Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 06 Eylül 2015 - 21:44
Son Düzenlenme Tarihi 09 Temmuz 2016 - 19:52
Ayasofya-I

Ayasofya-I

İstanbul’un, Osmanlılar tarafından fethinden sonra Ayasofya, Sultan Fatih Mehmet’in emri ile camiye çevrilerek muhafaza edilmiş ve 1935'den müze haline getirilerek korunması sağlanmıştır.

Ayasofya’nın bugünkü şekli, M.S. VI. yüzyılın birinci yarısında tamamlanmıştır. Bununla beraber Ayasofya’nın, ilk defa Büyük Konstanjtinos’un imparatorluk merkezini Byzantion’a getirerek şehri onarmaya başladığı sıralarda (M.S. 326), kurulduğu kabul edilmektedir. Fakat bu bina çok küçük görüldüğünden veya diğer bir fikre göre, bir deprem sonunda yıkılmış olduğundan, imparatorun oğlu Konstantinos onu yeni baştan daha büyük ve süslü olarak yeniden inşa ettirmiş ve 15 Şubat 360'da açılışını yapmıştır.

Basilika şeklinde ve üstü ahşap bir çatı ile örtülü olduğu tahmin edilen bu kilise, sarayın ve şehrin en büyük kilisesi olduğundan, Megale Ekklesia (Büyük Kilise) diye anılıyordu. Fakat daha sonraları, V. yüzyıldan başlayarak, “İlâhî Hikmet’in remzi sayılan “Hagia Sophia” adı ön plâna geçmiş ve bu ad bütün Bizans devri boyunca devam edip Osmanlılar zamanında Ayasofya şeklinde yaşamıştır.

II. Konstantinos’un yaptırdığı kilise, devrin ünlü din adamlarından Patrik İoannes Khrysostomos’un sürgüne gönderilmesi üzerine baş gösteren ayaklanmada (20 Haziran 404) yanıp harap olmuş; bunun yerine yeniden yapılan bina II. Theodosios devrinde (8 Ekim 415) tekrar halka açılmıştır.

II. Theodosios devrinde (532) Ocak ayının 13/14 gecesi, Hipodromda başlayan ve İustianos’un tahtını kaybetmesine sebep olacak derecede genişleyen bir ayaklanmada -Nika ayaklanması- şehrin büyük kısmı ateşe verildiği sırada Ayasofya da yakılmıştır.

Büyük yangından kırk gün sonra temeli atılan binanın 27 Aralık 537'de açılış töreni yapılmıştır. Ancak 7 Mayıs 558'deki bir depremde büyük kubbenin doğu tarafı yıkılmış, kilise onarılarak 2 Aralık 562'de tekrar açılmıştır.

Asıl kilisenin kapladığı alan kareye yakın bir dikdörtgen şeklindedir. Doğudaki Mihrap ile beraber iç yüzölçümü 80, 9 m. boy, (mihrapsız 74,8 m) ve 70 m enindedir. Bu geniş alanın orta kısmını 24,3m. yükseklikte dört büyük fil ayağına dayanan 33 m. çapında büyük bir kubbe örtmektedir. Kubbenin yerden yüksekliği 55,6 m., kendi iç yüksekliği de 13,8m. olup iskeleti tuğladan yapılmış 40 kaburgadan ibarettir. Bunların arasında üst tarafları kemer şeklinde olan 40 pencere vardır. Büyük fil ayaklarını birbirine bağlayan dört büyük kemerin -15,65m. yükseklikte birleştikleri noktalarda üç köşeli birer pandantif meydana gelmiştir.

Binanın ağırlığını taşıyan sütunların sayısı 107 olup bunlardan 40 tanesi aşağıda, 67 tanesi de yukarıdadır. Sütunların çoğu verde antico denilen yeşil 66 renkli somaki mermerden bir kısmı da koyu vişne renginde Mısır portfirindendir.

Mermer kaplamaların üst kısımlarıyla bütün kemer, tonoz ve kubbeler mozaikle kaplıdır. Mozaiklerin haçlı ve insan figürlü olan kısımları evvelâ badana ve sonra 1847-1849'da yapılan onarmada, yağlı boya veya üç santimetre kalınlığında bir alçı tabakasıyla örtülmüştür. Bunlar 1932 yılından beri temizlenip meydana çıkarılmaktadır.
Ayasofya-I
Ayasofya-II
Ayasofya-III

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+1
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.