Göç Trajedisi Struma Faciası

 

İkinci Dünya Savaşı’nda insanlık suçları yönünden birçok suça imza atan Nazi Almanya’sı faaliyetlerini Almanya ile sınırlı tutmamıştır. Nazi Almanya’sının Avrupa’da işgal ettiği ülkelerde de Yahudi karşıtı yasaları uygulamalarıyla Romanya’da ikamet etmekte olan Yahudilerin can güvenliği tehlikeye girmiştir. 24 Şubat 1941 Doğu Avrupa kendi Nazilerini yaratmış. Almanya’nın 7-8 yıla yaydığı tüm Yahudi karşıtı kararları birkaç ay içinde yasalaştırmıştır. Bölgede kurulan kamplarda Yahudiler için “nihai çözüm” hızlandırılmıştır. Yahudilerin kaçmak ya da ölümü beklemek dışında bir seçenekleri yoktu. Gidecek yerleri de yoktu. Kimse onları kabul etmiyordu. Tek çare İngiliz mandasındaki Filistin’di.

Nazi zulmünden kaçan Avrupalı Yahudiler hayatları pahasına Filistin’e sığınmak istiyorlardı. Avrupalı devletler Arapların tepkisini çekmek istemediği için vize almayı zorlaştırmış hatta imkânsız kılmıştı. Kara ve deniz yoluyla bir mülteci akını yaşanırken bu durumdan pay çıkarmak isteyenler de yok değildi. Bunlardan biri Struma gemisi ile Filistin’e seyahat bileti satanlardı. Romanyalı Yahudiler, Campania Mediteranea de Vapores Limitada isimli bir acenteden Panama bandıralı Struma gemisini kiralayarak, Türkiye karasularından geçip Filistin’e ulaşmak istemişlerdir. Struma, 1830 model bir kömür gemisidir. 12 Aralık 1941’de Köstence limanından 769 yolcu ve 10 mürettebatla yola çıkan geminin motoru İstanbul’a varmadan çatlamıştır Struma gerçekte motoru bozuk eski bir yük gemisiydi. 12 Arlık 1941’de Köstence’den kalkan gemi zorlu bir yolculuk sonunda İstanbul Sarayburnu’na vardı. Struma, saat 14.40’ta motorlarındaki arıza nedeniyle durdu. Taşıyabileceği kapasitenin çok üstüne çıkan gemide elektrik aksamında da sorun çıktı, oksijensizlik başladı. 13 Aralık sabah saatlerinde bir römorkör gemiye yanaştı Filistin vizesi sahibi olan veya ilerleyen hamilelik gibi farklı gerekçesi olan birkaç kişi dışında kimsenin gemiden ayrılmasına, karaya ayak basmasına izin verilmedi. Fahiş fiyatlarla satılan biletler en fazla 100 kişinin sığabileceği gemiye 800 yakın kişi bindirilmiştir.

Karantina ilan edilen gemi tam 72 gün boyunca İstanbul açıklarında, insanlık dışı koşullarda bekletildi. Türk -Yahudi toplumunun destekleri ile gıda yapılan gemiden gelen yardım çağrılarına rağmen Struma bu süre boyunca tarihin kara lekesi olarak denizin ortasında artık dikkat çekmez bir ayrıntı olarak kalmıştır. İngiltere, Struma yolcularına Filistin vizesi vermeyi reddetti. Tarafsız kalarak savaştan kaçınabilme içindeki Türkiye, açıkta bekleyen gemidekilerin kurtuluş ümitleri olamadı. Romanya ise kurtulduğu Yahudileri geri alamayacağını söylüyordu. ABD ise konuya duyarsız kalmıştır. 23 şubat akşamı Struma, Türk römorkörleri tarafından çekilerek Karadeniz’e, Türk karasularının dışına bırakılmıştır.

Peki, Hiç Kurtulan Olmadı Mı?

Aslında faciadan önce ve sonra birkaç kurtulan oldu peki, kimdi bunlar?

Faciadan önce Struma Sarayburnu’nda karantina altına beklerken ilk olarak hamile olan ve kanaması yüzünden karaya çıkartılmak zorunda kalan Medea isimli bir kadın kurtuldu. Faciadan önce kurtulan diğer isim ise Segal Ailesidir. Segal Ailesinin kurtulmasını sağlayan kişi Vehbi Koç’tur. Segal Ailesinin babası Mart’in Segal Romanya’da Standart Oil Company’nin Genel Müdürlüğünü yapmaktadır. Aynı şirketin İstanbul temsilcisi olan Archibald Walker, Segal Ailesini kurtarması için Vehbi Koç’tan yardım ister. KOÇ grubu da o dönemlerde Almanya’ya krom ihracatı yapmaktadır ve rezervleri elinde bulunduran İngiltere de bu yüzden Koç grubunu kara listeye almıştır. Vehbi KOÇ da bu kara listenin kaldırılması karşılığında dönemin İstanbul Emniyet Müdürü olan İhsan Sabri ÇAĞLAYANGİL’den yardım ister ve sonunda İçişleri Bakanının onayıyla Segal Ailesi Struma ’dan çıkartılır. Gemi patlamasının ardından ise, sadece David STOLIAE adlı 20 yaşında bir yolcu ve geminin ikinci kaptan Dikof sağ kurtulur. David ve Dikof sabaha kadar bir tahtaya tutunarak hayatta kalmaya çalışırlar. Donmak üzeredirler. Tüm umutları tükenen Dikof kendini akıntıya bırakır ve hayatına son verir. David ise ölmek üzereyken sabaha karşı balıkçılar tarafından bulunup kurtarılır.

Peki neden böyle bir facia gerçekleşti?

Struma’nın motoru aslında arızalı olduğu için atölyeye alınmıştı ve orada kalmıştı. Yani Struma motorsuzdu. Böyle bir geminin aslında yüzen bir tabuttan farkı yoktu. Müracaat edilen devletlerden kimi alaka göstermedi, kimi de kabul edemeyeceğini bildirdi. Geminin kaptan ve tayfası Bulgar olduğu ve Bulgaristan harp halinde bulunduğu için yollarına devam etmek istemiyorlardı. Kısaca; Türkiye’nin doğrudan kendi sularında vuku bulan bir olayda pasif bir tutum sergilemesi, İngiltere’nin vurdumduymazlığı ve Sovyetlerin torpidosu, sanıyorum uzun yıllar daha tartışılacak. Struma sayfalara sığamayacak kadar büyük bir dramdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

 

Haber Bültenimize Kaydolun

Türkçe Tarih'in yeni içeriklerinden en önce siz haberdar olun.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz

Bir inanç sistemi olarak Şamanizm

Şamanizm, Erken Paleolitik çağdan itibaren özellikle bozkır toplumlarında, Sibirya ve Orta Asya civarında yaygın, günümüzde de yaşayan inanış biçimidir. Çoğu antropolog ve ilahiyatçılara göre tabiatüstü güçlerle iletişim kurulabileceğine inanılan ilk inanç…

Gelecek, Nasıl Gelecek

Üniversite son sınıftayken dört yıldır müdavimi olduğum kafeteryada yeni çalışmaya başlayan bir gencin hayatına yakından tanıklık ettim ve bu konu benim kaderim oldu. Sırtım koridora dönüktü ve “Ne alırdınız?” diye…