)

Uz’lar bu halk önünden çekilirken o zamana kadar işgal ettikleri yerlerini ağlebi ihtimal bu sıralarda boşalttılar. Bu sahaya ulaşınca Polovec’lerin önünde ileri hamleler için güneyde Balkan yarımadası, batıda Karpatlar’a doğru imkânlar açıldı. 1078 de Polovets’ler Bizans’a karşı isyan eden Peçenekler’le birlikte Edirne’yi muhasara ettiler. (34-Skylitzes 741. Sahife.) Bu tarihten itibaren 1083 – 1096 ve 1109 – 114 senelerinde muasir müverrih Anna Kommen’de Bizans’la yaptıkları mücadelelere sık sık rast geliyoruz.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 236)

Polovets’ler Bizans kaynaklarında – daha evvelce zikrettiğimiz gibi – Komanoi adiyle geçer. Bu Bizans, batı ve Rus kaynaklarının aynı hadiselere müteallik haberleriyle şüpheden ari olarak tayin edildiği gibi, (35- Mukayese ediniz, XXIII. No. 3. 126-7, 129, 131.) bizzat Rus kaynaklarının zikri geçen, milletlerin ayniyetine müetallik haberleriyle de sabit olmaktadır. (36- Haliç-Volodimer salnamelerinde 1292 senesinde “Kumane albo olovstsi” tabiri mevcuttur. Hodinka A; Az Orosz evkönyvek mağyar vonatkozasai, Budapes. 1916, 452. Sahife.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 236)

Aşağı Tuna’ya ulaşınca Polovets’lerin Don ve Volga yanındaki yurtlarından ilerleyen kabileleri XI. İnci asır sonunda güney Rusya, Moldva ve Eflâk düzlüğünü ele geçirdiler. İyice de yerleşince komşu hıristiyan devletlerinin korkunç düşmanları oldular. Yağmacı ordulara zikredileceğini veçhile Bizans devletinden başka bu sıralarda mükerreren Macaristan, güney Rusya prenslikleri arazisine, hatta onların sınırlarını aşarak Lehistan’a akın ettiler. Polovets’lerin bu şiddetli ve seri akınları XII. İnci asır başlarında kuvvetlerini kaybederek birden durdu. XI-XII. İnci asır dönüm noktasında Rus prenslikleri o zamana kadar olan semeresiz müdafaa sistemini bırakarak hücuma geçtiler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 236)

Polovets’leri güney Rusya step bölgesinden Tuna’ya, (37-Bakınız 1106 seferini, Povesti (I.) 186 sahife) doğuda (38- Bu harb seferleri 1103 de başladılar. Ayni yerde 182-4. Sahife. Buna müşabih seferler 1109 da da olmuştu. Ayni yerde 188. Sahife ve 1111 da senesinde; Kiev salnamesi 191-93, 1116 da; ayni yerde 204. Sahife v.s.) ise bazan Doneç ve Don nehirlerindeki esas yuvalarına kadar tard etmeye muvaffak oldular. (39-1116 da Yarapolk Don yanında üç konaklarını işgal etti. Kiev salnamesi i.h. 204 sahife 1120 de ise yine o Sulad salnamesine göre, Hodina Polovstsiza Don, “Polnoe sobranie russkih” letopisei 1846 I. cilt, 128 sahife. 1135-40 arasında Olgoviçok harbinde polovec’lar Vsevolod’e müzahir olarak tekrar akın ediyorlar, fakat 1140 da onları ricata mecbur ediyorlar, “Za Don’i za Volgi za Yaik’, i tako izbavi Bog’ Ruskuyo zemiyo ot poganih” Kiev salnamesi 218. Sahife.) Bu sayesde kısa bir müddet dahi olsa Plovets’lerin Rus prensliklerinin doğu hududunda Asya’ya doğru

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 236)

yayılan münferid kabileleri ile batıya doğru ilerleyen ve sanıldığına göre Aşağı Tuna ile Eflak ovası arasına çekilen döküntüleri arasında irtibat kesildi.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 237)

Batıdaki Polovec’lere XII. inci asır ilk yarılarında tıbkı Peçenek, Bulgarlar ve Bizans’ın diğer düşmanlarının müttefiki sıfatiyle ancak bu devleti izac ederdi. Macaristan’ı rahat bırakmaları bundan ileri gelse gerektir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 237)

Polovest’lerin kuvvetini Rus prensliklerinin zikrolunan seferi her halde büsbütün kıramadı. Yerleştikleri yerlerden hareket ederek, XII. inci asrın ilk yarısında yine pek sık olarak doğudaki Rus ve bilhassa akınlarına en çok maruz Severyani sınır mıntıkasına saldırdılar. (40- Mukayese ediniz, XXIII. No. 6. 323. Sahife.) XII. inci asrın ortasında Kiev büyük prensliği tahtı için kopan mücadele ve onu takip eden dahili harpler Rus prensliklerini fazla meşgul etmesinden istifade ederek yeniden içeri sarkmaya başladılar. 1152 de onları tekrar Dnyeper’de (41- Kiev salnamesi 317. Sahife.) buluyoruz. Hatta asrın ikinci yarısında Aşağı Tuna’ya ulaşıyorlar. (42- Bu tarz teşebbüslerinden haber veriyor. Kiev salnamesi 1187, 1190, 1192 de. Bakınız 44, 451, 453. Sahifeler.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 237)

İktidarı elde etmek çini mücadele eden fırkalarını ve prenslerin müsellah Polovets kuvvetlerinden sık sık yardım istemeleri onların ilerlemelerini çok kolaylaştırdı.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 237)

Polovets orduları Dnyeper’in öbür tarafındaki güney batı Rus prenslikleri arazisini pek sık ziyaret eder oldular. Onlarla hem hudut stepleri Polovets’lerine de kalabalık halde işgal etmediler. Esas kitle XII. inci asır sonunda olduğu gibi şimdi de Dnyeper daha ziyade don nehri doğusundaki step mıntıkasında bulunuyordu. (43- Golubovskij, aynı yerde.) Onlar 1116 da buradan Tork’ların ve Peçenekler’in geri kalan zümrelerini de dışarı çıkarttılar. (44- Kiev salnamesi 204. Sahife, Bunlar 1103 de Daha Polovec’lerle birlikte Rus prenslerine karış harb ettiler Povesti (I.) 183. Sahife.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 237)

Bu sebepden ötürü Rus salnamelerinin tanıklığına göre Tork’lar XII. inci asırdaki Peryavslav prensliklerinin güney sınırlarında bulunuyordu, onlar daha sonraları burada geniş bir saha işgal ediyorlar. Onların Polovets’lere karşı mücadelelerinden, Rus prensleri arasındaki kavgalarda bir tarafı iltizam ederek silahları ile yardımlarından bahsediyorlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 238)

Tork’ların konak yerlerinin uzandığı mıntıkalarda, XI. Incı asır sonunda Peenekler tekrar göründüler. Bu görünüşün Tork’ların yeniden sahneye çıkmaları ile aynı zaman aidiyeti ve Rus steplerinde o zamanki yerleşme şeraiti nazarı itibare alınırsa zikri geçen Pezenek kabilelerinin Rus sınırlarına Tork’lar tarafından birlikte getirildiğine ve evvelce Uz’lara tabi döküntüleri teşkil ettiğine hüküm olunabilir. (45- Polavec’ler ayni veçhile 116 da Tork’lar arasında yaşayan kısmı mağlup ettiler. Kiev salnamesi, 204. Sahife. Uz’lara iltica eden Peçeneklerden ayrı Koustantinos Prphyrogernnetos’da bahsediyor.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 238)

Salnamelerde (Berendei, Berendici) namiyle anılan kabile de Rus steplerine bu şartlar içinde yerleşmiş olabilir. (46- İlk olarak 1097 de, Tork’lar ve Peçenek’lerle birlikte Trembovla Rus prensi Vasilko’ya silahlı yardım teklif ediyorlar. Povesti (I.) 174. Sahife Burada şunu kısaca işaret etmeliyim. Kanaatime göre Arpad devri Berend has isimleri ile Orta Kurun aynı çeşit yer adlarının halk adiyle ilgili olması icab eder.) Berendi’lerin Tork ve Peçenek arasına karışan obaları “Porose” tesmiye olunan Rus sınırından itibaren (47- Bu yerde, Polevecler 1177 hücumunda altı kasabalarını işgal ediyorlar Kiev salnamesi 408. Sahife.) Dnyeper’in öbür tarafındaki Preyaslav ve Çernikof prensliklerinin güney ve doğu sınırlarına kadar uzanıyordu.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 238)

Bu kabile, sayısı çok olması hesabiyle XII. inci asır zarfında Rus sınırlarının bekçiliğini ve Rus prenslerinin dahili kavgalarında Tork’ların kine müşabih rolü ifa ettiler. Etnik bakımdan menşelerini gösterecek esaslı bir istinatgahımız yoktur. Rus sınırlarına yerleşmelerinden önceki tarihlerine dair. (48-i. Marguart’ın “Über das Volkstum der Komanen” adlı eserinde (28. Sah.) Leger’e istinaden Berendi’lerin Volodimir Monamach tarafındın mağlub edilişinden bahsetmesi, ilgili kaynağın yanlış anlaşılmasından ileri geliyor. Salnamede Brendi kabilelerinin mağlup edilerek, vergi vermeyi icbar edilişlerinden bahsedilmiyor. Volodimir 1121 de Prenslik toprağına daha evvelce gelip yerleşen Berendi’leri mağlup ediyor. Kiev salnamesi 205. Sahife. Suzda salanmesini ayni hadiseyi 1120 de gösteriyor. 128. Sahife.) Rus salnamelerinden vesika

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 238)

bulunmadığı için menşelerini mevcut malumata dayanarak halledemiyoruz. (49- Const. Jireçek’in Berendi’lerin her halde Peçenek’lerin bir kabilesi olduğuna müteallik nazariyse, kaynaklara, muhaliftir. Rus salnameleri Berendi’leri Tork’lar ve Peçenek’lerle birlikte zikrederken aralarında fark gözetiyorlar. Mukayese ediniz; Cons. Jireçek; Einige Bemerkungen überdie Überreste der etschenegen und Komanen... in heutigen Bulgariğen Prag. 1889 sah. 6.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 239)

Tork, Berendi ve Peçenekler arasında yerleşen v e Rus kaynaklarında XII. inci asır ikinci yarısında Kovui=Kui=Koui, (50- 1151-1184 seneleri arasında mükerren adları geçiyor. Bir kısmı Çernigov prensliği sahasında yerleşiyor. Kiev salnamesi 431. Sahife.) Turpei, Kapeiçi (51- 1151 – 1184 seneleri arasında mükerren adları geçiyor. Bir kısmı Çernigov prensliği sahasında yerleşiyor. Kiev salnamesi 431. Sahife.) adlariyle zikrolunan kabilelerin menşelerinin eski yurtlarının tayini ilerdeki araştırmaları için bir vazife olacaktır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 239)

XII. inci asır ortasında Rus salnamelerinde (52- İlk defa Kiev salnamesinde 1146 da 230. Sahife. Diğerlerini mukayese ediniz; Samçevskij 86. Sahife.) Tork’ları tesmiye için onların düş görünüşleri ile gibi (Çernii Klobuky=Kara kalpaklılar) tabiri kullanılıyor. Halk dilinde bu tabir her halde daha evvelden kullanılıyordu. Halk dilinde bu tabir her halde daha evvelden kullanılıyordu, yalnız Tork’lara münhasır değildi. Salnamelerdeki haberlerde tevsik edilebildiğine göre Tork’lardan başka Berendiler hatta Tork’lar ve Berendiler’e tabi olan Peçenek ve Kui kabileleri de böyle tesmiye ediliyordu. (53-Samçevskij, 87-88. Sahifeler.) Ancak sonuncuları için münferit olarak Karakalpak adı kullanıldığını gösteremiyoruz. (54- Çernii Klobuky sözüne daha dar bir etnik mana vermek mümkün değildir. Zira Ruslar bunu daha sonra diğer halklar için de kullanıyorlar. En son bunu Çerkez kabilelerin tefrik için de kullandılar. Bu tarz tesmiye hatırasını bugün de Karakalpak kabilerinin adı muhafaza ediyor.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 239)

Polovetslerin XII. inci XIII. Üncü asır tarihlerinin zikre şayan safhaları, Peçenek, Tork ve Polovets kabilelerinin X-XII. inci asırlardaki coğrafi yerleşmelerinde sıra sıra vukua gelen değişikliklere müteallik tetkiklerimize istinaden, aşağıdaki tarzda telhis edebiliriz.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 239)

PEÇENEKLER: X uncu asır Don ve aşağı Tuna arasındaki sahada.

1055 sıralarında Dnyeper ve Bizans devleti şimal sınırı arasında.

1060-1065 Kabilelerin konakları Eflak ve Bzans sınırı arasında sıkışıyor.

1070 sıralarında aynı yerde

  1. nci asır sonunda ve XII. nci asır zarfında aynı yerde Tork’lara tabi küçük paçaları Kiev ve Preyaslav prenslikleri güney sınırına yerleşiyor.

TORKLAR = UZLAR: Vola ile Don yöresindeki steplerde.

Don – Dnyeper arasında

Garbi Rus prenslikleri ve Bizans sınırları arasında 1065 de Bizans devletine akın ediyorlar.

Aynı yerde küçük aksamı 1065 den sonra Bizans devleti içinde kaldı.

Kiev ve Preyaslav prenslikleri güney ve doğru sınırlarındadır.

POLOVETS=Komanlar: Asya sınırına uzanan konaklarından hareket ederek Torklar’ın kuzeyindeki mıntıkada Rus prenslikleri doğu sınırlarına ulaşıyorlar.

Rus prenslikleri şark sınırlarında savaşıyorlar.

Piştarları Dnyeper hattını geçiyor.

Ana yurtları eskiden olduğu gibi, Don’un doğusundaki steplerdir. Bundan başak aşağı Tuna ve Eflak yöresinde de daha büyük konakları vardır.

Akıncıları Don ve aşağı Tuna hatları arasındaki sahada savaşıyorlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 240)

Sonuç olarak bu telhisten çıkarılabilecek Macar münasebetlerine de kısaca temas etmek istiyorum.

  1. inci asır tarihimizin öteden beri münakaşa mevzuu olan meselelerinden birin Kral Salomon devrinde 1068 de doğudan gelerek Erdil’e akın eden ve Çerhalom savaşından yenilen halkın kim olduğunun tesbitidir. Bu hadiselerden mufassal olarak bahseden (Kepes Kronika) ibaresinde muhacim düşmana Kun’lar (Cuni) (55- M. Florianus; Fontes Domestici II. 171-73 sahifeler. Tahkiye sonunda bir defa “Cumani” adı da geçer. Bunun daha müehher bir müstensih tarafından ibareye sokulduğuna muhakkak nazariyle bakılabilir. Mukayese ediniz; Sebestyen Gyula; Ki volt Anonymus? II. tabı Budapeşte, 1898, 28. Sahife..) bu savaşa kısaca temas eden Kezi Kronikası ise Peçenek diyor. (56- M. Florianus 87-88. Sahife.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 240)

Pauler Gyula aşağıdaki bahis mevzuu olacak olan hadiselere istinaden Kezai’ye hak veriyor. (57- Pauler Gyula; A Magyar nemzet törtenete az “Arpadhazi Kıralyok alatt. 1. Kötet. 2 Kiad. Budapest, 1899, 115, sahife. 432 sahife, 236 dipnot, Pauler’e göre Kepes Kronika başka def’a da Peçenekler yerine Kunlar’ı koyuyor. Bunun isbatı için, Kepes Kronikaya göre Berroh harbinden ıı. Istvan’a iltica edenlerin Kun olarak gösterildiği halde, aynı vak’a hatırasının Niketas Khoniates’de “Peçenek bayramı” şeklinde muhafaza edilmiş olmasını işhad edebilir. Bu tezadı kolayca telif mümkündür. XI. Nci asrı sonlarından itibaren Peçeneklerin ordularından Bizans’a karşı pek çok Koman askeri harbettiği için Kepes Kronka’nın haberleri hakikate tevafük edebilir.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 241)

Buna karşı Marczali Henrik ise, Kepes Kronika’nın daha isli ve daha etraflı olduğunun müdafaa ederek zikri geçen halkı Kun olarak kabul ediyor. (58- Marczali Henrik; Magyarorzag törtenete az “Arpadok Koraban, Szilagy A Magyer nemzet törtenete II. tabı, 78 Erdelyi Laslo’da aynı kanattedir; Arpad-kor. Budapest. 1922, 113 sahife.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 241)

Meselenin halli 1068 sıralarında Macaristan doğu sınırlarında yerleşen nomad halklar yerleşme şartlarının bilinmesine bağlıdır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 241)

Çerhalom savaşında rol oynayan halk Rus kaynaklarındaki Polovets veya Bians kaynaklarındaki “Koman” olmaz. Filhakika Polovets’ler 1068 sıralarında henüz Dnyeper yöresinde savaşıyorlar. Piştarları 1071 de Batıya “Rastovec” ve “Neyatin” e Kiev prensliğinin güney batı sınırına kadar ulaştılar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 241)

Kaynaklarımızın Bizans’a karşı ilk hücumları ancak 1078 de zikrettiklerine göre bu herhalde Peçenek de değildi. Peçenekler, 1068 deki hücum hareketlerine esas olan Moldva sahasını, çok muhtemel olarak Uz’ların 1060 daki ilerlemeleri sırasında, boşalttılar Kabileleri bahis mevzuu olan çağda Bizans devleti içinde, Aşağı Tuna yöresinde ve “Eflâk” da barınarak Macaristan’a arşı akınlarını buradan yapıyorlardı. (59- 1068 sıralarında Peçenekler’in Moldva sahasında bulunduklarına dair Povesti’ye müstenit ihbar, Kiev sınır boyunda yerleşen Tork’lara, Berendi’lere ve Peçenenekler’e mütealliktir. Mukayese ediniz:; Pauler Gyula 433. Sahife, 236. Dipnot.) Marczalı Henrik hakilı olarak Kepes Kronika’nın bu sıralarda Peçenek akınlarının istikametini güney doğuda göstermesi ve doğudan hücum eden Peçenekler’den ayırt edilerek Kun tesmiye edilişi bu kaynaklardaki haberlerin mevsukluğunun arttırıyor diyor. (60-Marczali Henrik 83 . sah., 3. Dipnot.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 241)

Kepes Kronika’da bu münasebetle bahsedilen halk kim olabilir? Polovets ve Peçeneklerden başka, Bizans kaynaklarının uz, Rus salnamelerinin tork tesmiye ettiği halk ancak kasdolunabilir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 241)

1065 mağlubiyetinden sonra Rus prenslikleri sınırlarına doğru geri çekilen Uz kabilelerinin yolu “Etelköz” den geçer. Polovets’ler bu sahaya ancak 1070 senelerine doğru ulaştıklarına göre önlerinde Rus prensliklerine doğru sığınan Uz’ların “Etelköz” ü bu tarihten önce boşalttıklarına ihtimal verilemez.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 242)

Uz’ların 1068 sıralarındaki yurtlarının Moldva ovasından aranması icabedeceği yolundaki nazariyemizin doğruluğunu, Tork’ların Rus salnamelerinde 1060 dan sonra evvelce de zikrettiğimiz veçhile, ancak 1080 de tekrar görünmeleri tevsik edebilir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 242)

Tork’ların 1068 deki yurtlarının coğrafi durumunu bu suretle tavzih ettikten sonra Pauler Gyula’nın “Çerhalom” muharebesinde rol oynayan halk Peçenekler’den başkası olamaz tarzındaki iddiasını da tadil etmemiz icabeder.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 242)

Pauler Gyula muhakemesinde Peçenekler’den başka ancak Polvets’leri nazarı itibare alıyor. Hakikaten evvelce de gördüğümüz veçhile, Peçenekler 1068 den önce Macaristan’a ulaşamıyorlar, fakta bu muharebede diğer bir halkın iştirak edebileceğini de nazarı dikkate alması icabederken, bunu yapmıyor

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 242)

Polovets, Peçenek, Tork kabilelerinin 1068 deki yurtları ile ilgili sualler halledildikten sonra Peçenek ve tork imkanları üzerinde durmak icabeder.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 242)

Kezai, Budi, Becsi, Kepes Kronika ve diğer Kronikalraa göre yurt kuran Macarlar” Per regnum Bessorum, Alborum Cumanorum, Susdaliam et civitatem Kyo nominatam” Macaristan’a ulaştılar. (61-Kepes Kronika’ya göre. A. Magyar honfoglalas Kutgöi, Budapest, 1900, 500, sahife, = Macar yurt işgal kaynakları.) Yukarda sıralanan Kronikaların ihtiva ettiği Hun Kronkia, Hun kabilelerini Tisa nehri istikametinden Pannonia’ya idhal ediyor ve

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 242)

şüphesiz XI-XII nci asrın etnoğrafik münasebetleri ile malumatına müstenid güzergaha Kiev’den sonra Kara Kunlar yurdu da (Terras nigrorum cumanorum) ilave ediyor. (62-Kezai Kronka’sı, Aynı yerde 481 sahife.) Kronikalarımızdaki beyaz ve siyah Kun tabirlerinin menşeini ararken, Kunlar mevzuubahis olduğu için başta dikkatimiz Plovets’lere müteveccih olmalıdır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 243)

Her iki tabirin Polovets’lere de taalluku olup olmadığını araştırmak lazımdır. Polovecy, halk adının manası hakkındaki lisaniyet araştırmaları neticesinde, bunun Slavcadan geldiğini ve renge göre bir tesmiye olduğunu sarahatle meydana koymuştur. Melich Janos’a göre, “Rus kaynaklarının Polovcy’si, aslında kendisi sarı ve ak (63-Ak= beyaz.) tesmiye eden ve Türk ırkından olan bir kavim adının Rusçaya tercümesidir. (64- Melich Janos Szlav Jöveveny sazvaink, I cilt, I kısım, Buda pest, 1903, 161. Sahife= Salv iare kelimelerimiz.) Melich Janos’un çok mühim ve “Semantique” müstenit tesbitinden sonra beyaz Kun tabirini tereddütsüz Polovec’lere ziafe edebiliriz. Zira Kronikalarımızda beyaz Kunların yurtlarını Rus salnamelerinin “Zemlya Polovckja = Polovec toprağı” tesmiye ettikleri sahada gösteriyorlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 243)

Siyah Kun ile Polovets tabirini mukayese ettiğimizde müşkülatla karşılaşıyoruz. Polovets halk adını aslında Rusça olduğu ve bulunmasını Rus prenslikleri sahasında unutulmasına imkan olmadığı için ruslar’ın bu tabiri daha sonra yabancılar tarafından dış görüşleri veya diğer tezahürler yüzünden (Siyah) lakabiyle tevsim ettikleri etnik veya coğrafi manada bir kavim veya kabile hakkında kalmalarına imkan yoktur.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 243)

Şu halde (siyah Kun) tabirini büsbütün başka bir halka taalluku olabileceğini de göz önünde tutmak gerekir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 243)

Daha önce Çerhalom savaşında mağlup edilen düşmanın büyük bir ithamalle, o sıralarda Macaristan doğu hududuna yerleşen Uz=Tork kabileleri arasında aramak icabedeceğini söylemiştik. Kepes Kronika’nın bu halka Kun ve Rusların tork kabilelerini tesmiye için Çerii Klobuky – Kara Kalpaklar” demesini göz önünde bulundurursak burada Kun ve Kara sözlerinin yekdiğeriyle münasebeti herhalde dikkatimizden kaçmaz. Bu suretle Hun kronikasında

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 243)

geçen Siyah Kun halk adı ile “Çernii Klobuky”nin tekabül edip etmediği sorgusunu meydana çıkar. (65- Çernii Klobuk’den bahsediyoruz, zira noktai nazarımıza göre, “fekete kun = Kara Kun” Tork’larla münasebettar ise, bu XII inci asırdan itibaren aynı zamanda Çernii Klobuky’lara ve Tork’ların idaresinde Rus sanırında toplanan vek karışan diğer kabilelere de ait olabilir.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 244)

