Yükleniyor...

Tarihçi

Bot/Robot

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 15 Kasım 2017 - 19:49
Son Düzenlenme Tarihi 15 Kasım 2017 - 19:49
AVRASYA BOZKIRLARLARINDA HAYVANCILIĞIN DOĞUŞU

AVRASYA BOZKIRLARLARINDA HAYVANCILIĞIN DOĞUŞU

Türk halklarının anavatanı olan Avrasya bozkırların­daki üretim ekonomisinin ilk şekli, hayvancılıktı. Bu süreç nasıl gelişti? Arkeoloji diğer bilim dallarının (kemik bilimi, eski ekoloji vs.) verileriyle birlikte bu sorunun cevabını vermektedir.

Neolitik Çağ’dan ve üretim ekonomisinin gelişmeye başlamasının ilk aşamasından itibaren hayvancılık, tarımdan ayrılmaz bir şekilde gelişmeye başladı. Avcılık alanındaki kriz, tarımın gelişmesine sebep olsa da yine de et gıdanın en önemli kaynağı olarak kalma­ya devam etti. Ancak avcılık artık tek başına iaşe soru­nunu çözemiyordu. Yabanî hayvan sürülerinin sayısı azalıyor, bu hayvanlar insanlardan gittikçe uzaklaşıyor­lardı. Nüfus artışı ve av alanının daralması, yeni et teda­rik metotlarının keşfini gerektiriyordu.

Tek çözüm, aynen bitki olayında olduğu gibi hayvan yetiştirmeciliği idi. Nitekim insan hayvanları ancak tarımla uğraşmaya başladıktan sonra evcilleştirebildi. Tarımla uğraşan insanlar tarım ürünlerini yetiştirerek hayvanlarının yem ihtiyacını karşılamış oldular.

Büyükbaş hayvan, koyun, keçi ve domuz kemiklerini arkeologlar erken tarım yerleşim yerlerinin kül­tür katmanında bulmaktadırlar. Koyunlarla keçiler başta Batı veya Orta Asya’da evcilleştirilmiş, ora­dan bu uygulama başka bölgelere
de yayılmıştır. Avrasya toprakların­daki büyükbaş hayvanlarla domuz­ların yabanî ataları ise yerli şart ve ihtiyaçlara bağlı olarak farklı dönemlerde evcilleştirilmiştir. Orta Doğu’da ilk olarak yabanî öküz veya günümüzdeki bütün inek cinslerinin anası olan yaban sığırı evcilleştiril­di. Güney ve güneydoğuda ise insan bunların akrabası olan yak, bufalo
ve manda yetiştiriyordu.

Hayvanları çok farklı amaçlarla yetiştirmeye başladılar. En başta hayvanlar, şüphesiz yiyecek, yün ve deri kaynağı olarak görüldüler. Ancak çok geçmeden bunlar, yük hayvanı ve hareket aracı olarak, daha sonra da tarlaları gübrelemek ve işlemek için kullanılmaya başlandı.

Bazı bölgelerde hayvancılık, çapalı tarım ile avcılık­tan da daha verimli sonuçlar veriyordu. Elverişli şartlar­da hayvancılık, bazı kabilelerin asıl uğraş alanı oldu. Bu uğraş, diğer yiyecek tedarik metotlarından daha güve­nilirdi. Özellikle bozkır bölgelerindeki bazı kabileler tarımla uğraşmayı bırakıp yalnızca hayvancılıkla uğraş­maya başladılar. M. Ö. IV–II. binyıllarda Güney Rusya bozkırlarında yaşayan insanları buna örnek olarak verebiliriz.

Avrasya’nın iklimindeki ciddi değişiklikler de işte bu dönemde gerçekleşti. Neolitik Çağ’ın yumuşak ve nemli ikliminin yerini daha kurak bir dönem aldı. Bu husus, Avrupa ve Asya’daki birçok kabilenin tarım krizi ile karşı karşıya kalmasına sebep oldu. Bu dönemde hayvancılık, Doğu Avrupa’nın orman­bozkır bölgesinin Tripoli kavimlerinde, Kuzey Kafkasya kültürü kavimle­rinde ve Orta Asya’nın Kelteminar kavimlerinde gittik­çe daha önemli bir rol oynamaya başladı. Doğu Moğolistan ile Baykal Ötesi’ndeki kavimlerin tarım ekonomisi de aynı dönemde krize girdi.

