Yükleniyor...

Cihan Oktay

Tasarımcı/Tarihçi

Yazı Hakkında

Yayınlanma Tarihi 28 Mayıs 2015 - 19:35
Son Düzenlenme Tarihi 23 Eylül 2015 - 08:27
Amerikan Belgeleri ile “Açılım” II

Amerikan Belgeleri ile “Açılım” II

[Amerikan Belgeleri ile "Açılım"](http://turkcetarih.com/amerikan-belgeleri-ile-acilim/ "Amerikan Belgeleri ile "Açılım""), isimli yazımda, 2007 yılında Amerikan Ulusal Dış Politika Komitesi (National Commitee on American Foreign Policy) tarafından yayımlanan "PKK’nın silahsızlandırılması, Tasfiyesi ve Reentegrasyonu" isimli rapora giriş yapmış, Türk Milleti’nin başına örülen "Açılım" senaryosunu gözler önüne sermeye çalışmıştık! Raporun sadece ilk bölümü olan "Giriş" kısmını ele alabilmiştik. Kaldığımız yerden devam etmeden önce, bugün birinci ölüm yıl dönümü olan, çok değerli tarihçi, yazar Turgut ÖZAKMAN’ı saygı ve sevgi ile anıyorum..

Raporun ikinci bölümüne geçmeden önce, ilk bölümden son paragrafı da sizlere aktarmak istiyorum:

"Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Kürt seçmenleri temsil etmek için seçilmiş 21 vekili var. İşte tam da, üyelerinin Abdullah Öcalan ve diğer PKK’lı gruplarla bağları olduğu için DTP etkili bir bağlantı olabilir. Diplomat topluluğun üyeleri de, akıl danışmanlığı yapmak ve güvenilirliğini güçlendirmek için DTP’li milletvekillerine bağlanmalıdırlar. DTP, kendi başına terörizmi kınayarak ve Türkiye’nin toprak bütünlüğünü yeniden teyit ederek de itibar toplayabilir."

Görüldüğü gibi DTP, Amerikan Ulusal Dış Politika Komitesi tarafından, "diplomat topluluğa" (DTP’ye oy verenler kastedilmekte) "akıl danışmanı" olarak tavsiye edilmekte. Ayrıca DTP ile terörist başı ile ilişkisinden "faydalanılması" yönünde öğütler veriyor.

Her gün haberlerde gördüğümüz, İmralı aşağı, İmralı yukarı haberleri boşuna değil. Birkaç örnek verelim:

"Hükümet, HDP ve Abdullah Öcalan arasında sürdürülen pazarlıklar sonucunda hazırlanan "Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı"nı dün TBMM Başkanlığı’na sundu." "PKK’dan hükümete emir gibi talimat", Odatv, 27 Haziran 2014">
"Hükümet, HDP ve Abdullah Öcalan arasında sürdürülen pazarlıklar sonucunda 7 maddelik bir paket hazırlandığı öğrenildi." "Apo için ilk yasa çıkıyor", Odatv, 24 Haziran 2014">

Tabi sadece hükümete yüklenmekte tek taraflı olacaktır. Bakın CHP’li Beşiktaş Belediyesi ilgili bir haber:

***"Sayın Abdullah Öcalan'*ın başlatmış olduğu barış süreci onurlu, adil bir çözümle sonuçlansın istiyoruz. Bu nedenle Beşiktaş Belediyesi ile bir kardeşlik protokolü imzalıyoruz." Sayın Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu…”, Odatv, 1 Eylül 2014">

Neyse ki, Amerikan Ulusal Dış Politika Komitesi’nin raporunda adım adım açıkladığı "Çözüm süreci"ne karşı bir muhalefetimiz var da, içimiz rahat… Teröriste "sayın" demeyenlerin peşinden gitmekteler..

Raporun "Giriş" bölümünün son paragrafı ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını şu şekilde yorumlamakta ve gözler önüne sermektedir:

"İkili ilişkilerde bir bozulma iki ülkenin de çıkarına olmayacaktır. ABD’nin, Irak’taki Amerikan askerlerine yapılan hava ikmalinin %70’ini karşılayan İncirlik Hava Üssü’nü kullanma izninin devam etmesi de dahil olmak üzere, Türkiye’nin Irak’taki çabalarına destek olmasına ihtiyacı vardır."

