Kumuk Türkleri

Dağıstan, Kumuk Türk'ü aile - Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Dağıstan, Kumuk Türk'ü aile - Kaynak: Wikimedia Commons'tan Özgür medya deposu
Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email

Kuzey-doğu Kafkasya ile nin batı kıyısı boyunca, Azerbaycan sınırlarından kuzeye doğru uzayan sahada yaşayan Kumuk’lar, bugünkü iç idari taksimata göre, Otonom Dağıstan Sovyet ine dahildirler. Kitle halinde bu in Hasavyurt, Babayurt, Kızılyurt, Buynak, Kayakent ve Kaytak eyaletleri ile, Mahaç-Kale yöresindeki altı köyde ve ayrıca Mahaç-Kale Hasavyurt, Buynaksk, İzberbaş ve Derbent şehirlerinde yerleşmişlerdir. Dağınık bir halde, Grozni eyaletinde yerleşenleri bulunduğu gibi, Kuzey Osetiya köylerinde de yaşayanları vardır. 1925 yılı sayımına göre bütün Kumuk’ların sayısı 160.000 kişidir.

Kumuk’ların kuzeyde komşuları Nogay leri, batıda ’larla Dargin’ler, güneyde otuz bini aşmayan Tabasasaran’lar, diğer bir deyimle Tebersaran’lar ve Derbent’te yerleşmiş olan Azeri leridir. Kumuk ülkesini sulayan nehirlerin başlıcası: Terek, Sulak, Ullu-Çay, Hamri-Özen, Şura-Özen ve Mamas-Özen’dir. Doğu cephesi ise Hazer denizine dayanır.

Tarihleri hakkında kesin bir bilgiye rastlanmamaktadır. Jeopolitik durum sebebiyle ülkeleri VII. Yüzyıldan itibaren Hazar devleti sınırları içerisinde alınmış ve Oğuz-Kıpçak boylarının bu sahadaki kaynaşması neticesinde, bir uruğu olarak teşekkül etmiştir. Bu suretle Kumuk uruğu, Moğol istilasından çok önce, bilhassa Oğuz ve Kıpçak gibi kudretli iki öz halkının karmasından türemiştir. Yaşayış tarzı ve bugünkü aile yapısıyla, konuştukları kendi şive veyahut ağızları, milli kültürleri, bu tarihi gelişmeyi kati’yetle belirtmektedir. Her ne kadar Sovyet antropologları bunları, çeşitli hipotetik faraziyelerle, olmayan kadim İndocermenlere bağlamakta iseler de bu doğru değildir.

Rus istilasına kadar Kumuk’lar, Şahmal’lık (Şamhal) sistemine bağlı müstakil ve milli bir idareye sahip idiler. XV. – XVI. Yüzyıla ait tarih kaynakları, bu Şahmallığa “Tarkov” adı vermişlerdir. 1813 yılında, diğer Dağıstan, yahut Kuzey – Kafkasya toprakları gibi Kumuk leri de esaretine alınmıştır. Gülistan muahedesi işbu esareti tasdik eden valardan biri, belki de başlıcasıdır. Buna göre de XIX. Yüzyılın ortalarına doğru Kumuk uruğu, tamamiyle milli idaresini kaybetmiş ve çarlık rejimi tarafından Kuzey Kafkasya halkları içerisinde eritilmelerine çalışılmıştır.

Fakat çarlık ’sının bu yoldaki bütün teşebbüsleri, hiçbir netice vermemiştir. Kendi milli aile yapılarına ve tarihi geleneklerine sıkı sıkıya bağlı kalarak, kendi şiveleri ve halk edebiyatları ile yaşamış, en ufak bir asimilasyona tabi olmamışlardır. Rus edebiyatında “adat” diye köklü bir yer almış bulunan Kafkasya halklarına ait tarihi “örf”e bağlı idare sistemi ve aile kuruluşu, Kumuk’lar için de bir nevi “yasa” değerinde olmuştur. İşbu “adat” yahut “örf ve gelenek” – İslam halklarını Rus istilası şerrinden korumaya yaramış ve bugün de yaramaktadır.

