Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 07 Ağustos 2016 - 18:00
Son Düzenlenme Tarihi 07 Ağustos 2016 - 17:48
BEYLERBEYİ SARAYINDA İMPARATORİÇE EUGÉNIE’NİN YATAK ODASI

BEYLERBEYİ SARAYINDA İMPARATORİÇE EUGÉNIE’NİN YATAK ODASI

Fransa İmparatoru Napolyon III, İmparatoriçe Eugenie ile beraber Kırım harbi sırasında İstanbula gelmek ve buradan harb sahasına gitmek istemişti. İmparatorun cephedeki teftişleri sırasında Eugenie, ikametlerine hazırlanacak sarayda misafir edilecekti. Bu seyahatin hazırlıklarını yapmak üzere İmparatorun saray müdürü İstanbula gönderildi. Boğaziçi saraylarını gezen müdür, Baltalimanı sahilsarayını münasib görmüş ve bina, İmparatorla zevcesinin misafir edilebilecekleri şekilde döşenmeye başlanmıştı. Misafirlerinin hususi dairesinin tertibi ile bizzat Abdülmecid meşgul oluyordu. İmparatoriçe Eugenienin yatağına konulacak cibinlik baştanbaşa nadide incilerle işlenmiş, hükümdarların oturacağı salonlar, hazine dairesinin pek kıymetli eşyalarile süslenmişti.

Bu hazırlıkları gidip yerinde gören Fransa sefareti memurları, binbir gece masallarının tecessüm etmiş manzaralarda karşılaştıklarını söylemişlerdi. Napolyon III, bazı siyasi sebeblerle bu seyahatten vazgeçmiş ve İstanbulda hazırlanan debdebeli programlar da tatbik edilememişti.
Napolyon III, ün yapamadığı İstanbul ziyaretini, İmparatoriçe Eugenie seneler sonra Sultan Abdülazizin Paris seyahatini iade maksadile yerine getirmişti. Devrinde güzelliği ye zarafeti ile dillere destan olan İmparatoriçe Eugenie, Osmanlı hükümdarını 1869 yılı ekim ayında ziyaret etti. Bu münasebetle istanbulda büyük hazırlıklar yapılmış, misafirin ikametine yeni Beylerbeyi sarayı tahsis olunmuştu. Ayrıca İmparatoriçe için yirmi çifte bir kayık, müzeyyen bir sedye ve İzmiti ziyaret ihtimaline karşı da (gayet zarif, süslü ve musanna bir şimendifer arabası) inşa ettirilmişti.

Karşılama çok muhteşem olmuştu. Sadrıâzamın riyasetindeki bir heyet İmparatoriçeye Çanakkaleden hoş geldiniz demiş, renk renk bayraklarla donanmış bir çok vapurlar misafiri Marmaradan karşılamaya çıkmışlardı. Eugenie’nin bindiği Ekli vapuru önde olmak üzere halkın, Fransız tebaasının bindikleri vapurlar yavaş bir seyirle Marmaradan Boğaza girmişler, Sarayburnuna, Selimiyeya konulmuş askeri kıtalar selam vererek geçmiş ve bandolar millî marşları çalmaya başlamışlardı. Bu esnada kara mevkileinden ve limanda demirli bulunan harb gemilerinden toplar atılıyor ve çimariva yapmış vaziyetteki bahriye askerleri yaşa diye bağırıyorlardı. Ekli ve arkasındaki vapurlar, kıyılarda toplanmış halkın tezahüratı arasında Beylerbeyine doğru ilerlemiş ve sarayın önünde demirlemişti. Bu esnada Abdülaziz on üç çifte saltanat kayığı ile vapura geçmiş ve misafirine hoş geldiniz dedikten sonra kısa bir müddet mülakatta bulunmuştu. Buradan Padişahla, misafiri saltanat kayığı ile beraberce saraya çıkmışlardı. Rıhtımda devlet ricali, İstanbulda bulunan Fransa tebaasının ileri gelenleri İmparatoriçeyi selâmladılar. Sarayın medhal salonunda da İstanbuldaki Fransız hanımları İmparatoriçeyi beklemekteydiler. İmparatoriçe o devrin modasına uygun arka kısmı yüksek, uzun etekli açık renk bir tuvalet giymekte ve başında zarif bir tac taşımaktaydı. Arkasında Dammes d’honneur’leri ve yaveri olduğu halde sarayın mermer merdivenlerini aheste adımlarla çıkmış ve büyük salonda Türk devlet ricalile, Fransız hanımlarile tanışmıştı.

