Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 22 Aralık 2015 - 06:27
Son Düzenlenme Tarihi 15 Mayıs 2016 - 13:10
Cengiz Kağan'ın Kökeni Hakkında

Cengiz Kağan'ın Kökeni Hakkında

Dünya tarihinde pek çok önemli komutan, Kağan gelip geçmiş ancak hiçbirisi onun kadar ünlenmemiş ve kökeni konusu tartışılmamıştır. Bugün bile halen hiddetli tartışmalar ile kökeni konusu ele alınmaktadır fakat uzlaşma sağlanamamaktadır.

Büyük Türk-Moğol Kağanı Cengiz'in şeceresi ile ilgili olarak yazılmış eserler Moğol tarihi ile birlikte Türk tarihi için de önemlidir. ‘Mongol-un Niguça Tobçiyan (Moğolların Gizli Tarihi)’ adlı Moğolca eser, Moğolların efsanevî şeceresinden başlayarak Cengiz-Han’ın oğullarının hayatlarını ve savaşlarını da anlatır. Bu eser aynı zamanda Moğolların bozkır hayatını, folklor ve etnografyasını yansıtması bakımından da önemlidir. XVI. Yüzyılda yazılmış olan ‘Altan Topçi’, Moğolların efsanevî şeceresini Budizm felsefesine göre verir ve kişi adlarından bazılarının imlâsını farklı kaydeder.

Konumuzun daha iyi anlaşılabilmesi açısından Cengiz Kağan’ın efsanevî atalarına ve onların MGT(Moğolların Gizli Tarihi) ile AT(Altan Topçi)’de geçen şecerelerine kısaca bakmak gerekecektir. Çünkü, hem MGT’nde, hem de AT’deki “yaratılış efsânesi” birbirinden çok farklıdır.

MGT Cengiz Han’ın atalarını şöyle tanıtır (§ 1, 2, 3, 4): [Çinggis hahan-u huca’ur de’ere tenggeri-eçe cayagatu törüksen Börte-çino acu’u.]

“1. Çinggis hahan’ın ceddi yüksek Tanrının takdiriyle yaratılmış bir bozkurt idi, eşi beyaz bir dişi geyik idi. Onlar denizi geçerek geldiler. Onan nehrinin kaynağı ile Burhan-Haldun (dağı) civarına yerleştiklerine, BATAÇİHAN adlı bir oğulları oldu.

  1. Bataçihan’ın oğlu TAMAÇA, Tamaça’nın oğlu HORİÇAR-MERGAN, Horiçar-Mergan’ın oğlu A’UCAN-BORO’UL, A’ucan Boro’ul’un oğlu SALİ-HAÇA’U, Sali-Haça’u’nun oğlu YEKE-NİDUN, Yeke-Nidun’un oğlu SEMSOÇİ, Semsoçi’nin oğlu HARÇU.

  2. Harçu’nun oğlu BORCİGİDAİ-MERGAN, Mangholcin-ho’a ile evli idi. Borcigidai-mergan’ın oğlu TOROHOLCİN-BAİYAN Borohcin-ho’a ile evli olup, Boroldai-suyalbi adlı genç bir hizmetçisi ile Dayir ve Boro adlı iki atı vardı. Toroholcin’in oğulları
    DUVA-SOHOR ve DOBUN-MERGAN idi.

  3. Duva-sohor, alnı ortasında yalnız bir göze sahip olduğu halde, üç günlük yolu görebiliyordu.”

MGT’nin 59. paragrafından itibaren Cengiz-Han’ın adını görmeye başlarız:
“59. Bu sıralarda, Yesugai-ba’atur Tatarlardan Tecucin-uge’yi, Hori-buha’yı ve başkalarını esir olarak getirirken, Ho’elun-ucin hamile idi. Onan nehri yanındaki Deli’un-boldah’da ikamet ederlerken, tam orada Çinggis-hahan dünyaya geldi. O doğarken sağ elinde saka [=içine erimiş kurşun doldurulan ve oyunda kullanılan kemik] büyüklüğünde pıhtılaşmış kan tutuyordu. Tatarlardan Temucin-uge’nin getirildiği zamanda doğduğu için, ona bundan dolayı TEMUCİN adı verildi.

  1. Yesugai-ba’atur’un Ho’elun-ucin’den TEMUCİN, HASAR, HAÇİ’UN, TEMUGE adlarında dört oğlu, TEMULUN adında bir kızı oldu. Temucin dokuz yaşında iken Coçi-hasar yedi yaşında idi. Haçi’un elçi beş, Temuge-otçigin de üç yaşında idi. Temulun daha beşikte idi.”