Şimdi gelip birisi "iki ülkenin çıkarına olmayacaktır" kısmındaki ikinci ülkeyi bulabilir mi?
İkinci Kısım: Bulgular

Raporun ikinci bölümünde, tarihsel ve ideolojik etkenler sıralanmış, PKK şiddetinden ve bu şiddetten faydalanılarak Türkiye’nin bunu nasıl istismar ettiğini açıklanmış.

"PKK, devlet işletmelerinde çalışan Kürtler kadar, egemen Türk çevrelerden yana duran elit Kürtleri de hedef aldı. 1984-1987 arasında, PKK 217 öğretmeni kaçırdı veya öldürdü. Yüzlerce köy okulu yakarak eğitim faaliyetlerini etkili bir şekilde durdurdu. Hastanelere saldırarak doktor ve hemşireler katletti. Haziran 1987’de PKK, kendilerine destek vermedikleri gerekçesiyle, Pınarcık köyü sakinlerini katletti. İki ay sonra Kılıçkaya’da 14’ü çocuk, 24 kişi katlettiler.”

Raporun ilerleyen kısmında, PKK’nın yaptığı bu kanlı eylemlere, sanki başka yapacak bir şey varmış gibi, devlet “bu durumu istismar etti” diyor ve ekliyor "Kürt’ü Kürt’e kırdıran devlet, 60.000 kişilik paramiliter bir gücü "köy korucusu” olarak istihdam etti." Halbuki bir önceki paragrafta, PKK’nın, bizzat kendinden olduğunu iddia ettiği insanları, kendisine destek vermediği için katlettiğini yazıyordu.

Bir sonraki kısımda ise Türkiye’de bulunan derin devleti açıklıyor Amerikan Komitesi:

"Türkiye’nin askeriyesi derin devletin kazanılmış bir alanıdır. Tarihi olarak, **Türk ordusu Atatürk’ün seküler, milliyetçi ve çağdaşlaşmacı hedeflerinin "yılmaz bekçisi" olmuştur.**Subaylar kendi görev alanlarının tanımını Türk toprağını korumanın ötesinde; ayrılıkçılık, terörizm ve kökten dincilik gibi kamuya yönelik tehditleri bertaraf etmek şeklinde genişletirler."

İşte Amerika için en büyük sorun teşkil eden olgu Atatürk’ün bizzat görevlendirdiği Türk ordusunun, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünü, laik-seküler yapısını, çağdaşlaşmacı hedefini korumasıdır. Her türlü etnik bölücülüğü palazlandırmak, gerici unsurları azdırmak için TSK bu korumacı yapısından uzaklaştırılmalıdır.

Türk subaylarını bizzat, "tezgah" kurmakla suçlayan raporun devamında, Şemdinli olaylarını, Türkiye’nin zalimce ve aşırı kuvvet kullanarak bastırdığını, İnsan Hakları İzleme Örgütünün (Human Rights Watch), bu uygulamayı kınadığını açıklıyor. Bilmeyenleriniz varsa, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün internet sitesinde bulunan "Türkiye" sayfasına kısaca bir göz atabilir, örgütün Türkiye’ye ve PKK’ya bakış açısını kısaca anlayabilir. Human Rights Watch Turkey, "Silahlı Kürdistan İşçi Partisi ile onlarca yıldır süren çatışmayı sonlandıracak, emekleme aşamasındaki barış süreci kapsamında Türk ordusu ve PKK arasında devam eden ateşkes, Türkiye’deki insan haklarının gelişmesine bir şans sunmaya devam ediyor." *(Çeviri yardımı için Özlem Akkaya’ya teşekkürler)">
Seçimler