Hun Kronikasındaki (.. Bessorum et comanorum alborum terras terras transiernut, Deinde Susdalian, Ruthenian et niqrorum comanorum terras ingressi tanden usque Tize flumen ... pervenerunt” (66- Kezai Kronika’dan 481 sahife) tabirinden siyah Kunlar yurdunun nerede olduğunu kati olarak tesbit edemiyoruz. (67-Thuröczi Kronikasnıda bu ibarenin zirdeki varyantı vardı, “Capitanei supradicti (yani Hunorum)... Bessosac Cumanos albos, tandem Susdalos, dehine Ruthenos, Crudeli Sub dominatione pertranseuntes in nigram cumaniam, quae nunc Moldavia forte craditur, deveneneruant... in Pannoni am”. Schwandtner Scriptores rerum Hungaricarum I. Vindobonae. 1766, 70. Sahife, Thuröczin’in” nigra Cumania” ya müteallik ifadesinden, Kara Kun’lar arazisini Moldva sahasında farzetmek için bir sebep görmüyoruz. İlie Gherghel’in iddia ettiği gibi Maldvaya vaktiyle “nigra Cumania” tesmiye edildiği de isbat edilemez sanıyoruz. Bak; İle Gherghel; Zur Geschihte Siebenbürgens Wien, 1892, 34 ve müteakip sahifeler.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 244)

Buna rağmen Rüthenia ve Tisa arasındaki kat istikametine “Çerni Klobuky” kabilelerinin Kiev Prensliği güneybatı sınırında “Kunil” adlı konaklama (68- Mukayese ediniz; N.P. Barsov, 139. Sahife.) Mensup kalabalak kitleleri dahil olduğu tesbit edilebilir, Yukarıdaki vesikalardaki tasvir ile “Çernii Klobuky” kabileleri müşkülatsız nisbet edilebilir. Konstantin Jireçek geçen asrın sonunda Balkan yarımadasındaki Peçenek ve Kun kavimlerinin bakiyeleri üzerinde tetkikat yaparken Dobruca’da birçok kara (siyah) sıfatiyle terkip edilmiş yer adı tesbit etti. Burada oturna eski ve Türkçe konuşan sekeney Gagauz, bulgarlaşan sekeneye ise Kara Bulgar diyorlar. (69- Cnost. Jirecek, 1928. Sahifeler.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 244)

Jireçek, Gagauzlarda Kunların ahfadını bulduğunu sandı. Bu faraziye doğru ise bu kavim Tork’lar – Uzların bakiyesi olduğu kadar Kara – Polovec kabilelerinin de bakiyesi olabilir. Şunu da nazarı itibara almamız lazım gelir ki Moğol istilası “Çernii Klokbuky” kabilelerinin büyük bir kısmını Rus sınırlarına doğru sürüklemiştir. (70 M. Hruşevşkij, 560, ve müteakip sahifeler.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 244)

Ak ve Kara Hun meselesinin tarihi çoğrafi münasebetlerinin muayenesini müteakip esaslı diğer bir mesele karşısında buluyoruz

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 244)

ve bunu halletmeden yeni istintaçlarda bulunamayız. Yukardaki izahat sırasında XI-XII. asır tarihine göre Tork’ların ve Polovets’lerin aynı zamanda yekdiğerinin yanında rol oynayan müstakil kabileler olarak tanıdık.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 245)

Bizansların Tork’ları ??? Polovec’leri ??? tesmiye ettiklerini de isbata çalıştık. Bunlar gözönünde tutulunca şu sual varit olabilir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 245)

“Koman” adının Bizans devletinde Polovec’lere izafe edilmiş dar manası olduğuna göre “Nigri cumani” halk adının “Çernii Klobuky” ye taallûku olamaz mı?

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 245)

Matyas Floriyan (71- Ayrıca bakınız; 264 ve müteakip sahifeler.) ve Sebatiyan Gyula (72- ayrıca bakınız; 27 ve müteakip sahifeler.) Macar kaynaklarındaki Kun’ları tesmiye için kullanılan halk adlarını tetkik ederken “Cumani” kelimesinden önce “Kuni” kelimesinin halk adı olarak kullanıldığını tesbit ettiler. Macar halk dilinde bugün de kullanılan Kun şekli Kepes Kronika’da daha yukarda görüldüğü veçhile ağlebi ihtimal Çerhalom muharebesinde görülen Tork-Uz halkı kastoluyordu. Bu adın daha sora Polovets’lere raci olduğuna Kronikalarımız tanıklık eder. Bunlara istinaden “Nigli Cumani” ifadesiyle “Cernii Klobuky” kabilesinin kastedilmiş olmasına engel görmüyoruz. “Kumani” tesmiye tarzi “Cuni” halk adını edebiyatımızda istimalden tamamiyle sakıt bıraktığı sırada Cuni” halk adı eskiden kastolunan şekilde “Cumani’nin geniş manada hem Uz-Tork’ları hem Kuman – Polovets kabileleri için de kullanılmış olması farzedilebilir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 245)

Araştırmalarımız sırasında “Nigri Cuman” ve “Çerni Klobuky” ifadelerinin ayniyetine muhalif bir şık ile karşılaşmadık. “Kara Kun” tabiri, Rusların da Kara sıfatı ile tesmiye ettikleri bir kavme taallük edebildiği cihetle Macar Kronikalarındaki “Fekete Kun – Kara Kun” ile “Çernii Klobuky” yi kasdettiklerini farzedebiliriz.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 245)

Ak ve Kara Kunlar’a müteallik meseleleri silik ve dağınık bazı küçük vesikalara dayanarak aydınlatmaya çalıştık. Bütün faraziye, görüldüğü veçhile Uz-Tork ve Koman – Polovec kabilelerinin Macaristan’da yekdiğerinden tefrik edilmiş olduklarını işaretten ibarettir. Bu tefrikin hatıralarını Macaristan kronikalarında geçen “Nigri” ve “Albicumani” tabirleri saklıyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 245)

İDİL – URAL BÖLGESİNDEKİ TÜRKLER’İN MENŞEİ HAKKINDA (*V. Türk Tarih Kongresi, II Seksiyon, s. 232-243.)

Klasikleşmiş bilgilere göre, İdil’in büyük kıvrımı ile Ural dağları arasındaki saha Finn Ugurların anayurdu sayılmaktadır. Bu kavim avcılık ve balıkçılık ile geçiniyordu. Ziraat hakkında da iptidai fikirleri vardı. (Köleş=darı; kenyer=ekmek). Bu Finn-Ugur birlii, M.Ö. 2000 yıllarına dorğ iki gruba ayrıldı. Finn grubunu teşkil eden Perm’liler (Züryen – Votyak), Çermiş ve Mordvinler kısmen kuzeybatı ve güneybatıya kaydı. Ugur zümresi ise doğuya yöneldi. Uğur zümresinde obi-Ugurlar (sonradan Vogul – ostyak) ve yurtları Çusovaya, Ufa, Biyelaya (Ak İdil) aşağı mecrası idi. Ugurlar, sonra bu anayurdu bırakarak tekrar ikiye ayrıldılar. Vogul Ostyak birliği daha kuzeye kaydı. (vogullar M.S. X-XI. Asırda ayrıldılar) Macarların cedleri ise, batı Sibirya’da İşim ve Tobol nehirleri bölgesine indiler. Ugur zümresinin ayrılışı M.Ö. bin yılın ilk yarısında vukua geldi. Burada Macarların cedleri perm’li eski akrabaları ile tekrar temasa geçtiler. (Ezüst=gümüş; on manasına gelen mis eki; masdar eki; masdar eki –ni) macarlar İşim-tobol bölgesinde iken doğularındaki Türk kavimleri, güneydeki İranlı kavimlerle temas halinde idiler. Alaboğa yanındaki Ananyino bronz çağı kültürü (m.ö. 6. 3 asır) Ugurlara maledilmekte, yalnız Kont Zichy Iştvan bunun bulgar Türkelri’ne ait olduğunun söylemektedir. Ananyino kültürü, Batı Siberya’da Tobol ve Pysma nehirleri bölgesine kadar yayılmıştır. Bu, İskit kültürü ile yaşıttır. Ugur devrinde lô- at (Türkçe ulag) ve nyreg- eğer Türkçeden geçmiştir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 246)

Lacanyan ve Vogul-Ostyaklar’dan, dolayısiyle orman bölgesinden ayrılıp step bölgesine girdikten sonra atlı halk’lar kültür çevresine dahil oluyorlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 246)

Finn kavimlerinin ayrılışı hakkında tam fikir vermek için şunu da ilave etmeliyiz ki, M.Ö. ibn senelerine doğru batıdaki Perm kolu (züryen – Votyaklar) ve diğer Finn-Ugurlar’ı kuzeybatıya ve güneybatıya sarkıyorlar. Perm’lilerin anayurdu Vyatka, Kama ve Byalaya (Ak İdil) aşağı mecraları arasındadır. Macarlar güney komşularıdır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 247)

M.Ö. 1200-750 (700) yıllarına kadar Güney Rusya’da Kimmer’ler vardı. M.Ö. 750 de Kimmerler yerleştikleri step bölgesini Skit’lere, onlar da M.Ö. üçüncü asırda yerlerini Sarmat’lara bıraktılar. Bu Skit’ler ve Sarmat’lar kuzeydeki Finn-Ugurlarla ticari münasebetlere girişmişlerdi. Bir Skit kolu Uralları geçerek Batı Sibreya’ya kadar sarkmıştı.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 247)

M.Ö. 300 de Ananyino kültürü yavaş yavaş sönüyor, yerini aynı sahada M.Ö. 100’de Ufa yanındaki Pyanobor kültürüne bırakıyor. Bu kültür M.S. 400 senesine kadar devam edecektir. Arkeologlar bu kültürü de Finn-Ugurlara mal etmektedirler. Bu sonuncu kültür Güney Rusya’daki Sarmat kültürü ile muasırdır. Sarmatlar Trako-Frniglerle akraba İrani bir kavimdir. İdil-Ural bölgesinde Trük kavimleri ne zaman gözüktü ve bunlar kimlerdi. Bu suale cevap verebilmek için, İç asya tarihine dair haberleri gözönünde bulundurmamız gerekir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 247)

Çin yazılı kaynaklarına göre. M.Ö. ikinci asırda, Çin telaffuzuna göre hu-kie (Wu-kie) adlı bir kavim yaşamaktadır. Nemeth’e göre bunlar Oğur ve Gur Türkleridir. Bunlar on bin asker çıkarmakta ve hayvanları ile göç etmektedirler. Çok iyi atları vardır. De Groot’a göre bu Ogur’lar tahminen Kobdo, Targabatay ve Semipalatinsk civarında yaşamaktadırlar Ligeti yurtların daha tasrih ederek Balkaş gölünün kuzeydoğu ucundan doğuda Altay dağlarına kadar uzanan sahaya yerleştiler. Bu sahada ayrıca Tinling adlı bir kavim daha vardır. Bunlar da hayvan beslemekte ve kürk ticareti yapmaktadırlar. 60.000 asker çıkarırlar Çin kaynakları Tingling’leri İsa’dan önce ikinci ve İsa’dan sonra ikinci ve üçüncü asırlar vakaları arasında zikrederler Hith bu kavim Onogur, Nemeth ise Bulgar Türkleri saymaktadır. Aynı Çin kaynaklarına göre M.Ö. ikinci asırda en uzak kuzey bölgesinde Sin-li adlı bir kavim ardır. Bunların da işim nehri boyunda yaşadıkları tahmin edilmektedir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 247)

Daha Milad sıralarında ve hatta daha önce Ogur Türkleri’nin siyasi birlikleri ve askeri teşkilatı olmayan Finn-Ugur kavimleri

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 247)

arasına Perm-Altay arasındaki kuzey kürk ticareti yolundan Orta idil bölgesine tedricen sokulduklarını tahmin ediyoruz. Büyük istilalar için ise Ural-Hazar geçidi daha müsaittir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 248)

Şimal bölgesine dair haberleri tamamlamak için Heredot’u zikretmeden geçemeyiz. M.Ö. 445 te Skitlerden bahseden Heredot, Don munsabından kuzeydeki Perm ticaret yolu boyunca sarıldığı kavim adları, bilginleri çok işgal etmiştir. Heredot bu malumatı şimale giden yunan ve Skit tüccarlarından almıştır. Kavim adlarının mir kısmı Yunancaya çevrilmiş, bir kısmı da İran ve Skit telâffuzuna uydurulmuştur. Bu kavimler şunlardır:

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 248)

ANDROPHAGOİ: Tomaschek bu kavmi şimdiki Çernigov kuzeyinde arar. Mordvin (Fin) kavmi ile bir sayar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 248)

MELANKHLAİNOİ: Siyah kürklüler. Tomschek bunları Çermiş, Talgren ise Mordvin zanneder.

BUDİN kavmi: Vyatka ve Kama nehirleri arasındaki sahada büyük orman bölgesine kadar yerleşen Züryenve Votyakların ceddi olan Prem’lilerdir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 248)

THYSSAGET’LER:Budin’lerin komşusu olan bu kavim avcılıkla yaşar. Ligeti’ye göre Obi-Ugur’lar veya Paleo-Sibir kavmi olabilirler.

YÜRKLER (JYRK’LER): Thyssaget’lerin komşuluğunda seyrek ormanlık ve çalılık bölgede yaşarlar. Tomaschek’e göre bunlar Iset nehrinin Tobol’a dökültüü yerdedir. Doğuya doğru İşim, Irtiş, Om mehirlri boyuna Baraba bozkırına ve Kulunda gölüne) kadar uzanırlar . Bu Yürk kavmi zihinleri çok işgal etmiştir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 248)

türk ve Yürük’türler. Baer, Starhlenberg, Hammer, Kieprt bu kanaattedirler.

Macarların ceddi olan Yurka, Yurga diğer tabirle bir Uğur kavmidir. Tomaschek ve Bertehlot bu fikri ileri sürmüşlerdir. Yurga sözü pek geç çıktığı için Ligeti haklı olarak butezi reddetmektedir. Ona göre Yurga sözü onogur Türler’ine verilen bir addır.

Herorot’taki “Jurkae” in pilinius ve Pompenius Mela’da “Tarkae” yazıldığı Zeki Velidi Togan tarafından, İbni Fadlan, s. 215’te açıklamıştır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 248)

ARGİPPAİ: Daha doğuda ve güneydoğuda oturmaktadırlar

İSSEDON ve arimasp’ler: Don ve tuna arasındaki bölgelerde göç eden Skit bakiyeleridirler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 249)

Bunlardan başka Talamyus’un coğrafyasında (III. 5. 22. 24. Ve 14. 9. II) Paguritai, Geounioi, Tabinoi, Buruskoi ve Zonobenoi şeklinde yazılan kavim adlarını, Prof. Zeki Velidi Togan, Başkırt oymaklarından Geyne, Tabin, Buraç ve Savın ile izah etmektedir. (I. A. 328). Bu suretle Başkırt Türklerinin de Bulgarların cedleri olan Oğur’lar gibi Milad sıralarında İdil –Ural bölgesinde yaşadıkları anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, Başkırt yurdunun Ural mıntıkasında olduğuna yenisey Kırgızlarının cedlerine ati menkıbeler (Zeki Velidi Togan, İbni Fadlan, s. 187-327) e Oğuz destanı (Raşid al-Din, Paris Bibl, Nat, Suppl, Pers. 1364. Var. 134a) tanıklık etmektedir. (I.a. 328) Başkırt sözünün Beş Ogur kavim adı ile (d) ekinden mürekkep olduğu umumiyetle kabul olunmaktadır. Başkırt oymaklarından Yurmati ve Yeney (Gyarmat, Jenö) şeklinde Macarların kavmi terkibinde mevcuttur.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 249)

Bunlar bilinen ilk Ogur Türk tabakasıdır. Kronoloji sırasına göre diğer Türk dalgalarını takip edelim. II. asırdan IV. asır ortalarına kadar İdil-Culman sahasında kalan Hunlar İdil-Ural bölgesinde görülen ilk Türk kavmidir. Bunlar M.S. 375 te Balamir idaresinde batıya göç ederlerken elbette bir kısmı oralarda kalmıştır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 249)

ASYA AVARLARI: İsa’dan sonra 458’de Juan-Juanları (Ayalı Avarları) Çinliler mağlup ediyorlar. Onlar Sabirleri kaçırıyorlar. Aynı Sabirler iki sene sonra Turgan’a girerek hükümdar Kan-çu’yu öldürüyorlar. M.S. 461-465 yıllarında iç Asya’daki devamlı Avar tazyiki tesiriyle Sabir Türk kavmi Batı Siberya’ya ve ağlebi ihtimal Orta İdil ve Ural bölgesinde oturan Onugurları, Uruğları ve Saragurları (Sarı Uğurları) ve bu arada Ural daları batı kısmına yerleşen Macarların cedlerini yurtlarından çıkarıyorlar. Şimal kürk ticareti yolundan Türk kavimleri göçü başlıyor, İşim-Tobol bölgesinde Onogurlara tabi olan Macarlar daha sonra Türk siyasi birliğine bağlılık hasebiyle Onogur, Savard ve Türk adlarını alacaklardır. İslavlar vasıtasiyle Avrupa’ya Ungri, Ungar, Hongrois adı yayılıyor. (Edebiyatta Macar adı IX. asrı başlarına kadar kullanılmıyor.) Batı Siberya’dan Türk kavimleri göçü Hazer-Ural kapısından veya Kama-İdil (Volga) boyuna olmuştur. Ogurlar Kafkasya şimaline

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 249)

çekildikten sonra Sabirler Batı Siberya’da bir devlet kuruyorlar. Bugünkü Sibir adı onlardan kalmadır. Bunlar harb tekniğine vakıf idiler. Sabirler 515 ten önce cenuba göç ediyorlar. Önce Aşağı Volga, daha sonra Kuban bölgesine yerleşiyorlar. 558 tarihine kadar büyük rol oynuyorlar. Fakat 558 de arkalarından gelip yetişen avarlara mağlup olunca yıldızları sönüyor. 572-578’de adları birkaç defa daha zikrediliyor. Sonradan Oğur’lara katılmış olmaları, bunların içinde Sabir bile adının bulunmasiyle sabittir. Bir sabir kitlesini Bizans’lılar Kur nehri boyuna yerleştiriyorlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 250)

Priskos’tan edinilen malumata göre, İç Asya da Avarlardan kaçan Sabirlerin tazyikiyle Sargur, Ogur ve Onogurlar Batı Sibirya’daki yurtlarını bırakarak Karadeniz bölgesine çekiliyorlar. En önde Saragurlar vardır. Onlar Karadeniz kuzeyinde Agaçeri’lere rastlıyorlar. Ağaçeriler, Bizans ile temasta olan bir Türk kavmidir. Sarı Oğurlar Ağaçerileri mağlup ettikten sonar Bizans’a sefir gönderip ittifak akdediyorlar. 466’da müttefik sıfatiyle Perslere karşı harb ediyorlar. Gürcistan ve Ermenistan’a akın ediyorlar. Bu sırada onogur ve Ogur’lar biraz doğudadırlar. Menandros onları (onour ve Oğurları) VI. asır ortasında Volga’nın aşağı mecrasında buluyor. Onogurlar uçun müddet müstakil kalamıyorlar. Attila’nın ölümünden sonra batıdan çekilen Hunların hakimiyeti altına giriyorlar. Hunlar Attila’nın büyük oğlu Ilek öldükten sonra Dengizek ve Irnik idaresinde Orta Avrupa’dan çekiliyorlar. Kareniz kuzeyindeki Türkleri birleştirerek en bir devlet kuruyorlar. Bu devlete gah Hun gah Bular adı verilmektedir. Bulgar adı sonra umumileşiyor ve Hun adı unutuluyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 250)

BULGARLAR: Doğu Türkçesini (Saz Türkçesini) konuşan Türkler ile batı Tükçesini konuşan (lir Türkçesi) Ogur’lardan mürekkep bir kavimdir. Hun – Bulgar birliğini sağlayan ağlebi ihtimal Attila’nın oğlu Irnik olmuştur. Zira Dengizek’in ölümünden sonra idareyi o ele almıştır. Bulgar hükümdarı listesinde de adı başta gelmektedir. Bulgarların adı ilek defa 482’de geçer. İmparator Zenon onları Doğu Gotlarına karşı yardıma çağırır. Onogurlar bu sırada Don-Kuban arasında Meotis (Azak) doğusunda yaşıyorlardı. Macarlar da onlara tabii idi.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 250)

AVRUPA’DAKİ AVARLAR: İç Asya’da 552’de Avarları eski tebaları Türkler mağlup edince onları bir kısmı İdil (Volga) havzasındaki

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 250)

Ogur Türkleri yanına iltica ediyorlar. Orada yeni bir siyasi birliğe dahil olarak ve Avar adiyle Kafkasya’daki durumu değiştiriyorlar. Orada kendilerine tabi kıldıkları Türk soyundan kavimlerle birlikte Avrupa’ya geçiyorlar. Avarların batıya geçmesinin iki mühim neticesi oluyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 251)

Avrupa’ya geçerken külliyetli Bulgar Türk unsurunu beraber sürüklüyorlar (bunların bir kısmı Pannonia’ya geçiyor) Bir Avar – Bulgar ordusu 626’da Bizans’ı muhasara ediyor. Avarlarla batıya çekilen Bulgarlar esas İdil havzasındaki Oğur Türkleri olup, Kuturgur, Uturgur adlarında da bu barizdir. Bulgarların esas kısmı yine Kafkasya’nın kuzeyinde kalmıştır.

Avarlar Kafkasya’da Sair hakimiyetine son vermişlerdir.

TÜRKLER: VI. asırda Juan-Juanları mağlup eden Türkler, Mançurya’dan Bizans’ın elindeki Kırım’a kadar kuvvetli devlet kuruyorlar. Bu iki kısımdır;

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 251)

1-Doğu veya kuzeydeki Türk devleti Merkezler Baykal’ın güney batısındadır.

2-Batı Türk devleti Merkezleri Balkaş gölünün güneyindedir. Türk devletinin en parlak devri VI. asır ikinci yarısıdır. 630’da Doğu, 659’da Batı Türk devleti Çin’in idaresine geçiyor. VII. asırda Türk devleti yeniden diriliyorsa da kuvvetleri Kafkasya’ya kadar uzanmıyor. Türkler Avarlar peşinden 560-570’de Kafkasya şimalinde görünüyorlar. Menandros’a göre 569 da İdil (Volga) aşağı mecrasının batısındaki Ogur’lar onlara tabidirler. Alanları ve Onogurları mağlup ettikten ve itaate aldıktan sonra 576’da Kırım’daki Bosporos şehrini de ellerine geçiriyorlar. Macarlar da bu sırada Türk adiyle onlara tabidirler (ibni Rustağ Gardezi, Al Bekri, ayrıca Ermeni ve Bizans kaynakları) Kafkasya’daki Türk hakimiyetine onogurların hükümdarı Kobrat son verdi. Kırım’ı tehdit eden Türkler’e karşı Bizans İmparatoru Heraklios (610-641) ile Kobrat, Türk tehlikesine karşı birleşiyorlar. Bundan sonra Kafkasya batısında Onogur - Bulgar siyasi birliği kuruluyor. Nüfuzları Karadeniz kuzeyin yayılıyor (Nikeforos). Kazarlar buna son veriyorlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 251)

Kobrat’ın üçüncü oğlu Esperük, Kazarlar önünden Tuna’ya çekiliyor. 679’da bugünkü yurtlarına geliyorlar (Theophanes). Kostantions ve Agaton VII. ve VIII. asır Tuna Bulgarlarına Onogur

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 251)

veya Onogundur adını verdiklerine göre burada da hakim unsur onogurlardır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 252)

Kobrat’ın büyük oğlu Bayan anayurtta kalıyor. 700 sıralarında Azak doğusunda bir Patria Onogoria mevcuttur. (Ravennali Anonymus).

