Cumhuriyet TarihiYazarlar

Türkiye‘de dış ticaretin gelişimi ve yapısı

0
Birinci İzmir İktisat Kongresi Anıtı Kaynak: Kültür Envanteri, 18 Eylül 2021,

Türkiye ‘de dış ticaretin gelişimini ve yapısını iki temel içerik olarak tanımlayabiliriz. Osmanlı Devleti’nin son dönemi ile Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar dış ticaretin serüvenine baktığımızda büyük bir gelişim ve yapılanmanın içerisinde olduğunu görebiliriz.

OSMANLI DEVLETİ’NDE DIŞ TİCARET

Osmanlı ekonomisi klasik döneminde üç ilke üzerinde yükselmiştir. İaşe, Gelenekçilik ve Fiskalizm’dir. Bu ilkeler XIX. Yüzyıla kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. Klasik dönemde egemenlik alanının genişlemesiyle artan nüfusu beslemek için ithalat serbest bırakılmış ve ihracat yasaklanmıştır. XVII. Yüzyıla kadar Osmanlı Devleti’nin batı ile olan dış ticareti çok düşüktür. İthalat genellikle Doğu malları ile karşılanmaktadır. Doğu mallarının Avrupa’ya taşınması XVIII. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nin İthalatta yönünü Avrupa’ ya çevirmesinde bir etken olmuştur.1838 yılın da İngiltere ile imzalanan Balta Limanı Ticaret Antlaşması diğer batılı devletlerle de imzalanmıştır. Böylece Osmanlı devleti Avrupalı devletlerin açık pazarı haline gelmiştir. Bu antlaşma sonucunda Osmanlı bağımsız dış ticaret uygulama politikasını kaybetmiştir. Osmanlı Devleti’nin Endüstriyel İnkılabı gerçekleştirememiş olması sonucu batılı mallar karşısında rekabet edememiş ve geleneksel üretim gerilemiştir.

XIX. yüzyılda ithalat ve ihracattaki artış dış ticaret hacmini arttırmıştır. Bu artış büyük oran da ithalattan kaynaklanmaktadır. XX. yüzyılda ihracatta tarımsal ürünler, ithalatta ise mamul malların payı yükselmiştir. Bu yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan I. Dünya savaşı sonunda Osmanlı Devleti yıkılmış ve yeni kurulan Türkiye Devleti Lozan Antlaşması ile bağımsızlığına kavuşmuştur. Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluşuna kadar temel sanayilerin kurulamamış olması sanayinin sadece yakın yerler için tüketim malları üretecek seviyede gelişmesine neden olmuştur. Madenleri ve tarımsal ürünleri işleyemeden hammadde ve gıda maddeleri satan, işlenmiş mal ve hazır yiyecek satın alan Avrupa rekabetine açık bir ülke, Cumhuriyet’in ilanı ile teslim alınmıştır. 1923 yılında toplanan İzmir İktisat Kongresi ile ekonomik bağımsızlığa yönelik çalışmalar başlamış 1930’ lara kadar devam etmiştir.1929 yılında gerçekleşen Dünya Ekonomik Krizi ile Türkiye gümrük vergi ve tarifelerini yükseltme olanağını elde etmiştir.

CUMHURİYET’İN KURULUŞUNDAN GÜNÜMÜZE KADAR DIŞ TİCARET

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında liberal bir iktisat politikası benimsenmekle beraber devletin yerli üretimi arttırmaya yönelik vergi muafları, özel sektöre ucuz girdi olanakları gibi yerli üretimin artmasına yönelik düzenlemeleri de olmuştur. Kuruluş yıllarında izlenen liberal politikaların beklentileri karşılayamaması, yeni iktisat politikası arayışlarına neden olmuştur. Buna ek olarak önemli bir girişimci zümrenin oluşmaması, uluslararası piyasalarda meydana gelen dalgalanmalar ve yeterli alt yapının bulunmayışı gibi nedenlerle 1930’dan itibaren daha devlet ağırlık bir ekonomi politikası uygulanmaya başlanmıştır. 1933-1938 yılları arasında I. Beş Yıllık Kalkınma Planı uygulanmış, böylece devlet iktisadi hayata fiilen girmiştir.