Teamül hukuku esaslarına göre idare edilen Kumuk ailesinde, patriarkal idare sistemi hakimdir. Buna rağmen, ecdat yadigarı “adat” üzerine, a karşı büyük bir saygı beslenmekte idi. Nitekim ı öldürmek, en büyük suç sayılarak, kaatile en ağır ceza verilirdi. lar bölümü, aile içerisinde ayrı olduğu halde, baş , adat., yani gelenek usulüne göre, erkekler meclisine de katılıp, konuşmak ve hatta beraber yemek yemek hukukuna sahip idi. Evi ve aile efradını techiz etmek ve giydirmek de a aitti. Buna göre, boş zamanlarında kumaş ve halı dokurdu. Ayrıca ziraat ve bahçecilikte de erkeklere yardımcı idi. aile içerisinde büyük bir saygıya ve imtiyaza malikti.

İktisadi ve zirai hayat çalışmaları da, esaslı bir disipline, örfe bağlanmıştı. Teamül hukukuna göre “bulğa” dedikleri bir nevi yardımlaşma yahut “İmece” usulü hakim idi. Kolektif çalışma yolu ile yapılan bu yardımlaşma: “çop bulğa”, yani harman savurma; “orak-bulğa”, yani orakla çalışma; “gabijdey-bulğa”, yani mısır temizleme ve saire gibi, yine örfçe kararlaştırılmış, nevilere ayrılırdı. Ortaklık sistemi de mevcut idi. Sovyet istilası, maaleser bu eski geleneğini kaldırmıştır. Fakat kaldıramadığı en sağlam şey milli yemekleridir.

Kumuk’ların, bugünkü anlayışımızla, klasik bir edebiyatları olmamıştır. Buna mukabil, oldukça zengin bir halk edebiyatları mevcuttur. Çeşitli nevilere ayrılan bu edebiyatın kurucusu XIX. Yüzyıl ortalarına doğru yaşamış olan şair İrçi Kazak’tır. Halk arasında milli Kumuk mazisini, istiklal devrini terennüm etmesiyle geniş bir şöhrete sahipti. Garip Kumuk ünü okşamakla milli bir şair payesine yükselmiştir. Fakat çarlık ’sı bu halk ozanının, Kumuk lerine çok görmüş, İrçi Kazak’ı, ya’ya sürmüştür. Eli ve ayağı kelepçeli, uzak ya’ya yayan ve yalın ayak yola çıkarılan bu milli Kumuk şairini ne onlar, ne de bizler, hiçbir vakit unutamayacağız. Aksine onun, 160.000’lik Kumuk’u koca ’ya karşı koyduğu için, ilelebet iftihar edeceğiz.

Aşağı yukarı aynı tarihlerde, hem şair ve etnograf olan Manay Alibeyli ile, 1883 yıllarında Petersburg’da, ilk Nogay ve Kumuk Şarkıları örneklerini yayınlayan Magomet Efendi Osmanzade faaliyette idiler. Bu örnekler içerisinde Osmanzade ile Kazak’ın da şiirleri bulunmaktadır.

Kumuk edebiyatı daha fazla son zamanlarda, çeşitli branş ve nevilerde, bir ilerleme göstermeye başlamıştır. Kendi muhitlerine göre yetişmiş şair, edip, hikayeci ve yazarları vardır. Eski “kobuz”u hatırasını tellerinde taşıyan “Ağaçkumu”da, çalan halk şair ve sazcıları yanında, şarkı söyleyen modern tiyatro artistleri de mevcuttur. Bayan Bariyat Murad hanımla İsbat Batalbeyli hanım, bugün sivrilmiş Kumuk yıldızları arasında, halk sevgisini toplamış imtiyazlı birer şahsiyettirler.

