Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 02 Ağustos 2017 - 19:00
Son Düzenlenme Tarihi 17 Ağustos 2017 - 23:03
DESTUR YA CEHALET!

DESTUR YA CEHALET!

AKA GÜNDÜZ

Hayat ve mükeveratın evvelini mahalle kahvesi ve ahirini şam bilenler... Baş ağrısı için peri padişahına yarım okka kırmızı şerbet şekeri ve üfürükçüye bir buçuk mecidiye yüzlük altını rüşvet verenler... Valide kırâ'athanesinde “idâre-i devlet” hakkında konferans tertip edenler... Hayırsızlığından dolayı şûrâ-yı devlet mahâkim dâ'iresine
düşenler... Ma'âşı beş yüz iken sekiz yüz elli ile tekâ'üd olanlar... Perapalas’ta züğürt ecnebilerin hesabına imtiyaz kovalayanlar. Esbâk-ı bendeğânın emektarlarından olup bilahare muhtacın tertibinden aylığı kesilenler... Paris’te dolaşanlar... harpten kaçanlar...Vatan satanlar... Şeri'at isteyen sarhoşlar... Sarhoş olan hacılar... Ağalar... Küçük
ağalar... Ortanca ve baş ağalar... Ağa babalar... Da'vetliler, davulcu ve zurnacı ve sâ'ire... Artık istedikleri kadar:

  • Bu devlet yaşamaz!
  • Bu millet batacak!
  • Bu saltanat mahvolacak!
  • Bu istikbal izmihlaldir!

Diye dursun ve propaganda edip batanlar, gören göz kılavuz istemez, geçit başına vardık, kuyunun akı karası belli oldu, bu minare dibine de gölge vurmaya başladı, son musibet bin nasihat büyük sefa geldin diyerek kulağından kapı dışarı etti. Ve şöyle yok miskal imanı olanlar, beyninin ötesinde berisinde biraz hayat ve harekete malik bulunanlar, eli olup da kalbinin üstüne koyanlar, tek gözlüğe lüzum görmeden burnunun ilerisini bakıp görenler kanâ'at getiriyorlar ki:

  • Bu devlet yaşayacak.
  • Bu millet batmayacak.
  • Bu saltanat kurtulacak.

Bu istikbal izz ve ikbalindir. Çünkü din:

“Aç bilgin tevekkeli yan gel sefana bak”

Diyenlerin çocukları, bugün ilahî bir atâ, bir ilahi bir dâd ile:

“Amelimiz, efkârımız ikbal ve vatandır.”

Deyip gidiyorlar. Ve gittikleri yol; sa'ydan, cehdden, anlayıştan, hüsn eyleyişten ibarettir. Ötekilerin eline kalsaydı elbette her şey batar, batar ve muzmahil olurdu. Fakat berikilerin, çocukların eline düştü, gençlik öyle bir şehsüvar oldu ki bastığı üzengilere, tuttuğu dizginlere hâkim... Elbette istikbal iklimini feth ve teshir edecektir. Gençliğin o işlenmemiş taze cevheri irfanın, za'if vücudu sehd ve taharrinin elinde bulunuyor.

Mukaddes aşk, mukaddes ateş, mukaddes mefkure tecelli etti, heyecan, hüsn-ı heyecan, bedi'î heyecan, fikrî, ilmî heyecan tomurcuk vermekte... İki kuvvet çarpışıyor, bozucu kuvvetle, yapıcı kuvvet... Biri ümitsiz, imansız, kansız, cansız; diğeri genç dinç, ümitle imanla, kuvvet ve i'timatla dolu - Hak tabî'î, ikincisinindir. Evvelkiler ölüme mahkum, ölecekler... ve hortladıkları gün gömüldükleri yerden bir güneş çıkacak...

Benim çok kat'î i'timâd ve i'tikâdım var, o kadar ki bende bir aşk, kıskanç bir aşk olmuştur, bu i'timâd ve i'tikâd aleyhine en ufak bir işaretle tahammül edemiyorum. Biz şimdiye kadar ruhumuza mukaddes hiçbir ateş sokamamıştık. Ve ondandır ki batıp gidiyorduk. Hiçbir şey, hiçbir mukaddes ve hedef için bir mefkûre beslemiyorduk, ondandır ki her şey sönüp gidiyordu. Müspette de böyle, menfide de böyle idi.

İstibdatta zulûm mefkûresi bile yoktu... Bu devleti batırmak isteyenlerde hiç olmazsa batırmak mefkûresi bile yoktu. Onun için her zulüm pâydâr olamıyor, her yıkıcı batıramıyordu. Bunun karşısında yapmak ve yaşamak mefkûresi ise elbette olamayacaktı.

Batıyoruz! diye haykıranlarımız batmamayı, yaşıyoruz diyenlerimiz ölmemeyi bilmiyorlardı ve bilmiyorlardır.

Hâlbuki biz bir mefkûre sahibi olduğumuz zamanlar, ne şan ve sa'âdet, ne hak ve haşmet içinde yüzdük. Bizde mefkûre vardı. Âlâ-yı din ve devlet! diye kükreyen başı miğferli, eli kılıçlı, beyni ilim ve irfan dolu nice babalarımız var ki ölümleri asırlara varmamıştır. Onu gayb ettik, kendimizi de gayb ettik. Tezvir ve itaatta bile ...... al sahibi
değildik.

Şimdi öyle mi? Hayır. Gerçi bunu idrak edenlerle etmek istemeyenler birer kefeye konulsa terazi hayli sarsılır. Lakin bir hakikattir. İsterse bin bir kişi takdir etsin, yürüyor, bu hakikat yürüyor. Ve her geçtiği yerde haykırıyor! Destur ya cehalet! Ve yürüyen, gençliktir.

