Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 21 Mayıs 2015 - 06:15
Son Düzenlenme Tarihi 29 Ekim 2017 - 13:25
ATATÜRK, CUMHURİYET VE DEMOKRASİ

ATATÜRK, CUMHURİYET VE DEMOKRASİ

Cumhuriyet, yönetim biçimi olarak halkın üstünde hiçbir otorite veya yetkili makam tanımamakta, devlet gücü doğrudan doğruya halkı oluşturan bireylerin elinde bulunmaktadır. Cumhuriyette en temel kural mutlak surette seçimdir. Cumhuriyet, en büyüğünden en küçüğüne kadar devlet hizmetlerinin hepsinde veraset usulünü mutlak surette reddeder. Bunun yerine seçim ve tayin usulünü koyar. İşte cumhuriyetin özü ve gerçek anlamı bu noktada saklı bulunmaktadır. Cumhuriyet, demokrasinin en gelişmiş şeklidir. Atatürk’e göre, “demokrasi prensiplerinin en asrî ve en mantıkî tatbikini temin eden hükümet şekli cumhuriyettir”.

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’dan Sadarete (Başbakanlık) gönderdiği 22 Mayıs 1919 tarihli raporunda, “Millet, millî hakimiyet esasını ve Türk Milliyetçiliğini kabul etmiştir, bunun için çalışacaktır” demekle, Türk yurdunun ve istiklâlinin kurtarılması yolundaki parolayı bildirmiştir. Atatürk başta olmak üzere, cumhuriyeti kuranlar; cumhuriyet ile beraber, her zaman demokrasiyi hedeflemişlerdir. Demokrasi, Cumhuriyet anlayışından doğmuştur. Demokrasi, herkesin yalnızca kendi yararını düşündüğü, istediğini yaptığı bir rejim değildir. Cumhuriyetçi anlayış özgürlüklerin çerçevesini çizer ve aynı zamanda yasaların ahlâki, etik bir özü olması gerektiğini vurgular ve kamu yararını göz ardı etmez.

Türkiye’de “Cumhuriyet” ve “Demokrasi” kavramları üzerinde belirsizlik ve kargaşa yaratılmıştır. Oysa Atatürk, Türk ulusunun en değerli hazinesi olarak nitelediği ve her neye mal olursa olsun korunup savunulması gerektiğini vurgulayıp Türk gençliğine emanet ettiği “Cumhuriyetin, düşüncesi, kültürü ve vicdanı özgür kuşaklar istediğini”, “Demokrasiyi en yetkin biçimde gerçekleştiren devlet biçiminin Cumhuriyet olduğunu” belirtirken, Cumhuriyet kavramı üzerinde herhangi bir belirsizlik bırakmamıştı. Yirminci yüzyılın başlarında, Cumhuriyet rejimi kuran Türk Ulusu, yirmibirinci yüzyılın başlarında bu cumhuriyeti, çağdaş bir demokrasi ile tamamlamanın çabası içindedir. Bu yönetim biçiminin daha çağdaş bir yapıya kavuşması, aklı ve bilimi ilke edinen laik düzenin tam anlamıyla kurulması ile olanaklıdır. Cumhuriyet ancak ve ancak laik bir düzen içinde var olabilir, yaşayabilir.

Türkiye’de Cumhuriyet ve Demokrasi kültürü, artık genel kültür içinde sağlam bir temele oturmuştur. Bu konuda başarılı olmak, Ulu Önder Atatürk’ün de söylev ve demeçlerinde vurguladığı gibi yurttaşların demokrasiyi algılama ve ona inanmaları ile orantılı olacaktır.

Doç. Dr. Zekai GÜNER

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+2027
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.