Kumuk folkloru, biraz yukarıda da işaret edildiği gibi, nev’i, tarzı ve çeşidi itibarıyla oldukça zengindir. Sarın’lar, yırlar ve takmak’larla beraber beşikyurt’ları yas üleri ve sevilmektedir. Epope nevinden en çok sevileni ve ruh okşayanı “Aygazi” üsüdür. Aygazi, burada, Kumuk halkının refahı için mücadele eden milli bir kahraman tipi olarak tanınmakta ve bilinmektedir.

Kumuk etnonimi’sinin menşei hakkında çeşitli fikirler ileri sürülmüştür. J. Klaproth Kumuk’ları doğrudan doğruya Hazarların bir kolu olarak sayıldığından bu hususta bir fikir ileri sürmekten çekinmiştir. Vambery’ye göre kelime “kımıldamak, deprenmek” gibi manalarda olup kımak fiilinden türemiştir. Yine bu zata göre Kumuk halk adı aynı telaffuzlu bir yer adından alınmıştır. Çobanzade, kelimenin aslının a yahut Kuma ile ak veya ok ekinden ibaret olduğunu ve alı manasını taşıdığını ortaya artmaktadır. Kuzey – Kafkasya halk rivayetlerine bakılırsa, kumluk sahadan geldiklerinden, Kumuk adını almışlardır. Bütün bu çeşitli yorumlara rağmen, kelimenin gerçek manası tespit edilememiştir.

Kumuk şivesi, şiveleri tasnifinde Kıpçak – Kuman dili dalı içerisine alınmıştır. Bununla beraber, kendine mahsus özel gramer hususiyetlerine de maliktir. Bu kabilen olarak k-‘nin yerini g-‘ye (ms: kişi > gişi kelimesinden görüldüğü gibi) terk ettiği tespit edilmektedir. Yine Kumuk şivesine mahsus olmak üzere, bolca –ağan ve –egen partisiplerini kullanışı ileri sürülebilir. Fonetik ve morfoloji bölümünde de özellikle mevcuttur.

Kumuk şivesi üç ağıza ayrılmaktadır. 1) Hasavyurt, 2) Buynak ve 3) Haydak ağızları ki, her birinin mahalline göre bazı farkları vardır. Bu farklar dikkati çekecek kadar bariz ve yerine göre de göz önünde bulundurulacak mahiyettedirler. Ms.: suwğa gir suya gir; ğabak – kabak; hav –av; men – ben; ağaçnı – ağacı ve saire gibi.

Kumuk şivesi araştırmasının iki asırlık bir tarihi vardır. Vaktile J. Klaproth (1814), Salemann (1871), Osmanzade (1870) gibi bilginlerin dikkatini çekmiş ve bu hususta, tarihi değer taşıyan bir yığın malzeme toplanmıştır. Şahanın özelliği, Kumuk şivesinin canlılığı ve akıcılığı sayesinde bu şivesi, Kumuk’lar muhiti dışına da taşarak bir nevi “Lingua franca” karakterini almıştır ve “Kumuk tili” adı altında Kuzey – Kafkasya’nın doğu halkları arasında da konuşulmaktadır. Bugün bu şivesinde konuşan halkların sayısı 200.000 kişiyi bulmaktadır. Bir aralık ünlü Rus yazarı Lev Tolstoy da Kumuk dilini iki sene okumuş ve öğrenmiştir.