Raporun "Seçimler" başlığındaki, üçüncü paragraf 1989-1993 yılları arasında Cumhurbaşkanı olan Turgut Özal’ın büyük bir vizyon adamı olmasından bahsediyor. İlginçtir, ABD Merkezi Haberlama Teşkilatı’nın (CIA) eski Milli Haberlama Konseyi (National Intelligence Council, NIC) yardımcı başkanı Graham Fuller’in"Türkiye'nin Kürt Meselesi" isimli kitabına önsöz yazan Morton Abromowitz de, yazdığı önsözde, Turgut Özal’ı övüyor, Özal’ı**“son derece basiretli ve zeki bir şahsiyet olduğunu”** yazıyordu. CIA ajanlarının Turgut Özal’ı övmeleri boşuna değildir. Ama konumuz bu da değildir. O yüzden raporda yazıldığı kadar değinerek ilerlemek istiyorum.

İlerleyen bölümde Turgut Özal'ın, "reformların Kürtleri daha iyi vatandaşlar yapacağına ve daha ılımlı bir hale getireceğine inandığı için, Kürt dili üzerindeki yasağı 1991’de kaldırdı." deniyor. Ama bugünlerden örnekler verecek olursak, inanmakla politika olmuyor. Bu Pollyanna vari safça inanç duygularının karşılığı olarak bugün terörist gruplar, Kürtçe eğitim vermeyi amaçlayan okullar açmaya, bunlara müdahale etmek zorunda kalan devletin okullarını ise yakıp yıkmaya yöneltmiştir. Kürtçe eğitim verilecek okullar açıldı", CNNTürk, 15 Eylül 2014, "PKK Bulanık’ta 3 okulu molotofla yaktı", Hürriyet, 14 Eylül 2014, "PKK bir gecede Şırnak’ta 5 okul yaktı!", Cumhuriyet, 17 Eylül 2014, "PKK 4 ilde 23 okul yaktı", Akşam, 18 Eylül 2014">

[caption id="" align="alignleft" width="300"]Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi terörist listesinin altıncı sırasında bulunan Hikmetyar'ın önünde diz çökmüş bulunan, Tayyip Erdoğan[/caption]
Adalet ve Kalkınma Partisi

"Erdoğan, kendini dinine adamış bir Müslüman olsa da, Başbakan olarak radikal İslam ile arasına mesafe koyarak, yolsuzluğu kınayarak ve ılımlı, demokratik fikirleri kucaklayarak beğeni topladı.”

İlginç olmasının sebebi, radikal İslam ile arasına mesafe koyan, yolsuzluğu kınayarak ılımlı ve demokratik kişilik olarak övülen kişinin,***“Laik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri”*** gerekçesiyle, 16 Ocak 1998’de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Refah Partisi’nden belediye başkanı olmuş, ayrıca terörist listelerinde ismi geçen Hikmetyar’ın dizinin dibinde poz vermiş, kendisi gibi düşünmeyen 20’li yaşlardaki üniversiteli öğrencileri bile çapulcu, marjinal ve ateist olarak betimleyen, Erdoğan'dan ODTÜ'deki eylemcilere: Bu solcular ateist, bunlar terörist!", T24, 28 Şubat 2014"> "halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" gerekçesinden dolayı sabıkalı olan Erdoğan'ın ta kendisi olmasıdır.

Bu fotoğraf ile ilgili bir başka bir bilgi daha verelim. Bir önceki yazımda belirttiğim Amerikan Atlantik Konseyi’nin 2009’da düzenlediği toplantıya katılanlar arasında ismi geçen Cengiz Çandar, Hikmetyar ile RTE’nin aynı karede buluştuğu o gün de oradaydı. Utanması olanlar için o fotoğrafın hikayesi", Milat Gazetesi, 19 Eylül 2013"> Tesadüfler diyelim..

ABD’nın, 90’lı yıllarda dizinin dibinde oturduğu terörist Hikmetyar'dan ve 2000’li yıllara BM Güvenlik Konseyi’nin "Terörü Finanse Edenler" listesinde yer olan Yasin El-Kadı’ya Erdoğanın hala teröristlerle ilişkilerinin bulunduğundan haberi olmasa gerek. AKP’nin Susurluk’u", Cumhuriyet, 28 Eylül 2014"> Bunlar radikal İslamcı değiller nasılsa..