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 252)

KAZARLAR: Batı Türk idaresine Tabi Sairlerin ahfadı veya Batı Türklerinden bir cüzdür. Mesudi, Kazarlara türk der. Kazarlar tarih sahnesine ilk defa İdil (Volga) Hazer denizi çevresinde giriyorlar. Kazarlar Husrev Nevşirvan (531-578) devrinde İranlılara karşı harb ediyorlar. 586 da adları Bizans’ta malum oluyor. 626’da İmparator Heraklios’un müttefiki sıfatiyle tekrar İranlılar’la harbediyorlar. IX. asırda Kiev ve X. Asırda ise Oka-Dnyeper arasındaki Slavlara, Mordvinleri hatta Volga’daki Türk unsurlarını kendilerine tabi kıldılar. İsveçe konuşan Novgorod Rus prensinin kendisine kagan ünvanını alması Kazıların kültür tesirine bir delildir. Devlet nüvesi VII-VIII. asırlarda hatta daha sonra d Kafkasya’nın doğu kısmıdır. Pay-ı tahtları ise Volga aşağı mecrasında bugünkü Astarhan’a yakın İtil idi. VII-VIII. asırlarda hatta daha sonra da Kafkasya’nın doğu kısmıdır. Ay’ı tahtları ise Volga aşağı mecrasında bugünkü Astarhan’a yakın İtil idi. VII. asırda Sasani devltei yıkıldıktan sonra Kazarlar Araplarla karşılaşıyorlar. 738’de halife Hişam’ın kardeşi onları mağlup ediyor. 746 akınını Harezmli bir prens idare ediyor. 799 da Kazarlar akınlarını tekrarlıyorlar. Kazarlardan önce Macarlar ayrılıyor. Sonra Peçenek taarruzuna uğruyorlar. Bu suretle zayıflayan Kazar devletine bu sefer Ruslar musallat oluyorlar. 913l’te, 943 ve 944 te Ruslar Kafkasya’ya hücum ediyorlar. 965’te dünya ticaretinin merkezi olan Kazar pay-ı tahtı İtil’i işgal ediyorlar (Svyatoslav) Harezmliler Kazarların yardımına gelince İtil tahliye ediliyorsa da bir daha toparlanamıyorlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 252)

KUZEYDE BULGAR DEVLETİ: Kafkasya’nın kuzeyindeki Onogur devleti tarafından yıkıldıktan sonra Bulgarlar’ın bir kısmı kuzeye çekildi. Tatar akınına kadar parlak mevkiini muhafaza ve daha sonra Kazan hanlığı namı altında Bulgar devleti idame etti. Ermeni müverrihi Khorenei Mozes’e göre Barsula adlı Bulgar kabilesi Kazarlar önünden Volga’nın bir adasına çekildi. Bu adadan kast, Volga- Kama havzasındaki nehirler bölgesi olduğu gösterilmiştir. X. Asırdan itibaren İslâm kaynakları da İdil Bulgarları’ndan bahsederler. Bazı tarihçilere göre İdil Bulgarları Batı Siberya’daki ana yurtta kalan Ogurların ahfadıdır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 252)

Diğer kuvvetli nazariye göre ise Kafkasya’daki yurttan gelmişlerdir. Ermeni müverrihinin zikrolunan belgesinden başka deliller şunlardır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 253)

İlk Bulgar ismi, Şimali Kafkasya’daki Hun – Ogur birliği zamanına aittir. Volga – Kama havzasında daha önce göçmez.

Kafkasya’da bir Sovar beyliği ve İdil Bulgarları’nda da Sovar şehir ismi bulunmaktadır. Her iki isim sonradan Bulgarlar’a katılan Sabir bakiyesine delalet eder.

Barzil adlı Bulgar kabilesi hem Kafkasya’da hem İdil Bulgarları’nda Barsula şeklinde mevcuttur.

  1. asrın ilk yarısında yazan Yordanes, Hermanerik’in IV. asır devletini tasvir ederken bu sahadaki ehemmiyetsiz Merens kavminden ve Mordvinler’den bahsettiği hale, Bulgarları zikretmez.

Arkeolojik belgelere göre de Bulgarlar idil kıvrımı sahasını VII. asır başında işgal ettiler. Bu kaynakların bahsettiği VII. asır ortası göçü ile ilgilidir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 253)

Netice itibariyle, İsa’dan itibaren orta idil ve Ural bölgesindeki Türk soyundan Ogurlar mevcuttu. Fakat ayrıca büyük bir göç VII. asırda Bulgar namı altında güneyden vukua gelmiştir.

Bir ihtimale göre kuzeye çekilen bulgarlar kendileri ile birlikte Macarların bir kısmını da sürüklemişlerdir. Rahip Yulyanus asırlar sonra bunları Moğol istilasından önce görmüş ve görüşmüştür.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 253)

PEÇENEKLER: Araplar 893 te iç Asya’daki Karluklar’a hücum ettiler. Karluklar’dan tazyik gören komşuları Guzlar, Ural e İdil’i geçerek Peçenekler’e saldırdılar. Peçenekler de Etelköz’de (Don ve Doneç arası) kalan Macralar’a saldırdılar. 895 sonbaharında Macarlar yeni yurd işgali için harekete geçtiler. Ve Karpatlar’da, Verecke boğazından geçerek yukarı Tisa nehri boyuna girdiler. Peçenekler 889 yılına kadar İdil – ural bölgesinde Başkırt ve Bulgar ülkesinin güneyinde idiler. 889 da burasını Guzlar işgal ettiler. 895 te Peçenekler, Kırım kuzeyine kadar inmiş ve ulaşmış bulunuyorlardı. Peçenek ve Guz akınları İdil – Ural bölgesine taze doğu Türk kanı getirmiştir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 253)

Bulgar Türk lehçesindeki ikilik, onların batı Türk (lir Türk) ve doğu Türk (Şaş Türk) olmak üzere başlıca iki unsurdan terekküp

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 253)

ettiğini gösterir. Macarlar Ural civarındaki yurtlarında Ogur (Bulgar) Türkleri ile temas ettiler. 1871 de Budenz, Macarcaya eski Türkçeden pek çok kelime alınmış olduğunu ve bu Türkçenin bugünkü Çuvaşçaya yakın olduğunu gösterdi. Diğer Türk dillerindeki (z) ye karış Çuvaşçada (ş) yerine (1) ve ilk hecede (a) yerine (1) olduğunu ispat etti.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 254)

Bu hususiyetler XIV. Asır İdil Bulgarları dil yadigarlarında da aksetmektedir. İdil – Ural bölgesinde daha sonra Batı Türkçesi tesiri azalıyor. Doğu Türkçesi yani (z) li Türkçe galip geliyor. Bu da Ogur Türkleri üzerinde Oğuz çoğunluğunun katıldığına delil olabilir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 254)

Burada teşekkül eden devlet asırlarca Kuzey Avrupa ve Asya arasında transit rolünü ifa etmiştir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 254)

1370 yılında Asya’dan gelen Moğollar, Ruslar’la anlaşarak Bulgarlar’a harb açtılar. Altınordu devrinde de Bulgarlar’ın benliklerini muhafaza ettikleri anlaşılıyor. Bulgar devlete merkezinin Kazan’a (yeni bulgar) Taşınması ve idarenin Uluğ Muhammed eline geçmesi sırasında siyasi hakimiyet dolayısiyle Orta idil halkı Tatar diye adlandırılmaktadır. Fakat gerek yabancılar ve gerek halk, Bulgar adını bir müddet daha taşımakta devam ediyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 254)

Müslüman Bulgarlar, Moğollar tarafından istilaya uğradıktan sonra da kendi adlarını muhafaza ettiklerine Rus kaynakları da tanıklık eder. Mesela, 1311, 1366, 1370, 1374 – 1391 Rus salnamelerinde bulgar, Bolgar ve Nikon vekayinamelerinde Besernyom=Müslüman adları geçmektedir. Tatar kavim adına hiç rastlanmamaktadır. Redişidüddin ve Cuveyni, Bulgarlara yabancı Tatar adının geçmesini şu şekilde izah ederler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 254)

“Tatarlar yni Moğollar eski zamanlarda kuvvetli ve kudretli oldukları ve şerefle beylik ve hakimiyet tesis ettikleri ve saygıya mazhar oldukları için diğer Türk kavimleri de “isimlerini değiştirdiler” derler. (* Moğullan İç Asya’dan pek çok Türk kavim ve kabilelerini de birlikte getirdiler. Moğol (Tatar) İmparatorluğunun terkibinde de Türkler mevcud idi.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 254)

Hakikat şudur ki hakim Moğol zümresi İdil – Ural bölgesinde de kısa zamanda Moğolcayı unutturup Türk ekseriyetine uymuş ve Türkçe umumi dil olmuştur. Nitekim İbn Batuta yalnız halkın değil, Özbek

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 254)

han zamanında idare aşında bulanan zümrenin de Türkçe konuştuğunun yazar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 255)

Rusya’lı müelliflerden Veseovskiy, Vorovyöv ve Gubeydullin’e göre Volga Tararları kavim adlarını Moğollardan almış, Türkçesinin bir lehçesini konuşan bir Türk unsurudur. Onlar muhtelif zamanlarda İrdil’in orman – step bölgesine yerleşmiş Türk kabilelerinden müteşekkildir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 255)

Sovyet ilimler Akademisin Etnogenizis komisyonu üyelerinden olmasına ve temsil reçetelerini hazırlamakta görevli bulunmasına rağmen A.P. Simirnov, Sovetskaya Etnoğrafya dergisinin 1946 yılı 3. Sayısında 37-50 sayfalarında “Volga Tatarlarının Menşei” adlı yazısında onların Türklüklerini inkâr edememektedir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 255)

A.P. Smirnov, İdil bölgesindeki Türklerin Ön tarihini ve tarihini aşağıdaki devrelere ayırmaktadır:

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 255)

M.Ö. ikinci bin yılda anu kültürü devrinde ve Bulgar devletinin eski çağında aşağı Kama bölgesine Yenisey bölgesinden gelen mongoloid tip insan gelmekte, güneydeki step bölgesinden Srub tesirini hissettirmekte ve Avrupaid – Mongoloid bir insan tipi meydana gelmektedir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 255)

M.S. ilk asırda aşağı Kama önü ile Orta idil’in batı kısmında Bulgarlarla asya’dan gelen Hunlar karışmaktadır. Hun İmparatorluğu’nu teşkil eden unsurlar arasında şüphesiz Türkler de vardır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 255)

M.S. 500 sıralarında Kazar idaresine geçen bölgede Peçeneklerle Kumanların (Rus salnamelerinde Polovets’lerin) ihtilatı ile Türk devridir. Bu devirde Asya’dan Türk unsurlarının gelmesi hızlanmaktadır. Sanayide büyük inkişaf vardır. M.S. XV. Asırda Moğol istilası dolayısiyle Bulgar hanlığı yıkılmakta ve Türk ahali şehri bırakarak ormanlarda melce aramaktadır. Bu devirde Finn – Ugur kavimleri ile ihtilatın arttığı tahmin olunmaktadır. Volga Tatarları arasında Türkler’in ekseriyette oluşu, antropologlar tarafından tespit edildiğine göre, merkezi Asya menşeli hakiki Mongoloid tiplerin pek seyrek oluşu ile de sabittir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 255)

1552 de Kazan’ın sukutundan sonra Türk – Tatarlar doğuya ve güney – doğuya sürülmekte iseler de kavmi terkip değişmemektedir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 255)

Halkın milli şuuruna gelince, o kendisinin Türk soyundan geldiğini müdriktir. Konuştuğu dil Türkçenin ancak bir lehçesidir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 255)

Bilginlerinde ise tamamiyle ilim kanaat derecesindedir. Nitekim Ufa’da basılan Hasan Ata’nın bu bölgeye ait tarihi; “Mufassal Tarihi Kavmi Türki” adını ve 1907 de Kazan’da Haritonof matbaasında basılan Ahmedcan Muhammed Rahimoğlu’nun gramer kitabı; “Türk Sarfı” adlarını taşımaktadırlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 256)

Hulâsa, Kıpçak – Kun lehçesine yakın ve arkaik unsurları da ihtiva eden bir lehçe konuşan v etnik bakımdan da Türk olan İdil – Urallılar, büyük Türk camiasının haklı olarak bir rüknüdürler. İdil – Ural tabiri de ancak coğrafi bir mefhumdur. Tatar adı hakim zümre tarafından takılan ve yayılan siyasi ve arızi bir addır. Başkırt, Mişer gibi adlar ise tali ve kabilevi bir mana taşırlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 256)

MACARLARIN ESKİ TARİHİ*

(*”Türk tarihinin ana Hatları” eserinin müsveddeleri, T.T.K. Seri II, No. 37, 27 S, 8, akşam Matbaası, İstanbul (Yalnız üyelere dağıtılmak üzere mahdut miktarda basılmıştır.)

Dil bakımından Türkler’le akraba olan milletleri Ural – Altay grubuna ithal ederler. İleride bazı tashihlere uğraması muhtemel olan bu taksimi mütalâayı kolaylaştırmak için şimdilik aynen kabul edeceğiz.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 257)

Bu dil grubunun bölünüşü şu şekildedir;

Müşterek Ural – Altay dili

Müşterek Altay dili Müşterek Ural dili

Türk Dili (dar amnada) a. Müşterek Fin dili (Finn Suomi),

Mongol dili Lapp, Mordvin, Ceremis, Perm

Mançu – Tonguz dili dilleri (Züryen-Votyak)

Japon dili (1-Klaproth, Siebold, Ewald, Boller de Rosny, J. Hoffmann, Schott, Pott, Winkler, Grnzele göre, Bilhassa bakınız; Winkler H. Ural-Altaische völker und sprache, Berlin 1894.) B. Müşterek Ugur Dili;

  1. Müşterek Obi-Ugur dili (Vogul dili, Ostyak dili)

  2. Macar Ugur dili (Premagyar)

Müşterek Ural-Altay dili tabiri vaktiyle bu camiaya giren bütün halkların bir ana yurtta, nihayet şivelere ayrılan tek bir dil konuştukları manasını ifade eder. Türk dilciliği kâfi derecede ilerlemediği için eski ana dil yapısı henüz gösterilmemiştir.

Alltay ve Ural dil grupları arasında akrabalığa delalet eden cihetle şunlardır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 257)

Sadalıların uygusu (Ahengi telaffuz)

Gramatik genus (müzekker ve müenneslik) olmayışı.

Harfi tarif bulunmayışı (nar-diren gayri muayyen harfi tarif bulunabilir)

Tasrifin kelime sonuna iliştirilmiş kelimeciklerle yapılışı

Fiil teşkile den edatların çokluğu

Sayı adlarından sonra müfret gelmesi.

Mukayesede umumiyetle mef’ulünminh (ablativus) şeklinin kullanılışı.

Haber fiili yerine esse fiilinin kullanılışı (benim var)

Menfi fiil. Verbum negativum

Soru ekseriyetle mevzuubahs sözden sonra gelen bir sözcük ile ifade olunmuktadır

Harfi atıfların pek az kullanılışı onun yerine Gerundium’lu terkiplerin tercih edilişi.

Asli sözler ancak bir sadasızla başlıyabilirler. Birkaç sadasız söz başında gelmez.

Müsnedin şekli sabittir (yalnız Finn ve Lapp dillerinde değişebilir.)

Külliyetli söz köklerinde iştirak vardır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 258)

Finn-Ugurları’ın ana yurttan ne zaman ve ne gibi şerait dairesinde ayrıldıkları henüz açıkça gösterilememiştir. Hatta bunun büsbütün şüphe ile karşılayanlar da vardır. Ancak Forrer Journale Asiatique’nin 1930 senesinde çıkan 2 numaralı sayısında milattan dört bin sene evvel Türkistan’dan çıkan Hüriler’in Türkçeye yakın bir konuştuklarını zikrettikten sonra bir kısmının ural istikametinde yürüyerek Finn- Ugurlar’ın nüvesini teşkil ettiklerini, diğer bir kısmının Anadolu’ya göç ederek Hititler’le muasır bir devlet kurduklarını kaydetmektedir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 258)

Finn-Ugurlar, Ural’ın Avrupa tarafına yerleşmiş bulunuyorlardı. Batılarında İndogermanlar doğularında ise Türkler vardı. Sonra bilinmeyen sebepler dolayısiyle milattan binlerce sene evvel daha kuzeye çekildiler. Başta Samoyetler büyük kütleden ayrıldılar. Diğer Finn- Ugur kavimleri asırlarca daha beraber yaşadılar. Samoyetçede bulunmayan ve İrani dillerden geçen bazı kültür kelimelerinin diğer

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 258)

Finn- Ugur kavimlerinin hepsinden bulunuşuna buna delildir. (2- Bu kelimeler macarcada bugün yaşayan şekillerine göre şunlardır;

Arany-altın

Ezüşt- gümüş

Mez-bal

Szaz – yüz v.s.) Milattan evvel 3000 senelerine doğru olması icap eden bu ayrılış. Sıralarında diğer Finn-Ugur kavimleri orta İdil ve ona dökülen ırmakların yöresinde oturuyorlardı. Bu Finn – Permi halkı teşkil etti. Bin sene sonra bunlar da ! Züryen, Votyak, Çeremis, Mordvin ve Baltık denizi tarafına çekilen Finn ve Est’lere ayrıldılar. Doğu kolunu Uğurlar teşkil etti. Onlar da Ostyak, Vogul ve bugünkü Macarlar’ın kısmen ecdadını teşkil eden Macar Uğur halkına ayrıldılar. (Macar isminin çok daha sonra bu halka alem olması muhtemeldir.) Bu Ugur halkları Edil sahasından uzaklaşarak Ural dağlarının eteklerine doğru çekildiler. (3- Macar dilindeki Finn – Ugur sözlerinin tanıklığı ve arkeoloji vesikaları Macar Ugurları’nın Ural’ın her iki tarafında takriben Permi vilayetinin güney kısmında oturduklarına delalet etmektedir. Grof Zichy İstan. M. Magyarsag ös törtenete.. 1923 sah. 44.) Şark komşuları olan Bulgar Türkleri’ne nazaran medeniyetçe çok geri seviyede idiler. Akrabalık üzerine kurulan Uruglar’dan müteşekkil olarak Ur lakaplı reislerin idaresinde yaşıyorlardı. Kan davası yüzünden bu Uruglar yekdiğeriyle sürekli kavgalar yapıyorlardı. Bununla beraber maden işlemeyi, usulü aşari üzere saymayı biliyorlardı. Alışverişin de iptidai seviyesine varmışlardı. At manasına gelen (lo) ve eyer manasına gelen (nyereg) sözlerinin tanıklığına göre daha buradaki yurtlarında ata binmeyi öğrenmişlerdi. Macarlar Ural eteklerine doğru açıldıkça Altay Türkleri’nden olan Bulgarlar’la temasa geldiler ve diğer Ugurlar’dan büsbütün ayrılarak Bulgarlar’la birlikte Kafkasya’da Kuba’nın aşağı mecrasına gelip yerleştiler. Artık Macarlar Bulgar Türklerine yeni bir kaile olarak bağlanmışlardı. Bulgarlar bütün diğer Türk halklarında mutat kuvvetli askeri teşkilata sahip olmakla beraber sevil meslekleriyle de meşgul oluyorlar ve medeniyetin yüksek seviyesinde bulunuyorlardı. Ugur devrinde ancak avcılık ve balıkçılıkla parazitik bir hayat süren Macarlar hayvan yetiştirmeyi, çiftçiliği, bahçıvanlığı, üzümcülüğü, sanayiin birçok şubelerini Bulgar Türkleri’nden öğrendiler. Macar dilinin Bulgar Türk sözleri medeniyetin her şubesine şümullü yeni bir değişmenin şahididirler. Bu

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 259)

eski ariyet Türk sözlerini Budenz eski Çuvaş ariyet sözleri sanmıştı. Zira yaşayan Türk dilleri arasında bunlar en çok Çuvaşçaya benzerler. Fakat Volga ve tuna Bulgarları’ndan kalan Türk sözleri ve Volga Bulgarları’ndan Mordvin ve Çeremis ve Permi dillerine geçen sözler Çuvaş dili fonetiğine göredir. Bundan dolayı Çuvaşlar’ın eski Bulgarlar’ın ahfadı olduğu ve bugünkü Çuvaşçanın eski Bulgar Türkçesinde tekamül ettiği kanaati hâsıl oldu.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 260)

Bulgar Türkleri (r) li bir Türkçe konuşuyorlardı ve Oğur Türklerine’ne mensup bulunuyorlardı. Miladın 460 ıncı senesinde Şarki Türkistan’da yaşayan Savir Türkleri Congariya’yı aşarak Sibirya’ya girdiler ve Oğur Türk kabileleri üzerine yürüyerek (Sarı Ogur ve Onogurlar’a) onları güney batıya doğru çekilmeye mecbur ettiler. Oğur kabileleri macarlar’la birlikte Koban civarına indiler. Sibirya’ya da adlarını veren bu Sabir Türkleri (z) li bir Türkçe konuşuyorlardı. Sabirliler altınca asrı başlarında garbi Sibirya’dan Kafkasya’ya Oğurların arkasından göçtüler. 510-520 den itibaren her üç halk: Bari, Onogur, Macar Kafkasya’nın kuzeyindeki Koban civarındadır. O sırada ogurlar’dan diğer tabirle Bulgarlar’dan olan Oturgur ve Kuturgurlar Kadanezi kuzeyinde bulunuyorlardı. Kafkasya’daki yurtta hegemonyanın Onugur veya Sabirler’de olduğu hakkında açık malumat yoktur. Sabirler de Bulgarlar gibi medeni ve kuvvetli askeri teşkilata malik bir Türk kavmi idi. Bizans ve Araplar birçok silahları ve muhasara makinelerini Sabir Türkleri’nden öğrenmişlerdir. Sabirliler’in ve Onugorlar’ın mühim bir kısmı Macarlar’a karışarak Macarlığı teşkil eden unsurlardan olmuşlar ve Macarlar arasında iki dil (Finceye benziyen dil ve türkçe konuşulmuştur. Macarlar Kafkasya’nın şimalinde Kuban civarında 300 sene yaşarken bugünkü ırki vasıflarını kazanmışlardır. Macarlığın anası Finn – Ugur fakat babası Türk’tür. Macarlar’ın Medeniyet sahasında Türklük’le ihtilattan ettikleri kazancı göstermek için Macar- Bulgar devrinde öğrendikleri yeni söz hazinesini gözden geçirelim:

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 260)

Macar – Bulgar devri avcılık sözleri:

Tör. Tögür, tor (kuş avlamaya mahsus ağ)

Keselyü: Köçeleğ, koçalak, güçügen, küçügüt bir çeşit yırtıcı kuş. Akbaba.

Ölyv: İleg, eliye, elei, elie (çaylak). Accipiter milvus Falco milvus.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 260)

Turul: Tuğrul, turgul, tuğri (bir çeşit doğan yahut kartal).

Cege: Süke, Sügen (balık tutmak çini bir nevi sepet)

Gyalom: Cılım, yılım, ilim (Sürütme ağı balık tutmak için.)

Tük: obida yetişen bir balık adı. Tok

Köpü; Kopag (Eski çuvaşçada), köpek. Av köpeğidir. Osmanlıca, kırımca ve eski çuvaşça lehçelerinden başkasında malum değildir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 261)

Macar – Bulgar Devri hayvan yetiştirme sözleri

Artany: artan, arlan (husyesi çıkarılmış hayvan)

Bika: boğa

Boryu: Buzağı

Disznô: cisnag eski çuvaş şekli (Domuz)

Gyapju: yapağı.

Gyeplo; ciplik, iplik (at dizgini)

İrô: ayran

Kantar: kantar, kantarma (lücam)

Kecske: keçi

Kos: Koç.

Köpü köpü, göbü (yayık).

Ollô: Oğlak

Ol: ağıl.

Ökür: Öküz

Sajt: Cığıt (peynir)

Szür: (-ke: suru (kül rengi) at için.

