Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 25 Mayıs 2016 - 18:00
Son Düzenlenme Tarihi 24 Mayıs 2016 - 19:44
ANKARA TÜRK OCAĞI MERKEZ BİNASI

ANKARA TÜRK OCAĞI MERKEZ BİNASI

Türk Ocağı merkez binası için bir proje yarışması açıldı. Etnografya Müzesi’ni yapan Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu’nun projesi birinci oldu. Atatürk, binada Türk süslemelerinin kullanılmasını istemiş ve yalnızca Türk işçilerinin çalışmasını emretmişti. Bunu Arif Hikmet Koyunoğlu kendi ağzından şu şekilde anlatıyor:

"Türk ocağı inşaatına 21 Eylül 1925 tarihinde başlamış ve 18 ayda tamamlamıştım. Ankara’ da ilk betonun kullanıldığı bu binayı Mustafa Kemal 18 ayda tamamlamamı emir buyurmuştu. Ayrıca, “Binanın inşaatının her şeyinde yalnız Türkler çalışacak, yabancılar hiçbir yerde görev almayacak."dediler. Ne yazık o günlerde teknik elemanların ve ustaların büyük bir bölümü yabancı kökenli idiler. Türk ustalarının çoğu Kurtuluş Savaşı’nda görev almış çoğu şehit olmuş ya da sakat kalmışlardı. Ben de mezar işçiliğinde çalışan ne kadar mermerci, taşçı varsa onları Ankara’ da topladım.

Tiyatro salonundaki akustik meselesine çok önem vermiştim. Tanıdığım müzisyen arkadaşlarımı çağırıyor, çalgı çaldırıyordum. Bir yerden fena bir akis geliyor mu, ses uğulduyor mu, diye dikkatle tecrübeler yapıyordum. Salon akustiğini kontrol için Avrupa’ dan büyük sanatkarlar gelmişti. Paristen gelen Mari Bel, böyle güzel bir salon görmediğini söylemişti. Bütün işler bitmişti. Umumi temizlik yapıyorduk. Hamdullah Suphi Bey ve bütün sanatsever arkadaşlarını üzen bir durum vardı. Bu da "Türk salonu" idi. Recep Peker ve Hamdullah Suphi çekinerek yanıma gelmiş, "Hikmet'çiğim hiç paramız kalmadı, sana aylarca Ankara’ nın tarihi evlerinde etüdler yaptırdık onlardan aldığın ilhamla resimler hazırladın, çok yazık ki, paramız kalmadı. Gazi’ ye ne diyeceğiz, bilmiyoruz. Salonun alçı sıvası bitti, öylece bırakalım,"Kendilerine, "Paraya lüzum yok, ben o salonun bütün süsleme işçiliğini parasız olarak kendim yaparım, yalnız biraz alçı gibi şeyler lazım o kadar," demiştim.

İnşaat yerlerimizi ve atelyelerimizi sevgili Atatürk'ümüz daima şereflendirirler, genellikle de bunu habersiz yaparlardı. Gerçekleştirdiğimiz işleri, projelerimizi büyük bir dikkatle inceleyerek bizlere aydınlatıcı öğütler verir, çalışmalarımızı uyarıcı ve kıymetli sözleriyle teşvik ederlerdi. Atatürk, modern mimari konusunda getirttiği kitaplar, resimler üzerine incelemeler yapardı. Hiç unutmam bir gün inşaat şantiyesinde şu sözleri söylemişlerdi:

"Eski milletler büyük çalışmalar sonunda kendilerine has birer mimari stil yaratmışlardır. Son asrın sanat çalışma ve düşüncelerinin sonunda modern bir mimari doğmuştur. Fakat bu modern mimari, her milletin karakter ve düşünce farklarıyla, birbirinden ayrı görünüş ve anlamdadır. Bir İtalyan modern mimarisi ile bir Alman modern mimarisi arasında çok değişiklikler vardır. Bu modern mimariler bütün görünüşleriyle de hangi milletin malı olduğunu anlatmaktadırlar."

Bize de, asrın bütün düşünce ve ihtiyaçlarına cevap verecek, ruhlarımızı okşayacak bir modern mimari lazımdır. Fakat bu modern mimari, diğer milletlerin taklitçiliğini değil, yurdumuza Türklüğe özgü bir mimari olmalıdır. Bize orijinal bir modern Türk mimarisi lazımdır. Eminim ki, yetişmekte olan genç Türk mimarları olumlu bir yaratıcılığa erişeceklerdir."

Ahmet Turhan Altıner, Zafer Akay, Ahmet Ardıçoğlu, "ARKİTEKT 4: 1991", s.46.

Türk Ocağı'nın Ankara'da bulunan bu merkez binası şuan ülkemizde bulunan dört ayrı Resim ve Heykel Müzesinden biridir.

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+37
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.