Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 18 Kasım 2015 - 21:32
Son Düzenlenme Tarihi 18 Kasım 2015 - 21:32
Atatürk Sofya'dan Sesleniyor...

Atatürk Sofya'dan Sesleniyor...

Yarbay Mustafa Kemal, dört sene evvel Sofya'da Ateşemiliter bulunuyordum. Büyük Harp ilan olundu. Osmanlı Devleti, müttefiki Alman İmparatorluğu ile beraber bu harbe girdi. Alman İslah Heyeti Başkanı Liman von Sanders, Çanakkale'yi savunmakla görevli ordunun başına geçmiş; ben henüz farkında değildim. Osmanlı Ordusu'nda hemen seferlik yapılması bile tarıtışılması gereken bir mesele iken, Osmanlı Devleti'nin Karadeniz'de, hala nasıl cereyan etmiş olduğunu öğrenemediğim bir hadise üzerine harbe girdiğinden şikayetçi idim. O zaman şikayetlerim herkese ne kadar mevsimsiz görünmüştü. Çünkü ben yalnız endişeli olduğumu söylemiyordum.

“Almanlar ve Almanlarla beraber bulunanlar mağlup olacaklar”

diyordum. Ve bu sözlerim gerçekten çok uygunsuz bir zamana tesadüf ediyordu: Çünkü Alman kuvvetleri büyük ve dev gibi adımlarla Paris üzerine yürümekteydiler. Bütün Alman müttefiklerini ve Türkiye'yi bilerek veya bilmeyerek aldatmak için çenelerini işletenleri, doğru bir iş yapmış olmaktan doğan neşe ile sarhoş oldukları günlerde bir Sofya Ateşemiliteri çıkıyor; İstanbul'da bazı zatlara sayfalar dolusu yorumlar yazarak, yanlış bir iş yapıldığından söz ediyordu, bu adam çılgın değil de nedir? Sonunda, dev gibi adımlarla ilerleyen Alman kuvvetlerinin Paris üzerinde uğradıkları

sonu herkes gördü. Bütün bir memleketin bence açık bir yıkıma sürüklenmiş

olduğunu gördükten ve bütün Türk ordusunun kesin yıkıma ne olursa olsun engel olmak için kanını dökmeye hazırlanmasından başka çare kalmadığını anladıktan sonra, benim hala Sofya'da kordiplomatik içinde rahat salon hayatı

sürmekliğime olasılık kalabilir miydi? Başkomutanlık Vekaleti'ne bir yazı ile başvurdum; ordu içinde rütbemle uygun herhangi bir görevin verilmesini rica

ettim. Başkomutanlık Vekili tarafından bana çok ince bir karşılık verildi:

"Sizin için orduda her zaman bir görev vardır, fakat Sofya Ateşemiliterliği'nde kalmanız, daha önemli sayıldığı içindir ki, sizi orada bırakıyoruz."

Karşılık yazdım:

"Vatanın savunmasına ait fiili görevlerden daha önemli ve daha üstün bir görev olamaz. Arkadaşlarım, savaş cephelerinde ateş hatlarında bulunurken ben Sofya'da Ateşemiliterlik yapamam. Eğer, birinci sınıf subay olmak liyakatından yoksunsam; kanaatiniz bu ise lütfen açık söyleyiniz".

Uzun bir süre karşılık gelmedi. Bugünlerde çektiğ im acıları anlatmak güçtür. Ben, gerekirse bir er gibi, herhangi bir savaş cephesine koşmaya karar vermiştim. Onun için Sofya'daki evimin eşyalarını, Sefir bulunan Fethi Bey arkadaşımın oluru ile Sefaret'e taşıttım. Gereksiz olanlarını attım ve küçük bavulumu her an kalkıp gidecek bir gezginin sade bavulu haline koydum. Artık evi de bırakmak üzere iken; bir telgraf aldım, imzanın üstünde, "Harbiye Nazırı Vekili" işareti vardı. Telgraf hemen tamı tamına şöyle idi:

"Ondokuzuncu Tümen Komutanlığı'na atandınız. Hemen İstanbul' a geliniz."

M. Kemal ATATÜRK

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+5
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.