Serte: şirte, şirke (yaban domuzu)

Tengely: dingil

Teve: deve

Tino: tınag, dana

Toklyô: toklu.

Tuluk: turuk?, tuğul (iki yaşında öküz)

Turô: tareh, torak? (tulum peyniri)

Tyuk: tağuk, tavuk.

Üno: ineg, inek

Ürü: İrig, ürü, irik, irge (burulmuş koç deve, koyun)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 261)

Macar – Bulgar devri ekincilik sözleri:

Arok; ark, irva iska ile ilişikli

Arpa; arpa.

Borsô: burçak.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 261)

Buza: buğday

Dara: tarıg, darı

Eke: eski çuvaş ekeg, bugünkü çuvaş aga; sapa8n manasına Ekmek, ikmek ile ilişikli.

Ocsu: oçav (yulaf zarı).

Ör (ül): evir (öğütmek)

Kendir; kendir.

Keve; kübe, kiben, keben (Yığın). Sarlô: surla çuvaşçada orak.

Szerü: sürüg, yüzük (ekin halkası) türkçe yüzük kelimesi diğer bir devirde asıl yüzük manasına daha eskiden alınmış ve müstakil gyürü şeklinde kalmıştır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 262)

Szôr: ekin savurmak.

Torma: turma, turp

Tarlô: tarla.

Macar – Bulgar devri aygıtlar v.s.:

Acs : ağaççı. Yağaşçı (dülger)

Balta: balta

Bölçsö: beşik.

Borit: bur-, burumak, bürümek.

Gyertya: carta, yarta, yartma, yarıtma, (mum, meşale).

Gyart: caratmak, yaratmak (imal etmek.)

Karô: kazık. Kapu: kapu, kapug

Kut: kudu, kuyu.

Szapu: Sapag, saba (ağaçtan yahut ağaç kabuğundan hazırlanmış kap, ölçek).

Sizrony; sırım.

Seper: süpürmek

Seprö: süpürge.

Szaru-fa. Sırık. Sorug

Szek: seki.

Şator: çadır (belki de eski irani söz)

Teknö: tekeneg, tagana, tegene,tekne

Tür. Türmek, dürmek.

Macar – Bulgar devri meyvacılık

Alma. Elma, alma,

Bor: bor (şarap).

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 262)

Csiger. Çakır, çağır, çager.

Gyümülcs: yemiş.

Sörte: kürtme, (armut)

Szöllü: yilek, yiğlek, yestek, çilek (macarcada bugün üzüm)

Szür: süzmek

Söprö: çöpreg, çüpre, şöbrö (maya)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 263)

Macar – Bulgar devri giyim sözleri:

Barsony: eski manası ipek. İrani kelime barçin

Csalan: çalaga çuvaşça ısırgan otu.

Gyöngy: inci

Gyüszü: yüksük, yüsük.

Ködmen: kidmen

Köpünyeg: köpenek, kepenek.

Kender: kendir (daha evvelce geçti.)

Orsô: urçuk.

Ölt, öltüz: iltmek (geyinmek) Saru. Çarıg, çarık.

Szücs: söiiç, yöyçi (kürk diken)

Tilô: tılıg (kendir kıran alet)

Tükör: tögör çuvaşçada ayna. Tögerek, tögürük yuvarlak kurs

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 263)

Macar – Bulgar mutfak sözleri:

Bors: burç, biber.

Gyur: yuğurmak.

Kölyü; keleg, kileg kile (Dibek.)

Komlô: Kumlag (şerbetçi otu.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 263)

Macar – Bulgar devri aile sözleri:

İker: ekiz.

Kelengye: kelindik, kelindik (gelinlik).

Macar – Bulgar devri içtimai hayat sözleri:

Al: al (Hile askeri hile)

Beke; Macarca sulh, bekik, bekit, araları bekiktir.

Erö: erk (kuvvet).

Glüy, cığılmak, yığılmak

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 263)

Gyava: caba, yaba.

Harang: haranga (moğolcada une grande cymbale d’airain, Huran (Çuvaşçada kazan manasına gelir) Türkçe karşılığı kazan. Macarcada ana farkiyle çan.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 264)

Sereğ; çerik.

Tömeny, tümen, umen (on bin)

Macar – Bulgar devri sayı, yazı, resim sözleri.

İr: yazmak.

Kep: macarcada tasvir ve gibi, Kep, kebit (şekil) kepke (Örnek) kibek, köpük.

Kek. Kök, gök.

Sarga; Sarıg, sarı.

Szür (-ke); suru (kül rengi).

Szam: sam, sn (adet).

Tömeny, tümen, on bin (daha evvel geçti.)

Macar-Bulgar devri hukuk sözleri.

Bakô: macarcada cellât. Bakavul, bukavul.

Bilincs; bilekçe (bileğe vurulan zencir)

Barom; barım (mülk, zenginlik.)

Belyeg; şimdi pul ve işaret. Bilik, bilgi.

Kölcsön: ariyet ve istikraz mukabili, Yalnız çuvaşçada ve mongolcada vardır. Kivzen; çuvaş şekli. Külüsün: moğolca şekli.

Szatocs: satıcı.

Törveny; töre.

Tanu: tanık (Şahit.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 264)

Macar – Bulgar devri dini sözler.

Baj. Bağı, bağ. Macarca manası (sihri, cazip)

Bölcs: hekim, alim, aslında büyücü (sihirbaz)

Bü: büğü (sihir).

Orvoş;arbışçı (sihirbaz) takip.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 264)

Macarlar bu suretle altıncı asırdan dokuzuncu asra kadar esaslı surette Türkleşerek sıra ile Bulgar – onugur (on kabile) Samir ve batı Trük devletini teşkile den müttefik unsurlardan biri oldular. Macarlar’ın Lâtinler’deki Ungri, Almanlar’daki Ungar, Fransızlar’daki Hongrois ve Ruslar’daki Venger adları türkçe ONOGUR’dan

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 264)

bozmadır. Macarlar’ın daha Ural’daki yurtlarında Onogur Türkleriyle temas ettiklerini daha evvelce zikretmiştik. Macarların Ungar adı Macar bilgini Zsirai Mikloş’a göre Slâvların tavassutiyle daha o zaman batıya yayılmış bulunuyordu.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 265)

Kuban’da oturan Bulgar ve Macar Sabir kavimlerinin bir kısmı batıya, bir kısmı kuzeye bir kısmı güneye hicret ediyor. Kuzeye, Kama’ya doğru olan göçün tarihi belli değildir. Bu göçü Bulgar ve Macarların birlikte yaptıkları zannolunuyor. Başkırdıstan’daki başkırt (beş+ogur+d deminitifiki Macar dilinin hususiyetlerinden) Yeney ve yurmati kabilelerinin Macaristan’daki Yenö ve Gyarmat kabile Gyula’da bunu kabul etmiştir. Moğol istilasından evvel Kama ve idi. Yalnız kabile adları değil bizzat Macar adı da buralarda yaşamıştır. Tambof, Tverh, Kazan ve Simbirsk vilayetlerinde Mojar, Mojarofka, Majarofci yer adları gösterilmiştir. Rus salnamelerine göre (Kazanski Letyopis) on altını asra kadar bu havalide Mojeryam’lar rol oynuyorlar. Şu halde Moğol istilasından az evvel şarkta bıraktıkları kardeşlerini aramak için Kama civarına giden Macar rahiplerinin onları bulduklarına dair bıraktıkları inanmak lazımdır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 265)

Konstantinus Macarlar’ın bir kısmına hakiki Sabarlar diyor. Bunlar Kafkasya’nın güneyine göç ediyorlar

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 265)

Kuban’dan batıya göç eden Onogurlar’ın sonradan Tuna’daki Bulgar devletini teşkil ettiklerini biliyoruz. Onugurlar. Sabirler ve Gök Türk devletinin hakim unsuru Kazarları teşkil etmiştir. (4-Kaarlar’ın serpik dil yadigarlılar tetkik edilirse bu devlet içinde (r) li ve (z) il iki Türk lehçesi konuşulduğu görülür.) Macar oymakları da dokuzuncu asra kadar Türk devletinin Kazar kolunu teşkil dene unsurlardan biridir. Macarlar’ın milli inkişafı bakımından bu türk devletine bağlılık çağı fevkalâde mühimdir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 265)

Hazar hakanı harp zamanlarında onlara Kendi, yahut Kende ünvanlı bir kumandan nasbederdi. Bunun yanında ayrıca Gyula unvanlı reisleri de bulunurdu. Macarlar daha sonraları işlerine çok yarıyacak olan Türk usulü harbini bu sırada öğrendiler. Orhun tipindeki Türk yazısını bu sırada elde etmeleri Türk medeniyetini tamamiyle benimsediklerine delildir. Batıya doğru yürüyecek olan Macarlar

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 265)

artık sayisi teşekkülleri ve medeniyetleri itibariyle tamamen Türk olmuşlardı. Devamlı karışma neticesinde ırk itibariyle de evvelkine nazaran büsbütün değişmişlerdi. Türk devleti sukut ettikten sora dokuzuncu asır ortalarına doğru Hazar hakanının nüfuzu eksildi. Macarlar oymakların birliği üçerine kurulan müstakil bir devleti kurdular ve oymakların başına en zengin bir kabile reisi olan Macarı seçtiler. (5-Bizans kaynaklarına göre yedinci asırda Kuban’da Onugur piskoposluğu teşekkül ediyor. 527 de Muageris adlı kıral Kadadeniz sahilinde bugünkü Kertçe hıristiyan olan kardeşi Gordas’ı (ogurda) öldürttü. Nemeth sahife 167.) Bu vesika tarihte Macar adının ilk geçişidir. Fakat daha Ural’daki yurtlarında Mecer kabilesinin bulunduğuna delalet eden izlere göre Macarlar milli adlarını zikri geçen kıraldan almamışlardır. Türkler de oymak adlarının has isim olarak kullanıldığı ek çok görülmektedir. (Bakınız; Nemeth s. 167) Kostantinos Prophirogennitus 950 sıralarında yazdığı (Devlet İdaresi Usulleri) adlı eserinde yedi (haddi zatında sekiz) Macar oymağının adlarını ebedileştirmektedir. Bu yedi oymağın listesi şu şekildedir:

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 266)

Mecer, yahut Macar (aslında Finn-Ugur. Fakat Binlerce sene Türkler’le karışma neticesinde Türkleşmiştir.)

Neyk. Hudutlarda karakol vazifesini gören kabile

Kürt Cyarmat (Aslında iki oymaktan mürekkeptir. Kürt: Yenisey havalisinde bir Türk kabilesinin de adıdır. Kürt, kürtün türçede kar yığını manasına gelmektedir. Bu tarz ad veriş Türk ad verme örneklerine uygundur. Macarlar’ın pek çok zaman sonra bugünkü yurtlarında kullandıkları yazılarının Yenisey yazıları ile aynı tipte olduğu da tesbit edilmiştir (Nemeth Cyarmat sözünü de Türkçe yormatı – yorulmaz ile izah etmekte ve Cengiz’in kumandanlarından birinin Yurmat Bey adlı olduğunu ilave eylemektedir.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 266)

5-Taryan. (Türkçede Tarhan ünvanını kaidevi karşılığıdır. Eski Türk devrinde naibi kırali Moğollar devrinde asilzade demektir. Bu ünvana Hunlar’da da rastgelinir. Bakınız. Nemeth 256.)

6-Yenö. (Türkçe Inak mukabilidir. Mutemet , dost demektir. Macar fonetiğinde kelime sonundaki (k), (g) ler düşerek uzun bir sadalıya kaybolmaktadır.

7-Ker (ker türçede dev cüsseli demektir. Ker balık – Balina, ker kuş – çocukları kaldıran büyük kuş, ker yılan. Girey: bir başkırt kabilesi. Giray Kırım hanları Nemeth 266).

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 266)

8-Kesi yahut kesu (Türkçe karşılığınını kaidevi keseg olması lazım. Kesek ise parça demektir. Nemeth 271).

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 267)

Lebedya’da ve Etelköz’de:

Bu sekiz (Kürt-gyarmat bir sayılırsa yedi) Macar oymağı batıya doğru hareket etmezden evvel Konstantinos’a göre Hazarlardan olan Kabarlar idareyi ellerine almak için vatandaş harbi açtılar. Yenilince bir kısmı öldürüldü. Diğer kısmı kaçarak Türkler (burada Macarlar kastolunuyor) ile Peçenekler memleketine yerleştiler. Dostluk peydah ettiler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 267)

Kabar sözünün türkçede asi manasına geldiği ilk defa Vamberi tarafından ileri sürülmüş ve bu diğer türkoloğlar tarafından kabul edilmiştir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 267)

Harpte Kabarlar en önde bulunurlardı. Çünkü Türk töresi, devlete en son iltihak edenlerin tehlikeye siper edilmesini amirdi. Konstantinos’a göre Kabarlar Macarlar’a Hazarlar’ın dilini, onlar da kendi dillerini öğrettiler. Bizans imparatorunun bu ifadesi Sent İştvan zamanına kadar Macarlar arasında türkçenin geniş ölçüde yayıldığını göstermekte ve 11-12 inci asırlarda dahi birçok ismihasların hem türk, hem Macar şeklinin kullanılması bunu teyit etmektedir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 267)

Kazar hemegonyasından sıyrılan birleşik Macar oymakları Don ve Dnyeper arasındaki Lebedya’ya yerleşiyorlar. Dnyeper o sıralarda Arabistan’da İskandinavya’ya giden ticaret yoludur. Macarlar geçen kervanlardan vergi alıyor ve İslavları esir olarak satıyorlar. Doğuyla temas neticesi silah teknikleri ilerliyor. Macarlar Lebedya steplerinde 889 senesine kadar kaldılar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 267)

Dokuzuncu asır sonlarına Peçenek Türkleri Volga’yı geçerek Macarlar’a hücum ediyorlar. Peçenek Türkleri’ni Uzlar, yahut Kunlar göçe mecbur ediyorlar. Macarlar Dnyester ve Prut arasındaki Etelgöz’e (İdil arası) göçediyorlar Burada kendilerini düşmana karşı daha iyi korumak ve süvari bir millet olmak itibariyle kârlı akınlar yapabilmek için en kuvvetli kabile reisi olan Almoş’ın oğlu Arpad’ı Hazarlar’ın adet ve töresi veçhile kalkanları üstüne kaldırarak bengülük hükümdar seçtiler. Kıral Bela’nın adsız kronikacısına göre bu merasimde Arpad’a kendileri ve kendilerinden sonra gelecek olan torunları namına sadakat yemini ederek anlarını bir kâseye damlattılar. Ek diğerinin kanını içkiye damlatarak içmek

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 267)

suretiyle sun’i surette kardeş olanlar arasında kan davası kalktı. Oymaklar arasındaki davaları Karhas, yahut Horka ünvanlı bir hakim ayırt eder oldu.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 268)

Macarlar Etelköz’de iken batıdaki devletlerin harp işlerine karışmağa başladılar. İçlerinden bir kısmı Alman kıralı arnluf’ın müttefiki sıfatiyle Morva seferine iştirak ettikleri zaman bugünkü yurtlarını ilk defa gördüler. Bizans'’n müttefiki sıfatiyle Bulgar kıralı Simeon'd’ hücum ettiler. Fakat Macar ordusu Büyük Morva ülkesinde akında iken kuzeyden Pezenek ve güneyden Bulgarlar’ın müttefik orduları Etelköz’deki yurtlarını baskınla aldılar. Ahaliyi kırdılar. Kaçabilen Macarlar’ın küllisi (Takriben 200.000) kişi) 896 senesinde Vreckei derbendinden ve diğer derbentlerden geçerek bugünkü Macaristan’a göç ettiler. Kendilerinden evvel gelen akrabaları Hunlar gibi önce Tisa boyuna yerleştiler. Ordana batı ve güneybatı istikametinde akınlara başladılar. Birkaç sene sonra içlerinden kuvvetli oymaklar yaşayış şartlarına ve müdafaaya ve yeni akınlara daha uygun olduğu için Tuna’nın öbür tarafındaki tepelik sahlara gelip yerleştiler. (6- Constantinus Porphyrogenisut; “Devlet idaresinden” adlı eserinden. 38 inci Kısım: Türk milleti eskiden kendine Chazaristan yakınında yurt edinmişti. Bu yere Lebedia deniyordu ve bu isim. İlk vaydaları Lebedias’ın ismine izafeten verilmişti. Ondan sonra gelenlere de unvan olarak Vayda dendi. O devirlerde onlara Türk denmiyordu. Herhangi bi sebep dolayısiyle hakiki – Sabart’lar adını haizdiler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 268)

Ve Türkler 7 Kabileden müteşekkildi. Ne kendileri içinden ve ne de hariçten bir hükümdar tanımıyorlardı. Vaydalar’ın içinde evvelce adı geçen Lebedias en ileri gelen birici Vayda idi.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 268)

bunlar üç sene Hazarlarla beraber oturdular. Her muharebede onların müttefikleri idiler.

Hazar hükümdarı olan hakan, Vayda’yı asli aileden bir Hazar kadını ile evlendirdi. Lebedias kahramanlığı ile tanındığı ve şerefli bir kabileye mensup olduğu için bu kadından çoçuğu olması isteniyordu. Fakat Lebedias’ın bu Hazar kadından çocuğu olmadı.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 268)

Asli ve kahraman oldukları için Kangar adını alan, yukarda zikri geçen Peçenekler (Patzinak’lar) Hazarlar’a karşı harp açtılar, fakat onlara mağlup olunca kendi topraklarını bırakarak, Türkler’in topraklarını işgale mecbur oldular.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 268)

Turk’lar ile o zaman Kangar tesmiye olunan Peçenekler arasında savaş kopunca Türk’ler mağlup oldular ve ikiye bölündüler. Bir kısmı şarkta

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 268)

Fürs diyarında yerleti. Turkların eski adiyle onlara bugün de hakiki-Sabart’lar diyorlar.

İkinci kısım garba giderek birinci Vaydaları Lebedias idaresinde Atel-kuzu (İdil-arası) adlı yere gelip yere gelip yerleştiler. Butün ayni yer Peçenekler elinde bulunuyor.

Biraz sonra Chazaria hükümdarı olan hakan, Türkler’e birinci Vaydalarını kayıkla göndermeleri için haber gönderdi.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 268)

Lebeddias Chazaria hakanını yanına bu suretle gidince, niçin çağırıldığını sordu.

Hakan ona dedi ki; çağırtmanın sebebi şudur: Asil, akıllı ve türkler arasında en ileri gelen adamsın. Sen milletinin hükümdarı yapmak istiyorum. Bizim sözümüze, töremize itaat et.

hakan’a cevap vererek dedi ki: “Hakkımdaki teveccüh ve gösterilen imtiyazı takdirle huzurunda şükranımı arzediyorum.”

Fakat hükümdarlık elimden gelmediği için deruhte edemeyeceğim. Benden başka (hükümdarlık lâyık) Salmış (Salmutz) adlı diğer bir Vayda ve onun Arpad adlı bir oğlu vardır.

Daha iyisi bunların içinden ister Salmış, ister Arpad hükümdar olsun ve sizi tanısın.

Bu sözler hakanını hoşuna gittiği için, yanına adanlar katarak birlikte Türk’ların yanına gönderdi. Müzakere neticesinde Turk’lar pederi Salmiş’tan ziyade gerek aklı, gerek meşveret, gerek kahramanlıkta temayüz dene oğlu Arpad’ı hükümdarlığa layık gördüler.

Ve onu (Arpad’ı) Hazarlar’ın adetleri ve töresi mucibinde kalkan üstünde kaldırarak Hükümdar yatılar. Bu Arpad’dan evvel Turk’ların (=Macarların) hükümdarı daha hiç olmamıştı.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 268)

Bu zamandan itibaren bugüne kadar Turkia (Tourkias) hükümdarları Arpad neslinden gelir.

Bir müddet sonra Peçenekler Turk’ların üzerine Saldırarak, hükümdarları Arpad’la birlikte yurtlarından kovdular. Yurt arıyan Turk’lar Büyük Moravia’ya gelerek oranın ahalisinin yerlerinden kovdular ve kendileri yerleştiler. Bu Türkler bugüne kadar orada oturmaktadırlar.

Ondan sonra Turk’lar Peçenekler’le bir daha harbetmediler.

Turk’ların yukarıda zikri geçen ve şarkta Fürs diyarına yerleşen kabilesini ziyaret için garptaki Turk’lar bugüne kadar heyetler gönderdiler. Onlardan da cevaplar aldılar.