[caption id="" align="aligncenter" width="639"]2000’li yıllarda BM Güvenlik Konseyi’nin “Terörü Finanse Edenler” listesinde yer olan Yasin El-Kadı ile Erdoğan görüşmesi[/caption]

Tekrar konumuza dönecek olursak, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı seçilmesi süreci ile devam ediyor rapor ve Gül'ün Cumhurbaşkanı olduktan sonra yaptığı ilk konuşmaya vurgu yapılıyor: "azınlık dillerinin resmi kullanımını içerecek şekilde, azınlıklar için daha geniş kültürel haklar çağrısında bulundu" [/note]A.g.r., sayfa 19[/note]

Yalnız unutulmuş olacak ki, Lozan Antlaşması’nda Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan herkesin eşit vatandaş olduğunu ve azınlık sayılamayacağını savunduk ve imzaladık.

Raporda bir diğer tespit ise şöyle demekte:

***"Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile koalisyon halinde, AKP reformlarını alt üst etmeye çalıştılar."***

Ama enteresandır, Cumhurbaşkanlığı seçimleri yüzünden gölgede kalan, "Açılım Yasası"na bu iki partili koalisyondan hiç bir tepki gelmemiştir. Bir önceki yazımda Amerikan Belgeleri ile "Açılım"", Türkçe Tarih Dergisi, 14 Eylül 2014"> vurguladığım gibi, raporda öngörülen "yasal muhatap" olarak, bundan sonra PKK’nın kendisidir.

"Adalet ve Kalkınma Partisi" başlıklı bu bölümün son paragrafı ise "Yeni Anayasa" çalışmalarının içeriğini özetler nitelikte:

"Bu anayasa, Türkiye’nin sivil toplum tarafından incelenmiş ve tamamen siviller tarafından yazılmış ilk anayasası olacak. Taslak çalışmalar, Türkiye'nin etnik ve dini konulara yaklaşımını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen koşullara uyumlu hale getirmektedir. Ayrıca önceki anayasanın, "devletin bölünmez bütünlüğünü" tehdit edenlere karşı kullanılan, sıkıyönetim süresince insan haklarını askıya almaya yarayan hükümleri de ortadan kaldırıyor."

Demek ki, yeni anayasamız "devletin bölünmez bütünlüğünü" tehdit eden unsurlara daha şefkatli olacak. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre düzenlenen yeni anayasamız, bizlere insan haklarından bir demet sunacak.

Raporun bir sonraki bölümü **"**Avrupa Birliği Tesiri" adını taşımakta. Bu kısımda, AKP hükümetinin, Avrupa Birliği’ne tam üye olabilmek için yapılan değişiklikler tek tek sıralanmakta:

  • İdam cezası kaldırdı,

  • Ceza hukukunu gözden geçirildi,

  • Kadın haklarını pekiştirildi,

  • Azınlık dillerindeki yayınlar üzerindeki kısıtlamalar azaltıldı,

  • Mahkeme kararı olmaksızın yapılan aramalara son verildi,

  • İşkenceye sıfır tolerans politikası uygulandı,

  • DGM’ler lağvedilerek yargı bağımsızlığı geliştirildi,

  • Cezaevi sistemini ıslah eden tedbirler yürürlüğe konuldu,

  • Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Ceza Mahkemesi Kanunu (CMK) gibi kanunlarda, terörle ilgili kısımlar değiştirildi,

  • Türkiye’nin kudretli ordusunu, sivil otoriteye boyun eğdirebilmek denedi,

  • Askeri mahkemeler barış zamanı, sivilleri tutuklamaktan men edildi,

  • MGK sandalye çoğunluğu sivillere verilerek genişletildi,

  • MGK Genel Sekreterinin dört yıldız general (orgeneral) olmasını şart koşan hüküm kaldırıldı,

  • Nöbetleşe görev sayesinde dişli generallerin emekli edilmesi kolaylaştırıldı,

  • MGK’nın özel yetkileri kırpıldı. (Örnek olarak: sivilleri soruşturma yetkisi reddedildi. Askerin resmi toplantılara katılımını önleyen ve sıklığını azaltan önlemler alındı, MGK seçilmiş hükümete bağlı bir danışma kurulu haline getirildi,..),