BİBLİYOGRAFYA: Osmanzade, Sbornik nogayskih i Kumık-skih stihov = Nogay ve Kumuk şiirleri müntehabatı. SPb. 1883; M. Afanasyev, Kumıkskie pesni = Kumuk şarkıları, Sbor mat. Po Opis, mest, i plemyon Kavkaza, Tiflis 1893. III. Bölüm; Russko – kumıkskiy slovar = Rusça – kumukça lügat, aynı yerde; M. F. Mohir, Kumıksko – russkiy slovar, aynı yerde; G. Nemeth, Kumuk es szojegyzek = Kumükisches und isches Wörterverzeichnis, Keleti Szemle dergisi, XII, Budapest 1911 –1912; G. Nemeth, Proben der kumükischen Volksdichtung, aynı dergide, s. 274-308; Bekir Çobanzade, Kumuk dili ve edebiyatı, Bakü 1926; N. Z. Gadjieva, Kumıkskiy yazık = Kumuk dili, Mladopismennie yazıki narodov SSSR. 1959, s. 114-121; N. K. Dimitriev, Grammatika kumıkskogo yazıka, 1940 = Kumuk dili grameri; N. K. Dimitrijev, Morfologia della lingua turca dei Cumuccci (Cancaso), Rivista degli Studi orientali, XV, 1934, I., S. 76-79 ve II., s. 172-198; J. Benzing, Das Kumükische, Philologiae Turcicae Fundamenta I, Wiesbaden 1959, s. 391-407; A. N. Batırmurza, Kumuk tilni gramatikası, I, Mahaç-Kala 1933-35; N. A. Baskakov, Tyurkskie yazıkı, 1960, s. 151-153 = dilleri; H. N. , Yeryüzünde ler, 1944, s. 79 ve saire.

Kuzey-doğu Kafkasya ile nin batı kıyısı boyunca, Azerbaycan sınırlarından kuzeye doğru uzayan sahada yaşayan Kumuk’lar, bugünkü iç idari taksimata göre, Otonom Dağıstan Sovyet ine dahildirler. Kitle halinde bu in Hasavyurt, Babayurt, Kızılyurt, Buynak, Kayakent ve Kaytak eyaletleri ile, Mahaç-Kale yöresindeki altı köyde ve ayrıca Mahaç-Kale Hasavyurt, Buynaksk, İzberbaş ve Derbent şehirlerinde yerleşmişlerdir. Dağınık bir halde, Grozni eyaletinde yerleşenleri bulunduğu gibi, Kuzey Osetiya köylerinde de yaşayanları vardır. 1925 yılı sayımına göre bütün Kumuk’ların sayısı 160.000 kişidir.

Kumuk’ların kuzeyde komşuları Nogay leri, batıda ’larla Dargin’ler, güneyde otuz bini aşmayan Tabasasaran’lar, diğer bir deyimle Tebersaran’lar ve Derbent’te yerleşmiş olan Azeri leridir. Kumuk ülkesini sulayan nehirlerin başlıcası: Terek, Sulak, Ullu-Çay, Hamri-Özen, Şura-Özen ve Mamas-Özen’dir. Doğu cephesi ise Hazer denizine dayanır.

Tarihleri hakkında kesin bir bilgiye rastlanmamaktadır. Jeopolitik durum sebebiyle ülkeleri VII. Yüzyıldan itibaren Hazar devleti sınırları içerisinde alınmış ve Oğuz-Kıpçak boylarının bu sahadaki kaynaşması neticesinde, bir uruğu olarak teşekkül etmiştir. Bu suretle Kumuk uruğu, Moğol istilasından çok önce, bilhassa Oğuz ve Kıpçak gibi kudretli iki öz halkının karmasından türemiştir. Yaşayış tarzı ve bugünkü aile yapısıyla, konuştukları kendi şive veyahut ağızları, milli kültürleri, bu tarihi gelişmeyi kati’yetle belirtmektedir. Her ne kadar Sovyet antropologları bunları, çeşitli hipotetik faraziyelerle, olmayan kadim İndocermenlere bağlamakta iseler de bu doğru değildir.