Vaktiyle Turk’ların ikamet ettiği Peçenek yurdu oradaki nehir adlariyle anılır. Bu nehirler şunlardır; birinci nehir Baruch; ikinci nehir Kuba; üçüncü nehir Trull; dördüncü nehir Brut; beşinci nehir Seret.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 269)

Macar – Türk kardeşliğinin Macar efsanelerinde aksedişi Kun Lazslô’nun saray papası olan Kezai Şimon şu hikâyeyi nakletmektedir; Hunor ve Magor (Macar) Maeotis Azak denizi bataklıklarından çıkarak İstepte Belar (Bulgar) oğullarının erkeksiz eğlenen kadınları üzerine yürüdüler. Bunların arasında Alanlar’ın hükümdarı Dula’nın da kızları vardı. İlerinden bir tanesiyle Hunor, diğeriyle

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 269)

Magor evlendi. Birinci izdivaçtan Hunlar, ikinci izdivaçtan Macarlar üredi.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 270)

Bu efsaneye göre Macarlar vaktiyle Kafkasya şimalinde Bulgar Türkleri’yle ihtilat etmiş oluyorlar ki tarih ilminin diğer yollarla vardığı netice de gördüğümüz veçhile bunu teyit etmektedir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 270)

Çok eski ve halen kaybolan bir milli kronikaya müstenit anonimus kronikasında ise Macarlar’ın ilk hükümdarı olan Arpad’ın dünyanın kamçısı olan Attila’nın ahfadından olduğu mukayyettir. Bu Macar milleti arasında Hun- Macar akrabalığı haberinin an’ane halinde yaşadığını göstermektir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 270)

Macarlar’ın Türk adı:

Bu meseleye prof. Nemeth “Yurt Kuran Macralıın teşekkülü” adlı eserinde şu suretle temas ediyor:

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 270)

Arap (Acem) ve Bizans kaynakları Macarlar’a Türk diyorlar: pek sarih olmakla beraber bunlardan daha evvel Macarlar’ın Türk tesmiye edildiklerine müteallik bir haber mevcuttur. Bu haber Choren’li Mozes’e attir. Macarlar’ın eski tarihi bakımından fevkalade mühim olan bu haber şu şekildedir:

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 270)

Korx dağlarından bir nehir çıkar. Psychors adını taşıyan bu nehir Bosporus ile Zikum (Zixwon) sahası arasındadır. Üzerinde Nikops şehri vardı. Tük ve Bulgar halkları onun kuzeyinde bulunur ve oradaki nehirlere göre ad almışlardır. Kupi Bulkar, Duçi Bulkar, Hicret eden olxontor Bulkar, Cdar Bulkar...(*Coğrafya, Asiya Sarmatyası’nın tasviri bahsi.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 270)

Bu habere göre Zichler’in yurdunun şimalinde yani aşağı Kuban civarında (Macarlar’ın Kafkasya’daki yurtlarının olduğu yerde) Türkler ve Bulgarlar oturuyorlar. Burada türk adı Kazarlar’a taallük edemez. Zira Bu kaynak Kazarlar’dan ayrıca adlariyle bahsediyor. Türk namı altında burada muhakkak Macarlar kastedilmiştir. Macarlar’ın Türk adı ile defa bu suretle VI-VII asırlardaki ermeni kaynaklarında bulunuyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 270)

Müslüman yazıcılar arasında ibni Rusta, Gardizi ve Albakri’nin müşterek ibare parçaları arasında Macarlar’ın Türk olduğu ilk defa açık olarak zikredilmektedir. İbni Rusta’da şu şekil kalmıştır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 270)

Macarlar Türk ırkındadır. Gardizi’de ibare bozukluğu olmakla beraber aynı şekildedir. İbni Fadlan (921-22) birkaç defa Başkırdistan’lı Macarlar’a Mes’udi ise Pontus civarındakilere Türk diyor. Birçok Arap kaynağı Macarlar’a doğrudan doğruya Türk diyor. 850 den evvel yanlış olarak Mes’udi’ye izafe olunan ve esasen El’bekri’ye ait olan Kitabülâcayip adlı eserde saklanan fıkralar bu cümledendir. Bu habere göre; tuna Bulgarları (Burcanlar) Puta taparlar. Tuna Bulgarları Bizanslılar, İslavlar, hazarlar ve Türkler’le harbetmektedirler. Buradaki Türkler ancak Macarlar olabilirler. Mes’udi Macarlar’ın Türk ırkından olduklarını zikrettikten sonra bu Türkler Kostantiniye’den İspanya’ya kadar akın dereler diyor... Burada Türkler tabiri ancak Macarlar’a taallük edebilir. Mes’udi diğer bir yerde Praga’dan bahsederken: bu İslav kıralına (memleketine) Türkler’in (Macarlar’ın) memleketi en yakındır diyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 271)

İbrahim dini Yakup da X. Uncu asır ikinci yarısının başlarında Macarlar’a Türk diyor. Bu haber Slavlar’la da alâkadardır. Aynen şu ibare mevcuttur;

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 271)

Praga’dan Krakkoya kadar uzanan İslav memleketi Etrak memleketi ile hem huduttur.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 271)

Muhtar ibni Tahir ül’Makdisi de X. Uncu asır ortasında yazdığı tarihi eserinde; Türkler Endülüs’e karşı akın ettiler. Oradaki Araplar bunların içinden birkaçını yakaladılar. Dillerini kimse anlıyamadı. Buradaki Türkler’den maksat ta şüphesiz Macarlar’dır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 271)

Bizans kaynakları arasında başta İmparator hekim Leo (886-912) Macarlar’a Taktikak adlı eserinin on sekizinci kısmında Türk diyor. Oğlu Costantinos Prophyrogennetos ve ondan sonra gelen bir sürü Bizans yazıcısı da ayni şeyi tekrar ediyorlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 271)

Garplı yazıcılar arasında Bizans’ta bulunan Liudpranda da iki defa Macarlar’a Turk diyor. Daha sonra göreceğimiz veçhiyle Türkiye hükümdarı sözü Macar tacının Bizanslılar tarafından eklenen kısmında da geçer. Nemeth Türk adının Macarlar’a Türk (Gök Türk) istilasi ve Türk – Hazar- Macar rabıtası dolayısiyle geçtiğine kanidir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 271)

Yurt kurma sıralarında Macarlar’da hakim unsur Türk olduğu ve finceye benzeyen Macarca’da hakim unsur Türk olduğu ve finceye benzeyen macarca yanında Türkçe konuşulduğu, yaşayış tarzı, medeniyeti ve devlet teşkilatı Türk damgasını taşıdığı için onların Türk adiyle tanınmaları gayet tabiidir. Türkçenin sonradan yerini

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 271)

büsbütün bir Finn-Ugur lehçesine terkedişini Türk tarihinin umumi seyriyle izah mümkündür. Bulgar türkleri de hakim vaziyette oldukları halde dillerini unuttular. Selçuk Türkler de varlıklarına tanıklık eden abidelerinde arapça, acemce kullandılar. Osmanlı padişahları içinde arapçayı resmi dil yapmak istiyen oldu. İdari maksatlar veya şuursuzluk tesiriyle Türkler’in kendi dillerin ihmal ettikleri ve bu yüzden yabanı unsurlar arasında silinip gittikleri görülmektedir. Aynı hal Macar tarihinde de görülmektedir. Macarlığın nüvesini teşkil eden Mecer kabilesi kendi lehçesini peyderpey iltihak eden Türk oymaklarına kabul ettirmiş. Unogur ve Türk bir müddet milli ad olarak kullanıldıktan sonra yerini Macar sözü tutmuştur.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 272)

Macarlar’ın bugünkü yurtlarına yerleşmeleri ve akınlar:

Acaba Macarlar bugünkü yurtlarını işgal ettikleri zaman orada hangi kavimler bulunuyordu.? Mukayeseli Türk ve İslav lisaniyeti bu suale oldukça açık cevap verebilmektedir. Yer, nehir, dağ ve saireye müteallik coğrafi adlarının tanıklığı ve bunları teyit eden tarih vesikalarına göre Büyük Muhacereti akvamdan sonra buralara en son gelip yerleşen halklar Bulgar türkleri idi. Avarlar 550 de Avrupa’yı istila ettikleri sırada Bulgar kabilelerinden biri olan Kuturguları da birlikte Macaristan’a götürüyorlar. Avar devrindeki arkeolojik buluntuların ikiliğinin bu izah ediyor. Avar eserlerinde taze şarklılık, Kutrugur eserinde ise Bizans tesiri hissedilmektedir. (Algöldi’nin tesbiti). Mâlum olduğu üzere Avar devletin, Roma İmparatorluğu’nu yeniden kuran Şarlman dağıttı. Fakat ölümü üzerine devletinin şark ucu tedrici bir tarzda Orta Avrupa’yı kaplayan İslav denizinin dalgaları tarafından istilaya uğradı. Morva ülkesinde İslavlar bir devlet kurdular. Svatopluluk devrinde bu İslav devletine Çeh ülkesi, Küçük Karpatlar ile Grama nehri arasındaki saha giriyordu.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 272)

Terençen ve Nyitra yöresine Macarlar gelmezden evvel Totlar, Garamda Jermen ve Kvad kabileleri ve İllir dilini konuşan insanlar yerleşmiş bulunuyordu. Raba, Balatön ve Darva arasında hıristiyan Sloven devleti kurulmak üzere idi. Tuna’nın öbür tarafında şamilde Bavyeralılar’ın Göyür, Şopron; moşon hattı üzerinde ise Avar kalıntılarının bulunması muhtemeldir. Mura arasında eski Slovençe, Barany’da Bulgar tükçesi ve Balato’nun cenubunda yeni Latin dili konuşan halkların bulunduğu gösterilmiştir. Tuna Tisa arasında ve Sezeremşeg’de Balkan’da gözeden cenup Salvaları’nın seyrek kolonileri

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 272)

yerleşmişlerdi. Tisa’nın beri tarafında ve Erdil’de İslavlaşan batı Bulgarları’nın seyrek kolonilerine tesadüf olunuyordu. Bu havalide beşinci asırdan itibaren Macarlar’ın gelişine kadar dağınık dahi olsa Türk kavimlerinin sürekli bir surette yerleşmiş bulunmaları mühim bir hadisedir. Maroş, Temeş, Samos nehri adlarının türk telaffuzuna uygun oluşu ve Karaşo, Küküllö (Gögem, Kukel) ırmak adlarının ve Gyula (Yula) Gyecsa (reis: Yeg idi. Orhun’da.) Karoldu (kara as, Kakım), Saroltu (Beyaz “Sarı” as Kakım) adlarının Bulgar türkçesinden oluşu bunu kat’i surette göstermektedir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 273)

Bu havali ahalisinin Macarlar’ın gelişinden yüz sene sonra da Türkçe konuştukları vesikaların tanıklığı ile sabittir. Yeni yurtta İslav tesirine karşı devamlı Türk tesir ki muvazeniyi temin ediyordu. Dağınık Türk unsuru kendilerine yabancı olmayan Macarlar’la kolayca birleştiler. Baltık denizinden Balkan dağlarına kadar Grad tabir olunan toprak kaleler etrafında toplanarak oymak reislerinin idaresinde devlet kuramadan yaşayan İslavlar’da mukavemet gösteremediler. Svatopluk’un Büyük Morva devleti de şahsı ile kaimdi. 894 de ölümünden sonra oğulları tahtı paylaşamadıklarından bu devlet çabucak münkariz oldu. İslavların kapgahına sokulan Macarlar yeni teşekkül etmek üzere olan kuvvetleri dağıttılar. Diğer taraftan Şarlman’dan sonra kuvvet bulan ve doğuya sarkmak isteyen Almanlar’ın da önlerine set çektiler. Avrupa daha sonraları doğu ve güneyden gelen Moğol ve Türk istilasına karşı yine damarlarında Türk kanını taşıyan Macarları siper etti.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 273)

Macarlar, idarelerine tabi İslavlar’ı tarlalarında çalıştırdılar. Bu zamanlarda Macar diline İslavcadan devlet ve kilise tabiriyle küçük san’atlara ati birçok söz geçti.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 273)

Yurt kuran Macarlar’ın âdetleri:

Macarlar arasında kız kaçırma ve kızın babasına kalın vererek satın alma adet cari idi. Acem Gardezi’nin 1052 sıralarında yazdığı eserinde bu hususta tafsilat vardır. Kalın: atlardan yahut değerli kürklerden ibarettir. Peder, ailesi üzerine mutlak hakimdir. Aile efradından birini ölümle cezalandırsa mes’ul olmaz. İsterse onları terhin eder. Peredin günahı için bütün aile efradı ceza görür. Bu gibiler aile reisiyle birlikte esir olarak satılırlar. Dinleri umumiyetle Türk kavimlerinde cari olduğu veçhile atalara hürmettir. Onların Türk kavimlerinde cari olduğu veçhile atalara hürmettir. Onların ruhlarını evde daima yanan ir ocak başında kurbanlar ve sadakalar

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 273)

sunmak suretiyle hoş tutarlar. Ölülerin öbür dünyada her istedikleri yanlarında olması için silahları ve atlariyle irlikte gömmek adeti cari idi. İleri gelenler gömülürken esirleri de öldürülerek mezara beraber konurdu. Definden sonra ziyafet verirlerdi. Macarlar hıristiyan olduktan sonra bu adetler hıristiyanlık zihniyetine uygun şekil aldı. Ölünün sevdiği rap atını artık mezarının başında süngülemediler. Bazen bir kiliseye hediye ettiler. Esir hizmetkârların birlikte öldürülmesi yerine azat edilmeleri mutat oldu. Bu azat edilenlere macarca torlo ve islavce duşnok (Duş-ruh) lar denirdi. Azad edilen bu insanlar senelik mahsullerinin bir kısmını kiliseye bağışlarlardı. Kilisede de karşılık olarak azat eden efendinin ruhuna dua okunurdu. Alışverişte hayvan derisi, kürk ve dana mübadele vasıtası idi.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 274)

Macarlar yeni yurtlarında eski yaşayış tarzlarını idame ettirdiler. Oymakların her biri müstakildi. Yalnız harp olduğu zaman bir reisin emri altında birleşiyorlardı. Peçenek tehdidi kalktıktan sonra batı ve cenuptaki zengin ülkelere akına başladılar. Kabileler kendi hesaplarına hareket ediyorlardı. Lel, Botond, Bluçu adlı kumandanlar ve akınlarda ün aldılar. Arpad’ın ahfadı nüfuzlarını kaybetmişlerdi. Arpad’dan sonra elen hükümdarların adlarını ve sırlarını tarih iyi kaydetmemiştir. Yerli kronikacılar Arpad’ın en küçük oğlu Zoltan ve onun oğlu Takşony’dan başka bir ad bilmedikleri halde Bizans imparatoru Konstantin Arpad’ın Yutoça adlı oğlunun oğlu Faliç’in Macar hükümdarı olduğunu ilave ediyor. Macar akıncıları Avrupa’ya bela oldular. İstanbul’dan Madrit’e, Atina’dan Hamburg’a, Kiev’den Paris’e kadar her sene akınlar yaptılar. Alpler’i atlariyle geçtiler. 918 de Brem’i, 924 te Paviya’yı kırk dört kilisesi ile birlikte yaktılar. 926 da bir sene zarfında cenubi Almanya’yı, Elsas Luteringiya’yı, Verdün ve Ardennler yöresini, Yukarı İtalya’yı yağma ettiler. Kiliselerde (Macarlar’ın okundan bizi kurtar Yarabbi) diye dua etmek adet oldu.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 274)

Macar akınlarının tazyikini en çok Bavyera hissetti. Şarlman’dan itibaren Alman devletinin doğu sınırlarını koruyan Groflik (Ostmark) ilk darmberde yıkılmış ve Macarlar’ın torağı Emese kadar genişlemişti. Kuvvetli Sas sülalesini kuran alman Kıralı Birinci Henrik 924 te senelik haraç vererek Macarlar’dan sulhü satınaldı. Bir taraftan da askeri hazırlıkta bulunarak her tarafa taş kaleler yaptırdı.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 274)

Türk usulü harbinden aldığı tecrübelere göre Alman ordusunun tabiye tarzını değiştirdi. Süvarilerin toplu harp nizamını tesis etti.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 274)

Macarlar ordularının hep hilelerine karşı tedbirler aldı. Dokuz sene sonra 993 te vermekte olduğu haracı kesince Macarlar Saksonya’ya akın ettiler. Fakat bu sefer Almanlar Merseburg’da akıncıları fena halde mağlubiyete uğrattılar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 275)

Macarlar Almanya’ya taarruzdan vazgeçtiler. Fakat yirmi sene sonra Henrik’in oğlu Otto’ya Alman prensleri siyan edince bunu fırsat bilerek yeniden ayaklandılar. Otto kuvvetli bir ordunun başında Augusburg’da büyük bir ordularını fena halde bozdu. (955). Kumandanları Bulçu, Lel ve arkadaşları tutsak olarak asıldılar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 275)

Arpad sülalesinden gelen hükümdar Geza (970-997) tehlikeyi gördü. Hıristiyan batı alemine bağlanmaya karar verdi. Esirler ve İslav tebaa hıristiyan oldukları için Macarlar’a hıristiyan adetleri büsbütün meçhul değildi. Macarlar’ı hıristiyanlığa davet için martirliğe susuyan rahipler de gelmeğe başladı.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 275)

Geza Almanlar’la barışmak için 973 te imparator Otto’ya 12 kişilik bir heyet gönderdi. Passau Piskoposu Piligrim’in gönderdiği bir papas Geza’yı ve oğlu Vayk’ı vaftiz etti. Vayk papasın mensup olduğu Passau kilisesinin hami martiri olan İştvan namını aldı. Geza oğlu İştvan’ı Bavyera pernisi Henrik’in kızı Gizella ile evlendirerek siyasi vaziyetini tahkim etti ve Alman – Roma İmparatoru ikinci Henrik’in de kaynı oldu. Macarlar’ın batıya bağlanışı bu suretle başladı.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 275)

Macarlar’ın usulü harbi türk usulü harbidir:

Macar sevkülceyşinin uzun müddet Avrupa’da mechul kalışı akıncıların muvaffak olmalarında mühim amil olmuştur. Muasır Bizans İmparatoru hekim Leo, Macarlar’ın dolayısiyle Türkler’in bu usülü harbini şu tarzda anlatıyor:

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 275)

XVIII inci Bölük:

22- (Macarlar’al harbetmek icap etse) askeri daha yukarda tarif ettiğim gibi mümkün olduğu kadar çok ok ve yay ile techiz et. Zira yay bilhassa Saracenler’e (Kunlar’a) ve Türkler’e karşı (Arpad halkına karşı) büyük ve müessir silahtır. Onlara karşı her türlü zafer ümidi ok atma üzerine kurulmuştur.

23- Zira bunların ok atmada mahir okçularına ve süvarilerine karış bizim askerimizin attığı oklar çok müessirdir ve düşmana çok zarar verir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 275)

Çok kıymet atfettikleri atları sürekli ok atma neticesinde kırılır ve savaşta at koşturmayı seven Saracenler’in cesareti tükenir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 276)

39-Askeri hareketler, yani ilerleme ve gerileme dönüşler düşman muvacehesinde yapılmamalı. Yan dönerek anları arkadan çevirmek lazımdır. Zira bazı milletler ezcümle Fürslar bazan harp nizamlarını bozmak istemedikleri için arkalarına geçtikleri düşmana karış koşaraka harbederken kolayca sırtlarını çevirirler. Düşman önünden gerileyerek çekilenler de kendilerini takip edenlere dönerek fazla cesaretle atılmamalıdırlar. Zira düşmanın muntazam harp nizamlarına rasgelerek mahvolabilirler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 276)

40- Bazı milletler ezcümle Türkler (Macarlar’ı kastediyor.) takipte çekilenler üstüne intizamsız surette saldırırlar. Çekilenler intizamı muhafaza ederlerse geri dönerek onları kolayca tepeleyebilirler.

42-türkler’e (Macarlar’a) gelince, sulh muahedesini bozan ve Trakya havalisine akın eden Bulgarlar’a karşı onları müttefik sıfatiyle kullandığımız sırada edindiğimiz esaslı tecrübelere istinaden askerlerini nasıl tanzim ettiklerini ve nasıl korunmak mümkün olduğu izah abes olmayacaktır. Bulgarlar Tanrı ias kainatın kıralı namına yapılan andı bozdukları için cezalandıran halikin kini gecikmedi. Bizim ordumuz Saracenler’le meşgulken Tanrı’nın hikmetiyle Bulgarlar’a Romalılar yerine Türkler (Macralar) musallat oldu. Onlara devletimizin donanması beri tarafa geçerken yardım etti. Türkler; fena niyetle, hıristiyanlara karşı silahlanan bulgar ordusunu üç muharebede fena halde yendiler. Tanrı hıristiyan Romalılar’ın hıristiyan olan Bulgar kaniyle bulaşmasını istemediği çini onları cellât olarak gönderdi.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 276)

43-Sittya milletlerinin yaşayış tarzı ve askeri teşkilatları biri birinin aynıdır. Birçok reislere tabidirler. Steplerde eşsiz yaşarlar. yalnız içlerinden Bulgarlar ve Türkler bütün Sittya halkları arasında daha sağlam askeri teşkilata maliktirler. Muntazam surette harbederlerv e bir reise tabidirler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 276)

45- Türkler’in vaziyetine ve askeri teşkilatına gelince Bulgarlar’ınkinden pek az farklı, yahut hiç farksızdır.

Kalabalık ve hür olan bu millet her türlü zevki bırakarak düşmanlarına kendilerini kahraman olarak tanıtmak isterler.

46 Bu halk bir hükümdara tabidir. Ona karşı gelen suçluları reisleri insafsızca ve ağır surette cezalandırırlar. Acıya ve yorgunluğa

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 276)

âsilâne tahammül ederler. Sıcağa ve soğuğa karşı tahammüllüdürler. Step halkı oldukları için ihtiyaçların fikdanına ehemmiyet bile vermezler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 277)

  1. İhtiyatlıdırlar. Projelerini gizli tutarlar. (Burada müellif Türkler’in para çektiklerini anlatır.)

48-Müsait fırsat kollıyarak düşmanlarını kuvvetten ziyade hile ve baskın ile yiyecek ve içecekten mahrum etmek suretiyle yenmeye çalışırlar.

49-Kılıç, zırh, yay ve mızrakla mücehhezdirler. Muharebede daha ziyade çift silah taşırlar. Omuzlarında mızrak bulunur, ellerinde yay tutarlar. Bu silâhların her ikisini icabına göre kullanırlar. Yayı daha çok seviyorlar.

50-Yalnız kendileri değil, reisleri atlarının göğsü de demir yahut bir madeni safiha ile örtülmüştür.

51-At sırtında ok atmak için çok idman yaparlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 277)

52-Arkalarından malları, atları, yük taşıyan hayvanları takip eder. Bununla yiyecek ve içeceklerini temin ettikleri gibi düşmana kalabalık görünmek isterler.

53-Romalılar gibi istihkâmlar içine kapanmazlar. Muharebe gününe kadar kavim ve kabile halinde yaşarlar. Atlarını yaz ve kış otlatırlar. Harp zamanında atlarını harp başlayıncaya kadar çadırları yanında muhafaza ederler. Muharebeye gece başlamak adetleridir.

54-Süratle baskına uğramamak için ileri karakollarını uzaklarda yekdiğerine sıkı olarak tesis ederler.

55-Savaşta romalılar gibi üç kola ayrılmazlar. Belki biner kişilik muhtelif bölükler halinde saffı hap teşkil ederler. Bu bölükler yekdiğerinden pek cüz’i mesafe ile ayrıldıkları için tekmil cephe yekpare olarak görünür.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 277)

56-Bundan başak gizli olarak aleyhlerine ihtiyatsızca hareket geçenlere karşı kullanmak veya ezilmiş bölüklere yardım etmek için ihtiyatları da vardır. Ağırlıklarını saffı harp arkasında, onun sağ ve solunda 2000 adım geride bulundurur ve orada da bir miktar nöbetçi bırakırlar.

57-Uzaktan döğüşmeyi, düşmanı hile ve ihata ile avlanmayı, cali ric’ati müteakip geri dönmeyi ve dağınık harbi tercih ederler.

58- Düşmanlarını kaçırınca, merhametsiz takip ederler ve talepten başka bir şey düşünmezler. Romalılar ve başak milletler gibi

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 277)

biraz takiptan sonra hemen yağmaya koymazlar. Düşmanı tamamen dağıtıp ezinceye kadar saldırır ve bunun için her çareye müracaat ederler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 278)

59-Düşman içinden bazıları istihkâmlara sığınırlarsa sıkı muhasara ederek insanları, atları sıkıntıda koyarak uzun müddet beklerler. Bu suretle ya teslime yahut istedikleri şartları kabule icbar ederler. Başta ehven şerait teklif ederler. Düşman mukavemet ederse bu şartlar gittikçe ağırlaşır.

60- Türkler’in bu adetleri Bulgarlar’ınkinden pek az farklıdır. Bu fark ta Bulgarlar’ın hıristiyan dinini kabul ederek Romalı ahlakına bir derece intibak etmelerinden ve eski step yaşayışı tarzını bırakmalarından ileri gelir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 278)

61- Mer’anındarlığı harpte Türkler’in aleyhinedir. Zira kendileri çok miktarda koyun bulundururlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 278)

62-Savaşta toplu piyade onları daha iyi hırpalıyabilir. Süvari oldukları ve atlardan hiç inmedikleri, at üstünde büyüdükleri için yaya olarak ayakta dahi duramazlar.

63-Ağır piyade ile karşılıklı savaş ve emniyetli gece hücumu aleyhlerindedir. Hücum kıt’larının bir kısmı saffı harp nizamında diğer kısmı ise saklı olmalıdır.

64- İçlerinden bir kısmının Romalılar’a iltihakı onları pek meyus eder.

65-İçlerinden bir kısmı ayrılır ve tarafımızdan da hüsnü kabul görülürse büyük kalabalık onları takip eder. onun için de kendilerinden ayrılanlara pek kızarlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 278)

66- Onlarla harbeden, dikkatle ve küçük mesafelerle sıkı nöbetçi karakolları ikamesine bilhassa dikkat etmelidir. Talihsizlik neticesi ric’at ihtimalini de gözönünde bulundurmalı, önceden bir istihkâm hazırlayarak birkaç günlük yiyecek, hatta koyun sürüsü ve bilhassa insanlar için su bulundurmalıdır. Ağırlıkları da bundan evvelki kısımda izah ettiğim gibi yerleştirmek lazımdır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 278)

67-Türkler hile yaptıkları için sık ormanlı yerde, inişli, yokuşlu ve derin vadilerde harbe girişmekten sakın.

68-Harpte talih yaver olursa derhal arkalarından düşüncesizce saldırmamalı. Zira Türkler harpte evvel içeri çekerler, yenilmiş gibi yaparlar, ansızın saldırırlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 278)

BULGAR TÜRKLERİ’NİN EKSİ TARİHİ

(*”türk tarihinin Ana Hatları” eserinin mesveddeleri, No. 27, 27 s. Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti, Başvekâlet Müdevvenat Matbaası,. (Yalnız üye adedince basılmış olup Atakürk’ün huzurunda da okunmuştur.)