  • Devlet televizyonunda (TRT’yi kastediyor), Kürtçe haftalık 45 dakika yayın yapılmaya başlandı,

  • Özel okullarda, Kürtçe eğitime izin sağlayan yeni düzenlemeler yürürlüğe sokuldu,

  • "Eve Dönüş" Yasası adıyla, PKK’lı teröristlere Ağustos 2003’te af çıkartıldı,

  • Ocak 2004’te Yargıtay, on yıldan fazla bir süredir hapiste çürümeye terk edilmiş olan Leyla Zana ve üç arkadaşını serbest bıraktı

Avrupa Birliği’ne tam üyelik süreci kapsamında yapılanlar adım adım böyle sıralandıktan sonra ise, "AB'ye giden yolun Diyarbakır'dan geçtiği görüşü beyan eden Erdoğan, Kürtlerin haklarını iyileştirecek adımlara yöneldi." deniliyor.

"Eksiklikler" başlığında ise, atılan bu adımların Avrupa Birliği için yetmeyeceği raporda şu şekilde vurgulanmakta:

*"AB, Türkiye ile resmi müzakereleri 2005’te başlatmış olsa da, Türkiye'nin bütün şartları yerine getirmesi çok uzun bir zaman alacaktır. Adaylığı düzenleyen 60.000 sayfalık bir yönetmelik var ve Türkiye kesin bir ilerleme sağlasa bile üyeliğin garantisi yok."*****[/note]A.g.r., sayfa 23[/note]

Bir sonraki başlık “Irak Etkeni” ise, Türk – Amerikan ilişkilerinin, 1 Mart 2003’te, Amerikan 4. piyade tümenin, Irak’a Türkiye üzerinden geçişine izin veren tezkereyi TBMM’den geçirmekte başarısız olunca, bozulduğunu belirterek başlıyor.

"Bu arada, pek çok Kürt, nispeten özgürlüğe ve refaha kavuşmuş olan Kuzey Irak’taki kardeşlerine sınırın ötesinden özlemle bakıyor. Türkiye ve diğer ülkelerdeki Kürtler, Iraklı Kürtlerin elde ettiği şeyi istiyor.

PKK’yı hedef alan herhangi bir çalışmada ihtiyaç duyulacak olan Mesut Barzani’nin karalanması, Türkiye’nin çıkarlarına zarar verecektir."

[caption id="" align="alignright" width="337"]Resim temsilidir[/caption]

Tüm bu olanlara karşı Türkiye, Irak’ta bulunan PKK kamplarına operasyon yapılmasını istiyordu. Ancak raporda, bunca yıl Türkiye tarafından da beslenmiş olan Barzani’nin peşmergelerine, ABD çok fazla ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Bush yönetimi, Türkiye’nin bir gün olur da sabrı taşıp, Irak’taki bu bölgeye müdahale etmesini engellemek amacıyla, ABD, Türkiye ve Irak arasında istihbarat paylaşımını içeren bir “Üçlü Mekanizma” öneriyor. Sonuç olarak bu uygulamanın, Irak Savaşı öncesi, Türkiye’nin topraklarından, Amerikan kuvvetlerini geçmesine engel olmasını unutamamış bazı Amerikan ordusu mensuplarınca da yavaşlatıldığı ileri sürülüyor.

2006 yılında gösteriş amaçlı ortaya atılan bu istihbarat olayı, nasıl işledi onu da ben söylemiş olayım ki, rapor eksik kalmasın. Tarih, 4 Temmuz 2003, yani 1 Mart 2003 tezkeresinin reddedilmesinden 4 ay sonrası. Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentinde binbaşı komutasında karargah kurmuş bulunan, 11 askerimiz ve Türkmen ziyaretçileri, Irak’ta işgalci konumunda bulunan, Amerikan 173. Hava İndirme Tugayı’na bağlı askerler ve yanlarında getirdikleri peşmergelerce, başlarına çuval geçirilerek 60 saat süresince sorguya çekildiler. Bu durum Amerika ve hükümetin politikalarının toplumda tekrar sorgulanmasına yol açtı.
Önümüzdeki Yol