I. Beş Yıllık Kalkınma Planı tam anlamıyla bir kalkınma planı olmaktan ziyade devletin sanayi alanındaki yatırım programı olarak değerlendirilmektedir. II. Dünya Savaşı süresince her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de dış ticarette korumacılık politikaları artmıştır. II. Dünya Savaşı’nın bitmesiyle birlikte uluslararası ekonomisi yeniden yapılandırılmıştır. 1946’da ithalat sınırlamaların azaltılması, özellikle 1950’den itibaren yurtiçine gelen yabancı sermaye ve kredilerin tüketim harcamalarını tetiklemesi ve ekonomik büyüme politikasının ithal girdi üzerine kurulu olması 1946’dan itibaren ithalatımızın sürekli artmasına neden olmuştur. 1953’ten itibaren ithalatı azaltmaya yönelik çeşitli tedbirler uygulansa da istenilen sonuçlar alınamamıştır. 1970’li yıllarda petrol fiyatlarında meydana gelen artışlar, Türkiye’nin ihracatının ithalatı karşılama oranını önemli ölçüde azaltmış, ithal malların ulusal pazara yönelik üretimde kullanılması sonucunda, önemli bir döviz darlığı ile karşılaşılmıştır. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizin aşılabilmesine yönelik 24 Ocak 1980 ekonomik kararları alınmıştır. 24 Ocak kararları ile ithal ikamesi uygulaması terk edilerek ihracata yönelik sanayileşme politikasına geçilmiştir. Bu kapsamında ihracatı özendirmek için önemli politikalar uygulanırken, ithalatın serbestleştirilmesine yönelip politikalara da yer verilmiştir. 1980’den önce genel hatlarıyla ithal ikameci bir ekonomi politikası izleyen Türkiye’nin, 1980’den sonra, ticari ve finansal serbestleşme politikaları uygulayarak uluslararası ticarete katıldığı görülmektedir 1980’den itibaren uygulanan politikalarla ihracat önemli bir artış gerçekleştirilmiştir. Ancak ihracat ve ithalat aynı oranda arttığı için dış ticaret açığı kapatılamamıştır. İhracattaki bu artışa, ithalattaki artışın eşlik etmesinin temel nedeni, önemli ihracat sektörlerinin, üretim aşamasında ithalata bağlı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durum, kuşkusuz dış ticaret dengesini sürekli olumsuz etkilemektedir. Sonuç olarak, uygulanabilecek en iyi politika, ihracat sektörünün hammadde ve arama gibi gereksinimleri ulusal pazarda karşılayabilecekleri işleyiş yaratılması olarak tanımlayabiliriz.

Kaynakça

Alkin E. ve Alpay Y. (2017). Olaylarla Türkiye Ekonomisi, İstanbul: Hümanist Kitap Yayıncılık.

Başol, K. (2012). Türkiye Ekonomisi,11. Baskı, İstanbul: Türkmen Kitabevi.

Çoban Y. (2019). Türkiye Ekonomisi, Güncellenmiş 7. Baskı, İstanbul: 4T Yayınevi.

Eğilmez, M. (2020). Türkiye Ekonomisi, İstanbul: Remzi Kitabevi.

Erdoğan S. ve Gedikli A. (Ed.). (2016). Türkiye Ekonomisinin Dönüşümü, Kocaeli: Umuttepe Yayınları.

Eroğlu N., Eroğlu İ. ve Aydın, H. İ. (Ed.). (2015). İktisadi Krizler ve Türkiye Ekonomisi – Prof Dr. İlker Parasız’a Armağan, Ankara: Orion Kitabevi.

Karluk, R. (2014). Cumhuriyet’in İlanından Günümüze Türkiye Ekonomisinde Yapısal Dönüşüm, 13. Baskı, İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş.

Kazgan, G. (2017). Tanzimattan 21. Yüzyıla Türkiye Ekonomisi, 6. Baskı, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

Kepenek, Y. (2019). Türkiye Ekonomisi Genişletilmiş ve Geliştirilmiş Yeni Basım, 25. Basım, İstanbul: Remzi Kitabevi.

Koyuncu, M., Mıhcı, H., Yeldan, A. E. (Der.). (2017). Geçmişten Geleceğe Türkiye Ekonomisi, İstanbul: İletişim Yayınları.

Pamuk, Ş. (2005). Osmanlı Ekonomisinde Bağımlılık ve Büyüme 1820-1913, İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.

Pamuk, Ş. (2012). Türkiye’nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Parasız, İ. (2011). Türkiye Ekonomisi, Bursa: Ezgi Kitabevi Yayınları.

Tokgöz, E. (2018). Türkiye’nin İktisadi Gelişme Tarihi (1914-2018), 11. Basım, Ankara: İmaj Yayınevi.

TÜİK Dış Ticaret İstatistikleri, https://biruni.tuik.gov.tr/disticaretapp/menu.zul

Türkkan, E. (2016). Türkiye Ekonomisi Geçiş Ekonomisi Yaklaşımı, Ankara: Orion Kitabevi.

Yeldan, E. (2016). Küreselleşme Sürecinde Türkiye Ekonomisi, İstanbul: İletişim Yayınları.

Seda Aydın İyi
1992 İstanbul doğumlu olan Seda Aydın İyi, 2011-2015 yılları arasında Kırklareli üniversitesi tarih bölümünden mezun olmuştur. 2015 yılında pedagojik formasyon eğitimimi tamamlamıştır. Mezun olduğu günden itibaren alanında fark yaratmaya çalışan bir öğretmen olmaya çalışmıştır. En büyük gayesi, öğrencilerine tarihi objektif ve eğlenceli bir şekilde anlatarak sevdirmek ve merak uyandırmak olmuştur. Tarih her zaman hayatının merkezinde olduğu için araştırmaya yeni bir şeyler öğrenmeye ve öğretmeye devam etmektedir. Son dönemde makale ve YKS grubu için hazırlık kitabı yazmaktadır. Ömrümün son nefesine kadar da öğretmeye ve öğrenmeye devam etmeyi hedeflemektedir.

Topal Osman Ağa’nın İade-i İtibarı Üzerine

Önceki yazı

Göç Trajedisi Struma Faciası

Sonraki yazı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorumlar

Bir yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla yazı Cumhuriyet Tarihi