Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 28 Temmuz 2017 - 09:00
Son Düzenlenme Tarihi 03 Ocak 2019 - 21:52
BİRİNCİ DÜNYA HARBİ

BİRİNCİ DÜNYA HARBİ

OSMANLI BELGELERİNDE BİRİNCİ DÜNYA HARBİ

Osmanlıların "Harb-i Umumî" Avrupalıların "Büyük Savaş" veya "Dünya Savaşı" adını verdikleri I. Dünya Savaşı'nın üzerinden 100 yıl geçti. (Çalışmanın hazırlandığı tarih itibariyle) 20. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşanan bu küresel felâket; harp tarihi açısından pek çok ilkin yaşandığı genel bir savaş oluşu, savaşa dahil olan üç imparatorluğun son savaşı olması (Osmanlı, Avusturya Macaristan ve Rusya), dört yıldan fazla süren savaşta yıpratıcı muharebeler neticesinde milyonlarca asker ve sivilin kaybına sebebiyet vermesi gibi neticeleri ile dünya tarihinde derin izler bırakmıştır.

Bilindiği gibi I. Dünya Savaşı; Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliahdının Saraybosna'da bir Sırplı tarafından öldürülmesiyle Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Sırbistan savaşı olarak başlamış ve daha sonra her iki ülkenin müttefiklerinin katılımıyla umumi bir harbe dönüşmüştü. Aslında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliahdının öl-
dürülmesi, savaşın başlatılması için beklenen bir bahane idi. Oysa savaşı başlatan sebeplerden çok savaş ortamına gelinen sürece odaklanınca, olayın daha derin yansımaları olduğu görülür. Avrupalı büyük devletlerin küresel nüfuz mücadelesi ve menfaat kapışması, savaştan 30-40 yıl önce başlamış ve sürekli büyüyerek ve genişleyerek Avrupa'yı birbirine zıt iki kutba ayırmıştı. İtilaf ve İttifak Devletleri adıyla iki kutba ayrılan bu devletler arasındaki hasmane tutumun büyük bir hesaplaşmaya dönüşeceği beklenmekteydi. Bu beklenti sebebiyle her iki grup muhtemel ve mukadder harbe hazırlanmaktaydı. Dünyayı saracak büyük yangın, herkesin tahmini dahilindeydi. Nitekim Avusturya-Macaristan veliahdına yönelik gerçekleştirilen bu suikast, ilgili devletlere "o bahane"yi verdi.

I. Dünya Savaşı'nın aktörlerinden birisi olan Osmanlı Devleti, bu savaşa oldukça hazırlıksız yakalanmıştı. Beklemediği şekilde ağır bir mağlubiyet yaşadığı Balkan Savaşı'nın yaralarını henüz saramamıştı. Devlet ekonomik ve askeri yönden son derece kötü durumdaydı. Buna rağmen Avrupa'da şekillenen kutuplaşmada kendine bir yer edinip, yalnızlıktan kurtulmak için yaptığı girişimler, İngiltere, Fransa ve Rusya'nın oluşturduğu İtilaf cephesinde başarısız olmuştu. Hatta "eski tebaa" Yunanistan'a bile ittifak teklifinde bulunmuş ise de reddedilmişti. Bunun üzerine geride kalan yegâne seçeneğe sarılarak Almanya'nın temsil ettiği İttifak bloğuna dahil oldu.

1914 yılında Avrupa'da başlayan bu savaşa Osmanlı Devleti'nin taraf olarak katılıp katılmaması gerektiğine dair tartışmalar günümüze kadar devam etmiştir. Bu tartışma 1914 senesinde Osmanlı Hükümetini oluşturan kabine üyeleri arasında da yaşanmış, savaşa taraftar olanlar kadar savaş aleyhine görüş bildirenler de olmuştur. Neticede Osmanlı
Hükümeti içinde etkili olan grup, Avrupa'da başlayan savaşı kendi geleceğini tayin edici bir savaş olarak gördüğünden, buna bir "var olma savaşı" gözüyle bakmış ve Almanya ile kader birliği yaparak savaşa fiilen girmiştir.

Muhtemeldir ki savaş kararı alan hükümet, bu savaşın yaklaşık altı asırdır devam eden Osmanlı Devleti'nin son savaşı olacağını düşünmemişti. Askeri açıdan hazırlıksız girilen savaşta Osmanlı ordusu, müttefikleri dahil, kimsenin beklemediği bir performans göstermiştir. 1915 yılında Çanakkale ve 1916 yılında Kutülamare zaferleri, Osmanlı'nın
parlak günlerinde alınmış zaferlere nazire gibiydi.

I. Dünya Savaşı boyunca Çanakkale, Kafkasya, Irak, Filistin, Hicaz ve Yemen cephelerinde vatanı müdafaa eden, Galiçya, Makedonya ve Romanya gibi Avrupa cephelerinde müttefiklerinin yardımına koşan, cesaret ve fedakârlıkla muharebe eden Osmanlı ordusu için, savaşın son yılında kendini iyice belli eden yoksunluklar sebebiyle mağlubiyet kaçınılmazdı. 1918 yılı sonbaharında savaş İtilaf Devletleri lehine dönmüş ve nihayet imzalanan mütarekelerle savaşa bu yönde son verilmişti.