Raporun son ana başlığı, "Önümüzdeki Yol" bölümü, Türkiye, Irak ve PKK’ya yol gösterici tavsiyelerde bulunuluyor. (Göreceğiniz üzere büyük çoğunluğu Türkiye’ye bir ödev niteliğinde tavsiyeler sıralanmakta)

  • Reformların Uygulanması

    • Türkiye'nin yeni sivil anayasasını tasarlanması ve Ceza Kanunlarındaki iyileştirmeler devam etmeli. Özellikle;“Türklüğü kötülemeyi” veya devlet kurumlarını eleştirmeyi saldırı sayan TCK’nın 301. maddesi kaldırılmalı,

    • İfade özgürlüğünü kısıtlayan ve Kürtleri hedef almak için kullanılan, TCK 215, 216, 217 ve 220’inci maddeleri ve bunlarla birlikte yine ucu açık bir terör tarifine mahal veren Terörle Mücadele Kanunu’nda gerekli değişiklikler yapılmalı,

    • Esnek olmayan, hesap sorulamayan ve katı muhafazakar yapıdaki yargı dönüştürülmeli,

    • Kültürel haklar da genişletilmeli. Bu haklar, devlet yayınlarında ve okullarında Kürtçenin kullanımı dahil olarak, kamu hizmetlerini kapsayacak şekilde geliştirilmeli,

    • Dini özgürlükler ve azınlık hakları gözden geçirmeli,

  • Ordunun Demokratikleştirilmesi

    • Türk Silahlı Kuvvetleri "demokratik bir ordu" gibi işlev görmeli
  • Irak’ın Egemenliğine Saygı Gösterilmesi

    • Türkiye, ulusal çıkarlarını Kürt Bölgesel Hükümeti ile işbirliği yaparak koruyabilir.

    • Türkiye, PKK üzerindeki baskıyı arttırmak için Terörle Mücadele Anlaşmasında belirtildiği gibi Irak hükümeti ile mali ve istihbarat işbirliğine gidebilir.

    • Türkiye, Iraklı Türkmenlerin haklarını koruyacak ve git gide değişen ve İslamileşen Irak ile arasında tampon bölge olacak Batı yanlısı, seküler bir Irak Kürdistanı’nı memnuniyetle karşılayacaktır.

    • Türkiye, Kerkük’ün Kürt Bölgesel Hükümeti’ne katılmasını önleyen çabalarını sonlandırmalı,

    • Türkiye, itiraz ettikçe, Iraklılar Kerkük’ün statüsü için referandum konusunda daha çok ısrar edecek ve Kürdistan Bölgesel
      Hükümeti, Kürt olmayan Kerküklü’lerin haklarını koruyacak yetki paylaşım düzenlemelerinden daha da uzaklaşacaktır.

  • Af Düzenlemeleri Geliştirme

    • AKP, kendi seçim zaferinden yararlanarak, tedbirli bir şekilde, PKK'yı şimdi ve sonuna kadar silahsızlandırıp çözülmeye ikna edecek bir af çıkarmalı,

    • Çıkartılacak af programı, aşamalı olarak devam etmeli,

    • Af ilk olarak, PKK’ya 2002'den sonra katılanlara tanınmalı, ardından komuta sorumluluğu olmayan kadrolara sıra gelmeli,

    • Interpol’ün kırmızı bülten çıkarttığı 134 yüksek komutana (PKK yönetcilerini kastediyor), af uygun olmayacaktır fakat, ikamet ettikleri ülkelerde ve Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin barındırabileceklerini söylediği Irak’tan sığınma talebinde bulunabilirler.

    • Af için kullanılacak terim de önemlidir: "Genel Af" tabiri fazla ihtilaflı. Bunun yerine “Topluma Kazanma”, süreci tanımlamak için daha hoş bir terim olacaktır.

  • Muhatap Belirleme

    • PKK’yı bu süreçte muhatap almak ve müzakereci olarak kabul etmek, herhangi bir hükümet açısından tahammül edilemez olacağından, DTP yararlı bir muhatap olabilir.