Abdülaziz, misafirini, ikametine tahsis edilen Beylerbeyi sarayında bırakıp Dolmabahçeye dönmüş ve İmparatoriçe kısa bir istirahati müteakıb emrine verilen saltanat kayığı ile Beşiktaşa geçip evvelâ Padişahı, sonra da harem dairesinde Valide Sultanı ziyaret etmişti. O gün öğle yemeğini Dolmabahçe sarayında Abdülazlzle yiyen Eugenie tekrar Beylerbeyine giderek bir müddet dinlenmiş ve akşam üzeri maiyetindekilerle İstanbula geçip büyük camileri gezmişti. Fransız İmparatoriçesi Beylerbeyi sarayını çok beğenmişti. Kendisine sarayın üst katında bahçe tarafında bulunan ve büyük merasim salonuna açılan oda, yatak odası olarak hazırlanmıştı. Bu geniş ve güzel odanın yanında hamam ve banyo dairesi bulunuyordu. Yüksek tavanlı, altın yaldızlı ve Türkkârî nakışlı duvarlarile, gönle ferahlık veren bu geniş odaya ceviz bir karyola, endam aynası, tuvalet takmılarile, şezlong ve diğer lüzumlu, kıymetli eşyalar konulmuştu.

İmparatoriçenin maiyetindekiler için de ayrıca yatak odaları hazırlanmış, sarayın kabul salonları, ve yemek salonu yeniden gözden geçirilmiş ve bilhassa Fransız yemeklerinde mahir olan aşçıbaşılar Beylerbeyi sarayı mutfağına verilmişti. Eugenie, bir şark sarayında tahayyül ettiği bütün güzellikleri bulmuş, bilhassa Türk usulündeki hamamı pek sevmişti. (İmparatoriçe, Türk kadınlan usulünde yıkanmayı arzu ettiğinden en maruf hamam ustalarından İstavroz hamamındaki Vesile Hanım celbedilerek sarayın hamamında müşarünileyhayı elile yıkamıştır. Vesile Hanım, Eugenie’nin güzel­liğini, endamının tenasühünü söylemekle bitiremezdi. Bu kadının söylediği gibi İmparatoriçe hakikaten pek güzeldi. Vesile Hanım, bellediği bir kaç kelime fransızcayı karışık bir şekilde söyler, İmparatoriçe pek çok gülermiş. İmparatoriçe, giderken, kendisine haylice atiyeler vermiş olduğundan bu parayı sermaye yapıp bohçacı olmuş, hatnam ustalığım terketmişti.

Eugenie, İstanbulda güzel günler geçirmiş, şerefine tertib olunan ziyafetlerde, resmi geçidlerde bulunmuş, Haliede, Boğaziçinde kayık tenezhhülerl, şehrin mühtelim semtlerinde araba gezintileri yapmıştı. Güzelliği ve zarafeti halkın dilinde dolaşıyor, giydiği elbiseler İstanbul hanımları tarafından moda ittihaz olunuyordu. Kendisini görmüş olanlardan biri, hatıralarını şöyle nakletmektedir; (fakir, kenrtisini iki defa görmüştüm. Bunun biri Beykoz çayırında, inşa olunan Resmi Geçici köşkünün önünden arabadan inip Sultan Azizin koltuğunda olarak köşkün haricindeki merdivenden yukarı çıkışlarında idi. Diğeri de Taksim kışlası pişkâhında bir pazar günü maiyetinde Fransa elçisi olduğu halde maşiyen piyasa etmekteyken görmüştüm. Mavi renkli fistan içinde narin, matbu bir endam, ince halâvetli pembe bir çehre, uzun kirpiklerle sayedar şahane gözler hiç hatırımdan silinmemiştir. İmparatoriçe ekseriya mavi renk fistan giydiklerinden o sene bütün Beyoğlu madamaları ve İstanbul hanımları nezdinde mavi renk moda olmuştu.

Eugenie, İstanbuldan unutulmaz hatıralarla ayrılmıştı. Giderken kendisine pek beğendiği Beylerbeyi sarayile, hamamının ve Çırağanın birer modelleri hediye edilmişti. Padişah, nadide kumaşlar, Valide Sultan ağır cinsten şalla yapılmış bir gecelik vermişlerdi. İmparatoriçe de Abdülazize (murassa ve müzeyyen çerçeveli bir tasvirini) yadigâr etti. Bu seyahatin hatıraları Boğaziçinin birbirinden güzel efsanelerle beraber senelerce yâdedildi.

HALÛK Y. ŞEHSUVAROĞLU

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+11
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.