Yükleniyor...

Yazı Hakkında

Yazı Kategorileri
Yayınlanma Tarihi 05 Mart 2016 - 19:12
Son Düzenlenme Tarihi 05 Mart 2016 - 19:17
ANDIMIZIN YAZARI TIBBİYELİ REŞİT GALİP

ANDIMIZIN YAZARI TIBBİYELİ REŞİT GALİP

Prof.Dr.Recep Akdur;

Babası mahkeme reisi Mehmet Galip Bey, annesi Rodoslu Münevver Hanım olan Reşit Galip, 1893’te Rodos’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Rodos'ta tamamladıktan sonra liseyi İzmir'de okudu.

Gençliğinden beri ulusalcı ve yurtsever bir insan olan Reşit Galip’in kısa ömrü
idealleri için mücadele ile geçti. Daha lise son sınıfta iken “Ferday-ı Temmuz” adlı bir gazete çıkararak fikirlerini yaymaya çalışmıştır.

Tıbbiye’ye 1911’de başlayan Reşit Galip, öğrencilik yıllarında “Hakikat” adlı bir
gazete ile “Sivrisinek” adlı karikatür dergisi çıkarmıştır. Ayrıca İstanbul'un çeşitli gazetelerinde yazılar yazmıştır. Tıbbiye’de Türk Ocakları'nın bir şubesini açmış ve diğer askeri okullardaki Türk Ocakları'nın müfettişliğini yapmıştır.

Balkan Savaşı başlaması üzerine okuluna ara verip gönüllü olarak savaşa katılmış ve gazi olmuştur. Ardından I. Dünya Savaşı gönüllüsü olarak; Çatalca, Kafkasya ve Erzurum’a Cephelerinde savaşmış ve Erzurumda iken hastalanması nedeni ile İstanbul’a dönmüştür.

Yarım bıraktığı Tıbbiye’yi 1917'de bitirdi.Tıbbiye’de asistan olarak çalışmaya başladı. Öğretim sisteminin yenileştirilmesi için “Mekteb-i Tıbbiye” adlı bir broşür yayımladı. Sonuç alamayınca Tıbbiye’den istifa etti. Bu arada 15 genç tarafından İstanbul'da kurulan Köycüler Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı.Derneğin amacı köylere yerleşip onları aydınlatmak idi. Bu amaçla Doktor Hasan Ferit ile birlikte Tavşanlı'ya gitti. Orada iken Kurtuluş Savaşı başladı. Bunun üzerine köyleri Milli Mücadele’nin safına katmak için yeni bir teşkilat kurmuştur. Kurtuluş Savaşı süresince Aydın, Denizli, Isparta, Burdur, Antalya’da bölgesinde hizmet veren Hilal-i Ahmer 5. Sıhhi İmdat Heyeti baştabipliği görevini yürüttü.

Sakarya Savaşı'ndan sonra Sağlık Bakanlığı’nda Hıfzıssıha Dairesi’ne atanan Reşit Galip, Ankara'da sağlığı bozulduğundan havası yumuşak bir yere tayinini istedi ve 5 Aralık 1921'de Mersin’e hükümet tabibi olarak atandı. Oradan Gaziantep Sıhhiye Müdürlüğü'ne tayin edilince kabul etmedi ve 1924 yılından itibaren serbest hekimlik yaptı. Bu sırada “Yeni Mersin” gazetesinin başyazarlığını üstlenmiş ve “Yeni Adana” gazetesine de yazılar yazmıştır. Yazılarında Anadolu'nun ve Türklüğün kurtarılması konusunu ele aldı, temel çözümün köylere hizmet götürmek ve köylüyü eğitmek olduğu fikrini savundu.

Mustafa Kemal Atatürk 17 Mart 1923’te Mersine geldiğinde. Herkes Atatürk’e iltifat yarışına girmişken Reşit Galip, Atatürk’e "Sizin karşınızda, zaferlerinizden bahsetmeye lüzum var mı? Grueland'daki Eskimolardan Afrika'nın yanık ve kızgın çöl!eri ortasında sam yellerinden haber uman zencilere kadar herkes öğrendi. Sen bu milletin yalnız müncisi, yalnız bir halaskarı ve yalnız bir kahramanı değilsin, sen bunlardan daha çok büyüksün; sen bu milletin bir ferdisin. Senin en birinci büyüklüğün bu milletin bir ferdi olmakla iktifa ve iftihar etmekliğindir" demesi ile dikkatleri üzerine çekmiştir. Atatürk de bu cesur konuşmadan çok etkilenmiş ve onun milletvekilliğine aday gösterilmesini önermiştir. Bunun üzerine Ocak 1925 yapılan ara seçimlerinde Aydın milletvekilliğine seçilerek meclise girmiştir. Ardından III. ve IV. dönemlerde de Aydın milletvekilliği yapan Reşit Galip, Atatürk'ün isteğiyle Serbest Fırka'ya girdi. Partinin kapanma kararı almasından önce istifa etmiştir.

