Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 20 Eylül 2015 - 21:43
Son Düzenlenme Tarihi 20 Eylül 2015 - 21:43
Atsız Mecmua'da "Köycülük"

Atsız Mecmua'da "Köycülük"

Köycülük konusunu büyük bir ilgi ve ciddiyetle ele alan yayın organlarının başında şüphesiz 1931’de çıkan Atsız Mecmua gelmektedir. Şöyle ki, her ayın 15’inde çıkan ve özellikle Türkçülük, köycülük gibi ana konular üzerinde duran mecmuada genellikle ilk yazılar köycülüğe ayrılmıştır. Atsız Mecmua kısa yayın hayatı boyunca köycülük konusuna en çok önem veren ve bunu işleyen dergilerin başında gelmiştir. Mecmua köyün herşeyin temeli olması gerektiğini, “yurdumuzun ve milletimizin büyümesi ve yükselmesi, köylerimizin büyümesine, artmasına ve yükselmesine” bağlı olduğunu, köylerimizin kurtuluşunun yine köylerimize bağlı olduğunu ve birinci vazifemizin köylerimizi kurtarmak ve yükseltmek olması gerektiğini savunmuştur. Çünkü onlara göre “Büyük Türkiye’yi köyler yaşatacak, köyler yükseltecektir”.

Dergide genellikle köycülük konulu yazılar Bozkurt, Dede Korkut, Irkıl Ata, Deli Dumrul gibi isimler altında ya da imzasız olarak yayımlanmıştır. Derginin sahibi ve müdürü olan Hüseyin Nihâl (Atsız), her türlü medeniyet ürününün öncelikle köylerde uygulanmasını istemiş ve 1931 tarihli bir yazısında da şunları söylemiştir:

“Köy evleri kerpiç harabeler halinde iken Türkiye’de şehirler yapılamaz.... Köylerde elektrik yapılmadan şehirleri elektriklemek doğru değildir. Köylerde milli zevkimize göre bir köy mimarisine uygun programlı bir imar başlamadan büyük şehirlere büyük binalar yapmak caiz değildir. Köylere radyo vermeden şehirliye radyo dinletmek haramdır. Gübreli çirkefler köy sokaklarını bataklık yaparken, büyük şehirlerin kanalizasyonuna para harcamak yerinde olamaz. Köy mektepleri mahdut yerlerde ve kerpiç damlar altında bulunurken şehirlere ve hatta kazalara süslü ve büyük mektep binaları yakışamaz...Bir yerde sıhhi bir müessese açmak niyetinde isek bunda da herşeyden önce köylünün ihtiyacını düşünmeliyiz...”

Atsız bu yazısıyla aslında köylerin birinci plana çıkarılmasını istemiş ve “hiçbir yerde Efendinin binasından önce hizmetçilere mesken” yapılmadığını söylemiştir. Herkesi bu konuda düşünmeye çağırdığı ve bunun herkes için bir borç olduğunu ifade ettiği yazısını:

“..mademki köylüyü herşeyden üstün sayıyor ve bizim bütün muvaffakiyetlerimizin kaynağı tanıyoruz, onu kendimizden çok düşünmek, kendimize yani şehirlerimize birşey yapmadan önce onun ihtiyaçlarını dindirmeğe çalışmak borcumuzdur”

şeklindeki ifadeleriyle bitirmiştir. “Halka tapalım ve dediklerini yapalım” tarzındaki sloganlar ile yola çıkan dergi, bu bağlamda herkesi ama öncelikle gençleri halka gitmeye çağırmış ve gençlere şu tavsiyelerde bulunmuştur:

“elinizde değnek, sırtınızda azık torbanız, ayağınızda çivili ayakkaplarınız ve gönlünüzde, memleketinize ve hemşehrilerinize sunacağınız sevginin bitmez tükenmez kaynağı, yalnız veya arkadaşlı, saatlerce, günlerce yürüyünüz”

1930’lardaki mevcut durumun, inkılâbı yapanların meydanı yarım aydınlara bırakması sonucu ortaya çıktığını savunan Atsız, İstiklâl Harbi ile başlayan aydın-halk ilişkisinin de, aslında inkılâpların bitimiyle birlikte sona erdiğini, “aydının kendi alemine döndüğünü” ve onların herşeyi kendi arzu ve menfaatlerine göre yorumladıklarını yazmıştır. Görüldüğü gibi Atsız, tüm hareketin temelinde gençleri görmüş ve onların silkinerek inkılâba sahip çıkmalarını, en mühimi de yeni bir Türk gençliğinin yaratılmasını istemiştir. Bütün bu ifadeler ve yaklaşım aslında, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir dönüm noktası olarak nitelendirdiğimiz 1930’lu yıllarda Atsız’ın yayın organı vasıtasıyla halka, aydınlara, gençlere yaptığı bir uyarı mahiyeti taşımaktadır. Çünkü o tarih itibarıyla içinde bulunulan günler gerçekten de devlete, rejime ve inkılâplara sahip çıkılması gereken bir dönemdir. Milliyetçiliğin had safhaya ulaştığı, dünyada totaliter rejimlerin popüler olduğu bir süreçte, Türk gençliğini bu rejimlerin etkisinden korumak, onların aydın-halk-köylü topyekün bütünleşmesini ve Atatürk’ün koyduğu ilke ve
inkılâpların benimsenmesini sağlamak için yapılan bu tarz uyarıların önemi gerçekten büyüktür ve kolay anlaşılabilir niteliktedir.

Dergide H. Nihâl haricinde Reşat Nuri, Hamdullah Suphi, M. Şakir Ülkütaşır, Pertev Nail Boratav gibi kişiler de yazılarıyla yer almıştır. Bu dönem yayın organlarında Anadolu Notları isimli yazı türü çok yaygındı. Hemen her dergide bu türe geniş yer ayrılıyordu. Nitekim Atsız Mecmua’da da Reşat Nuri’nin “Anadolu Notları” yayımlanmış ve bu yazılar daha sonra kitap olarak düzenlenmiştir.

ATATÜRK’ÜN SOSYAL VE KÜLTÜREL POLİTİKALARI
SEDA BAYINDIR ULUSKAN

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+5
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.