Temucin henüz dokuz yaşında iken babası onu evlendirmek için Torgut kabilesine mensup Olhuno’ut’lardan, (yani) kendi dayısından kız istemeye gider. 61. paragraftan itibaren artık Temucin’in çocukluk ve gençlik yılları; Tayçi’utlar tarafından esir alınması Kereit’lerden Ong Han ile dostluğu ve Merkitlerin ortadan kaldırılması anlatılır. Bozkır savaşları, Temucin’in ÇİNGGİS-HAHAN unvanıyla Moğol hükümdarı ilân edilmesi 104. paragraftan itibaren anlatılır. Cengiz han’ın düşmanlarının andası Camuha etrafında birleşmeleri, Camuha’nın Cengiz han’a karşı geçici üstünlüğü ve yenilmesi 127. paragraftan itibaren anlatılır. Camuha’nın sonu, Cengiz han’ın “Büyük han” ilân edilmesi, askerî ve idarî işlerin düzenlenmesi 198. paragraf ile anlatılmaya başlanır; 268. paragrafa kadar onun başarıları, fetihleri anlatılır. 268. paragrafın sonlarında “Çinggis-hahan, domuz yılında (1227) Tanrıya yükseldi. Onun ölümünden sonra, Tang’ut halkından alınan şeyleri çoğu Yesui Hatun’a verildi.” Denilerek ardıllarının hayatları anlatılmaya başlar. 282. paragrafta da MGT’nin yazılışının bittiği ifade edilir.

Altan Topçi adlı Moğolca eser MGT’nden farklı olarak 126 paragraftır. Eserin ilk 3. paragrafı ve 4. paragrafın ilk satırları MGT’nde görülmeyen bir şecereyi ihtiva eder ki, bu şecere mitolojik olup, Tibet Budizminin tesiri altında ortaya çıkmıştır. AT’de verilen şecere takip edildiğinde görüleceği üzere, Moğolların menşe efsanesinde ve MGT’nde “KURT” olarak adı geçen Börte Çinoa (/Çino), burada insan olarak karşımıza çıkar. Keza, Börte Çinoa’nın kuzeye doğru çıkıp Tenggis Denizi (Baykal Gölü)’ni geçtikten sonra yabancı bir memlekete gelerek, “Gooa Maral (veya: Goa Maral; MGT’nde Ho’ai-maral)” adlı bakire bir kızla evlenmesinden de Goa Maral’ın “insan” olduğunu görüyoruz. AT’deki bu ifadeler, Türk ve Moğol yaratılış efsanesi ile uyuşmamaktadır. Burada dikkati çeken bir husus da, MGT’ndeki Tenggis (=Baykal Gölü)’in kuzeyden güneye geçildiğidir. Çünkü Moğolların yerleşme merkezi ve kutsal dağı olan Burkan Kaldun dağı Tenggis’e göre güneyde, Orhun nehrine göre doğuda kalmaktadır. AT’deki ifade ise “Börte Çinoa”nın güneyden kuzeye çıktığını belirtiyor.

Yine AT’ye göre Börte Çinoa, sanki Moğol olmayan bir kişidir ve Gooa Maral ile evlendikten sonra Moğol kabilesinin bir mensubu olmuştur.

Özet olarak hem MGT'de hem AT'de Cengiz Kağanın atasının Moğol kabilesine sonradan geldiği ve Moğol bir kızla evlenerek Moğollaştığını anlatır.

  • Cengiz Kağanın fiziksel özellikleri içinse hiç Moğollara benzemediği rivayet edilir. Çin kaynaklarında Cengiz Kağan Sha-t'o olarak belirtilmiştir, Sha-t'o KökTürk Kağanlığının Aşena Şetu(Kül Şad Baga Işbara Kağan)'nun sülalesinden olan bir koldur.

  • Cengiz han devletler arası yazışmalarında Türkçe kullanmıştır ayrıca Torunu Hülagü Han ele geçirdiği yerlerde Türkçe'yi resmi dil olarak seçmiştir.

  • Kadı Vahdettin isimli bir arabın Hz. Muhammed'in "Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayınız." sözü üzerine Cengiz Kağan'a ne düşündüğü sorulunca "evet, bize bulaşmaya gelmez" demiştir.