Bunu bilmeli ve i'tiraf etmeli. Mefkûre ile yürüyen, hareketini bilen, bilmeye çalışan bir gençlik var. Ve bunu, şabâbtan ziyade sübyanda aramalıdır; bunu da i'tirâf etmeli. Çünkü bugünkü şebâb da hayliden hayli karışık, dolaşık.

Bir tarih için bir sene, üç sene, elli sene çok değildir, belki hiçtir. Anadolu’da epeyce gezdim, son aylarda gezdim, daha da gezeceğim. Hepsini gördüm, yakın hasıl ettim. Onun için kuvvetle söylüyorum. Mekteplerimiz az, fakat mazruf pek iyi. Zaten şimdilik çok âlim istemiyoruz. Çünkü yapıştırma ve sahte olur, öylesine âlimler ise baştan başa skandaldır. Mevcut âlimlerimizden neler görüyoruz ki fenalıkları dört eşek yükü kitaplarından daha ağırdır.

Gençlikte kendi hâlinde bir fikir var. Mefkûre sahibidirler. Onların çarpan küçücük kalpleri her vuruşta bu vatanın yaşayacağını ve yaşamak için de kendilerine muhtaç olduğunu pekâlâ biliyorlar. Bahusus kin ile, kurs ile, ah ile, intikamla çalışıyorlar. Mukaddes ateş yalız çıkarmasın, lakin bir kıvılcım olsun yapmış ya...

Hiç durmasınlar yine bana Niş’ten taahhütname yazsınlar, Paris’ten kafatasını dört böleceğiz!” desinler. “Atina sokaklarında köpeklere yem edeceğiz” buyursunlar, isterlerse söylesinler, fakat ben eminim ki bu gençlik, mukaddes ateşin parlak ışığında çalışan bu gençlik kudretini göstereceği güne kadar ben yaşayacağım. O gün gelsin, kolay. Kafamı ben kendim pare pare ederim, çünkü o gün o kader ve kahir gençlik karşısında ne eski kaldığını idrak edeceğim.

Geçen gün bir zarfla bir deste kâğıt aldım bu Anadolu’nun bir mektebinde talebe olan Tahir Efendi namında birisinden geliyordu. Efkâr ve ihtisâsâtını manzum, mensur yazmış, fikrimi soruyor. Ona cevap vereceğim. Fakat okuduğum bu parçalar imanım üzerinde fala bir ışık daha yaktı. Tanımadığım bu genç şakirtte her mukaddes şey için mukaddes bir ateş yanıyor.

Bana bir iki sâ'atlik câvidânî bir hayat yaşattı. Memleket batacak, millet batacak diyen yâvegû paşalar önünde çocuğun ne samimi hislerle memleket ve millet için çırpındığını gördükçe kahpe oğulları ne derse desin demir gibi yaşayacağımıza iman ediyorum vesselâm.

Onun için mecmû'asından bir parçayı buraya aynen göçürüyorum. Kastamonu’nun yetiştirdiği bu mukaddes ateş okuyucularımızın da kalbinde bir hararet yaparsa bahtiyarım. Heyecan, heyecan, heyecan... İşte muvaffkiyetin sırrı. Heyecansız insan tahtadan maymuna benzer. “İntikamdan sonra, “Cihan, kızıl kanlarla, küfrün yığın yığın cesetleriyle kaynaşırken; şarkın pek ve muhteşem semasında dığan hilal, garbın zalim ve mülevves afakına kurtarıcı ve sa'âdet
verici ziyalarını dökerek Türk’ün büyük şanını yükseltecek!”

“Hilalin bu şevket ve azametine boyun eğen Garp zalâm-ı kahr ve vahşetten sıyrılarak baştan başa Türk’ün dest-i teshir ve istilasına girecek.

“Artık şe'âmet nisâr ve baykuş sesleri kesilecek. Vahşi nâkus sedaları yerine ulvî ve lahutî ezan sesleri, zafer teraneleri terennüm-sâz olacak.”

“Cihan, gök kubbesi yaratıldığından beri görmediği vahşet ve mezalimden silkinerek Türk’ün rehakâr ...... elinde mes'ûd ve ...... bir devreye erecek.”

“Üzerine kartallar üşüşmüş yığın yığın cesetlerle kaynaşan dağlar, dereler. Dinesinde küme küme zalim na'şları, mel'ûn kafaları saklayan, kan köpüren ırmaklar Türk’ün münbit ve nebatkâr azim ve iradesi ile temizlenecek.”

“Mazlum sesleri, ma'sûm feryatları artık dinecek. Bütün dünya, bu büyük sa'âdetin bahşettiği sevinç nurlarıyla dolacak.”

“Turan’da altın tahtta oturan hakan al bayrağın gölgesine sığınanlara adli merhame emredecek.”

“Nasfet ve adalet ziyalarıyla aydınlanan, şenlenen bünye yalnız büyük Türk hakanının elinde dönecek.”

“Ve hakana “İlha” Türklere de “cihan yapan” “denecek!..”

“Bir irfan ocağında yanan ateş o yarasaların gözlerini kamaştırsa yeridir. Ve işte bütün bu gençler, bugün yavaş yavaş, esaslı bir surette toplanarak, tenvir ederek istikbale giden yokun başına toplanıyorlar ve pek yakında hareket işareti verildiği zaman yükselecek tek ses!

“Destur ya cehalet!”ten başka bir şey olmayacaktır.

AKA GÜNDÜZ, TÜRK SÖZÜ, YIL : 1 SAYI: 6, 8 MAYIS 1330 PERŞEMBE

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+0
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.