Bulgar Türkler’i Avrupa tarihi sahnesine baştan Hun Devleti’ni teşkil eden milletlerden biri olarak giriyorlar. Bulgarlar’ın Asya’daki rollerini şimdiye kadar göstermek mümkün olmamıştır. Çin kaynaklarında daha millattan evvel isimleri geçen Orta Asya ogur Türkler’i Bulgarlardan ecdadı sayılmakta ve Bulgar kabile adlarının hepsinde Ogur sözünün bulunuşu Bulgarlar’ın Ogur Türkler’inden olduğuna şüphe bırakmamaktadır. (1-Çinliler’in Hokut yahut Okut olarak telaffuz ettikleri bu kavmin ismini sinolog Goot de Uygur sözüyle birleştiriyorsa da Hirt Ugir, Nemeth ise Oğur olarak tesbit ediyorlar. Bu Ugurlar Tabogatap Kobdo ve Semipatatinsh civarında oturuyorlardı. (Nemeth A. Honfoglalö Magyarsag 1930, s. 114)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 279)

Tiug-liug’lerin Ogurlar’dan diğer tabirle Bulgarlar’dan olduğunu başta Hirth söylemiş, Samoyet ve Macar dillerine Bulgar Türk şivesinden geçen sözlerin de tanıklığı ile bulgarlar’ın pek eskiden Sibirya’nın batısında yaşadıkları gösterilmiştir. (2-Bulgarlar’ın dili ile Hunlar’ın dili arasında lehç e farkı vardır. Tokyo Türkleri’nin ecdadı olan Hunlar’ın dilinde (Z) sesi yerine Bulgar türkçesinde (R); (Ş) yerine (L) bulunuyordu. Kelime başındaki (Y) ler (S) olmuştu. Bu ayrılıkları Bulgar türkler’inden klan dil hatıralarında ve Samoyetçe ile Macarya geçen Bulgar Türk sözlerinde görmekteyiz. Eski Bulgarca bu günkü Çuvaş diline benziyordu.) Oğurlar’ın Avrupa’ya geçişleri Hunlar’la birlikte olsa gerektir. Bu hususta elimizde tarihi vesikalar olmadığı için Kafkasya’nın şimaline inişlerini adım adım takip imkansızdır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 279)

Beşinci asrın Ermeni müverrihi Khoren’li moise bazı Bulgar kabilelerinin milattan evvel II nci asırda Arşakit’ler devrinde 127-149

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 279)

seneleri arasında Pasin ovasına gelip yerleştiklerinden bahsediyorsa da Avrupa’lı alimler bu haber üzerinde durmağa lüzum görmüyor ve icap eden ehemmiyetli atfetmiyorlar. (3- Adehsacher Antal’nin 1878 d Budapeşte’de basılan macarca (Ogundur ve Ogur Bularlariudan) adlı eserine bakınız.) Bulgarlar beşinci asırda Avrupa’nın alaka sahasına girdikleri için o tarihten itibaren mühim hadiseler Bizans yazıcılarının dikkatinden kaçmamıştır. Priskos’in verdiği haberlere göre 461-465 de Hun Devleti’nin sukutu yaklaştığı sıralarda doğuda umumi bir göç başlıyor. Piriskos aynen şöyle diyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 280)

“O sırada Saragur’lar, Urog’lar ve Onogur’lar şarki Romalılar’a elçiler gönderdiler.bunlar Sabirler’el giriştikleri harpler neticesinde yurtlarından atılmışlardı. Onları da Avar’lar sıkıştırmıştı. Onları da büyük muhit denizi kıyılarında oturan halklar zorlamışlardı.”

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 280)

Priskos da adları geçen Sarı Ogur’lar, Ogur (Urog) lar ve Onogur’lar Bulgarlar’ın ta kendisidir. Bunlara ayrıca Oturgur (Otuz Oguz) VE Kutrigur (İhtimal Dokuz Oğuz=) kabileleri ilave edilecektir. Onogurlar’ın Bulgarlar olduğunu Agathon açık söylemektedir. (4-Macar alimi Maroxsik Gyula’nın bir kaydını tanık getirerek Bulgarlar’ın Onogurlar olduğunu gösteriyor. Agathon “713 senesinde On-Ogur Balgarlar’ı Trakya’ya hücum ederek esir aldılar” diyor. Diğer tarihi vesikalar 712 de Tuna Bulgarları’nın Trakya’ya hücumlarından bahsediyorlar.) Diğerlerinin Bulgarlar’dan olduğu ise tarihin akışı ile sabittir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 280)

Şu halde beşinci asırda Asya’da Türkler tarafından koğulan Avarlar Sabir Türkler’inin yerine; (5- Çin haberlerin göre Sabirliler’in eski yurtları Turfan yöresi idi. Avarlar’a yenildikten sonra İrtiş boylarına göçtüler. Sibarya’nın batısında Saber adlı bir tok yer isim vardır Sibirya adı bu kavimden kalmıştır.); Sabirler ise Sarıogur, Ogur ve Onogur adlı üç Bulgar kabilesinin yerine göçüyorlar. Diğer bir habere göre Sarıogurlar da Agaçeriler’in yerlerine gelerek onları idarelerine alıyorlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 280)

Bu umumi küçük coğrafya sahasını göstermek hususunda alimler arasında fikri birliği yoktur. Feher Geaz adları geçen üç Bulgar kabilesinin eski yurtlarını Kafkasya’nın şimalindeki Maeotis ve Kubau arasına yerleştirdiği halde Nemeth Urallar’da hatta Sibirya’nın batısında arıyor. Nemeth’in bu hususta serdettiği en kuvvetli delil milattan sonra ikinci asırda Ptolemaios’de Ural nehrinin Bulgar Türk şivesine göre (C) ile Cayık tesmiye edilişidir. Bu lisanı

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 280)

ve tarihi vesikalardan başa Bizans müverrihleri tarafından yazılarak saklanan iki milli efsane de Bulgarlar’ın menşelerini az çok aydınlatacak kıymettedir. Şimdi onları gözden geçirelim:

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 281)

Bulgarların menşelerine ait efsaneler ve bunların tarihi değeri:

İmparator I. Justinian’ın hükümdarlığının yirmi birinci senesinde (547-548) Utigur Bulgarlar’ının arasında yaşayan Tetraxita Gotları’nın elçileri Bizans’a gelerek Justinian’a hizmet arzusuyla komşuları hakkında pek çok malumat verdiler ve bu meyanda Bulgarlar’ın menşeine dair şu efsaneyi anlattılar:

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 281)

Vogul-Ostyaklar da bu kavmin adı Sabar’dır. Kotanov’un Türk ismi hasları listesinde Aysbar, Tün Sabar yahut Ay Sabır, Kün Sabır’a rast geliyoruz. 527/8’de İmparator Justunian ile ittifak akteden Sabir Kraliçesi’nin adı Bogarik idi. Bunun Türkçede faziletli kumandan manasına geldiği yazılmıştır. Kraliçenin 520 de ölen kocasının adı Balak idi. Sabir’lerden aklan üçüncü bir isim de hükümdar erkek manasına gelen İliger’dir. (6-Nemeth, s. 189.) Bu lisani deliller Sabirler’in Türk olduklarına şüphe bırakmıyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 281)

“Bu topraklarda eskiden bir hükümdar yaşıyordu Onun Utigur (Oturgur) ve Kutrigur (Kuturgur) adlı iki oğlu vardı. Bu hükümdarın ölümünden sonra oğulları devleti paylaştılar. Tebaalarına Utigur’lar ve Kutrigur’lar dendi. Bunların yurtları Maeotis’in öbür tarafında idi. Gölün diğer tarafında oturanlarla hiç temas etmiyorlardı. Suyu geçmek mümkün olmadığına kaniidiler. Bir defa Kimmerli birkaç avcı delikanlı tanrı isteğiyle bir geyiğin izini sürerek sudan geçtiler. Öbür kıyıya vardılar. Bunu öğrenen bütün halk toplanarak nehrin öbür tarafında oturan Gotlar’ı koğdular. Halkın yarısını teşkil eden Kutrigur’lar Dou’nın batısında kaldılar. Utigur’lar ise zaferden sonra eski yurtlarına dönerek Maeotis’in doğu kıyısında yerleştiler.”

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 281)

Kutigur ve Utkigur’ların kardeşliğini gösteren bu efsaneyi tarih teyit ediyor. Justinian. Utigur’ların hükümdarı olan Saudil’e elçi göndererek Kutrigur’lar (Tuna Bulgarlar’ının ecdadı) Bizans’a akın ettikleri zaman arkadan hücum ederlerse yıllık salmanın kendilerine verileceğini bildiriyor. 552 de Gepid’ler Longobard’lara karşı açtıklara harpte Kutrigur’ların yardımını istiyorlar. 12000 Kutrigur savaşçısı Khinial idaresinde Gepida’ların yardımına koşuyorlar. Fakat

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 281)

Gepida’lar Lougobard’larla savaşa tutuşmakta çekinerek müttefiklerini Bizans eyaletlerini yağmaya teşvik ediyorlar. Justinian ise Utigur hükümdarı Saudil’den yardım istiyor. Saudil kardeşliği ileri sürerek çekiniyorsa da sonradan bol vaitlere kapılarak Kutrigur’ların yurtlarına saldırıyor. Kutrigur’lar Balkanlardan’dan geri dönerek arkalarını tehdit eden tehlikeyi savuşturuyorlar. (7-Prohopios Agathias ve Menander’den (Feher Geza, Turau 1921) 558 de Kutrigur’lar Zabergan idaresinde üç ordu ile Bizans kapıları önünde görünüyorlar. Kumandan belizar güç bel onları geri sürüyor. Bizans’ın müttefiki olan Samdil ise seferden dönen Kutigur’lara saldırarak ellerindeki ganimetleri kapıyor. İki kardeş kabile birbirlerine karşı yaptıkları sürekli savaşlardan yoruluyorlar. Avarlar onları kolaylıkla itaatine alıyorlar. (8-Agathias’den (Feher Geza’dan Turau, 1921.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 282)

Efsane ve tarihinin bu haberlerinden şu anlaşılıyor ki VI ncı asırda Utigur ve Kutrigur’lar Maeotis’in şarkındaki yurtlarında oturuyorlardı. Batıya akın için Kutrigur’lar Dou ve dinyeper arasına bulardan göç ettiler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 282)

  1. Bulgar Türk kabilelerinin eski yurtlarından türlü istikametlerde dağılışlarını gösteren ikinci efsane de şu tarzdadır;

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 282)

“İmparator Kostantin zamanında Bulgarlar’ın ve Kotrag’ların kralı (Turt) Kovrat ölürken arkaya bıraktığı beş oğluna ayrılmamaları için sağlık veriyor. Ayrılmazsanız başka halkların tutsaklığına düşmezsiniz diyor. Oğulları onun bu öğütlerini dinlemediler. Yalnız en yaşlı oğlu Batbayan ana yurtta kaldı. Şimdi de oradadır. İkinci oğlu Kutrag Don nehrini geçerek karşı tarafa yerleşti. Dördüncü ve beşinci oğulları İster nehrini geçerek Avarları tanıdılar. Şimdi de Ravenan da Pentapalis de Hıristiyanlara tabi olarak yaşıyorlar. Üçüncü oğlu Asparuh ise dinyeper ve Dinester’i geçerek aşağı tuna Tuna ve onun şimalindeki nehirler arasında Onga (os)=bucah’de müdafaası kolay ülkeye yerleşti. Onlar böyle dağıldıktan sonra Hazar halkı akın etti. Karadeniz’e kadar olan yerleri aldı. Birinci kardeşleri Batbayan’ı vergi vermeye zorladı. Bu gün de Hazerler’e yağma ettikten sonra Tuna’yı geçtiler. Bu gün de orada yaşamaktadırlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 282)

Bizans yazıcısı bu menşe efsanesini kaydederken zamanının Bulgarlar hakkındaki bilgilerini maharetsiz bir tarzda meczetmiştir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 282)

Efsanede ismi geçen (Kurt) Kuvrat tarihi birşahıstır. Nikephoros’ın verdiği izahattan biliyoruz ki 655 de organ’ın yeğeni Onogur’ların hükümdarı Avar hanına karşı gelerek Avarlar’ı memleketten atıyor. İmparator Herakeios’in müttefiki oluyor ve ahtini ölümüne kadar bozmuyor. Avarlar’ın boyunduruğunu atan bu kurtarıcının adı meşhur Bulgar hükümdar listesinde dördüncü olarak geçmektedir. Asparah Balkanlar’da yaşayan Bulgar’ın 679 da yeni yurtlarına kılavuzlıyan Türk hükümdarının adıdır. Bulgarlar’ın İtalya’ya kadar gidişlerini de tarih tesbit etmiştir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 283)

Panomiya ve İtalya Bulgarları:

Kurt’un Avarlara karşı ayaklandı sırada Panoniya’da Kotrikurlar’ın bir bölüğü olan Bulgarlar da hareket gelerek Avar boyunduruğunun atmak istiyorlar. Herakleios zamanında birkaç Avar akınını kırmağa muvaffak olan Bizans Avar Devleti’ni içerden yıkmak için bu devletin en güçlü halkı olan Bulgarlar’ı kıyama teşvik ediyor. Kurt muvaffak olarak müstakil bir devlet kuruyorsa da Panoniya’da ki Bulgar kıyamı bastırılıyor. 642-658 sıralarında çalışan Fredegarius adlı yazıcı bu vakayı şu tarzda anlatıyor:

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 283)

Franklı kralı Dagobert’in hükümdarlığının dokuzuncu yılında (631-632) Avarlar’ın memleketi olan Panoniya’da büyük bir isyan çıktı. Bu isyanın sebebi hükümdarı Avarlar’dan yahut Bulgarlar’dan seçmek meselesi idi. Harpte Avarlar üstün çıktı. Dokuz bin Bulgar ailesini Panoniya’dan koğdular. Onlar Dagobert’den kendilerini kabule etmesini rica ettiler. Dagobert Bulgarlar’ı Panoniya’ya yerleştirdikten sonra kendisine sığınan konuklara fenalık ederek öldürmeğe başladı. Katliamdan 600-700 ile aile kaçıp kurtuldular. Uzun müddet Vend’lerin memleketinde yaşadı.

Paulus Diaconus adlı diğer bir yazıcı da 663- 668 arasında Bulgarlar’ın başbuğu Alzeco’nın bizce malûm olmayan bir sebep dolayısiyle kendi milletinden ayrılarak tabileriyle kral Grimoald nezdine sığındığını haber veriyor. Kral Bulgarlar’ı İtalya’da İserina, Bovianum, Spianum ve diğer şehirlere yerleştirir. Alzeco’ya Gastaldius adını veriyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 283)

Buradaki Alzeco şüphesiz Alticus ile birdir. Demek bu başbuğ otuz sene sonra Vent’lerin memleketinden Longobard’lar memleketine göçüyor. Aynı müellife göre 568 de Alboin ile de birçok yabancı halklar bunlar meyanında Gepid’ler ve Bulgarlar İtalya’ya göç ediyorlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 283)

Mriacula Soncti Dimitri’ye göre VII nci asırda bile Panoniya Bulgarlar’ı Kuver adlı başbuğlarının kumandası altında Avarlar elinde olan Sirmium’den Roma toprağına taşınıyorlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 284)

İtalya’ya göç eden bu Türkler yabancı halklar arasında eriyerek dillerini kaybetmişler, asıllarını unutmuşlardır. (9-Feher Geza, Turau, 1921.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 284)

Tuna Bulgarlar’ı:

VII nici asır ortalarında Bulgarlar’ın bir çok istilalara uğrayan kısmı gördüğümüz vechile Kafkasya’nın şimalinde Maeotis’in doğusunda Hazarlar’a tabidirler. Onların batısında Dou ve Dinyeper arasına göç eden Kutrigur’ların bir kısmı yine Hazarlar’a tabiydi. Diğer kısmı ise Hazarlar’dan kaçarak Besarabya ülkesine sığınmıştı. Bu Besarapya’daki Kotrigur Bulgarlar’ın az zaman sonra Bucağa gelip yerleşiyorlar. Yeni yurtlarının doğusunda Dinyester; batısında Prut; cenubunda Tuna ve Tuna bataklıkları tabii sınırlardı. Şimalde açık kalan kısmı Prut’dan Dinyester’e kadar uzanan toprak tabyalar muhafaza ediyordu. Cenup tarafını da yer yer toprak tabyeler tahkim ettiler. İşte burası Balkanlar’ı istila edecek olan Türk Bulgarlar’ın üssülharekesi idi. Bulgarlar 679 da Asparuh (Eşberuh) idaresinde Tuna’yı geçerek Varna’ya geldiler. İslavlarını memleketleri içerisine akınlar yapmağa başladılar. İslavlar Balkan yarım adasının şimali şarki ve orta kısımlarında teşkilatsız, ufak kabilelere bölünmüş olarak yaşıyarlardı. Dilleri ve kültürleri bir olmasına rağmen diğer İslavlar gibi bunlar da bir Devlet kuramamışlardı. İdare kabiliyetleri yoktu. İslavlara ilk devleti kurduran bulgar Türkler’i olmuştur. Her ne kadar İslav denizi arkalarından kapanarak onların kardeş milletlerle olan bağları kesildiği için kendileri de dil itibariyle birkaç asır içinde İslavlaştılırsa da, kuvvetli teşkilatta yoğrulan devletleri kaldı. İslavlar vatan ve devlet ne olduğunu ilk defa Bulgarlar Türkler’inden örendiler. Tuna Bulgar Devleti’nin kuruluşu Balkanlar’ın talihini tayin etti. Batı Balkan’ındaki halklarda büyük teşkilat yapmağa mecbur oldular. Göç dalgaları durdu. (10-Feher Geza’dan.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 284)

Tehlikeyi gören İmparator Konstantin Poguatos 679 da büyük bir ordu ile Bulgarlar’ın üzerine yürüdü. Bulgarlar Dobruca’yı bırakarak Bucah’deki Avul tabir olunan istihkamlarına çekildiler. İmparator hastalanarak tedavi çini ayrılınca Bizans ordusu bozuldu.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 284)

Bulgarlar mukavemete uğramaksızın Tuna’yı geçtiler. Balkan dağlarına kadar olan kısmı aldılar. Yeniden kazandıkları memleketin sınırlarını toprak tabiyelerle sağlamlaştırdılar. Deniz tarafından Bizans kuvvetli donanma ile tehdit ettiği Çin iskelelere, ırmakların denize döküldüğü yerlere de tabiyeler yaptılar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 285)

687 de Tewel Han Makedonya İslavları’na karşı açtığı harpten muzaffer olarak avdet eden Justinyen’e hücum ederek fena halde mağlup etti. Fakat Bizans’ın talini elinde bulunduran muzaffer Bulgar hükümdarı zayıf Romalılar’ın şaşasına kendini kaptırdı. 702 de tahtını kaybeden Justiniana yardım için ordusuyla İstanbul önüne geldi. Justinian’ı tahta oturttu. Mükafat olarak eski Zara ve havalisini Karadeniz’e kadar olan kısımlarla birlikte aldı. Bizans Bulgar’a yıllık salyan veriyordu. İmparator ona halıt giydirdi ve Cezan (Çar) ünvanını verdi.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 285)

Bizans’la Bulgarlar’ın arası açılınca 715 de Bulgarlar’ı tekrar İstanbul önünde görüyoruz. Bizans uzlaşmağa mecbur kalıyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 285)

762 de Bulgarlar kıyam ederek hükümdar sülalesini tekmil öldürüyorlar. Muharip Teletz adlı birini hükümdar seçerek İslavlar’a karşı harp açıyorlar. Kaçan İslavlar 208.000 kişiyi İmparator Anadolu’da Artana nehri havzasına yerleştiriyor. Teletz bir harpte mağlup olunca Bulgaristan’da ihtilal çıkıyor Savin kral oluyor. Milli kurultayda Bizans’la iyi geçirme siyasetini takip eden Savin atılıyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 285)

763-764 de imparator Koupeonimozs Kostantin zamanında Bulgarlar Tuna’ya kadar atılıyor. Fakat bir az sonra yine Bulgar hükümdarları Telegur ve Tzerig tekrar Trakya’ya giriyorlar. Mechul bir sebep dolayısiyle Telegur Bizans’a dehalet ederek İmparator ailesine akraba oluyor ve Bulgarlar içinde ilk defa hıristiyanlığı (777 de) bu hükümdar kabul ediyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 285)

Yerine geçen Kardan Bulgar Devleti’ni anarşiden turtararak Bizans’ı tekrar haraca kesiyor. Fazla teşebbüslerde bulunmuyor. Ondan sonra Bulgarlar’a büyük askeri şerefler kazandıran Krun hükümdar oluyor. Zamanında Bulgaristan iki misli büyüyor. 809 da Sofya’yı (Szredecz) yi Bizans’ın elinden alıyor. İmparator Niczephous tekmil ordusunu Trakya ve Makedonya’da toplıyarak Bulgarlar’ü hücum ile başta Şumnu civarındaki Avul’larını alıyorsa da 811 temmuzunda Bulgarlar Rumlar’ın ordugahına hücum ederek İmparatoru öldürüyorlar. Krum İstanbul etrafını tahrip ediyor. 814 de tekrar Bizans payitahtına hücuma hazırlandığı sırada ölüyor. Yerine

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 285)

geçen kardeşi Kişin Hükümdar oluyor. Madara’daki atlı heykel ve kitabenin son zamanlarda Krum’un hatırası için Kişin tarafından yapıldığını Feher Geza’nın kıymetli tekkikatından anlaşılmıştır. Kitabede hükümdar eski türk adeti üzerine elinde bir kadeh tutmakta yanında sancak yerine at kuyruğu bulundurmaktadır. Üstündeki kitabede Rrun’le Nilhephoros arasındaki harpler imparator V.inci Leo’nın kendisi aldatarak öldürtmek isteyişi ve Krum’un uyanık lığı Kişi’nin kardeşinin ruhun şad etmek için (için yeyim=Bulgar türkçesiyle eşem edem) verdiği yazılıdır. Birkaç aylık hükümdarlıktan sonra Kişin ölmüş yerine Krum’un oğlu Omurtağ gelmiştir. Omurtag eski Türk adeti üzerine pederinin ruhun şad etmek için sonbaharda büyük (eşem eden) vermiştir. Omurtag’ın bu ziyafeti ve pederinin ihsanları ilâh... Madara’daki atlı heykelin altında yazılıdır. Omurtag’ın Dohs adlı oğlu ölünce ekinci oğlu Malamir abideye bir kısım daha ilave etmiştir. Burada pederi Omurtag’ın kardeşi için doya doya ağladığı yazılıdır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 286)

Omurtag daha ziyade merkezi idareyi sağlamlaştırdı; Bizans’la otuz senelik sulh yaptı. Omurtag’ın ve kendisinden evvelki Bulgar Türk hanlarını merkezi Aboba köyü yanındaki Pliska idi. Pliska, Madraa ve Preslav’da Arkeolojik hafriyat neticesinde bulunan eserler ve vesikalar onun imar faaliyeti hakkında vasi derecede fikir vermektedir. Çatalar’da bulunan kitabede Bulgar kralı Omurtag’ın Sıgır yılının ilk aynıda yani 821/22 de Tica nehri boyunda bir Avul yaptırdığı dört sütun ve iki salan diktirdiği, köprü kurdurduğu yazılıdır. Eski Bulgar Türkçesinde müstahkem yer manasına gelen bu Avul sonradan ikinci payı taht olan Preslav’ın nüvesini teşkil etmiştir. Hükümdar Simon zamanında burası kuvvetli dini ve idari merkez olmuştur.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 286)

MALAZGİRD’DE BULUŞANLAR

**(***Türkiyat Mecmuası, Sayı XVII, s. 69-76 Edebiyat Fakültesi Basımevi, İstanbul – 1972.)

Tarihler şöyle yazıyor: “Yüce Sultan Alparslan Cuma günü kendi hayatı gibi Türk ve İslâm tarihinde de dönüm noktası olan Malazgird Meydan Muharebesi’ne girişti ve kuvvet azlığını giderecek mahirane bir taktik kullandı. Savaş esnasında Bizans’ın Balkanlar’dan getirdiği şamani Uz (Oğuz) ve Peçenek’lerden hazırlanmış süvari kuvvetleri derhal ırkdaşları olan Selçuklar tarafına geçtiler. Husule gelen sarsıntı üzerine, Bizansların zulümlerine uğrayan Ermeniler de kaçtılar. Tarihinin bu büyük zaferi ile Alparslan, Türk, İslâm ve hatta dünya tarihinde neticeleri çok büyük olan bir dönüm noktasının kahramanı oldu”. (1- Prof. Dr. Osman Turna, Türk Cihan Hakimiyeti mefkuresi Tarihi, Cilt 1, İstanbul 1969, s. 162.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 287)

Yukarıdaki açıklamadan anlaşıldığına göre, binlerce km. uzakta yüz yıllar boyunca yekdiğerinden ayrı düşen kardeşlerin savaşlarında (veya savaş ertesinde) dramatik buluşmalar türk kavimleri tarihinde çok defa tekrarlanan kader birliğinin yansıtır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 287)

Atalarımız iyi ve kötü günlerde, doğup büyüdükleri topraklara sımsıkı bağlanacakları yerde niçin yeni bir yurt aramak üzere, binlerce km. uzaklara göç etmeyi göze aldılar. Onları zorlayan sebepler nelerdi? Bunun cevabını Çin seddinden Macar ovasına kadar uzanan kıta kadar büyük BOZKIR’ların tarihinde aramak gerekir.(2- Czegledyi Karoly, Nomad nepek Vandorlasai= Nomad Kavimlerin geçleri. Budapest 1969, Akademi Yayınevi.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 287)

Türkler uygun yerler buldukları ve şartlar yerleşmeye elverişli olduğu zaman, çok erken çağlardan itibaren hayvan besleme yanısıra çiftliği de ileri götürmüşlerdir. Dilimizdeki söz hazinesi buna açıkça tanıklık eder. Nomadlık bir gerilik olmayıp geniş bozkırlardaki iklim şartlarının zorladığı bir yaşayış tarzıdır. EURASİA bozkırlarında

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 287)

yaşayan diğer kavimler de aynı yaşayışı sürdürmüşlerdir. Birçok araştırıcı, Türkler’in devlet kurma ve teşkilatçılıktaki fitri kabiliyetlerini onların nomad hayat sürmeleri ile ilgili görmektedirler. Türkler’in yerleştikleri yerlerde: İran’da, Hind’de, Anadolu’da, Doğu Avrupa’da, İç Asya’da büyük medeniyetler kurduklarına halen ayakta duran eserleri tanıklık etmektedir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 288)

İç Asya’daki ana yurtlarından kopraak yeni bir yurt araya çıkan Türk kavimleri Çin başlıca iki yol açıktır:

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 288)

1-Karadeniz kuzeyniden tuna boylarına kadar uzanan bozkırlar.