  • Cengiz Kağan'ın Gökbörü'yü kutsal kabul etmesi de Moğollardan çok Türklere yakınlığı konusunda ipucu verir çünkü Moğolların kutsal hayvanı köpektir. Cengiz Kağan Başkent'ini KökTürk Kağanları gibi Karakurum yani Ötüken yapmıştır.

  • Türklerde cenaze ve defin törenlerinde gördüğümüz uygulamalardan biri, ölü aşı olarak adlandırdığımız Kaşgarlı'nın tarifiyle “yuğ basan”, denilen ve ölü gömüldükten sonra yenen yemekti. (Kaşgarlı Mahmud, 2006, C.I: 398). Kaşgarlı bu geleneği “yog” olarak da nakletmiş ve “ölü gömüldükten sonra üç yahut yedi gün sonra verilen yemek” olarak tarif etmiştir. (Kaşgarlı Mahmud, 2006,c.III: 143). Cüveyni‟nin naklinden Cengiz Han‟ın ölümünden sonra Türk kültür geleneklerinin uygulandığını anlıyoruz. Zira Cengiz Han öldükten sonra, Cengiz Han‟ın ruhu için yemek yapıp dağıttılar. (Cüveyni, 1999: 186). Ayrıca Cengiz Han için mezara üç gün yiyecek gönderildiği, üç ay ağıt yapıldığı, cenaze alayının ölümün üçüncü gününde hareket ettiği ve üç yıl boyunca her gün kurban kesildiği bilinmektedir. (Barthold, 1947: 530).

  • Türkler Kağanlarını dünyaya nizam ve intizam verme duygularıyla seçerken Eski Moğollarda ise hanlar, savaş zamanlarında, akınlar, yağmalar ve türlü eşkıyalıklar yapmak için seçilirlerdi. Bu sebeple Türkler, Moğollara “Cete”, yani çete ve eşkıya diyorlardı. Tabii olarak böyle amaçlar için seçilen Moğol hanlarının hükümdarlık ve devlet gibi hukuk anlayışlarına dayanan kuruluşlarla bir ilgileri olamazdı. (Ögel, 1971, c.II: 80). O halde Cengiz Han devleti nasıl bu kadar başarılı olabilmişti? Çünkü Cengiz‟in zamanında, resmi kanun Türk töresinden ibaretti. Cengiz hükümetinin törecisi‟de (Vezir?) Dokuz Oğuzlardan “Ye-lu Taşi” adli bir tigin idi. (Gökalp, 1976: 27). Nitekim Moğolların gizli tarihinde kullanılan ve Türkçe ile aynı anlamlarda kullanılan pek çok kelime dikkati çekmektedir. Bu konudaki kanaatini dile getiren Albay, bu kelimelerin Türkçe olduğunu ifade eder. Ayrıca bu kelimelerin devlet kavramıyla bağlantılı kelimeler olması ayrıca dikkat çekicidir. Gizli tarihte geçen, yarlık (Hükümdar buyruğu), cacır (Türkçe çadır), Töre (Türkçe töre), ulus (Türkçe ulus), tanma, tanma cı (Büyük memur) “Türkçe tanmacı”, tumen (bin), Türkçe tümen”, tuh ( bayrak), “Türkçe tug”, jasah (yasa), Türkçe “yasa”, elci Türkçe elçi” anlamlarına gelir. (Albay, XI. TTKongresi: 535-537). Türkler devlet yönetimi, hakimiyet hakkı, dünya düzeni gibi kavramları tarihin erken dönemlerinde oluşturmuş törelerinin içine yerleştirmişlerdi. Bu yüzden bir Türk devleti yıkıldığında yerine kurulan devlet öncekinin devamı niteliğinde oluyordu. Aynı durumun Cengiz Han devleti içinde geçerli olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden araştırmacılar sadece Cengiz Han yasalarının değil aynı zamanda, Timur tüzüklerinin, hatta İslam devrindeki Hakaniyye, Selçuki, Osmanlı, Akkoyunlu, Ramazanoğulları, İran‟daki Afşar ve Kaçar devletlerinin ilhanlık kanunnamelerinin umumiyetle Göktürk ve Oğuz töresinden alındığını belirtirler. (Gökalp, 1976: 28)

