Türk Destanlarinda At Kahraman Bi̇rli̇kteli̇ği̇

0
299

Bozkır kültüründe kahramanın en büyük yardımcısı, dostu, sırdaşı atıdır. At ile kahraman arasında güçlü ve sarsılmaz bir bağ vardır. Bu bağ at-kahraman birlikteliğini tamamlayan unsurdur. “Türklerin hayatında atın yeri, hiçbir başka varlıkla ölçülemeyecek kadar büyük ve önemli olmuştur. At, bu dünyada yalnız onun silah arkadaşı olduğu için değil, öldükten sonra da öteki dünyada her bakımdan kendisinin yararlanacağına inandığı için ayrı ve eşsiz bir değer taşımaktadır (Gökyay, 1974: 74-78).”

Türk kültüründe, “yiğidin görki (görkemi) at ve yarağ (silah)’ına” göre belli olur. “Yiğit atıyla at yiğidiyle yiğit”tir (Çınar, 2000b: 133-151). At ile kahraman arasındaki bağlar kuvvetli olmasına rağmen onu kamçılamak aradaki bağı çözer ve atla insan arasındaki dostluk bağının kaybına sebep olur: “Urma atını/yitirirsin dostunu” (Ibrayev, 1995: 320-321). Atsız bir kahramanın yenik düşmesi kaçınılmazdır. Kahramanlar atlarıyla birlikte anılır, atlarıyla birlikte gömülürler. İkisi arasında kader birlikteliği vardır. Bu kader birlikteliği doğumlarına da yansımıştır. Bahadırın doğduğu gün atı da doğar. Maaday-Kara Destanında Kögüdey-Mergen ile aynı günde dört kulaklı, gri renkli bir tay dünyaya gelir (Bekki, 2007: 372).

Dede Korkut boylarından Bamsı Beyrek’te “Derin olsa baturur kalabalıkkarhudur”, “At işler er öginür”, “Yayan erün umudı olmaz (Ergin, 2009: 130)” şeklinde karşımıza çıkan atasözleri atın kahramanın hayatındaki önemini ortaya
koyan güzel örneklerdir.

Bayındır Han, Beğil oğlu Emren’i huzuruna davet eder ve av düzenler. Bu av sırasında bahadırlardan kimi atını, kimi kılıcını kimi de ok atmasını över. Salur Kazan ise Emren’in avdaki hünerini över. Daha sonra Kazan Bey, “Hüner atın mıdır, erin midir?” diye sorar. Orada bulunanlar, hünerin ere ait olduğunu dile getirirler. Fakat Kazan Bey, “yok, at işlemese er öğünmez, hüner atındır” diye karşılık verir.
(Ergin, 2009: 216-217).

Yine Dede Korkut boylarından “Kam Püre Oğlu Bamsı Beyrek”te bahadırın, tutsak olduğu kaleden kurtulduğunda kendisini bekleyen atına bir kardeş gibi seslenmesi, at-kahraman birlikteliğini ortaya koyan güzel bir örnektir:

“Açuk açuk meydana benzer senün alınçuğun
İki şeb çırağa benzer senün gözçügezün
İbrişime benzer senün yiliçüğün
İki koşa kardaşa benzer senün kulaçuğun
Eri muradına yetürür senün arhaçuğun
At dimezem sana kartaş direm kartaşumdan yig
Başuma iş geldi yoldaş yoldaşımdan yig” (Ergin, 2009: 136).”

At ile sahibi arasında sarsılmaz bağ vardır. Türklerin hayatında at o kadar büyük yer edinmiştir ki o ailesinden bile daha yakın görülür; “Ertir tur (sabah kalkınca) atan gör/atandan son (sonra ) atını” biçiminde geçen Türkmen atasözünde ifade edildiği üzere, at ailenin bireylerinden biri sayılmış, fonksiyon itibariyle aile içerisindeki bireylerden bile çok sevilmiştir (İbrayev, 1995: 320-321).