2-Hazar denizi doğusunda bugünkü Türkmenistan ve Horasan’dan geçen yol (Hazar’ın batısı, Kafkaslar’daki dar geçitler yüzünden büyük göçler için daha az elverişlidir.)

Selçuk’lar İran yolu ile doğdan gelmişlerdi. Peçenke ve Uz’lar ise Karadeniz bozkırlarında, Balkanlar’da bir çok sergüzeştler geçirerek, güçlerini tükettikten sonra, esas hedefleri olan Avrupa’da yurt kurma imkanını da yitirdiler. Bir kısmı Karpatlar’ı geçerek Macarlar’a katıldı. Diğer kısmı Bizans’ın entrika ağlarına düşerek, köhne İmparatorluğu koryuan ücretli askerler derekesine düştü. Bizans dağınık Türk oymaklarını doğudan, güneyden gelebilecek taarruzlara karşı, ilk darbeyi yiyecek tampon olarak serhadlere yerleştirdi.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 288)

Bizans bu taktiğini yeterli olmadığını çok acı bir şekilde Malazgird’de anladı. Peçenekler’den büyük kitlelerin vaftiz edilerek hıristiyanlaştırılmalarına, başbuğlarına rütbeler dağıtılmasına rağmen onlar eski geleneklerini yitirmemişler ve ana dillerini henüz unutmamışlardı.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 288)

Peçenek’ler aslında Selçuklar gibi Oğuz topluluğuna mensup 24 boydan birini teşkil ediyordu. Ancak bu boya mensup büyük bir çoğunluk daha İç Asya’da iken kardeşlerinden ayrılarak batı yolunu tutmuşlardı. Bu ayrılıştan itibaren onların özel tarihleri başlıyordu. Maceralarla dolu bir tarihçiden önce önce onları tarih sahnesine çıkışları üzerinde kısaca duralım:

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 288)

Çin ve İran kaynaklarına göre M.Ö. 350 den önce de GOBİ çölü çevresinde yaşayan ve çinliler’in telâffuzuna öre HİUNG-NU (Hun) adlı bir kavim vardı. Çoğunluğu Türk ırkından olan ve (Z) li lehçe ile konuşan bu kavim M.Ö.ve 36 da DOĞU KANG-KÜ (SİRDERYA

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 288)

ile İLİ nehir arasındaki güney Kazakistan) ülkesinde kısa ömrülü devletler kurdular. M.S. 91 de İç Asya’da çıkan kargaşalıklar yüzünden Hunlar Kazak bozkırına çekilmeye mecbur oldular. Bu Hunlar M.S. 370 de Avrupa’ya akın eden Hunlar’ın ataladır. (3- Czegledyi Karoly., a.g.e., s. 155.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 289)

Hunlar Kazak Bozkırı’ndaki yurtlarından ikinci defa, M.S. 350 de yine Türk ırkından Uar-hun (Avar) oymaklar birliği taarruzu yüzünden Batıya göç ettiler. Asya Avarlar’ın Hunlar’ı takip etmeyerek Kazak Bozkırı’ndan güneye yönelmişler ve Sir-Derya, Amu Derya’yı geçerek SOGDİA ve Kuzey Doğu Afganistan’ı (O çağdaki Toharistan’ı) işgal etmişler ve Kidarita hakimiyetine son vererek Afganistan’daki Heftal adlı sülaleye tabi olmuşlardır. Ancak Afganistana yerleşen Avarlar Büyük kitlenin küçük bir cüz’idir. Ayin vechile Avrupa göçüne katılmayan Hunlar da İç Asya’da kalarak Çinliler’in Juan-Juan (=Uar-hun-Avar) adını verdikleri oymaklar birliğine katılmışlardır. Kazak bozkırlarından Hunlar Avrupa’ya, bir kısım Avarlar Afganistan kuzeyine çekildikten sonra bozkırın güneyi Çinlilerin Ting-Ling dedikleri oymaklar tarafından işgal edilmiştir. Onların bir kısmı daha önce de Kazak Bozkırı kuzeyinde İrtiş nehri çevresinde yaşamakta idiler. Esas Ting-Ling oymaklar birliği Kuzey Moğolistan’da, Hiung-nu’ların kuzey komşusu idi. Dar manada Türk tarihi bunlarla başlar Çin kaynakları Ting-ling’lerin üç grubundan bahsederler;

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 289)

1-Batı kolu, İrtiş nehri çevresinde (M.S. 350 de güneye yayılan Avrupa’ya göç eden Hunlar’ın yerlerini aldılar.)

2-Kuzey kolu,Baykal gölü güneyi ve güney-batısında güneşi alanlara yayıldılar.

3-Güney kolu Gobi çölü ötesinde Sarı nehir çevresi ve Çin’in kuzey sınırındaki (Çinliler’in yüksek arabalı dedikleri kavim.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 289)

M.S. IV. yüzyılda Çinliler Ting-Ling sözü yerine Tili veya Tie-lö (+Tereg=Türk) süzünü kullandılar. Tie-Lö oymaklar birliği ile Oğuz ve Ogur’lar tarih sahnesine girerler. Tie-lö oymaklar birliği M.S. 555 de eskiden tabi oldukları Juan-Juanlar’ın (Avarlar’ın) hakimiyetine son vererek M.S. 557 de Tekmil İç Asya ve Batı Türkistan’a hakim oldular. M.S. 567 de Volga’yı geçerek On-Ogur’ları ve Hazar denizi batı kıyısındaki Savir’Leri de

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 289)

kendilerine katarak Kazar Oymaklar birliğinin kurdular. Türk devleti M.S. 581 de Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı. Esasen daha öncede doğu (Kuzey) ve batı olmak üzere ikili devlet teşkilatı vardı. Doğu oymakları başında Kagan (Hakan) Batı oymakları başında ise Yabgu-Kagan bulunurdu. Doğu Türkler’i Gobi çölü çevresinde Batı Türkler’i İli nehir vadisi ile Kafkasya sarasında kalan sahalarda hüküm sürüyorlardı. Batı devletine Kazar ülkesi, Batı Türkistan ve Afanistan dahil idi.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 290)

M.S. 630 da Çinliler önce Doğu türk devletni, iki yüz yıl sonra da Batı devletinin hakimiyetleri altına aldılar. 650 den sonra her iki devlet özgürlüklerini tekrar kazandılar. Doğu türkler 744 de Uygur devleti kuruluncaya kadar iç Asya’yı ellerinde bulundururdular. Batı Türk devleti 766 da yine Türk asıllı Karluklar tarafından sona erdirildi.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 290)

Oğuzlar ve Oğurlar:

Yukarıda zikri geçen Tie-lö oymaklar birliğine dahil Oğuzların bazı kolları, Altay’dan Baykal gölüne ve Mançzurya’ya ve Orhon Türk devleti kuzeyine de yerleşmişlerdi. M.S. 600 de Tie-lö orta kolu Karadeniz bozkırlarında Bizans’a komşu oldular. Doğu Tielö de en nüfuzlu iki oymaktan biri Tokuz Ogurlar, diğeri yine dokuz oymaktan kurulu Uygurlar idi. Batıda ise Ogur’lar vardı. Bu suretle Oğuz’lar çok eskiden ve çok geniş sahalara yayılan doğu kolunu; Oğurlar ise batı kolunu teşkil ediyordu. (4- Czegledyi Karoly, a.g.e., s. 145-146)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 290)

Oğur’lardan bazı oymaklar 463 de Avrupa’ya ulaştılar. Onogur’lar Volga nehir orta mecrasının doğu kısmını işgal ediyorlardı. Peçenekler’ler onları yurtlarından çıkardılar. (5-Şimal Türk’ü veya Tatar diye anlına kazan çevresi Türklerinin kanında Onogur, Peçenek ve Kuman danı vardır. Lehçelerinde (Z) li Türkçe galiptir, ve arkaik unsurlar saklıdır. Onlara Tadtar adı Moğol hakimiyeti sarısında batılırca teşmil edilmiştir. Divanü Lügati’t-Türk’de Tatar: Türkler’den bir taife sözü ile açıklanmıştır. (H.Z.K.) ) Macarlar da bu sırada Fin-Uğur’ların Uğur kolundan ayrılarak onoğur Türkler’ine katılmışlardır. (Hatırlayınız; Hungar kavim adı.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 290)

Oğuzlar toplu oarak İç Asya’dan güneye yayılırken bir zümre XI-XII. yüzyıllarda Uz adı altında Macaristan ve balkanlar’da da görüneceklerdir. Peçenek ve Uz’ların doğu Avrupa’daki hareketleri

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 290)

Bizans’ı ve batı dünyasını yakından ilgilendirdiği için bu tarihten itibaren Bizas, Rus ve Macar kaynaklarında onlara dair haberler yoğunlaşmaktadır. Peçenek’ler ilk defa 915 de Rus sahasına girdiler. Bulgar devleti çözülmeye yüz tutunca Aşağı Tuna çevresini de istila ettiler. X. Yüzyıl süresince ve XI. Yüzyıl sonunda Peçenek kavmi Kiev ve diğer Rus prenslikleri ile kanlı savaşlara giriştiler. X. Yüzyılda arkalarından gelen yeni kavimlerin taarruzları ve savaşlar yüzünden güçleri tükendi. Don nehri ve aşağı Tuna arasında kurdukları devlet sükut etti. 1036 da bütün oymaklar birleşerek Kiev’e karşı nevmidane bir saldırda bulundular. Rahmetli Türkolog Hüseyin Namık (Orkun) Peçenekler adlı eserinde bu akvmin Ruslar’la mücadelelerini tafsilatı ile anlatır. (6-Hüseyin Namık, Peçenekler 1933, Remzi Kitaphanesi 76 sah. I-XII. Levha resim.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 293)

Peçenekler’in arkalarından yetişen, Rus kaynaklarının “Tork” diye adlandırdıkları Uz (Oğuz) lar 1055 de Dnyper nehri çizgisine ulaşırlar. Bizans’ta şimdiye kadar adı geçmeyen Uzoi=Uzlar adlı bu kavim İmparatorluk topraklarına saldırır. (önce Kun’lar olduğu sanılan bu kavmin oğuzlar’dan olduğunu MARQURAT – Ermeni tarihçisi Urfa’lı Matteos Kronikasına dayanarak tashih etmiştir. (7- J. Marquart, osteuropaische und Ostasiatische Streifzüge, Leipzig 1903. S. 337-341) Uz’lar da Pezenekler gibi 1060 da Balkanlar’ın doğusuna girdiler ancak Peçenekler’e karşı koyumadıkları için Seret nehrine çekildiler. Bizans kaynakları Uz (Guz=Oğuz) ordularının lik defa 1065 de Aşağı Tuna’yı geçtiklerini bildirmektedirler. (8-Kossonyi Bela, XI-XII asırlarda Uz’lar ve Koman’ların tarihine dair. (Türkçeye çeviren: Hamit Koşay) Belletne sayı 29, 1944, s. 123l.) Uz’lar (=Tork’ler) Aşağı Tuna’ya vardıkalrı zaman Peçenek oymakları çoğunluğunun güney hattı arkasına ulaşmışlardı. Bizans hükümdarları XI. Yüzyıl ortalarında Pezenek oymakları arasında çıkan iç tefrika ve parti kavgalarından faydalanarak onları kitle halinde Balkanlar’ın sathı maillerine ve Tuna güney kıyılarına iskan ettiler. Bu iskânlar bilhassa savunma hedefini gidiyordu. Bizanslılar bir akıncı kavim gücünü, diğerine karşı kullanarak devletin sınırlarını yeni düşmanlardan korumayı denediler. Fakat bu pek işe yaramadı. Zira ne bunlar ve ne de sonradan içeri alınan kavimler fazla sadakat göstermediler. Peçenekler yeni mühitlerinde, eskiden alıştıkları hayat tarzında vazgeçmediler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 293)

Peçenekler’in Bizans devletine toplu iskanı Uz’ların (Torklar’ın) güneye doğru yollarını serbest bıraktı. 1065 de Bulgar mukavemetini kırarak Aşağı Tuna’yı geçtiler. Konstantin Dukas onlarla açık mücadeleyi göze alamadı. Sonra Uz’lar kış ve hastalıklar, Peçenek ve Bulgarlar’ın saldırıları yüzünden Rus bozkırlarına doğru geri çekildiler. Bulgaristan’da oturan Peçenekler 1050 de Macar kıralı Salamon’un başka taraflarda harp ile meşgul olduğunun haber alınca, bir kaz defa Macaristan’a da akınlar yapmışlardır. 1072 de Nandor Fehervar’dan geçerek Macaristan’a girmişlerdir. Buna karşı Macar Kralı Salamon Bulgaristan’a bir ordu göndermiş, imparator Niketaş Peçenek kumandanı Kozar ile anlaşarak mukavemet göstermiş ise de Kozar güç hal birkaç maiyetiyle canını kurtarmış, tutsak edilen Peçenekler de Şopron iline diğer peçenekler yanına sınır bekçisi olarak iskan edilmişlerdir. Peçenekler Macaristan’a daha önce bu günkü Romanya topraklarından İslav ırkından olan Tut’lara akın etmekte idiler. Daha sonra bunlar Macarlar’a tabi olarak Almanlara karşı sınır muhafızı sıfatiyle Fertö havalisine yerleştirilmişlerdir. Macaristan’da bu gün Beşenyö adı ile anılan bu Macarlaşan kavim Türk asıllı Peçeneklerin ahfadıdır. Macaristan’da ve çevresinde pek çok yer adı Peçenek adını taşır. Peçenek ve Uz’ların (Oğuzların) izinden, önce Rus bozkırlarında, Balkanlar(‘da ve Macaristan’da Koman’lar gözüktüler ve sonra bunlar romenler’e, Macarlmar’a taze kan katarak temessül ettiler. Peçenekler’in Balkanlar’da bundan sonraki rolleri Bizanslılarla sürekli ve gayesiz bir mücadeleden ibarettir. Bizans’ın entrikaları ve yenilgiler yüzünden Peçenek mukavemeti çökecektir. 1071 Malazgird savaşı olduğu sırada Romanya, Macaristan, Balkanlar’a yayılan, eskiden çok kudretli bir kavmin dağınık ve yabancılar hizmetine giren toplulukları vardır. Malazgird’de Peçenek ve Uz’ların (Oğuzlar’ın) Bizans ordusunu terk ederek kardeşlerine katılmaları milli şuurun bir aralık parlayan son kıvılcımıdır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 294)

Kısa Kronoloji:

M.S. 370 – 470 Hunlar’ın Avrupa’daki rolleri.

Atilla’nın ölümü.

Peçenkeler Volga nehri orta mecrasında Onogur’ların tek ettikleri yerde

Doğuda lik Türk devleti

Avarların Kafkasya’ya ulaşması

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 294)

Avarlar Aşağı Tuna çevresinde.

Kazar (Batı Türk) devleti.

Oğuzlar’la Kazar’lar birleşerek Peçenekler’i Batıya göçe zorlarlar.

Peçenekler Rus topraklarına girerler (İGOR ile barış) Tuna’ya yaklaşırlar.

Peçenekler Kiev’i kuşatırlar

Bulgaristan yüzünden Rus Prensi Svatoslav ile Bizans arasındaki mücadeleye, Bizans’a karşı, Bulgar Peçenek ve Macarlar da karışır.

Peçenek Başbuğu KURAN-SVASTOSLAV’I yener, kafatasını içki kabı yapar.

Rus Prensi Yaropolk Peçenekler’i yenilgiye uğratır.

Peçenek Başbuğu İLBEY, Yaropolk ordusunda hizmet görür.

Hıristiyan olan Vladimir Peenekler’le savaşır.

Peçenekler Rus şehri BİELGOROD’u kuşatırlar.

Prag Piskoposu ADALBERT Peçenekler’i hıristiyan yapmak isterken öldürülür.

Peçenekler’in VALDEMİR’e tabi BİELGOROD’u kuşatması ve Başbuş Temir’in öldürülüşü

Rus Prensi YAROSLOV Peçenekler’e sığınır.

Peçenekler Tuna’yı geçerler, MYSİA’yı talan ederek geri dönerler.

YAROSLAV Kiev’e saldıran Peçenekler’i püskürtür.

Peçenekler MYZİA ve Thessalya’yı talan ederler. Kışın nehirleri buz üzerinden geçerek Trakya ve Makedonyaya girerler.

Üç defa Bizans topraklarına akın edresler. Kiev’nevmidane saldırırlar.

Peçenek hükümdarı TURAK ile KAGAN adlı kumandan mücadelesi KAGAN 20,000 kişi ile Bizans’a sığınır. Hıristiyan olur. Daha sonra yenilen TURAK, esir olduğu Bizans’ta hıristiyan olur. İmparator Peçenekler’den doğundan gelen Selçuk tehlikesine karşı koymak üzere onlardan süvari birlikleri kurar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 295)

Uz’lar (Oğuzlar) Dnyeper’e ulaşırlar.

Uz’lar Balkanlar’a akın ederler

Uz’lar Aşağı Tuna’yı geçerler. Bizans, Peçenek ve Bulgar ittifakı Uz’ları yener.

Peçenekler Başbuğları TATOS idaresinde, isyan eden Tuna valisi NESTOR’la Bizans’a kadar inerler

Bir Peçenek kolu Macaristan’a girer.

Peçenekler Edirne’yi kuşatırlar ve Bizans’ın iç entrikalarına karışırlar. Bizans Uz’ların ittifakını sağlar. İşe arkadan gelen KOMAN’lar (Kun’lar) da karışır. Bizans ve Koman orduları Peçenekler’i yener. Tutsak Peçenekler MUĞLA’ya yerleştirilir. Trakya’ya yerleştirilenler de çoktur.

Peçenekler hakkında Bizans’taki en son haberlere göre, ALEXİOS zamanında Peçenekler içinde büyük rütbeler alan, hıristiyan kumandanlar ve valiler vardır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 296)

FATİH’TEN ÖNCE İSTANBUL’UN TÜRK SOYUNDAN GELEN KAVİMLER TARAFINDAN ALINMASI TEŞEBBÜSLERİ

**(***Hazine Aylık Maliye ve kültür mecmuası, Yıl 1, sayı 11 Aralık – 1953.)x

İstanbul’un fethi gerek İslâm mücahileri gerek Türk ırkından gelen kavimler için bir emel idi. Büyük fedakârlıklara katlanmış olmalarına rağmen Arap ordularına fetih müyesser olmadı. Ancak türkler uzun mücadele ve hazırlıktan sonra muvaffak oldular.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 297)

Osmanlı Türkler’i Bizans’ı almak isteyen Türk kavimlerinin ilki değil belki sonuncusudur. Birçok Türk ordularını Bizans surlarına sevk eden eski rüyayı onlar gerçekleştirdiler. Miladın 433 üncü yılında osmanlılar’ın zaferlerinden bin küsür sene önce Hun atlıları Bizans’ın surları önünde göründüler. Bunlar diğer kardeş kavimler dalgalar halinde doğudan batıya doğru yeni yurt kurmak ve yeni bir hayata kurmak için ilerlediler. HUN, AVAR, TÜRK-BULGAR, GÖK TÜRK, PEÇENEK, HAZAR, MACAR, KUMAN, SELÇUK VE OSMANLI diye adlandırdığımız kavimler haddi zatında çalkalanan büyük Türk denizinin batıya ilerleyen dalgalarıdır. Miladdan sonra 375 de Hunlar, Kırım’da göründüler. 395 de onlardan bir kol Kafkaslarda’ı aşarak Suriye’ye kadar sokuldular. 433 de Ruas adlı Hun kıralı Trakya’ya girdi ve Bizans surlarını tehdid etti. Attila orduları bir az sonra Yunanistan’ın Thermopil geçidine ve Marmara’ya kadar sokuldular. 448 de Bizans’tan gönderilen Priskos ve Maksimos adlı elçiler tehlikeyi önlemeye muvaffak oldular. Attila başta Batı roma İmparatorluğu’nu tasfiye azminde idi. 453 de ani olarak ölümü yüzünden Roma tehlikeden kurtulduğu gibi Bizans’a çevrilmiş olan gerili ok da kırıldı. Attila’nın ölümünden birkaç sene sonra oğul Dengizik zamanında bir Hun kumandanı Tuna’yı geçti ise de yenildi ve kesik başı Bizans’ta teşhir edildi. 558 de Türk kavimlerinin Kutrigurlar, Zaberger adlı bir kumandan idaresinde Bizans’a hücum ettiler. Belizar

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 297)

adlı enerjik bir Bizanslı kumandan onları güç bela uzaklaştırdı. İmparator jüstinian tehlikeyi önlemek için Türk kavimlerini birbirleri üzerine kışkırttı.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 298)

Gök Türk İmparatorluğu devrinde Bizans ve Türkler İranlılar’a karşı müttefik idiler. 568 de bu münasebet tazelendi. Valentinos adlı elçi Batı Türkleri’ni ziyaret etti. 626 yazında Avarlar İslâvlar’la birleşerek Bizans’ı muhasara ettiler Efsaneye göre Bizanz’ı ancak Meryem Ana mücizesiyle kurtardı. Ordodosların meşhur Akatheistos adlı duası bu muhasaranın hatırasını saklamaktadır. 813 de henüz islavlaşmamış olan Bulgar Türklerinin hanı Krum mızrağını Bizans’ın altın kapısına dayadı. 934 ve 959 da Macar akıncıları Trakya’ya girerek surlara kadar ilerlediler. Bir efsaneye göre Boton adlı kahraman bir düelloda Bizans’ın dev cüsseli muharibini yendikten sonra gürzü ile altın kapıya bir vuruşta çocuk başı sığacak kadar rahne açtı.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 298)