Türk Ocakları'nın 23 Nisan 1930 günkü kurultayında 16 üyeli Türk Tarihi Tedkik Heyeti üyeliğine seçildi ve heyetin genel sekreteri oldu. Türk Ocakları'nın kapatılması üzerine yerine kurulan Halkevleri’nin kurulmasında etkin rol almıştır. Sonradan Türk Dil Kurumu'na dönüşecek olan Türk Dili Tetkik Cemiyeti içinde de yer aldı ve bu cemiyetin çıkardığı Öz Dilimiz dergisinin baş yazarlığını yaptı.

“Dolmabahçe'de Atatürk’ün sofrasında bulunduğu bir gece, Atatürk’ün öğretmeni ve Milli Eğitim Bakanı Esat Saga’nın “kızların kısa etek, kısa çorap ve kısa kollu giymelerini uygun görmediğini ve bir tamim yayınlayıp daha kapalı giymelerini isteyeceğini” söylemesi üzerine, Reşit Galip bunun bir gericilik olduğunu söyleyerek itiraz etti. Sofradaki gerginlikten hoşnut olmayan Atatürk, bu konunun daha sonra konuşulmasını istedi. Ancak Reşit Galip’in ısrar ederek ortamı daha da germesi üzerine Atatürk, "Yorgun görünüyorsunuz, gidip istirahat edebilirsiniz" diye uyardı.

Reşit Galip’in "Burası milletin sofrasıdır, kovulmamalıyım. Kendimi iyi hissediyorum, kalkmam" diyerek sofrada kaldı. Atatürk’ün, "O halde biz kalkalım, masayı beyefendiye bırakalım" demesi ile masadakiler hep birlikte kalkarak Reşit Galip’iyalnız bıraktılar. Reşit Galip, her ortamda ve herkesin karşısında fikirlerini özgürce ve çekinmeden ifade edebilen bir tıbbiyeli idi.
Bu olaydan bir kaç ay sonra Esat Bey istifa edince 19 Eylül 1932'de bakan olarak Reşit Galip atandı ve 13 Ağustos 1933 tarihine dek bu görevde bulundu. 26 Eylül 1932'de açılışı yapılan Türk Dil Kurumu'nun başkanı Samih Rıfat Bey hayatını yitirdiğinde, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yanısıra bu kurumun başkanlık görevini de üstlendi.

Dünyanın sayılı müzeleri arasına giren Anadolu Medeniyetleri Müzesi onun bakanlığı döneminde tasarlandı. Milli Kütüphane ile İlimler ve Sanatlar Akademisi'nin kurulması da onun bakanlık dönemine kararlaştırıldı.
Bakanlığı sırasında öğrencilere Atatürk ilkelerine bağlılık ruhunun aşılamasını isteyen Reşit Galip Cumhuriyet 10. yılını doldururken 23 Nisan 1933 sabahı çocuklarına kendi yazdığı bir andı okutmuş ve o gün Çocuk Haftası’nı açış konuşmasında da bu metni tekrar etmişti. Bu konuşmanın ardından Bakanlıkça yayımlanan bir genelge ile Cumhuriyet'in 10. yılından başlayarak günümüze dek bu ant okullarda okutulmuştur.

Bakanlığı dönemindeki en büyük dönüşüm 1933 Üniversite Reformu'dur.
Darülfünunu'nun çağdaş bir üniversiteye dönüştürülmesinin kararı 1931’de verilmişti. Ancak uygulanması Reşit Galip'in bakanlığı sırasında gerçekleştirildi. Darülfünun'un lağvedilip yerine İstanbul Üniversitesi'nin kurulmasına dair kanun 31 Mayıs 1933'te TBMM'de kabul edildi. Yeni öğretim kadrosu oluşturulurken çağa ayak uyduramayan müderris ve müderris yardımcılarının görevlerine son verildi.Bu nedenle hakkında yoğunlaşan eleştiriler nedeniyle 13 Temmuz 1933'te bakanlıktan ayrıldı. Bakanlıktan ayrıldıktan sonra rahatsızlığı zatürreye dönüşen Reşit Galip, 5 Mart 1934 tarihinde 41 yaşında yaşamını kaybetmiştir. Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedildi. Reşit Galip Bey, evli ve üç çocuk babasıdır.

Özetlenen bu özyaşam öyküsünden de anlaşılacağı üzere, Reşit Galip’in yalnızca bu memlekete yaptığı askerlik hizmeti bile onu şükranla anmak için yeterlidir. Çünkü bugün ona dil uzatanların tüm sülalesinin yaptığı askerliğin
toplamından daha fazla askerlik yapmıştır. Kan vermiş gazi olmuştur. Kısa
ömründe yurduna, yurttaşlarına hem aydın olarak, hem hekim olarak hem de bakan olarak çok hizmette bulunmuştur. Toprağı bol mezarı aydınlık olsun.

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+5
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.