Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 03 Temmuz 2017 - 15:00
Son Düzenlenme Tarihi 02 Temmuz 2017 - 09:30
Cürcan - R. Hartmann

Cürcan - R. Hartmann

CÜRCAN

(Eski makale olduğundan dolayı aslıyla sunulmuştur. Yazım hataları Türkçe Tarih kaynaklı değildir.)

CURCAN, eski fars. VRKANA, yeni fars. GURGAN (bizanslılarca) olup, kadım Hyrcania eyaletidir ki, Hazar denizinin cenub-i şarkı köşesinde kaindir. Hatta bu deniz, ikinci ismi olan Bahr Curcan (“mare Hyrcanum”) adını bundan almıştır.

Merkezi Astarabad [b. Bk.] eyaletini teşkil eden bu kadım mıntaka, coğrafya bakımından olduğu gibi, iklim itibarı ile de adeta tropiğin sıcak ve ratıp bir bölgesi olan Mazandaran ile şimalde dehistan stepleri arasında bir intikal sahasıdır. Atrek [b. Bk.] ile Curcanrud nehileri, toprağı bereketli bir hale getirmekle beraber, vücuda getirdikleri feyezanlar ve bunların mucip getirdikleri feyeznalmar ve bunların mucip olduğu sıtmalar yüzüden, memleket için ir afet olmaktadır.

Curcan, şimalden gelen göçebelere karşı bir hudut memleketi olarak, Sasanı devrinde mühim bir rol oynamıştır. Memleketi Dehistan steplerinde (şul, çöl; krş. Hoffmann, Auszüge aus syr. Akt. Pers. Mört., s. 277 v.dd.) oturan göçebelere karşı müdafaa için, Şahristan-i yezdgird ve Şahr-i Peroz kaleleri bina edilmişti (bk. Marquart, Eranşahr, s. 51 ve 56). Hatta hudut üzerinde yapılmış olan uzun bir duvar memleketi şimale karşı korumakta idi (krş. Bibl. Geogr. Ar., VI, 261 v.dd.; Vambery, Reise in Mitelasien2, s. 43 v.dd.).

Daha 30 (651) yılında Sa’id b. Al-‘Aş’ın Curcan “melikini” vergiye bağlamış olduğu söylenir. Fakat memleket, kat’ı olarak, Yazid b. Al-Muhallab (98=716) zamanındı işgal edilmiştir. O tarihte Curcan hükümdarı marzban’lardan biri idi. Hakikı iktidar Şul adında bir türkbeyinin elinde bulunuyordu (bk. Wellhausen, Arab. Reich, s. 278 v.dd.).

Gemi işlemesine elverişli olan Anda haz (bugünkü Curcan Rud) nehrinin vadisinde oturan serkeş ahaliyi te’dip ettikten sonra, Yazid, Curcan şehirini yeniden bine ettirdi ve şehir bundan sonra eyaletin merkezi oldu (Yakut, II, 48 v.dd.). III. (IX.) ve IV. (X.) asırlarda Curcan’ın pek mamur bir şehir olması icap eder. Yalnız nehrin suları ile münbitleşen ve başlıca mahsulü ipek olan civar bahçeleri ile değil, şimalden gelen ticaret kervanlarının durağı olmakla da öhret kazanmıştı (Bibl. Geogr. Ar., VI, 154). Şehri nehir ikiye bölmüştü. Şarkta Şahrastan adı verilen ve Mukaddasi’nin 9 kapısını saydığı asıl kısım ile garpta Bakrabad (bu arap kabılelerinin iskanından dolayı böyle bir ad almıştır) mahallesi birbirine bir köprü ile bağlanmıştı (krş. Ayn. Esr., I, 212 vd.dd.; II, 272 v.d.; III, 357 v.d.). Mamafih dahilı niza ve ihtilafların şehrin reah ve umranını, çok geçmeden, ciddı bir şekilde tehdide başladığı da anlaşılmaktadır. ‘Ali evladı propagandası da Hazer denizi memleketlerinde müsait bir saha bulmuştu. Taberistan’daki ‘Ali hanedanının hakimiyeti b. Ca’fer al-Şadik’ın Curcan’da bulunan mezarı ziyaretgah olmuştu (Kazvini, II, 378). Bu mıntakalarda daimı surette hüküm süren kargaşalıklar, Mardavic b. Ziyar’ın,316 (928)da, Daylamilerin yardımları, ile, Curcan’da bir devlet kurmasına yol açtı. Bu devlet, Samanılere ve sonraları Gaznelilere tabi vaziyetinde bulunmak’a beraber, bir asırdan fazla devam etti [bk. mad. ZİYARI]. Melik Kabus b. Vaşmgir (366-403=976-1012)’in mezarının kubbesi o devri hatırlatır.

(İ.A. Cürcan maddesi, R. Hartmann, C. 3, s. 245)

Şehrin, moğul istilası yüzünden, harap olduğu anlaşılıyor, Mustavfi (krş. JRAS, 1902, s. 743 v.d.), VIII. (XIV). asırda burasını birharabe yığını olarak tasvir eder. Timur’un 795 (1393) tarihinde nehir sahilinde bina ettirdiği sarayın inşasından sonra bile (Hafiz Abru, bk. G. le Strange, Eastern Caliphate, s. 378), Curcan eski umranına hiçbir zaman kavuşamamıştır. Katib Çelebi (Cihannuma, İstanbul, 1145, s. 339) ise, Curcan’dan, moğul devrinden sonra tekrar kurulmuş ve halis şi’iler ile meskun bir şehir olarak, bahseder.

Curcanrud ile Sumbar’in birbirine karışırken vücuda getirdikleri köşede bulunan ve henüz tetkik edilmemiş olan bir harabe yığınından başka, Curcan şehrinin mevkiini gösteren hiçbir alamet yoktur. Yalnız takriben 3 nubunda bulunan Gumbad-i Kabus, zamanında ve insanalrın tahripkarlığına rağmen, bugüne kadar dayanmış bulunmaktadır.

Bibliyografya: Hamza b. Yusuf al-Sahmi (ölm. 427=1036), Kitab ma’rifat ‘ulama’ Curcan (mebzul malzmeyi ihtiva edebilir; Oxford, (mebzul malzemeyi ihtica edebilir; Oxford, Bibl. Bodl. Cod. Cat., I, 746). – ASTARABAD maddesinde mezkur bibliyografyadan başka, bk. bir de Marwuart, Eranşahr, s. 72 v.dd.; G. le Strange, Eastern Calipahte, s. 376 v.dd.; C.E. Yate, Hurasan and Sistan, s. 239 v.dd. (krş. Gumbaz-i Kabus, trc. S. 231 ile Dorn, Caspia, s. 91); W. Barthold, Iran, s. 80 ve Turkestan, I, 63.)

R. HARTMANN

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+0
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.