M. Ö. IV–III. binyıllardaki hayvan yetiştiricileri, daha sonraki tarihlerdeki göçebe kabilelerden çok ayırt edi­liyordu. Bunlarda et, süt, yün ve deri veren hayvanların yanı sıra yeterli sayıda at ve deve gibi yük taşımacılı­ğında kullanılan hayvanlar da vardı. Bir yerden başka bir yere hızlı geçiş mümkün değildi. Bir kavim, aynı yerde bütün otlaklar tükeninceye kadar kalıyordu.

Bundan dolayı hayvancılıkla uğraşan ilk kavimler göçe­ be değil, çoban kavimleriydi. Aynı zamanda bozkır bölgelerinde atı evcilleştirme konusunda ilk adımları atan hayvancılık kültürleri orta­ya çıktı. Ehlileştirilen toynaklı hayvanlardan en hare­ketlisi olan atın evcilleştirilmesi, hayvancılığa dayalı ekonominin doğuşunun belirtisi olarak kabul edilmek­tedir. Bir süre sonra da atsız bir tarım toplumunu düşünmek mümkün değildi.

At yetiştiriciliğin doğuşuna dair ilk kanıtları arkeo­loglar, Dinyeper’deki Eneolitik Çağı Orta Stogov Kültürü’ne ait Dereivka adlı buluntu yerini araştırırken Güney Rus bozkırlarında buldular.

Söz konusu yerleşim yeri, geniş bir avludan oluşuyor­du. Her taraftan küçük ev ve diğer yapılarla çevirili olan bu avlu, ağıl olarak da kullanılabiliyordu. Burada yakla­şık 52 atın kemikleri bulunmuştur. Bu da hayvancılık ekonomisinin hâkim olduğunu göstermektedir.

Rekonstrüksiyondan geçirilen atın iskeleti, bunların o dönem için çok güçlü hayvanlar olduğunu göstermek­tedir. Burada yapılan kazılarda bulunan eşyalar Dereivka atlarının binek atı olarak da kullanıldığına işa­ret etmektedir.

Avrasya bozkırında hayvancılığın gelişiminin sonra­ki devreleri, birbirinin ardından gelen Eneolitik Çağ’ın kurgan kültürleri ile bağlantılıdır. Avrupa bozkırların­ da bu kültürler Eski Yamna, Katakomp vs. iken Asya bozkırlarında Afanasyevo, Andronovo ve Karasuk kül­türleriydi.

Bu bozkır toplulukların büyük bir kısmı hayvancılık ile uğraşsa da tarımı da terketmedi. Taştan yapılan tirpi­ dinlerle oraklar ve dönemin hayvan yetiştiricilerinin uzun süreli yerleşim yerleri, bu durumu kanıtlar mahi­yettedir. Ancak yine de bu kavimlerin komşu tarım top­luluklarından daha hareketli olduğu görülmektedir.

Muhtemelen iklim değişiklikleri zaman zaman “bozkır” topluluklarını göçebe hayatı sürmelerine zorluyordu. Hayvan yetiştiricilerinin doğaya ve çevreye alışma metotlarındaki çeşitliliğe de değinmek gerekmektedir.

En nemli yerlerde insanlar büyükbaş hayvan, daha kuraklık yerlerde ise küçükbaş hayvan ile at yetiştiri­yorlardı. Bazı bölgelerde hayvancılık tarımla birlikte sürdürülüyor, diğer bölgelerde ise meraya sürülen ve çobanlığa dayalı hayvancılık yaygındı. Kuru bölgelerde ise hayvan yetiştiricileri yarım göçebe, hatta göçebe hayatı yaşıyorlardı.