    • Ancak DTP’nin, Öcalan, Kandil, Türkiye’deki PKK’lı gerillalar ve Avrupa’da bulunan Kürt diasporası ile etkili ilişkileri ara bulucu olmasını sağlayan bağları varken bu durum, muhatap alınma ihtimalinin altını oyar.

    • DTP'li üyeler, özellikle PKK'yı kınamaya isteksiz olsalar bile, genel olarak terörü kınayarak güven toplamalı,

    • DTP'liler, ABD elçisi ve diğer diplomatik görevlileri tarafından, yüksek seviyeden kabul edilmeli ve onlara danışmanlık sağlamalı

    • DTP, Kürt diaspora unsuruyla irtibatı, Avrupa’da PKK ile temasları olduğu bilinen Almanya ve Fransa’nın istihbarat mercileriyle güçlendirilmeli

  • Gerçeği Keşfetmek ve Uzlaşma Süreci

    • Türkler, çatışma sonrası safhayı beklemek yerine, diğer ülkelerin şiddet dönemlerinden sonra geçiş dönemi adalet sistemlerini nasıl geliştirdiklerine öğrenmeye çalışmalı,

    • Bunun için keşif yapmak amacıyla Türkler dış ülkelere gönderilebilir ya da TRC (Gerçekler ve Uzlaşma Komisyonu) uzmanlarını Türkiye’ye getirebilirler,

    • Türkiye için uygun bir TRC çalışması yapılmalı, kuruluş aşamasında özel seçenekleri değerlendirirken olayların kaydını tutup meclis kararnamesiyle bütçe ve kapsamı belirtilen olağan bir girişim olarak belirli bir dönemi kapsayan bu olayların değerlendirilmesini öngören bir raporun ortaya çıkartılmalı,

  • Altyapı Yatırımları

    • Yeni barajların yapılması ekonomik büyüme için ucuz elektrik sağlayacaktır.

    • Diyarbakır Havalimanı uluslararası uçuşları karşılayacak şekilde yenilenebilir,

    • Ödenekler, Türkiye’deki devlet enerji şirketinin Güneydoğu’da potansiyel enerji kaynaklarının AR-GE’sine yönelendirilebilir.

  • Sosyal Refahın Genişlemesi

  • Topluma Kazandırmanın Desteklenmesi

    • Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu, Avrıpa Sosyal Fonu veya Avrupa Tarım Rehberlik ve Garanti Fonu, AB ve Türkiye Hükümeti bir "Barış ve Kalkınma Fonuna" ortaklaşa arka çıkabilirler. Bu yardım "Köye Dönüş Programını" destekleyebilir ve olaylarda mülkleri yok edilmiş ya da kullanamayacak derecede zarar görmüş mal sahiplerine tazminat sağlayabilir.

    • Güneydoğu’daki illerin özel yönetim durumları kaldırılmalı ve koruculuk lağvedilmelidir.

    • Projeler uluslararası hibe desteğiyle iş bulmaya ve köy korucularının, emekli aylığı olan eski köy korucularıyla bütünleştirilmesi sağlanmalı

  • İş Sahası Yaratma

    • Humusu yok eden Atatürk Barajı’na su akıtmak yerine damla sulama yöntemi kullanılmalı,

    • Irak'a Habur’dan başka sınır kapıları da açılmalı,

    • Türk jandarması, dayanıksız tüketim malları ve Irak’tan Türkiye’ye gönderilen diğer tüketim mallarını taşıyan kamyonları kasıtlı olarak bekletmek yerine hızlandırmalı

    • İçişleri Bakanlığı, Güneydoğu’da yatırım veya ortak girişim düşünen iş adamlarının vize işlerini hızlandırmalı

  • Sopa – Havuç oyunu

    • Avrupa menşeli kuruluşlar ve paravan şirketler dikkatle takip edilmeli ve şiddeti destekledikleri ispatlanırsa kapatılmalı,

    • BM Terörle Mücadele Komitesi, PKK'nın paravan şirketlerine destek çıkmalarından şüphelenilen AB üyesi ve diğer üye ülkelerden, PKK'ya finans sağlamayı durdurmalarını isteyebilir.