Dört yıllık savaşın hesabının görüleceği barış masaları her devlet için ayrı ayrı kuruldu. I. Dünya Savaşı'nın sonunu tayin eden barış antlaşmaları, galiplerin mağluplara merhamet ve hoşgörü göstermediği birer infaz masası haline geldiğinden, bu barış antlaşmaları hâli kurtarmış ancak geleceğe dair kuşkular bırakmıştı.

İki cilt halinde hazırlanan "Osmanlı Arşivi Belgelerinde I. Dünya Savaşı" kitabı, Osmanlı Arşivi'nde yer alan belge fonlarından özenle seçilen örnekleri ihtiva etmektedir.

Kitapta savaşın siyasi ve askeri yönü ile alakalı belgelerin yanısıra diplomatik, ekonomik ve sosyal hayata dair belgelere de yer verilmiştir.

Eserin birinci cildi; 183 konu başlığında Haziran 1914 - Haziran 1916 tarihleri arasındaki savaşı ve bu dönemin toplumsal olaylarını kapsamaktadır.

Avusturya-Macaristan veliahdının öldürülmesi akabinde Avrupa'da başlayan savaşa Osmanlı Devletinin katılım süreci, silahlı tarafsızlık ilan eden hükümetin seferberlik hazırlıkları, sansür uygulamaları ve ordunun teçhizat-gıda ikmali gibi hususlar bu cildin başlangıcında vermiş olduğumuz belge örneklerinde ifade edilenler arasındadır.

Karadeniz'deki Rus limanlarına yapılan baskın oldu-bittisi neticesinde, Meclis-i Vükela kararıyla savaş ilan eden Osmanlı Devleti, cihat fetvası yayınlayarak dünya Müslümanlarının desteğini sağlamak istemiştir. Kasım 1914'ü takip eden tarihlerde iç ve dış cephelere dair haberler ve savaşın seyrine ilişkin yayınlanan resmî tebliğlerin, çok defa
propaganda niteliğinde hazırlandığı görülmektedir. Çanakkale zaferinin yansımaları; ithamlar, tebrikler, yardımlar belgelerde önemli yer tutmaktadır. Toplumsal düzeni korumak ve kollamak amaçlı tedbirler, ihanetlerin cezalandırılması gibi hususlar savaşın arka planını aksettirmektedir. Ayrıca şehit ailelerinin mektupları bu cildde yer verilen belgeler arasındadır.

Eserin ikinci cildi ise; 136 konu başlığında, Temmuz 1916 - Ekim 1918 tarihleri arasındaki olaylara ve Mondros Ateşkes Antlaşması uygulamasına ait belgeleri ihtiva etmektedir.

Irak ve Filistin cephelerinde umduğunu bulamayan İngiltere’nin, Osmanlı Devleti'nin Ortadoğu'daki topraklarında yaşayan Arap unsurun devletle olan bağını zayıflatmak ve bölgede kendilerine ait devletler vaat etmek suretiyle yaptığı propagandalar sonucu çıkartmış olduğu Hicaz İsyanı, esir kamplarının savaş hukukuna uymayan şartlarının karşılıklı olarak düzeltilmesi, esirlere yapılan yardımların organize edilmesi ve esir değişim görüşmeleri; kısmî barış girişimleri belgelerin seyrinde gözlenmektedir. Osmanlı ordularının başlangıçta elde ettiği başarıların ardından askerlerinin tüm cephelere dağılması ile aldığı yenilgiler ve yaşadığı ciddi insan kayıpları da belgelerde müşahede edilmektedir.

1917 yılına gelindiğinde tıkanmış olan savaşın seyrinde iki yeni gelişme olmuş;1917 yılına gelindiğinde tıkanmış olan savaşın seyrinde iki yeni gelişme olmuş;Amerika Birleşik Devletleri savaşa iştirak etmiş, aynı yıl Bolşevik Devrimi ile yüzleşen Rusya kendi iç dinamiklerine dönmek suretiyle savaştan kopmuştur. Filistin'de meydana gelen yeni durum ve bu bölgede bir Siyonist devlet kurma girişimlerinin, dönemin belgelerine ve gazete sayfalarına yansımalarını da kitabın bu cildinde takip etmek mümkündür.Mondros görüşmeleri ve ateşkesin kararlaştırılması sonucu antlaşma hükümlerinin uygulanmasını denetleyen İtilaf Devletlerinin bazı müdahale ve itirazları da yine bu cildin belgeleri arasında okunabilecek hususlar arasında bulunmaktadır.Bu çalışmada belgelerin dönemi de göz önüne alınmak sureti ile basit transkripsiyon kuralları uygulanmıştır. Kitaba alınan belgelerde okunamayan yerler (...) şeklinde gösterilirken, konunun daha iyi anlaşılması için metne tarafımızdan yapılan ilaveler köşeli parantez [ ] içerisinde belirtilmiştir. Eserin sonuna analitik bir indeks ilave edilmiş, kitabın tasarımı sırasında konu bütünlüğünü bozmamak amacıyla transkripsiyon metinler kronolojik sıralama ile bir biri ardına verilmiştir. Bu kitaba alınan belgelerin görüntüleri, sonuna ilave edilen dvd içerisinde takdim edilmiştir.Bu eserin hazırlanmasında emeği geçen Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü personeline teşekkür eder, ilgililere faydalı olmasını dilerim.

Doç. Dr. Uğur ÜNAL, T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürü

KİTABIN TAMAMINI OKUMAK İÇİN: OSMANLI BELGELERİNDE BİRİNCİ DÜNYA HARBİ

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+18
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.