Rus istilasına kadar Kumuk’lar, Şahmal’lık (Şamhal) sistemine bağlı müstakil ve milli bir idareye sahip idiler. XV. – XVI. Yüzyıla ait tarih kaynakları, bu Şahmallığa “Tarkov” adı vermişlerdir. 1813 yılında, diğer Dağıstan, yahut Kuzey – Kafkasya toprakları gibi Kumuk leri de esaretine alınmıştır. Gülistan muahedesi işbu esareti tasdik eden valardan biri, belki de başlıcasıdır. Buna göre de XIX. Yüzyılın ortalarına doğru Kumuk uruğu, tamamiyle milli idaresini kaybetmiş ve çarlık rejimi tarafından Kuzey Kafkasya halkları içerisinde eritilmelerine çalışılmıştır.

Fakat çarlık ’sının bu yoldaki bütün teşebbüsleri, hiçbir netice vermemiştir. Kendi milli aile yapılarına ve tarihi geleneklerine sıkı sıkıya bağlı kalarak, kendi şiveleri ve halk edebiyatları ile yaşamış, en ufak bir asimilasyona tabi olmamışlardır. Rus edebiyatında “adat” diye köklü bir yer almış bulunan Kafkasya halklarına ait tarihi “örf”e bağlı idare sistemi ve aile kuruluşu, Kumuk’lar için de bir nevi “yasa” değerinde olmuştur. İşbu “adat” yahut “örf ve gelenek” – İslam halklarını Rus istilası şerrinden korumaya yaramış ve bugün de yaramaktadır.

Teamül hukuku esaslarına göre idare edilen Kumuk ailesinde, patriarkal idare sistemi hakimdir. Buna rağmen, ecdat yadigarı “adat” üzerine, a karşı büyük bir saygı beslenmekte idi. Nitekim ı öldürmek, en büyük suç sayılarak, kaatile en ağır ceza verilirdi. lar bölümü, aile içerisinde ayrı olduğu halde, baş , adat., yani gelenek usulüne göre, erkekler meclisine de katılıp, konuşmak ve hatta beraber yemek yemek hukukuna sahip idi. Evi ve aile efradını techiz etmek ve giydirmek de a aitti. Buna göre, boş zamanlarında kumaş ve halı dokurdu. Ayrıca ziraat ve bahçecilikte de erkeklere yardımcı idi. aile içerisinde büyük bir saygıya ve imtiyaza malikti.

İktisadi ve zirai hayat çalışmaları da, esaslı bir disipline, örfe bağlanmıştı. Teamül hukukuna göre “bulğa” dedikleri bir nevi yardımlaşma yahut “İmece” usulü hakim idi. Kolektif çalışma yolu ile yapılan bu yardımlaşma: “çop bulğa”, yani harman savurma; “orak-bulğa”, yani orakla çalışma; “gabijdey-bulğa”, yani mısır temizleme ve saire gibi, yine örfçe kararlaştırılmış, nevilere ayrılırdı. Ortaklık sistemi de mevcut idi. Sovyet istilası, maaleser bu eski geleneğini kaldırmıştır. Fakat kaldıramadığı en sağlam şey milli yemekleridir.

Kumuk’ların, bugünkü anlayışımızla, klasik bir edebiyatları olmamıştır. Buna mukabil, oldukça zengin bir halk edebiyatları mevcuttur. Çeşitli nevilere ayrılan bu edebiyatın kurucusu XIX. Yüzyıl ortalarına doğru yaşamış olan şair İrçi Kazak’tır. Halk arasında milli Kumuk mazisini, istiklal devrini terennüm etmesiyle geniş bir şöhrete sahipti. Garip Kumuk ünü okşamakla milli bir şair payesine yükselmiştir. Fakat çarlık ’sı bu halk ozanının, Kumuk lerine çok görmüş, İrçi Kazak’ı, ya’ya sürmüştür. Eli ve ayağı kelepçeli, uzak ya’ya yayan ve yalın ayak yola çıkarılan bu milli Kumuk şairini ne onlar, ne de bizler, hiçbir vakit unutamayacağız. Aksine onun, 160.000’lik Kumuk’u koca ’ya karşı koyduğu için, ilelebet iftihar edeceğiz.