    • İfade özgürlüğü kaygılarını da göz önünde bulundurarak, nefreti ve şiddeti kışkırtan Avrupa yayınlarının lisansları iptal edilebilir.

  • Türkiye ve Kürt Bölgesel Hükümeti (KBH) arasındaki Ortaklığı Büyütmek

    • Türkiye ve Irakta bulunan, Kürt Bölgesel Hükümeti ile eninde sonunda vazgeçilmez iki ortak olacaktır.

    • Türkiye, Mesut Barzani’yi bir öcü gibi göstermeye son vermeli ve doğrudan görüşme için özel bir temsilci göndererek diplomasi kanalını açmalı,

    • KBH, Kandil'de PKK kontrol noktalarını ele geçirebilir

    • KBH, Erbil'deki havaalanından yolcular aracılığı ile PKK’ya aktarıldığı söylenen para akışı engelleyerek, PKK'nın gelirlerini düşürebilir,

    • Mahmur Kampı, Türkiye orada bulunanlara askeri harekat olmaksızın geri dönüş garantisi sunduktan sonra kapatılabilir.

    • Türk firmalarına, Irak Kürdistanı'nda petrol sahaları açmak için öncelikli pay verilmeli,

    • Türkiye, ticaret ve yatırımı teşvik etmeli, Habur sınır kapısındaki geçiş prosedürlerini kolaylaştırmalı ve Irak Kürdistanı’na yeni sınır kapıları açmalı

Bu maddelerin hangileri hayata geçti, hangileri hala uygulanmakta bunları da biliyoruz. Bu da belli başlı bir yazı konusu olabilir, hatta bir kitap dolusu.

Bildiğiniz gibi, "Amerikan Belgeleri ile "Açılım" isimli bir önceki yazımda, raporların bir değil iki tane olduğunu vurgulamıştım. 15 Ekim 2007 tarihli, Amerikan ulusal Dış Politika Komitesi’nin David. L. Phillips imzalı, "PKK’nın silahsızlandırılması, Tasfiyesi ve Reentegrasyonu" isimli raporun içeriğini bu yazımla bitirmiş oldum.

Yazıyı RTE’nin, 2009 Kasım ayı "Ulusa Sesleniş" konuşmasından bir bölümle bitirsem, herhalde daha anlamlı olur:

"Yıllardır terör gerçeğiyle yaşamış olmanın getirdiği tecrübelerden biliyoruz ki, terörle mücadelenin, askeri boyutu dışında başka boyutları da vardır.

Öncelikle devleti karanlıklardan tümüyle arındıracak, hakkaniyetine inanılan, güvenilen istikrarlı bir yapıya kavuşturacağız.
Teröre zemin hazırlayan sosyo-ekonomik sıkıntılara çareler üreteceğiz.
Toplumsal ahengi zedeleyen her türlü ayrımcı hareket ve girişimi tartışmasız biçimde sona erdireceğiz.
Demokrasiyi, adaleti, eşitliği ve hürriyeti gölgesiz biçimde tesis edeceğiz.
Bunlar ülkemizin geleceği için olmazsa olmazlarımızdır.
Yani bunlar sorun alanlarıdır, bu sorun alanlarını minimize etmek suretiyle kısa vadede, orta vadede, uzun vadede bu yola devam edeceğiz.
Bunları başarabilirsek eğer, terör bu ülkenin tek bir karış toprağında bile kendine zemin bulamayacak, insanlarımız arasına nifak tohumlarını ekemeyecektir.
İşte bizim demokratik açılım dediğimiz budur, bu açılımdan muradımız da bundan ibarettir.
Milli birlik ve kardeşlik projesi olarak biz bunu ifade ediyoruz.
Bir barış ve sevgi projesidir bu."Ulusa Sesleniş", Kasım 2009">

Esenlikler dilerim..

+1 Beğeni ziyaretçilerin beğenme sayısı

Tüm Zamanlar

Tüm zamanlar görüntülenme
+0
İstatistikler 2019 yılından itibaren tutulmaya başlanmıştır.