Macarlar’dan sonra Peçenek ve Kun Türkler’i Bizans’ı tehdid ettiler. Miladı 1051 yılında Tirak adlı bir Peçenek kumandanı Trakya’ya ve Makedonya’ya girdi. 1065 de Kunlar Selanik’e kadar sokuldular. 1087 de Peçenekler ve Kunlar Bizans’ın yanı başına kadar geldiler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 298)

Şimdiye kadar saydığımız kadar saydığımız Bizans’a yöneltilen tehdidler hep batı ve şimalden gelmekte idi. 1071 de Selçuklar Malazgirt harbini kazanıp Bizans’ı kat’i olarak oğlundan çekilmeğe mecbur ettikten sonra batı yolunu açılmıştı. Bilindiği üzere bu harpte İmparator Dördüncü Romanıs da esir edilmişti. Selçuklar’ın elinden Bizans’ı ancak Moğol istilası kurtardı. 1288 de Selçuk yerine osmanlı devleti kaim oldu. Osmanlılar 1326 da Bursa’yı, 1354 de Gelibolu7yu, 1360 da Birinci Murad devrinde Sırbistan’ı feth ettiler. 1402 de Ankara civarında Timur’la Bayezid arasında vuuka gelen Harp Bizans’ın sükutunu bir müddet geciktirdi. 1422 de Türkler Bizans’ı muhasara ettiler. 1430 da Selanik, 1447 de Pelepones yarımadası ilhak edildi. Bu suretle Bizans’ı tehdid eden halka gittikçe sıkılaşıyordu. Nihayet 1453 yılının 29-30 Mayıs’ında İkinci Mehmet (Fatih) kumandasındaki ordu İstanbul’a girdi.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 298)

Edebiyatla süslemeğe hiç hacet kalmadan şu kısa izahlar Bizans’ın Türkler tarafından fethinin asırlar boyunca güdülen milli bir dava olduğunu göstermeye kafidir sanırız. Daha teşkilatlı ve maneviyatı daha sağlam ve disiplin bir ordu, o devrin din nizamları ve

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 298)

saray entrikaları ile zafere ulaşacağını zanneden bir İmparatorluğu çökertmişlerdir. Son Bizans İmparatoru cesur müdahaleleri ve savaşlariyle ancak şahis şerefini kurtarmıştır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 299)

İstanbul’u alan Fetihler, oradan devrin en yüksek mimari eserlerini ve hayır müesselerini kurmuşlar, tebaya din, vicdan ve çalışma hürriyete bağışlayarak ayni zamanda medeni insanlar olduklarını isbat etmişlerdir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 299)

1953 de İstanbul’un fethi ile birlikte Türk soyundan olan Attila’nın ölümünün 1500 üncü yıl dönümünü de haklı olarak anabilirdik Asya’da göç dene Türkler’in ve onlarla akraba kavimlerin teşkilatçılık kabiliyetleri, harap sanatına vukufları ve özel bir medeniyetleri olmasa bu derce müşkül ve büyük işleri başarmalarına imkan olmazdı. Onunu için kavimler muhacereti çağında Türk soyundan olan halkların rollerini objektif olarak incelemek ve hatta Avrupa medeniyeti ve hayatına tesirlerini göstermek yarının vazifesi olacaktır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 299)

BİBLİYOGRAFYA:

TÜRKLER’İN ANA YURDU

Ural – Altaische Forschungen = Ural – Altay Tetkikleri Von Martti Rasanen (Helsinki)

Türkiye Türk ağızları hakkında esaslı araştırmalarda bulunan Fin bilgini türklüğün ana yurdunu ilgilendiren küçük fakat önemli bir makale daha yayınladı. (Ural-Altaische Jahrbücher XXV. Heft 1-2. 1953.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 350)

  1. Rasanen bu etüdünde arkeoloji buluntuları ve kelime mukayeseleri ışığı altında Ural – Altaylı kavimlerin müşterek an yurdunu tesbite çalışmaktadır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 350)

Bilindiği üzere Urallı sözü ile Fin- Ugurlar ve Altaylı sözü ile de Türk, Mongol, Mançu – Tunguz ve Koreliler kasdolunmaktadır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 350)

Fin dili ile Türkçe arasında gramerde en az on dört noktada mutabakat ve bir çok iptidai kelimelerle ayniyet olmasına rağmen akademik çevreler Asya’da müşterek bir ana yurdu kabul etmek istemiyorlar, yahut şüphe ile karşılıyorlardı. Onlar Fin – Ugur birliğinin ana yurdunu kat’i delillerle Ural – Kama havzasında gösteriyorlar, daha eski devirlere gitmeden ondan sonraki dağılışı tesbit ve izah ile yetiniyorlardı.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 350)

Türkler’in ana yurdu hususunda da fikir ayrılıkları göze çarpmakta idi. Klaparoth ve Vambery bunu Altay dağlarında, Radlof Altaylar’ın doğusunda, Ramstedt Mancurya’da, Poppe yer açıklamadan Orta Asyada, Nemeth Ural ve Altay dağları arasında uzanan steplerin kuzeyinde aramakta idiler.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 350)

Martti Rasanen bu davayı çözmek için avcılık devresinden kalan bu iptidai kelimeleri ele almakta ve bunu kazılarda çıkan arkeolojik belgelerle desteklemektedir. Ona göre Ural – Altaylı kavimleri anayurdu eski taş devrinde Ural dağları doğusunda ve belki de Ural dağları ile Altay dağları arasındadır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 350)

Fin kavimleri bu anayurttan batıya, Türkler ise doğuya göç etmişlerdir. Aksi varid değildir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 351)

Fin-Ugurlar yeni taş devrinde (M.Ö. 2500 sıralarında) Urallar’da yurt kurmuşlardı ve tek bir kavim teşkil ediyorlardı.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 351)

Rasanen’in avcılık devrinden gösterdiği mukayeselerden bir kaçını kısaltarak zikredelim:

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 351)

Fince: Pii (Pii kivi)=çakmak taşı (bıçak) yahut bi= kesinlikle ifade eden söz.

Türkçe: Bi-çak=Kesen alet.

Laponca: Polda=Taş balta.

Türkçe:: Balta=”beel, Axt”

Fince: Suksi=ski.

Tunguzca: suksi=(Ayni manada).

Fince: Saani=kızak.

Laponca: Coanna=Ren geyiği kızağı.

Türkçe: çana=kızak (Osmanlıcada unutulmuş)

(ayni kelime doğu finceden sani şekline Rusçaya da geçmiştir.)

fince: Peni=Köpek. Penikka köpekcik.

Yakutça: Önügas=Köpek, köpekçik.

Türkçe: enik=et yiyen hayvanların yavrusu.

Çağatay: Enük (ayni manada).

Eski Moğolca: Hüneğe= (Mana kayması ile)

Somayetce: Loka; Macarca zoka= tilki.

Moğolca: Nobay=köpek.

Mordvince: sardo=”elentier”.

Şor Türkçesi: Sartak= “Renntier”.

Fince: Peura=yabani ren geyiği

Çağatayca: Bugra-Deve aygırı

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 351)

Yakutça: Bur=ren geyiği erkeği veya koç.

Fince harka=öküz, buğa, iğdiş edilmiş erkek ren geyiği.

Teleüt Türkçesi: Sarka=iğdiş teke.

(Moğolca ve Tunguzcada karşılığı var.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 351)

Fince: Teva=Elch ochse”

Türkçe: Teve, eve, tebe=”Camel”

Moğolca: Tema-gen (Ayni manada)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 352)

  1. Rasanen bu gibi mukayeselerin içtimai hayata, Şamanlık dinine. Ve ev eşyasının ve teknik aletlere, hayvanlara alemine, vücud akşamına, bitki alemeni, iklimle ilgili mefhumlara çoğrafi terimlerce ve diğer sözlere, sıfatlara, iptida i fili ve zarflara teşmil edebileceğini söylüyor.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 352)

  1. Rasanen’in zikrettiği ve etmediği iptidai hayata delalet eden müşterek kelimeler onun kanaatımca eski taş devrine kadar uzanan müşterek bir ana yurt ve dolayısiyle akrabalıkla izah olunabilir. Bu müşterek yurt ise Urallar’dan pek uzak olmayan ve Orta Asya’ya uzanan bir bölgedir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 352)

Fin-Türk kardeşliğinin teyid eden bu araştırmaları dikkatle takip ederken Helsinki’den gelen bir kardeş sesinin kulağımıza hoş geldiğinin de söylemekten kendimizi alamayız.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 352)

DÜNYA TARİHİ VE TÜRK

**(***Ulus gazetesi 26.12.1942. Prof. Dr. Laslo Rasonyi’nin aynı eseri, genişletilerek Türk Kültür Araştırmaları enstitüsü Yayınları arasında çıkmıştır. Tarihte Türklük, TKAE Yayınları, 39, Seri: III – Sayı: A11. Ayyıldız Matbaası, Ankara – 1971, VII+420 s. 8)

Masamın üzerinde sayfaları açık dana yeni bir kitaptan satırlar okuyorum:

“Uygurlar’da yazı, idare ve asayiş çok inkişaf etmişti. Aurel Stein tarafından sahranın güney kenarında Miran enkazı arasından çıkarılan oyma Uygur yazması, bunu anlıyabilmemiz için kafidir. Burada bir listede onuncu yılın dördüncü aynını yirmi dokuzuncu gününde kale komutanlığında pasaportlarını vize ettiren yirmi beş kişinin isimleri yazılıdır.”

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 353)

Bunlar birçok vesika arasında en ufak işler hakkında bile mesalâ bir bahçenin kiralanmasına ait senetlerin tanzimi v.s.) etraflı malûmat bulabiliriz. LE COQ’un dediğine göre geniş halk tabakaları yazı ve vesikalarda kullanılması icabeden hukuk formüllerine aşina idiler. Buna mukabil, aynı devirde acaba kaç Avrupa derebeyi bütün bu türlü evrakı el yazısiyle ve icabeden hukuk formilleriyle tanzim edebiliyordu? Uygurlar’da ise bir köylü dahi buna muktedirdi? Uygurlar’da ise bir köylü dahi buna muktedirdi? Bu mütekâmil hukuk formülleri, kanunların inkişaf etmiş bulunduğunun ve iyi tanzim edilmiş hukuk tatbikatının delilleridir. (Turan 1918, 452,)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 353)

Vesikalar umumiyetle kağıt üzerine yazılıdırlar. Çin’de Milat’tan sonra birinci asırdan itibaren ince kağıdın- sellülozdan paçavra, perdahlı ince kağıttan tuvalet ve sofra kağıdına kadar- her nev’i kullanılıyordu. Şu halde Uygurlar’ın kağıdı, Avrupalılar’dan asırlarca önce kullanmış olmaları tabiidir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 353)

Araplar, 751, de yapılan Atlah muharebesinde alınan esirlerden kağıt imalini öğrendikten sonra ilk kağıt imalathanelerini Semerkant’ta kurmuşlardır. Kağıdın tanınması yavaş yavaş Arap İmparatorluğu’nun batı taraflarına da intikal etti. Bu suretle XI. Yüzyıldan itibaren Avrupa kağıt imalini öğrendi.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 354)

Medeniyetin yayılışında diğer en önemli vasıta da matbaadır. Bu dahil, daha sonraları kağıdın yolunu takibetmiştir. Matbaanın mücitleri GÜTENBREG VE COXTER değildir. Onlar bunu ancak inkişaf ettirmişlerdir. Asırlarca önce matba Çin’de Kore’de ve Uygurlar’da tanınmıştı. Blok usulü tabın batıya yayılmasında en büyük rol Uygurlar’ındır. En eski müteharrik matbaa tipi Türk dilindedir ve Uygurlar’dadır. (1-Carter, The Invetnion of Printing in China 1025.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 354)

Fransız ve Rus ilmi heyetleri Turfan’dan birçok müteharrik ve ağaçtan mamül harfler getirmişlerdir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 354)

Moğolları medenileştiren Uygurlar olmuştur. Moğol fatihleri Uygur yazısını kabul ederek uzun kazan Uygurca’yı diplomasi dahi olarak kullandılar...”

Bu satırları, başında “maksadı mümkün olduğu kadar, kısa bir şekilde Türklüğün tarihi hakkında son zamanlarda Türklük dışı ilim aleminde ne gibi fikirlerin meydana geldiğini göstermek olduğunu bildiren bir eserden alıyorum.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 354)

Eserin ad “Dünya tarihinde Türklük”tür. Yazan da bir yabancı bilginidir:

Evvelce Ankara Üniversitesi’nde profesörlük etmiş ve şimdi Macaristan’da bir üniversitede Ord. Prof. Olan Bay L. RASONYI.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 354)

Yirminci asır medeniyeti savaş boylarında can çekişir ve bir çok milletler yeni medeniyetler kurmak iddiasında bulurken bir yabancı bilgin tarafından yazılan ve Ankara’da Türkçeye çevrilip asılan bu değerli kitap, yarinki medeniyetin kuruluşunda büyük rol oynaması mukadder olan Türk’ün dünkü medeniyeti kurmakta neler yaptığını büyük bir salahiyetle aydınlatacaktır. Eseri, bir bakımdan medeniyet tarihi olan Türk tarihine merakı olanlara tavsiye ederim.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 354)

BİBLİYOGRAFYA.

**(***Kitaplar Arasında, ÖnAsya Mecmuası, C. V, S 53-54, s. 20-21.)

AVARLARIN SAN’ATI

İstvan Erdelyi Erdely: L’art des Avars – Avraların San’atı.

Budapest 1966 (16x18cm. 63 sahife metni ve 38 levha, naşiri Corniva.)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 355)

Atlı göçebe kavimlerin Asya bozkırlarından Avrupa’ya göçü eskiçağ sonu ile Ortaçağ başlangıcına rastlar ve Macaristan toprakları önemli vak’lara sahne olur. İşte Avarlar bu kavimlerden biridir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 355)

Türklükle de ilgisi olan Avarlar M.S. VI. yy. ortalarında Karşatlar havzasına ulaşarak İmparatorluk kurarlar ve 250 yıl süresince buralarda kalırlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 355)

Çin ve Avrupa kaynaklarına göre, Avar (Ovar) lar 460-465 sıralarında Türk adanı taşıyan akraba ulusunu tazyiki sonucunda Altay bölgesini tekkederek 477 yılında Avrupaya ulaşmışlardır. Türkler’in önünden çekilen Avarlar 558 de Bizans İmparatoru Justinien’e bir elçi heyeti göndererek himayesine sığınırlar. Jüstinien o sarılarda Bizans sınırlarını akınlarla işgal eden Türk menşeli Kutrigur Bulgarları’nı te’dip etmek ve batıda tehlike gösteren Franklar’a karşı koyabilmek için Avarlar’dan faydalanmayı düşünerek onları Panonia’ya yerleştirir. Ancak bu dostluk uzun sürmez, Balkanlar’ın kuzeyine yerleşin Avarlar kendileri Bizans’ı tehdit eder ve birkaç defa İstanbul’a kadar sokulurlar.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 355)

Theophanes, Cheronographia adlı eserinde Bizans’a gelen Avar heyetinin Hunlar gibi giyindiklerini ve şehir halkının, uzun ve şeritle bağlı saçlarını arkalarına sarkıtan insanları merakla seyrettikleri kaybeder.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 355)

Avarlar Güney Rusya’dan geçtikleri sırada Kutrigur’ların bir kısmı ve Azak denizi çevresindeki Hun oymakları kendilerine

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 355)

katılırlar. Bazı İslavlar’ı da çalıştırmak için birlikte sürüklerler. Bu sırada Tuna ile Tisa nehirleri arasında Oppid kavmi, Tuna’nın batısında onlara düşman Lombard’lar bulunmaktadır. Avarlar Lombardlar’la birleşerek Oppidler’i yenerler ve kendi ülkelerine ilhak ederler. 568’de Lombardlar Lombardia’ya çekilip gittikten sonra bütün Karpat havzası Avarlar’ın elinde kalır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 356)

Avar devletinin sınırları genişlerken içine aldığı yabancı unsurlar dolayısiyle bünyesi zayıflar, buna tah niza’ları ve idari bozuklukları da katılınca Avar ülkesi çöker.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 356)

Şarlman çağında Franklar Avarlar’ın batıdaki iki kalelerini ele geçirirler. 796 da Avarlar’ın içinde rütbece hakandan sonra gelen ve “Tudun” ünvanını taşıyan kuzey-batı ülkesi genel valisi, hıristiyanlığı kabul ederek Frank himayesine sığınır. 803 te Avar Devleti büsbütün sukut eder ve Avar adı ancak tenki bir zümre olarak Panonia’da dokuzuncu yüzyıl ortalarına kadar arasıra anılır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 356)

Avarların siyasi tarihi kısaca bundan ibarettir. Bu kavmin acaba bir san’atı var mı idi? İstvan erdelyi çok nefis basılan ve yukarıda zikri geçen eseriyle bu soruya müsbet cevap vermektedir. Avarlar’dan kalan ağaç, deri ve dokuma eserler iklim icabı çürümüş, hatta meki eserler hayli bozulmuş olmasına rağmen yine Macar topraklarında yapılan sistemli kazılar sayesinde pek çok eser (bunlar arasında bilhassa medeni eserler) bulunmuştur. Yalnız Macar müzelerinde 10.000 den fazla Avar eseri envanterlerde kayıtlıdır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 356)

Avarların giyimi: Avar iyiminde en çok göze çarpan, madeni plaklarla süslük kemerlerdir. At takımları da aynı üslüptadır. Tirkeş (ok muhafazası) ve kılıçları kıymetli madenlerde kakmalıdır. Yüksek sınıfa mensup kız ve kadınların külliyatı (ziynet eşyası) altın ve gümüşten olduğu halde aşağı tabakadan olanlar bronz ve cam boncuklarla yetinmişlerdir. Gerek erkek ve gerekse kadınlar küpeli olup askerleri uzun saçları örgülü ve başlarındaki işlemeli takye’ye bağlıdır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 356)

Macaristan’da çibak-Heza adlı mevkide bulunan Avar prensesinin altın tacı yaprak biçimi, kalıp baskısı levhacıklarla süslüdür. Bu tacın benzeri Altay’da bulunmuştur. Tepel adlı yerde 13 sayılı mezarda bulanan daha basit baş tacının benzerlerine halen Moğolistan’daki kadınların kalpaklarında rastlanır. Avar kadınlarının kullandıkları rozetli ve kakmalı kopçalardan pek çok örnek bulunmuştur.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 356)

Onların giydikleri giyimlerin de aynı derecede süslü olduğu şüphesizdir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 357)

  1. ve VII. yy ortalarında ölü hediyeleri arasında avadanlıklar, bronz, gümüş ve altın kakmalı eserleri çoğunluk olup, daha geç çağa ait bir kuyumcu dökme kalıbı da bulunmuştur.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 357)

Kemerler umumiyetle Asya Hun kemerlir üslubunda ise de VI. yy.’da Avarlar’ın Güney rusya7da bulundukları sırada Bizans sanatı tesiri altında kaldıklarını belirten örnekler de bulunmuştur. Büyük top veya piramit biçimli, habbeli küpülerde de Bizans tesiri görülür. Buna karşılık atlı göçebe kavimler kuyumculuğunun Bizans sanatını tesiri altında bıraktığı da bilinen bir gerçektir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 357)

Avar süs plaklarında sahibinin “damga”sını gösteren işaretlere de rastlanır. Avar dokuma ve meşin işlerinden maalesef zamanımıza kadar hiçbir eser kalmamıştır.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 357)

Avar çağına ait en güzel eserler prenslerin ve oymak beylerinin mezarlarında bulunmuştur. Hakanın sarayında özel bir kuyumcu atelyesi bulunduğu sanılmaktadır. Bir kısım eserler de hariçten hediye olarak gelmiştir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 357)

Çepel’de gömülü Avar beyinin yanı başında bulunan düz altın kılıç Orta Asya VI. yüzyıl kılıçları tipindedir. İgar’da bulanan kemer ise altın kakma plaklarla süslüdür.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 357)

Boça’daki kazıda bulunan VII. yy. prensinin elbisesine altın varaklar dikilmişti. Cift, altın plakalı kemeri vardı. Yanındaki zythou-içki kabı”, kâse, yüzük ve küpeleri de som altın, tirkeşi (ok muhafazası) altın kapmalı kılıcı da altın kakmalı idi. Altın kemer tokası da “peudo-boucles” dir. Kuyumcu ustalarının bildirdiklerine göre böyle bir tokanın imali en az 24-26 safhadan geçer.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 357)

Avar sanatında başlıca iki devir gösterilebilir. I. devirde kakmalı ve kalem işlemeli. II. devirde kalıba dökümü “griffon” süslü ve dallı nakışlar madadır. Bu ikisi arasında VII. yüzyıla ait bir intikal çağı da tesbit edilmiştir.

Avar san’atında hayvan mücadelesi motifleri A. Alföldi’ye göre Mitolojik temellere dayanır. Her oymağın menşe efsanesi ile ilgili bir totem’i (ceddi) vardır. Nitekim İskitlerin totem ceddi dişi geyiktir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 357)

Joseph Strzyovski 1917’de Avar sanat eserlerinde de görülen nebati dal motiflerinin Macaristan’a, hatta Mısır’a Asya’dan Türk kavimleri tarafından getirildiğini söylemişti. Avar kemer kayışı uçlarındaki madeni tokaların benzerleri Kore ve Japonya’da bulunmuştur. Sigetvar’da bulanan toka da gagasiyle inci dizisi tutan kuş ve altında bir insan tasviri görülür. Bunun benzeri Afganistan’da bulunmuştur.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 358)

Bamhalma’daki Avar tokasında süvariler tarafından bir ejderin öldürülüşü tasvir edilmiştir. Györ’deki tokada ise başına öküz maskesi geçiren bir insan görülür. Bunların hepsi mytholojik temellere dayanır. Kemerlerdeki semböller de sihri ve totemik güçleri ile hamilerini korurlar. Güneş tekesi devri daim sembolü olan “Svastika” ve benzeri remizlere Avar miğfer ve zırh plaklarında rastlanır. Sigetvar Avar miğferinde üzerinde balığı parçalayan kartal aynı zamanda İskit motifidir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 358)

Avarlar’da demircilik sanatı da ileri seviyede idi. Altaylı Türkler’in demirciliği bütün Asya kavimlerine öğrettikleri ve yaydıkları bilinmektedir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 358)

Söbe gözlü (delikli) demir özengiyi Avar süvarileri Karpatlar’a ve diğer akraba kavimlere, Çin’e kadar götürmüşlerdir. Avar mezarlıklarında bu tip üzengilerden pek çok bulunmuştur. Bu üzengilerin çoğu gümüş kakmalı, Çengöd’de bulunan üzengi ise altın kakmalıdır. (VII. yüzyıl)

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 358)

Mızrak uçları, çift yüzlü kılıçlar, çok çeşitli demir ok uçları (temrenler) Avarlar’ın tenkite muasırlarından aşağı seviyede olmadıklarını gösterir. Avarlar’ın kemikten yapılan zırh yamakları, kemik yay gergileri, kadınları kemik iğleri çeşitli motiflerle bezenmiştir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 358)

Gösterilen örnekler Avra sanatını tümü ile temsilden uzak olmakla beraber aç çok bir fikri vermeye yeterlidir.

Karpat havzasında Franko- İslav işgalinde sonra IX. yy. ‘da doğudan kopup gelen Macarlar yeni bir sanat akımını getirmişlerdir.

(Dr. Phil. Hâmit Zübeyir Koşay Etnoğrafya Folklor Dil Tarih. vd. Konularda Makaleler ve İncelemeler Sayfa: 358)

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+11
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.