Aşağı yukarı aynı tarihlerde, hem şair ve etnograf olan Manay Alibeyli ile, 1883 yıllarında Petersburg’da, ilk Nogay ve Kumuk Şarkıları örneklerini yayınlayan Magomet Efendi Osmanzade faaliyette idiler. Bu örnekler içerisinde Osmanzade ile Kazak’ın da şiirleri bulunmaktadır.

Kumuk edebiyatı daha fazla son zamanlarda, çeşitli branş ve nevilerde, bir ilerleme göstermeye başlamıştır. Kendi muhitlerine göre yetişmiş şair, edip, hikayeci ve yazarları vardır. Eski “kobuz”u hatırasını tellerinde taşıyan “Ağaçkumu”da, çalan halk şair ve sazcıları yanında, şarkı söyleyen modern tiyatro artistleri de mevcuttur. Bayan Bariyat Murad hanımla İsbat Batalbeyli hanım, bugün sivrilmiş Kumuk yıldızları arasında, halk sevgisini toplamış imtiyazlı birer şahsiyettirler.

Kumuk folkloru, biraz yukarıda da işaret edildiği gibi, nev’i, tarzı ve çeşidi itibarıyla oldukça zengindir. Sarın’lar, yırlar ve takmak’larla beraber beşikyurt’ları yas üleri ve sevilmektedir. Epope nevinden en çok sevileni ve ruh okşayanı “Aygazi” üsüdür. Aygazi, burada, Kumuk halkının refahı için mücadele eden milli bir kahraman tipi olarak tanınmakta ve bilinmektedir.

Kumuk etnonimi’sinin menşei hakkında çeşitli fikirler ileri sürülmüştür. J. Klaproth Kumuk’ları doğrudan doğruya Hazarların bir kolu olarak sayıldığından bu hususta bir fikir ileri sürmekten çekinmiştir. Vambery’ye göre kelime “kımıldamak, deprenmek” gibi manalarda olup kımak fiilinden türemiştir. Yine bu zata göre Kumuk halk adı aynı telaffuzlu bir yer adından alınmıştır. Çobanzade, kelimenin aslının a yahut Kuma ile ak veya ok ekinden ibaret olduğunu ve alı manasını taşıdığını ortaya artmaktadır. Kuzey – Kafkasya halk rivayetlerine bakılırsa, kumluk sahadan geldiklerinden, Kumuk adını almışlardır. Bütün bu çeşitli yorumlara rağmen, kelimenin gerçek manası tespit edilememiştir.

Kumuk şivesi, şiveleri tasnifinde Kıpçak – Kuman dili dalı içerisine alınmıştır. Bununla beraber, kendine mahsus özel gramer hususiyetlerine de maliktir. Bu kabilen olarak k-‘nin yerini g-‘ye (ms: kişi > gişi kelimesinden görüldüğü gibi) terk ettiği tespit edilmektedir. Yine Kumuk şivesine mahsus olmak üzere, bolca –ağan ve –egen partisiplerini kullanışı ileri sürülebilir. Fonetik ve morfoloji bölümünde de özellikle mevcuttur.

Kumuk şivesi üç ağıza ayrılmaktadır. 1) Hasavyurt, 2) Buynak ve 3) Haydak ağızları ki, her birinin mahalline göre bazı farkları vardır. Bu farklar dikkati çekecek kadar bariz ve yerine göre de göz önünde bulundurulacak mahiyettedirler. Ms.: suwğa gir suya gir; ğabak – kabak; hav –av; men – ben; ağaçnı – ağacı ve saire gibi.