N. Ya. Merpert, M. Ö. III. binyılın sonundaki Eski Yamna topluluğunda birisi göçebelik olmak üzere üç hayat tarzının (ekonominin) olduğunu yazmıştır. Ona göre göçebe olan bu topluluklar, Aşağı İdil’in Solonçakov bozkırlarında yaşamıştır. Burada ise tarım­la uğraşmak neredeyse tamamen imkânsızdı. Buradaki yerleşim yerleri hem sayıca az hem de küçüktürler ve hâlâ tam olarak araştırılmış değillerdir. Yalnızca bu böl­gede mezarlıklar, bâzen 50 kilometre olmak üzere nehirlerden çok uzakta bulunmaktadırlar. Bu husus, yerli nüfusun çok hareketli olduğunu göstermektedir.
Bronz Çağı’nın sonunda bozkır kavimlerinin hayvan­cılık­tarım ekonomisi, en yüksek seviyesine ulaştı. Böyle bir sistemde kavimlerin temel zenginlik kaynağı olan hayvan sayısı, ancak kışın iaşe ihtiyaçlarını karşıla­yacak boyutlara çıkabiliyordu. Çünkü kış için yemhazırlama işi çok zordu. Bu alanda sonraki ilerleme, ancak hayat tarzı değişikliği sayesinde mümkün oldu.

M. Ö. II–I. binyılların sınırında birçok bozkır halkı yeni bir hayvancılık metodu buldular. Aslında bu yol — hay­
vanların yerini mevsimlere göre değiştirme veya yeni otlak yerlere göç etme — onlara kötü hava şartlarında
karşılaştıkları tanıdık bir uygulamaydı. Göçebe hayvan­cılığa geçiş süreci böylece tamamlanmış oldu.

Genel olarak doğadaki değişiklikler, hayvancılık eko­nomisini büyük ölçüde etkilemektedir. İklim değişikliği
gerçekleştiğinde göçebe hayvan yetiştiricileri hemen başka bir yere geçip yerleşiyorlardı. Arkeologlar bu tür
süreçlerin ilk belirtilerini Güney Rusya bozkırlarında M. Ö. II. binyılda hâkim olan katakomp kültürüne ait araştırmalarında bulmaktadırlar. Bu dönemde bozkırlarda kuraklık dönemi sona ermiş, orman ile bozkırın sınırı güneye kadar uzamış, otlak alanı azalmış, yerleşik eko­nominin gelişimi için elverişli şartlar ortaya çıkmıştır. İklim değişikliklerine dair bilgilerle “katakomp” yerle­şim yerlerinin yapıları karşılaştıran bilim adamları, elverişli şartlarda bozkır topluluklarının yerleşim yerle­rinin uzun vadeli, evlerinin büyük ve sağlam, hayat tarzlarının daha yerleşik olduğu sonucuna vardılar. Ancak kuraklığın yeniden hâkim olduğu ve bozkırı kuruttuğu dönemlerde ise yerli kabileler çok kolay bir şekilde eski hayat tarzlarına dönüyorlardı. Bu tür dönemlerde onlar küçük geçici toprak damlarda yaşı­yor ve sık sık yer değiştiriyorlardı.

M. Ö. II. binyılın ikinci yarısındaki Andronovo ve diğer kültürlerin kavimleri daha da yerleşiktiler. Bunlar etrafında tarla ve otlak yerlerin olduğu nehirler boyunca yerleşiyordu. Bu kavimlerde hayvancılık da gelişiyordu ve muhtemelen atı başta gıda daha sonra ulaşım kaynağı olarak evcil hayvanlar listesine nihai olarak dâhil edenler de bunlardı. Bu kavimler kışları hayvanları ahırlarda tutuyorlardı. Tobol Nehri kıyısın­daki Alekseevskoe Köyü yakınlarında yapılan
Andronovo dönemine ait yerleşim yeri kazısında, evlerin yanı sıra aynı coğrafyada daha sonraki tarih­lerde yer alan Kazak evlerinin yakınlarında bulunan hayvanlar için kapalı alanlara çok benzer çitlerle çevi­rili yerler de bulunmuştur.

TARTARICA ATLAS, TATARLAR VE AVRASYA HALKLARININ TARİHİ TATARİSTAN CUMHURİYETİ DÜNÜ VE BUGÜNÜ

Tataristan Cumhuriyeti Ş. Mercanî Tarih Enstitüsü, Tataristan Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Bakanlığı, Kazan — Moskova — St. Petersburg — İstanbul, 2017 S. 30-31

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+5
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.