Sonuç:
Tarihin erken dönemlerinden itibaren benzer coğrafyalarda yaşamış Türk ve Moğol toplulukları arasında esasında belirgin farklılıklar mevcuttu. Daha erken bir tarihte göçebe çobanlığa geçen Türklerin, ekonomileri, aile yapıları ve içtimai özellikleri ile Moğolların özellikleri birbirine benzememekteydi. Sahip oldukları nitelikler sayesinde Türkler daha Hun çağında güçlü devletler kurabilmişlerdi. Moğollar‟da özellikle Büyük Hun Kağan‟ı Mete döneminden itibaren bu güçlü Türk devletlerinin hakimiyet sahası altında yaşamışlardır. Göktürk ve Uygur devletleri içerisindeki tabiyetleri de dikkat çekicidir. Türk kültürünü tanıma ve ondan istifade edebilme fırsatını ve yeteneğini gösteren Moğollarda, Cengiz Han dönemine gelindiğinde kültürel alandaki benzerlikler son derece dikkat çekicidir. Cengiz‟in Mogol devletinde gördüğümüz dini hayata dair unsurlar; eylem ve faaliyetlerinde Türkçe Tengri, Mogolca Tegri‟den yardım beklemesi, kainatın ve dünyanın güç unsurları olan Güneş ve Ay‟a duyduğu saygı, dini hayat içerisinde şamanist unsurların varlığı bu alandaki benzerliklerin bir kısmıdır. Devlet anlayışında; cihan hakimiyeti fikrinin ortaya çıkması, Türkçenin, Moğol devletinde muteber bir dil olması, töre, yasa, gibi esasen Türkçe kökenli kavramların ve anlayışların uygulanması da dikkat çekicidir. Yine Cengiz Han‟ın kendi soyunu tıpkı Çin kaynaklarının bize bildirdiği Gök-Türk devlet kurucuları gibi kurt soyuna dayandırması da üzerinde durulması gereken bir benzerliktir. Cengiz Han‟ın kurduğu devletin belli bir süre sonra başkent olarak Türklerin kutlu vatanı Ötüken‟i seçmesi ve yine Cengiz Han‟ın tıpkı Oğuz Kağan gibi doğumundan itibaren ilahi bir görevle ve nitelikle donatılması, Türk kültürünün, Cengiz Han‟da ve onun kurduğu devlette çok güçlü biçimde etkili olduğunu ispatlamaktadır. Hun Hakanı Mete‟nin “tüm yay geren toplumları birleştirdim şimdi onlar Hun oldular” şeklinde ifade ettiği millet ve devlet olma anlayışı, Cengiz Han‟ın dilinde “Çadırlarda yaşayan tüm halkları birleştirdim” şeklinde hayat bulmuştur. Orhun Abidelerinde Bilge Kağan‟ın Türk milletine vasiyet ettiği “Ötüken” den ayrılmayınız ve burada yaşayınız şeklindeki çağrısına uyanlardan biri de Cengiz Han olmuştur.

Kaynak:
Moğolların Gizli Tarihi, Altan Topçi, Defter-İ Çingiz-Nâme, Cengiz-Nâme Ve Anonim Şibanî-Nâme’ye Göre CENGİZ-HAN’IN SOY KÜTÜĞÜ - Prof. Dr. Tuncer GÜLENSOY
CENGİZ HAN’IN DEVLETİNDE TÜRK KÜLTÜRÜNÜN ETKİSİ VE KATKISI - İbrahim ONAY International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 7/4, Fall 2012, p. 2441-2455, ANKARA-TURKEY
ALBAY, M. Necati, “Moğolların Anonim “Gizli Tarih”İnde Bulunan Türk Adları Ve Bunların Önemleri”, XI. Türk Tarih Kongresi, 535- 537
ÖGEL, Bahaeddin, Türk Kültürünün Gelişme Çağları 1, 2, İstanbul: MEB Yayınları, 1971.
ÖGEL, Bahaeddin, Türk Mitolojisi 1, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 4.Baskı, 2003.
ÖGEL, Bahaeddin, Türk Mitolojisi 2, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 3.Baskı, 2006.
GÖKALP, Ziya, Türk Medeniyet Tarihi, (Haz. Ġsmail Aka - Kazım YaĢar Kopraman), Ġstanbul: GüneĢ Yayınları, 1976.
KAŞGARLI Mahmud, Divanü Lugat-it-Türk, Cilt I, II, III, IV. Çev: Besim Atalay, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 2006.
CÜVEYNi, Alaaddin Ata Melik, Tarih-i Cihan Güşa, çev: Mürsel Öztürk, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1999.
BARTHOLD, W. “Türklerde ve Moğollarda Defin Merasimi Meselesine Dair”, çev. Abdülkadir İnan, Belleten, Sayı 43, (1947) : 515-539.
BARTHOLD, V.V., Asya‟nın Keşfi, İstanbul: Yöneliş Yayınları, 2000.

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+55
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.