Kumuk şivesi araştırmasının iki asırlık bir tarihi vardır. Vaktile J. Klaproth (1814), Salemann (1871), Osmanzade (1870) gibi bilginlerin dikkatini çekmiş ve bu hususta, tarihi değer taşıyan bir yığın malzeme toplanmıştır. Şahanın özelliği, Kumuk şivesinin canlılığı ve akıcılığı sayesinde bu şivesi, Kumuk’lar muhiti dışına da taşarak bir nevi “Lingua franca” karakterini almıştır ve “Kumuk tili” adı altında Kuzey – Kafkasya’nın doğu halkları arasında da konuşulmaktadır. Bugün bu şivesinde konuşan halkların sayısı 200.000 kişiyi bulmaktadır. Bir aralık ünlü Rus yazarı Lev Tolstoy da Kumuk dilini iki sene okumuş ve öğrenmiştir.

Kaynakça
Makale yazarı :
Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu
Bibliyografya :

Osmanzade, Sbornik nogayskih i Kumık-skih stihov = Nogay ve Kumuk şiirleri müntehabatı. SPb. 1883; M. Afanasyev, Kumıkskie pesni = Kumuk şarkıları, Sbor mat. Po Opis, mest, i plemyon Kavkaza, Tiflis 1893. III. Bölüm; Russko – kumıkskiy slovar = Rusça – kumukça lügat, aynı yerde; M. F. Mohir, Kumıksko – russkiy slovar, aynı yerde; G. Nemeth, Kumuk es balkar szojegyzek = Kumükisches und balkarisches Wörterverzeichnis, Keleti Szemle dergisi, XII, Budapest 1911 –1912; G. Nemeth, Proben der kumükischen Volksdichtung, aynı dergide, s. 274-308; Bekir Çobanzade, Kumuk dili ve edebiyatı, Bakü 1926; N. Z. Gadjieva, Kumıkskiy yazık = Kumuk dili, Mladopismennie yazıki narodov SSSR. 1959, s. 114-121; N. K. Dimitriev, Grammatika kumıkskogo yazıka, 1940 = Kumuk dili grameri; N. K. Dimitrijev, Morfologia della lingua turca dei Cumuccci (Cancaso), Rivista degli Studi orientali, XV, 1934, I., S. 76-79 ve II., s. 172-198; J. Benzing, Das Kumükische, Philologiae Turcicae Fundamenta I, Wiesbaden 1959, s. 391-407; A. N. Batırmurza, Kumuk tilni gramatikası, I, Mahaç-Kala 1933-35; N. A. Baskakov, Tyurkskie yazıkı, 1960, s. 151-153 = Türk dilleri; H. N. Orkun, Yeryüzünde Türkler, 1944, s. 79 ve saire.

Kaynak :

, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü, Mart 1964, Kumuk Türkleri, Cilt: II, Sayı: 17, s. 9-10

Bu makale, yazının sonuna doğru “Kaynakça” ismiyle yer alan kısımda belirtilen yerden alınmıştır. Türkçe Tarih, toplumda farkındalık ve tarih bilinci oluşturmak amacıyla, tarih ve dil ile ilgili bilimsel araştırmaları derleyerek, herkesin kolayca olaşabilmesi için çalışmaktadır. Eğer bu makalenin yazarı veya sahibiyseniz ve kaldırılmasını istiyorsanız, lütfen bizimle iletişime geçin; içeriğinizi derhal kaldıracağız. Anlayışınız ve işbirliğiniz için önceden teşekkür ederiz.

Bu içeriği paylaş
Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on pinterest
Share on reddit
Share on email
Takip et
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Benzer içerikler

Turgut Reis

Türk üstünlüğünü ve kahramanlığını sularda Barbaros Hayreddin Paşa gibi yürüten ikinci bir deniz erimiz Turgut’tur.

Uygurca 45. Ders

Qiriq beşinçi (45-) Ders Bir aydin kéyin Sidiq yene bir qétim Nurgülni uçratti. 1 —

Tufan Efsanesi

Şamanist Türk boylarında söylenen Dünya Tufanı efsane­sine ait rivayetler birçok folklorcu ve seyyahlar tarafından tesbit

Türkçe Tarih'e hoşgeldiniz

Hesabınıza giriş yapın

Daha Fazla Oku