Közüyke destanında, Aksagal, kahramana aynı gün doğdukları atından bahseder ve atının sekiz yıldır kendisini “ak dağın kırında” beklediğini söyler:

“Senin doğduğun günde
Eyerli atında doğdu.
Eti, kanı seninle birlikte gelişip
Birlikte büyüyüp serpildi.
Halk içinde binilecek,
Kan gibi koyu kahverengi at oldu.
Sayısız bağlarla
Bağda yaşıyor.
Argımak atının bulunduğu yer
Ak dağın kırında.
Seni beklerken
Sekiz yılı geçti.
Onu tutup alabilirsen,
Sana çok iyi arkadaş olur.” (KÖZD s. 322)

Aynı destanın ilerleyen dizelerinde, kıymetli atı tutmak için yola çıkan kahraman, demir kavağın dibinde koyu kahverengi atı görür ve elindeki kementle onu yakalar. At, kahramana atasını sorar. Közüyke, babasının Ak-Kağan, anasının Erke Tana olduğu belirtir. Bunun üzerine at, kahramana hitaben her ikisinin göbeklerinin aynı gün kesildiğini söyler:

“Onu işiten kan gibi Konır

Böğürüp kişnedi.
Ona karşı koşup geldi.
Ak halatla kement atıp,
Boynumun arkasını incitme.
Kızıl etten,
Birlikte doğduk.
Göbeğimiz ise
Bir günde kesildi.
Gece koyundaşın,
Gündüzdeyse arkadaşın
Ben olurum, Közüyke.
Kızıl elinle tutup al, diye
Kan gibi Konır konuşarak,
Kıl halatı dişleyip atarak,
Közüyke’ye başını uzattı.” (KÖZD s. 324-325)

Ak-Çibek Arığ destanında, “Ak-Kır at” ile Ak-Çibek Arığ’ın aynı gün doğduklarından bahsedilmektedir:

“Bu yerin üstünde,
Bu göğün altında
Bu günlerde attan iyi at doğdu.
Alptan iyi alp doğdu.

Attan iyi at
İpek yeleli ak kır attır,
Alptan yiğit alp

Ak-Çibek Arığ kızdır,” (AÇAD s. 217-219)

Ölöştöy destanında, Kağan-Mergen, Üç kutsal dağa çıkar. Burada atı “Kan- Ceeren”le konuşur. Atı, Kağan-Mergen’e hayatları boyunca ve öldüklerinde hep birlikte olacaklarını söyler:

“Kan-Ceeren at ise
Kan-Mergen’e şöyle dedi:
Ölsek, ölümümüz bir,
Yaşasak, hayatımız bir,
Güneşin aydınlığına
Ayın tanına
Biz ikimiz sevinip,
Biz ikimiz birlikte yaşayıp
Anamızdan doğduk.
Bineceksen hemen bin,
Binmeyeceksen bağırma.
Bahadır delikanlı Kan-Mergen
Kıymetli atını okşadı.
Yelesini, kuyruğunu sıvazladı.
Yumuşak burnundan öptü.” (ÖD s. 195-196)

Aynı destanın ilerleyen sayfalarında bahadır Kan-Mergen, atı “Kan-Ceeren” ile birlikte yola çıkmadan önce atına, “karanlık gecede kanadı” olduğunu, “yeryüzünü gezerken and içmiş dostu” olduğunu, “ölüp kaldığı yerde birlikte kalan dostu” olduğunu söylemektedir:

“Uzak yola gidiyoruz, diye.

Kan-Ceeren’e söyledi.
Yelesinin perçemini sıvazladı.
Yumuşak burnunu öptü.
Karanlık gece girince,
Kanadım oldun sen.
Yeryüzünde gezerken,
And içmiş dostum oldun sen.
Ölüp kaldığım yerde
Birlikte kalan dostum.
Geniş eyer keçesini yerleştirdi.
Bronz eyeri eyerledi.
Sırlı kuskunu sıvazladı.
Dokuz kolanı sayıp çekti.
Ay ışıklı göğüslüğü
Bronz kaştan geçirdi.
Yükün kaymasın,
Halkın ortasında gezdiğimde,
Atıma süs olsun, diye.
Kan-Mergen konuştu.” (ÖD s. 237-238)

Maaday-Kara Destanında, Kögüdey-Mergen ölümsüz kavağın dibine gelip atından koşum takımlarını çıkartırken kır atın yelesini, kuyruğunu sıvazlar. Daha sonra Kögüdey-Mergen, “Kır at”ın, kendisi için ne kadar değerli olduğunu ifade eder:

“Ardıç kokan Altay’da
Yedi gün gez, otlan,

Şifalı kuyu sularında
Altı gün iç, dedi.
Sağrına et topla, semirsin,
Benim kollarımın kanadısın, deyip,
Benim samimi dostumsun, diyerek,
Atı serbest bıraktı.” (MKD s. 438-439)

Aynı destanın ilerleyen bölümlerinde Kögüdey-Mergen ve atı yolculuğa çıkarlar. Bir hayli yol kat ettikten sonra Abram-Mos Kara-Tacı, Kögüdey-Mergen’in “Kır-atı”na büyü yapar. Bunun üzerine Kır at, birden yoruluverir. Büyüden haberi olmayan Kögüdey-Mergen, her daim birlikte olduğu atına sitemde bulunur ve atını orada başka bir atla değiştirir:

“Pamuk yeleli koyu kır
Birden bire yoruluverdi.

Atı bu hale gelince,
Kögüdey-Mergen genç bahadır
Atın sahibi, sinirlenip,
Atına sitem etmeye başladı:
Yüksek kocaman dağların
Küreklerini neden tepmiyorsun?
Alçak küçük dağların
Omuzlarını niçin tepmiyorsun?
Büyük kağanla savaştığımız da
Yorulmamıştı bedenin böyle
Geri döndüğümüz şu anda

Yoruldun mu? diye sitem etti.
Altın saplı kamçısıyla
Atın başına vurdu.” (MKD s. 495-496)

Aynı destanın ilerleyen dizelerinde at-kahraman birlikteliğinin ne derece sıkı bağlar üzerine kurulduğunu göstermektedir. Çünkü Kögüdey-Mergen atı “Koyu-Boz”u başka bir atla değiştirdiğinde at, sahibine darılır ancak sahibinin zor durumda olduğunu öğrenince dayanamaz ve dört kanatlı boz bir kartala dönüşerek onu kurtarmaya gider:

“Hafif bir rüzgâr esip geldi.
Üç kuşak göğün derinliklerinde
Dört kanatlı boz bir kartal
Uçup aşağıya indi.
Kögüdey-Mergen bahadırı
Eyer ve dizginlerle birlikte tutup,
Pamuk terliği de alarak
Mavi bulutların arasında kayboldu.

Erlik Bey’in kızı söyledi:
Kurnaz bahadırlarım,
Nişancı kezerlerim,
Kögüdey-Mergen bahadırın
Pamuk yeleli koyu kır atı
Boz bir kartala dönüp
Buraya uçup geldi, dedi.” ( MKD s. 499-500)

Kögüdey-Mergeni kurtaran “Koyu-Kır at” iyileşmesi için sahibini şifalı suya ve dokuz benzer süt gölüne sokar. 15 Daha sonra atı Kögüdey-Mergen’e sitemde bulunur:

“İki atıştan da kurtulan
Değerli koyu kır at
Sahibinin ruhunu korumaya alıp
Ay ve güneşin altında duran
Şifalı pınarın ak suyuna, güneşin ve ayın altındaki
Dokuz benzer süt gölüne
Kögüdey-Mergen genç bahadırı
Batırıp çıkardı.
Birbirine benzer dokuz ak göl
Kaynayıp duruyordu.
Üçü soğuk, üçü sıcak,
Üçü ılık göl idi.
Çıkıkları burada yerine geldi.
Kırık kemikleri burada kaynadı.
Ağrıyan yerlerini
Şifalı pınarın suyu iyileştirdi.

Kögüdey-Mergen genç bahadır
Kendine geldiğinde
Onu ak tarlaya getirenin

Pamuk yeleli koyu kır at,
Öz be öz kendi atı imiş.
Azı-Dişli koyu boz
Sahibine dedi ki:
Atın güzelini seçip bindin,
Neredeyse kurbanlık oluyordun,
Altın dizgininin sapıyla
Atı dövdün sen bahadır” (MKD s. 500-501)

KABA ALİ, ALTAY, TUVA, HAKAS ve ŞOR DESTANLARINDA AT MOTİFİ ÜZERİNE BİR İNCELEME, YÜKSEK LİSANS TEZİ TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI ANABİLİM DALI, T.C. AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, S. 123-132

Avatar

Leave a reply