Türk-Slav İlişkilerinin Başlangıç Dönemleri Üzerine

0
148

Türk-Slav İlişkilerinin Başlangıç Dönemleri Üzerine

Doç.Dr. Osman Karatay

Bizzat İslav kelimesi hakkında. Hem doğu, hem de batıdaki bütün Ortaçağ kaynaklarında bu halkın veya bu dil ailesinden olanların isminde ‘s’ harfinden sonra açık bir ‘k’ sesi geçer: Yun. Sklabinoi, Lat. Sclaveni, Ar. Sakalibe. Bugün çoğu Batı dillerinde (Örn. Fr. ‘Sclave’, Alm. ‘Sklave’, İsp. Esklavos) bu ses korunur. Ortaçağ’da bu halkın ismi büyük ihtimalle ‘s*k*l*b’ şeklinde idi ve Türkler bunu çok iyi biliyorlardı, ki Arap ve Fars kaynakları bunu Türklerden almışa benziyor. Doğu Avrupa’dan hayli uzakta söylenen ve yazılan Oğuz Destanı’nın Uygur nüshasında, Oğuz Han bir kaleyi iyi koruyan ve kendisine teslim eden bir komutanına ödül olarak ‘Saklap’ (Saklayan, koruyan) ismini verir ve bu kişi ilk İslav olur.

Bir Bulgar-Tatar Destanı’nda ise kelime Saklan olarak geçer. Kelimenin Türkçe asıllı oluşu hakkında çok tartışmalar yapılmıştır. Kelimenin batı dillerinde aynı zamanda köle anlamına gelişini tarihi olgu ile, Ortaçağ’da İslavların çok fazla köleleştirilmesi ile açıklayabiliriz, ancak Eski Tuna Bulgarcası’nda ‘saklab’ın köle anlamında kullanılışı ve Türk lehçelerinden Çağataycada ‘saklau’ kelimesinin tutsak anlamına gelişi, Avrupa’daki kullanımın semantik köklerinin olduğuna da işaret edebilir. Bu yüzden Majda’nın Türkçedeki değişik kullanımları içinde, bu kökten türemiş ‘köle, tutsak’ anlamına eğilmesi haklı gözükmektedir.

İslav (Slav) kelimesi için İslav dillerindeki çeşitli kelimelere dayanan çözümlemeler yapılmış, ancak bir ittifak sağlanamamıştır. Kelimenin köken olarak bu dillerde budun adı olmadığını, dolayısıyla sonradan alındığını gösteren bir ipucu, yalın olarak kullanılmamasıdır. İslav/Slav’ın karşılığı bu dillerde Slav-yan, Slov-en, Slav-yanin, Slow-ianin gibi biçimlerde geçer. Gerçi Güney İslav dilleri hemen tüm budun adlarını böyle eklerle ikinci kez budun adı haline getirme eğilimindedir (Rusin, Bulgarin, Turçin, Taljanac, Amerikanac) ama genel olarak, özellikle eski metinlerde buna ihtiyaç yoktur. Bir kelime budun adı olarak duyulursa aynen korunur: Turak, Guz, Tatar, Grk, Latin, vb. Eğer ‘Slav-, Slov-‘ bu dillerde kök itibariyle bir budun adı olsa idi, tıpkı yukarda geçen sıfatlaştırmalarda olduğu gibi, ikinci kez bu anlam verilmeye çalışılmazdı. Dolayısıyla, bütün eski kaynakların ittifak ettikleri ‘s*k*l*b’ biçimini ciddiye almamız gerekmektedir. Bu kelimenin kaynaklarda ilk anılışı 5. yy. ortasındadır. Eğer bu kelimenin kökü Türklerde ise ve eğer üç kuşaklık bir Hun hakimiyeti bu ismin yerleşmesi ve yayılması için yeterli görülmüyorsa, bu durumda tek ihtimal Hunlardan önceki Türk varlığı olacaktır.

Makalenin Tamamı Academia Üzerinden Okunabilir.

Avatar

Leave a reply